Abdest hadisleri
1 Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur
عَنْ أَبِي مَالِكٍ الحَارِثِ بْنِ عَاصِمٍ الأَشْعَرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ، وَالْحَمْدُ لِلهِ تَمْلَأُ الْمِيزَانَ، وَسُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلهِ تَمْلَآنِ -أَوْ تَمْلَأُ- مَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، وَالصَّلَاةُ نُورٌ، وَالصَّدَقَةُ بُرْهَانٌ، وَالصَّبْرُ ضِيَاءٌ، وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ، كُلُّ النَّاسِ يَغْدُو، فَبَايِعٌ نَفْسَهُ فَمُعْتِقُهَا أَوْ مُوبِقُهَا»
Ebû Mâlik el-Hâris b. Âsım el-Eş'arî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur. Namaz nurdur, sadaka burhandır, sabır aydınlıktır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Her insan sabaha çıkar; kimi nefsini azat eder (kurtarır), kimi de onu helake sürükler.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- zahiri temizliğin abdest ve gusül ile olacağını ve bunun namazın şartı olduğunu haber vermiştir. "Elhamdülillah mizanı doldurur." sözü, Allah Teâlâ'ya bir övgü ve senadır. O'nun kemal sıfatları ile vasfedilmesi kıyamet günü tartılacak ve ameller terazisini dolduracaktır. "Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri, Allah Teâlâ'nın bütün eksik ve noksanlıktan uzak olduğu ve O'nun celaline yakışan kâmil sıfatlara sahip olduğunu ifade eder. Bununla birlikte O'nun sevgisi ve tazim edilmesi yer ile gökler arasını doldurur. "Namaz nurdur" sözü kulun kalbinde, yüzünde, kabrinde ve tekrardan dirildiğinde nur olacağı ifade edilmiştir. "Sadaka burhandır" sözü Müminin imanının samimi olduğuna, bunun karşılığında verilecek olan vaade inanmadığı için ondan yüz çeviren münafıktan farklı olduğuna delildir. "Sabır ışıktır" sabır; nefsi tahammülsüzlük ve öfkeden alıkoymaktır. Bununla birlikte güneş ışığı gibi ısı ve yakıcılık getiren bir ışıktır. Çünkü sabretmek zordur ve nefisle mücadele edip arzuladığı şeylerden onu engellemek gerekir. Sabır sahibi olan kimse nur, hidayet ve hak üzere devam etmektedir. Allah'a itaatte sabır, haramlara düşmemekte sabır ve bu dünyadaki musibetlere ve çeşit çeşit zorluklara sabırdır. "Kur'an lehine hüccettir" sözü, onu okuduğunda ve onunla amel ettiğinde lehine hüccet olur. "Aleyhine hüccettir" sözü onu okumayı ve onunla amel etmeyi terk ettiğinde aleyhine hüccet olur. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bütün insanların uykularından uyandığını ve çeşitli işlerde çalışmak için evlerinden çıkıp koşuşturduklarını haber vermiştir. Onlardan bazısı Allah'a itaat üzere hareket eder ve canını Cehennem'den azat eder. Bazıları da bu şekilde hareket etmeyerek günahlara dalar ve bunlarla helak olup Cehennem'e gider.
- Temizlik iki çeşittir: Dış temizlik abdest ve gusül ile, iç temizlik ise tevhit, iman ve salih amel ile olur.
- Bu dünyada ve kıyamet gününde kul için bir nur olduğu için namazı kılmanın önemi vurgulanmıştır.
- Sadaka vermek imanın samimiyetine delildir.
- Kur'an'ı tasdik edip onunla amel etmek çok önemlidir. Çünkü ya lehine ya da aleyhine hüccet olacaktır.
- Nefis itaatler ile meşgul edilmezse, o seni günahlarla meşgul eder.
- Her insan çalışmak zorundadır. Ya itaatler ile kendini özgür bırakır ya da itaatsizlik ederek kendini helak eder.
- Sabır, tahammül ve ecrini Allah'tan beklemeyi gerektirir ve sabırda meşakkat vardır.
