Âdiyât suresi Arapça, okunuş ve meal
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bismillâhirrahmânirrahîm
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
وَٱلْعَٰدِيَٰتِ ضَبْحًۭا
velâdiyâti dabhâ
O harıl harıl (savaşa) koşanlara,
And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;
فَٱلْمُورِيَٰتِ قَدْحًۭا
felmûriyâti kadhâ
(Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara,
And olsun kıvılcımlar saçanlara;
فَأَثَرْنَ بِهِۦ نَقْعًۭا
feeserne bihî nakâ
Tozu dumana karıştıranlara,
Ve tozu dumana katanlara;
فَوَسَطْنَ بِهِۦ جَمْعًا
fevesatne bihî cemâ
Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki,
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:
إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌۭ
innelinsâne lirabbihî lekenûd
Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.
İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌۭ
veinnehû alâ zâlike leşehîd
Ve kendisi de buna şahittir.
Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.
وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ
veinnehû lihubbilhayri leşedîd
Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.
Gerçekten mala da pek düşkündür.
۞ أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ
efelâ yalemü izâ büsira mâ filkubûr
Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak.
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ
vehussile mâ fissudûr
Ve sinelerin içindekiler derlenecek.
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّخَبِيرٌۢ
inne rabbehüm bihim yevmeizil lehabîr
O gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.
Arapça metin Osmanî hattadır. Meal seçenekleri: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili (varsayılan) ve Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Latin harfli okunuş yalnızca yardımcı niteliktedir; Kur'an'ı aslından okumanın yerini tutmaz. Tilavet: Mishary Rashid Alafasy.