Rahmân suresi Arapça, okunuş ve meal
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bismillâhirrahmânirrahîm
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۢ
eşşemsü velkameru bihusbân
Güneş de ay da bir hesab iledir.
Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.
وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
vennecmü veşşeceru yescüdân
Bitkiler ve ağaçlar secde etmektedirler.
Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ
vessemâe rafeahâ vevedaalmîzân
Göğü yükseltti ve mizanı koydu.
O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.
أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ
ellâ tatgav filmîzân
Sakın tartıda taşkınlık etmeyin.
Artık tartıda tecavüz etmeyin.
وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ
veekîmülvezne bilkisti velâ tuhsirülmîzân
Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.
Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın.
وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
velarda vedaahâ lilenâm
(Allah) yeri mahlukat için (aşağıya) koydu.
Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.
فِيهَا فَٰكِهَةٌۭ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
fîhâ fâkiheh. vennahlü zâtülekmâm
Orada meyvalar ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
velhabbü zülasfi verrayhân
Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍۢ كَٱلْفَخَّارِ
halekalinsâne min salsâlin kelfehhâr
Allah insanı, pişmiş bir çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.
وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍۢ مِّن نَّارٍۢ
vehalekalcânne mim mâricim min nâr
Cinleri de hâlis ateşten yarattı.
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ
rabbülmeşrikayni verabbülmagribeyn
(O) iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
meracelbahrayni yeltekiyân
(Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌۭ لَّا يَبْغِيَانِ
beynehümâ berzehul lâ yebgiyân
Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ
yahrucü minhümellülüü velmercân
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ
velehülcevârilmünşeâtü filbahri kelalâm
Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler de onundur.
Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۢ
küllü men aleyhâ fân
Yer üzerinde bulunan her şey fânidir.
Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
veyebkâ vechü rabbike zülcelâli velikrâm
Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır.
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍۢ
yeselühû men fissemâvâti velard. külle yevmin hüve fî şen
Göklerde ve yerde bulunanlar, O'ndan isterler. O, her gün yeni bir iştedir.
Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
senefrugu leküm eyyühessekalân
Ey insan ve cin! sizin de hesabınızı ele alacağız.
Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَٰنٍۢ
yâ maşeralcinni velinsi inistetatüm en tenfüzû min aktârissemâvâti velardi fenfüzû. lâ tenfüzûne illâ bisültân
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz.
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌۭ مِّن نَّارٍۢ وَنُحَاسٌۭ فَلَا تَنتَصِرَانِ
yürselü aleykümâ şüvâzum min nâriv venühâsün felâ tentesirân
Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız.
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةًۭ كَٱلدِّهَانِ
feizenşekkatissemâü fekânet verdeten keldihân
Gök yarılıp da, erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman...
Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur?
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌۭ وَلَا جَآنٌّۭ
feyevmeizil lâ yüselü an zembihî insüv velâ cânn
İşte o gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz.
O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ
yürafülmücrimûne bisîmâhüm feyühazü binnevâsî velakdâm
Suçlular simalarından tanınır, alınlarından ve ayaklarından tutulur.
Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
hâzihî cehennemülletî yükezzibü bihelmücrimûn
İşte bu, suçluların yalanladığı cehennemdir.
İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur.
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍۢ
yetûfûne beynehâ vebeyne hamîmin ân
Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.
Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
velimen hâfe mekâme rabbihî cennetân
Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır.
Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
ذَوَاتَآ أَفْنَانٍۢ
zevâtâ efnân
İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları vardır.
Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
fîhimâ aynâni tecriyân
İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır.
Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةٍۢ زَوْجَانِ
fîhimâ min külli fâkihetin zevcân
İkisinde de her türlü meyvadan çift çift vardır.
Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍۢ ۚ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍۢ
müttekiîne alâ füruşim betâinühâ min istebrak. vecenelcenneteyni dân
Astarları atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır.
Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فِيهِنَّ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌۭ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّۭ
fîhinne kâsirâtuttarfi lem yatmishünne insün kablehüm velâ cânn
Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ
keennehünnelyâkûtü velmercân
Sanki onlar yâkut ve mercandırlar.
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَٰنُ
hel cezâülihsâni illelihsân
İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?
İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir?
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
vemin dûnihimâ cennetân
Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır.
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
fîhimâ aynâni neddâhatân
İkisinde de fışkıran iki kaynak vardır.
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فِيهِمَا فَٰكِهَةٌۭ وَنَخْلٌۭ وَرُمَّانٌۭ
fîhimâ fâkihetüv venahlüv verummân
İkisinde de her türlü meyva, hurma ve nar vardır.
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌۭ
fîhinne hayrâtün hisân
İçlerinde güzel huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır.
Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
حُورٌۭ مَّقْصُورَٰتٌۭ فِى ٱلْخِيَامِ
hûrum maksûrâtün filhiyâm
Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır.
Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌۭ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّۭ
lem yatmishünne insün kablehüm velâ cânn
Bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍۢ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍۢ
müttekiîne alâ rafrafin hudriv veabkariyyin hisân
Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.
Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükezzibân
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
تَبَٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
tebârakesmü rabbike zilcelâli velikrâm
Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir!
Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir!
Arapça metin Osmanî hattadır. Meal seçenekleri: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili (varsayılan) ve Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Latin harfli okunuş yalnızca yardımcı niteliktedir; Kur'an'ı aslından okumanın yerini tutmaz. Tilavet: Mishary Rashid Alafasy.