2 Kim benim bu aldığım abdest gibi abdest alır, sonra içinden (dünyevi) bir şey geçirmeksizin iki rekât namaz kılarsa Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar
عَنْ حُمْرَانَ مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ رضي الله عنه: أَنَّهُ رَأَى عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ دَعَا بِوَضُوءٍ، فَأَفْرَغَ عَلَى يَدَيْهِ مِنْ إِنَائِهِ، فَغَسَلَهُمَا ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَمِينَهُ فِي الْوَضُوءِ، ثُمَّ تَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَاسْتَنْثَرَ، ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلَاثًا، وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ ثَلَاثًا، ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ، ثُمَّ غَسَلَ كُلَّ رِجْلٍ ثَلَاثًا، ثُمَّ قَالَ: رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَوَضَّأُ نَحْوَ وُضُوئِي هَذَا، وَقَالَ: «مَنْ تَوَضَّأَ نَحْوَ وُضُوئِي هَذَا ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ لَا يُحَدِّثُ فِيهِمَا نَفْسَهُ غَفَرَ اللهُ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ».
Osman -radıyallahu anh-'ın azatlısı Humrân'dan rivayet edildiğine göre, Osman -radıyallahu anh- abdest almak için su istedi. (Su gelince) kaptan ellerine su dökerek ellerini üç kere yıkadı. Sonra sağ elini kaba soktu, su alıp ağzını çalkaladı, burnuna su verdi ve sümkürdü. Sonra üç kere yüzünü yıkadı. Sonra üç kere dirseklere kadar kollarını yıkadı. Sonra başını mesh etti. Sonra her bir ayağını üçer kere yıkadı. Sonra da şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in benim aldığım gibi abdest aldığını gördüm. O şöyle buyurdu: «Kim benim bu aldığım abdest gibi abdest alır, sonra içinden (dünyevi) bir şey geçirmeksizin iki rekât namaz kılarsa Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Osman -radıyallahu anh-, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in aldığı abdestin daha iyi anlaşılması için abdest almayı uygulamalı bir şekilde öğretmiştir. Bir kap su istemiş ve önce ellerine üç kez su döküp yıkamıştır. Sonra sağ elini kabın içine sokup bir avuç su almış bu suyla ağzını çalkalayıp tükürmüştür. Sonra nefes alarak genzine kadar su çekmiş ve sümkürerek dışarı çıkarmıştır. Sonra yüzünü üç kez yıkamış, sonra da kollarını dirsekler ile beraber üç kez yıkamıştır. Ellerini ıslattıktan sonra başını bir kez mesh etmiştir. Son olarak da aşık kemiklerine kadar ayaklarını üç kez yıkamıştır. Osman -radıyallahu anh- abdest almayı bitirdikten sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu şekilde abdest aldığını etrafındakilere haber vermiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisinin abdest aldığı gibi abdest alıp, sonra da huşulu bir şekilde Rabbinin huzurunda iki rekât namaz kılan kimseye, geçmiş günahlarının bağışlanacağı müjdesini vermiştir.
- Gece uykudan uyandıktan sonra ellerin kaba sokulmadan önce yıkanması vaciptir. Uyku haricindeki herhangi bir zamanda ise abdest almaya başlamadan önce ellerin kaba sokulmadan önce yıkanması müstehaptır.
- Öğretmen, öğrencinin bilgiyi en kolay şekilde anlayıp kavrayabileceği en kolay yolu izlemelidir. Uygulamalı göstermek bunun bir çeşididir.
- Namaz kılan kişi dünya işleriyle ilgili düşüncelerden uzak durmalıdır. Namazın tam ve kâmil olması kalbin namazda hazır olmasına bağlıdır. Yoksa insan düşüncelerden kurtulamaz. Bundan dolayı namaz kılan kişi nefsiyle mücadele etmeli ve bu düşünceleri devam ettirmemelidir.
- Abdeste sağdan başlamak müstehaptır.
- Mazmaza, istinşak ve istinsar arasındaki sıralamaya uymak meşru kılınmıştır.
- Yüz, kollar ve ayakların üçer kez yıkanması müstehaptır. Farz olan ise bir kez yıkanmasıdır.
- Yüce Allah'ın geçmiş günahları bağışlaması iki şeyin gerçekleşmesine bağlıdır: Hadislerde belirtildiği gibi abdest almak ve iki rekât namaz kılmak.
