Her sûre için Arapça metin, Latin harfli okunuş ve Diyanet meali birlikte veriliyor. Okunuş yalnızca yardımcıdır; esas olan Arapça metindir ve doğru telaffuz için bir kayıt dinlemek en sağlıklısıdır.
1. İhlâs sûresi
Künye: 112. sûre · 4 âyet · Mekke dönemi
1. قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ
kul hüvellâhü ehad
De ki: O Allah bir tektir.
2. ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ
allâhussamed
Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır.
3. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
lem yelid velem yûled
O doğurmamış ve doğmamıştır.
4. وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ
velem yekül lehû küfüven ehad
Hiçbir şey O'na denk değildir.
Namazda: Tek başına da, Felak ve Nâs ile arka arkaya da okunur. Hz. Peygamber'in (sav) bir sahâbîye "O, Kur'an'ın üçte birine denktir" buyurduğu rivayet edilir (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân 13; Müslim, Müsâfirîn 259).
Ezber ipucu: Üçüncü âyetteki "lem yelid ve lem yûled" sırası karıştırılır: önce "doğurmadı", sonra "doğurulmadı" gelir.
İhlâs sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
2. Kevser sûresi
Künye: 108. sûre · 3 âyet · Mekke dönemi
1. إِنَّآ أَعْطَيْنَٰكَ ٱلْكَوْثَرَ
innâ ataynâkelkevser
Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir.
2. فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنْحَرْ
fesalli lirabbike venhar
Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
3. إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلْأَبْتَرُ
inne şânieke hüvelebter
Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.
Namazda: İkinci rekâtta sık tercih edilir; kısa olduğu için cemaatle kılınan namazlarda da yaygındır.
Ezber ipucu: "İnnâ a'taynâke'l-kevser" ile başlayıp "inne şânieke hüve'l-ebter" ile biter; ilk ve son kelimenin kafiyesi ezberi kilitler.
Kevser sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
3. Asr sûresi
Künye: 103. sûre · 3 âyet · Mekke dönemi
1. وَٱلْعَصْرِ
velasr
İkindi vaktine (Asra; çağa) and olsun ki,
2. إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَفِى خُسْرٍ
innelinsâne lefî husr
İnsan hiç şüphesiz hüsran içindedir.
3. إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْحَقِّ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ
illellezîne âmenû veamilussâlihâti vetevâsav bilhakki vetevâsav bissabr
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine gerçeği tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır.
Namazda: Kısalığı sebebiyle özellikle sünnet namazlarında ve yolculukta tercih edilir.
Ezber ipucu: Son âyet dört unsuru sıralar: iman, sâlih amel, hakkı tavsiye, sabrı tavsiye. Bu dörtlüyü hatırlayan âyeti hatırlar.
Asr sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
4. Nasr sûresi
Künye: 110. sûre · 3 âyet · Medine dönemi
1. إِذَا جَآءَ نَصْرُ ٱللَّهِ وَٱلْفَتْحُ
izâ câe nasrullâhi velfeth
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.
2. وَرَأَيْتَ ٱلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفْوَاجًۭا
veraeytennâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.
3. فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَٱسْتَغْفِرْهُ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ تَوَّابًۢا
fesebbih bihamdi rabbike vestagfirh. innehû kâne tevvâbâ
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.
Namazda: Medine döneminde, Vedâ Haccı'na yakın bir zamanda indiği için sûre bütünüyle bir vedâ ve şükür havası taşır; namazda tek başına zamm-ı sûre olarak okunur.
Ezber ipucu: "Fesebbih bi-hamdi rabbike vestağfirh" cümlesi hem tesbih hem istiğfar içerir; ikisini birlikte hatırlamak sıralamayı korur.
Nasr sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
5. Felak sûresi
Künye: 113. sûre · 5 âyet · Mekke dönemi
1. قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ
kul eûzü birabbilfelek
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
2. مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
min şerri mâ halek
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
3. وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
vemin şerri gâsikin izâ vekab
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
4. وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ
vemin şerrinneffâsâti filukad
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
5. وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
vemin şerri hâsidin izâ hased
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
Namazda: Nâs sûresiyle birlikte Muavvizeteyn (sığınma sûreleri) adıyla anılır. Hz. Peygamber'in (sav) her gece yatmadan önce bu iki sûreyi İhlâs'la birlikte okuduğu sahih rivayetlerde geçer (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân 14).
Ezber ipucu: Dört "min şerri" ile başlayan âyet arka arkaya gelir; sıralarını ayırt etmek için içeriklerini akılda tut: karanlık, üfüren, hasetçi.
Felak sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
6. Nâs sûresi
Künye: 114. sûre · 6 âyet · Mekke dönemi
1. قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ
kul eûzü birabbinnâs
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
2. مَلِكِ ٱلنَّاسِ
melikinnâs
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
3. إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ
ilâhinnâs
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
4. مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ
min şerrilvesvâsilhannâs
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
5. ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ
ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâs
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
6. مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ
minelcinneti vennâs
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
Namazda: Felak ile birlikte okunur. Mushafın son sûresi olduğu için hatim bitiminde de okunan sûredir.