- Abdest azalarından her birinin bir sınırı vardır. Yüzün sınırı: Saçların başlangıcından çenenin altına, bir kulaktan diğer kulağa kadardır. Kolun sınırı: Dirseklerle beraber parmak uçlarına kadar kolun tamamıdır. Dirsek, kolun ve ön kolun birleştiği noktaya denir. Başın sınırı: Saçların ön kısmı ile ense arasındaki bölgedir. Kulakların mesh edilmesi de baştan sayılır. Ayakların sınırı: Aşık kemikleri ile birlikte ayağın tamamıdır.
3 Birinizin abdesti bozulunca, abdest almadıkça, Allah onun namazını kabul etmez
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «لَا يَقْبَلُ اللهُ صَلَاةَ أَحَدِكُمْ إِذَا أَحْدَثَ حَتَّى يَتَوَضَّأَ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Birinizin abdesti bozulunca, abdest almadıkça, Allah onun namazını kabul etmez.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- namazın sıhhat şartlarından birisinin de taharet olduğuna açıklamıştır. Namaz kılmak isteyen kimsenin uyku, tuvalet ihtiyacı ve benzeri abdesti bozan şeyler ile abdesti bozulduğu zaman abdest alması farzdır.
- Büyük hadesten gusül, küçük hadesten abdest alıp temizlenmedikçe kişinin kıldığı namaz kabul edilmez.
- Abdest; ağıza bir avuç su alıp çalkaladıktan sonra onu çıkarmak, sonra nefes ile birlikte suyu burnunun içine çekmek sonra da onu sümkürerek çıkarmak, sonra üç defa yüzü yıkamak, sonra dirseklerle birlikte üç defa kolları yıkamak sonra başın tamamını bir defa mesh etmek ve son olarak da ayakların aşık kemikleri ile beraber üç defa yıkamaktır.
4 Kim abdest alır ve bunu güzelce yaparsa, günahları bedeninden tırnak diplerine varıncaya kadar akıp çıkar
عن عثمان بن عفان رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ جَسَدِهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَظْفَارِهِ».
Osman b. Affân -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim abdest alır ve bunu güzelce yaparsa, günahları bedeninden tırnak diplerine varıncaya kadar akıp çıkar.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- sünnet ve adaplarına riayet ederek abdest alan kimse için, alacağı bu abdest günahlarının bağışlanmasına ve hatalarının örtülmesine sebep olacağını haber vermiştir. Günahları el ve ayaklarının tırnak diplerinden çıkar.
- Abdestin, sünnetlerine ve adabına özen göstererek öğrenmeye ve buna göre amel etmeye teşvik edilmiştir.
- Abdestin fazileti ifade edilmiştir. Abdest, küçük günahlara kefarettir. Ancak büyük günahlara gelince onlar için tövbe edilmesi gerekir.
- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in beyan ettiği gibi günahların çıkma şartı; abdesti tam bir şekilde ve halel getirmeden almaktır.
- Bu hadiste günahların kefareti, büyük günahlardan sakınmaya ve bunlardan tövbe etmeye bağlı kılınmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (Size, yasaklananların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı (küçük günahlarınızı) örteriz) [Nisâ Suresi: 31. Ayet]
5 Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler
عن أبي مالكٍ الأشعريِّ رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «الطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ، وَالْحَمْدُ لِلهِ تَمْلَأُ الْمِيزَانَ، وَسُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلهِ تَمْلَآنِ -أَوْ تَمْلَأُ- مَا بَيْنَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَالصَّلَاةُ نُورٌ، وَالصَّدَقَةُ بُرْهَانٌ، وَالصَّبْرُ ضِيَاءٌ، وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ، كُلُّ النَّاسِ يَغْدُو، فَبَايِعٌ نَفْسَهُ فَمُعْتِقُهَا أَوْ مُوبِقُهَا».
Ebu Malik el-Eş'ari -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler arasını doldurur. Namaz nurdur, sadaka burhandır, sabır ışıktır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde hüccettir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu azat kimi de helak eder.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- zahiri temizliğin abdest ve gusül ile olacağını ve bunun namazın şartı olduğunu haber vermiştir. "Elhamdülillah mizanı doldurur." sözü, Allah Teâlâ'ya bir övgü ve senadır. O'nun kemal sıfatları ile vasfedilmesi kıyamet günü tartılacak ve ameller terazisini dolduracaktır. "Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri, Allah Teâlâ'nın bütün eksik ve noksanlıktan uzak olduğu ve O'nun celaline yakışan kâmil sıfatlara sahip olduğunu ifade eder. Bununla birlikte O'nun sevgisi ve tazim edilmesi yer ile gökler arasını doldurur. "Namaz nurdur" sözü kulun kalbinde, yüzünde, kabrinde ve tekrardan dirildiğinde nur olacağı ifade edilmiştir. "Sadaka burhandır" sözü Müminin imanının samimi olduğuna, bunun karşılığında verilecek olan vaade inanmadığı için ondan yüz çeviren münafıktan farklı olduğuna delildir. "Sabır ışıktır" sabır; nefsi tahammülsüzlük ve öfkeden alıkoymaktır. Bununla birlikte güneş ışığı gibi ısı ve yakıcılık getiren bir ışıktır. Çünkü sabretmek zordur ve nefisle mücadele edip arzuladığı şeylerden onu engellemek gerekir. Sabır sahibi olan kimse nur, hidayet ve hak üzere devam etmektedir. Allah'a itaatte sabır, haramlara düşmemekte sabır ve bu dünyadaki musibetlere ve çeşit çeşit zorluklara sabırdır. "Kur'an lehine hüccettir" sözü, onu okuduğunda ve onunla amel ettiğinde lehine hüccet olur. "Aleyhine hüccettir" sözü onu okumayı ve onunla amel etmeyi terk ettiğinde aleyhine hüccet olur. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bütün insanların uykularından uyandığını ve çeşitli işlerde çalışmak için evlerinden çıkıp koşuşturduklarını haber vermiştir. Onlardan bazısı Allah'a itaat üzere hareket eder ve canını Cehennem'den azat eder. Bazıları da bu şekilde hareket etmeyerek günahlara dalar ve bunlarla helak olup Cehennem'e gider.
- Temizlik iki çeşittir: Dış temizlik abdest ve gusül ile, iç temizlik ise tevhit, iman ve salih amel ile olur.
- Bu dünyada ve kıyamet gününde kul için bir nur olduğu için namazı kılmanın önemi vurgulanmıştır.
- Sadaka vermek imanın samimiyetine delildir.
- Kur'an'ı tasdik edip onunla amel etmek çok önemlidir. Çünkü ya lehine ya da aleyhine hüccet olacaktır.
- Nefis itaatler ile meşgul edilmezse, o seni günahlarla meşgul eder.
- Her insan çalışmak zorundadır. Ya itaatler ile kendini özgür bırakır ya da itaatsizlik ederek kendini helak eder.
- Sabır, tahammül ve ecrini Allah'tan beklemeyi gerektirir ve sabırda meşakkat vardır.
6 Ateşte yanacak olan şu topuklara yazık! (Hiçbir yeri kuru bırakmadan) abdestinizi güzelce alın!
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو رَضيَ اللهُ عنهما قَالَ: رَجَعْنَا مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِمَاءٍ بِالطَّرِيقِ تَعَجَّلَ قَوْمٌ عِنْدَ الْعَصْرِ، فَتَوَضَّؤُوا وَهُمْ عِجَالٌ، فَانْتَهَيْنَا إِلَيْهِمْ وَأَعْقَابُهُمْ تَلُوحُ لَمْ يَمَسَّهَا الْمَاءُ فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «وَيْلٌ لِلْأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ أَسْبِغُوا الْوُضُوءَ».
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber Mekke'den Medine'ye bir yolculuk esnasında bazı sahabeler namazı yetiştirmek için acele ederek ve mesh edercesine az su kullanarak abdest aldıkları sırada, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerini gördüğünde ses tonunu yükselterek onlara şöyle demiştir: «Ateşte yanacak olan şu topuklara yazık! (Hiçbir yeri kuru bırakmadan) abdestinizi güzelce alın!»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Mekke’den Medine’ye ashabıyla birlikte yolculuk yaparken, yolda bir suya rastladılar. Bazı sahabeler aceleyle abdest alıp ikindi namazını kılmak istediler. Ancak ayaklarının arka kısımlarının tam yıkanmadığı, suyun değmediği görüldü. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Abdesti tam almayanlar için ateşte azap ve helak vardır.” Onları abdest alırken özen göstermeleri ve abdesti tam almaları hususunda uyardı.