Ezber ipucu: İlk üç âyet Allah'ın üç sıfatını sıralar: Rabb, Melik, İlâh. Bu üçlü sıra ezberin iskeletidir.
Nâs sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
7. Kâfirûn sûresi
Künye: 109. sûre · 6 âyet · Mekke dönemi
1. قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْكَٰفِرُونَ
kul yâ eyyühelkâfirûn
De ki: "Ey inkarcılar!"
2. لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ
lâ abüdü mâ tabüdûn
"Ben sizin taptıklarınıza tapmam."
3. وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ
velâ entüm âbidûne mâ abüd
"Benim taptığıma da sizler tapmazsınız."
4. وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌۭ مَّا عَبَدتُّمْ
velâ ene âbidüm mâ abettüm
"Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim."
5. وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ
velâ entüm âbidûne mâ abüd
"Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz."
6. لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ
leküm dînüküm veliye dîn
"Sizin dininiz size, benim dinim banadır."
Namazda: Sabah namazının sünnetinde ilk rekâtta Kâfirûn, ikinci rekâtta İhlâs okunması Hz. Peygamber'in (sav) uygulamasıdır (Müslim, Müsâfirîn 98). Aynı ikili vitir ve tavaf namazında da tercih edilir.
Ezber ipucu: "Lâ a'büdü mâ ta'büdûn" ve "velâ entüm âbidûne mâ a'büd" cümleleri birbirine benzer; birincisi "ben", ikincisi "siz" ile başlar.
Kâfirûn sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
8. Fîl sûresi
Künye: 105. sûre · 5 âyet · Mekke dönemi
1. أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَٰبِ ٱلْفِيلِ
elem tera keyfe feale rabbüke biashâbilfîl
Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
2. أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِى تَضْلِيلٍۢ
elem yecal keydehüm fî tadlîl
Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı?
3. وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ
veersele aleyhim tayran ebâbîl
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.
4. تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍۢ مِّن سِجِّيلٍۢ
termîhim bihicâratim min siccîl
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.
5. فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍۢ مَّأْكُولٍۭ
fecealehüm keasfim mekûl
Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.
Namazda: Kureyş sûresiyle anlam bakımından birbirini tamamlar; namazda çoğu zaman art arda, ilk ve ikinci rekâtta okunur.
Ezber ipucu: Olayın akışını izle: ordu geldi, tuzakları boşa çıktı, kuşlar gönderildi, taşlar atıldı, yenmiş ekin gibi oldular.
Fîl sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
9. Kureyş sûresi
Künye: 106. sûre · 4 âyet · Mekke dönemi
1. لِإِيلَٰفِ قُرَيْشٍ
liîlâfi kurayş
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.
2. إِۦلَٰفِهِمْ رِحْلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيْفِ
îlâfihim rihleteşşitâi vessayf
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.
3. فَلْيَعْبُدُوا۟ رَبَّ هَٰذَا ٱلْبَيْتِ
felyabüdû rabbe hâzelbeyt
Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.
4. ٱلَّذِىٓ أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍۢ وَءَامَنَهُم مِّنْ خَوْفٍۭ
ellezî atamehüm min cûiv veâmenehüm min havf
Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.
Namazda: Fîl'den sonra okunduğunda iki sûre tek bir anlam bütünü oluşturur: fil ordusundan korunan Kureyş'in, kendisini besleyen ve güvende kılan Rabbe kulluk etmesi.
Ezber ipucu: Son âyetteki iki nimet ezberin çapasıdır: açlıkta doyurmak ve korkuda güven vermek.
Kureyş sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →
10. Mâûn sûresi
Künye: 107. sûre · 7 âyet · Mekke dönemi
1. أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ
eraeytellezî yükezzibü biddîn
Dini yalan sayanı gördün mü?
2. فَذَٰلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ
fezâlikellezî yedüulyetîm
Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.
3. وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
velâ yehuddu alâ taâmilmiskîn
Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.
4. فَوَيْلٌۭ لِّلْمُصَلِّينَ
feveylül lilmüsallîn
Vay o namaz kılanların haline ki:
5. ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ
ellezîne hüm an salâtihim sâhûn
Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.
6. ٱلَّذِينَ هُمْ يُرَآءُونَ
ellezîne hüm yürâûn
Onlar gösteriş yaparlar.
7. وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ
veyemneûnelmâûn
Onlar basit şeyleri dahi vermezler.
Namazda: Namazdan gafil olanları anlattığı için, namaz ezberine yeni başlayan biri için anlamı ayrıca dikkat çekicidir.
Ezber ipucu: Sûre bir soruyla açılır, ardından iki grup davranış sıralar: yetimi itip kakmak ve yoksulu doyurmaya teşvik etmemek.
Mâûn sûresinin tam sayfası, sesli dinleme ve fazileti →