- Abdest alırken ayakları yıkamak farzdır. Çünkü mesh etmek caiz olsaydı, topuğu yıkamayı ihmal eden kimse ateşle tehdit edilmezdi.
- Yıkanacak olan uzuvların tamamının yıkanması farzdır. Kim yıkanması gereken uzvun küçük bir kısmını kasten ve dalgınlıkla bırakırsa, namazı sahih olmaz.
- Bilmeyenlere öğretmenin ve yol göstermenin önemi ifade edilmiştir.
- Âlim, farzları ve sünnetleri gereği gibi yerine getirmeyen kimseleri gördüğünde uygun bir üslupla uyarıp yapılan yanlışı gösterir.
- Muhammed İshak ed-Dehlevî şöyle demiştir: Hakkıyla (mükemmel) bir abdest almak üç çeşittir: Farz olan, abdest uzvunu bir defa yıkamak; sünnet üç defa yıkamak ve müstehap olan ise üç defa yıkayıp bazı uzuvların bitiminden sonrasını da yıkamaktır. (Kolları yıkarken dirseklerden pazılara doğru yıkamak gibi)
7 Sizden biri abdest aldığı zaman burnuna su çeksin, sonra sümkürsün. Kim taşla isticmar yaparsa tek sayı olarak taş kullansın
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَلْيَجْعَلْ فِي أَنْفِهِ ثُمَّ لِيَنْثُرْ، وَمَنِ اسْتَجْمَرَ فَلْيُوتِرْ، وَإِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ نَوْمِهِ فَلْيَغْسِلْ يَدَهُ قَبْلَ أَنْ يُدْخِلَهَا فِي وَضُوئِهِ، فَإِنَّ أَحَدَكُمْ لاَ يَدْرِي أَيْنَ بَاتَتْ يَدُهُ». ولفظ مسلم: «إِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ نَوْمِهِ فَلَا يَغْمِسْ يَدَهُ فِي الْإِنَاءِ حَتَّى يَغْسِلَهَا ثَلَاثًا، فَإِنَّهُ لَا يَدْرِي أَيْنَ بَاتَتْ يَدُهُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biri abdest aldığı zaman burnuna su çeksin, sonra sümkürsün. Kim taşla isticmar yaparsa tek sayı olarak taş kullansın. Sizden biriniz uykusundan uyandığında abdest alacağı kaba, elini sokmadan önce yıkasın. Çünkü o elinin nerede gecelediğini bilmez.» Müslim'deki lafız şöyledir: «Sizden biriniz uykusundan uyandığında elini üç defa yıkamadan (içinde abdest suyu bulunan kaba daldırmasın. Çünkü o elinin nerede gecelediğini bilmez.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı taharet ahkâmını açıklamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Birincisi: Abdest alan kimsenin nefes alarak burnuna suyu çekmesi sonra da sümkürerek bunu çıkarması gerekir. İkincisi: Kim tuvalet ihtiyacından sonra sudan başka (taş ve benzeri) şeyler ile avret mahallini temizlemek isterse, bunu en az üç, en fazla tam temizlendiğinden emin olduğu tek sayı ile temizlemelidir. Üçüncüsü: Gece uykusundan uyanan kimse, abdest almak için avucunu kabın dışında üç defa yıkamadan kabın içine sokmamalıdır. Çünkü elinin nerede gecelediğini bilemez ve eline necaset bulaşıp bulaşmadığından emin olamaz. Şeytan insana zarar verecek ya da suyu ifsat edecek şeyleri eline bulaştırarak o kimseye zarar verebilir.
- Abdest alırken istinşâk yapmak vaciptir. İstinşâk: Nefes alarak burna su çekmektir. İstinsâr yapmak da vaciptir. O da sümkürerek suyun burundan çıkarılmasıdır.
- Tek sayıda isticmar yapmak müstehaptır.
- Gece uykusundan uyanınca ellerin üç kez yıkanması meşru kılınmıştır.
8 «Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınız ile başlayınız.»
عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعًا: «إِذَا لَبِسْتُم، وَإِذَا تَوَضَّأتُم، فَابْدَأُوا بَأَيَامِنُكُم».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınız ile başlayınız.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği bu hadis, güzel işlerde sağ ile başlama hususuna vurgu yapmaktadır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Elbise giydiğinizde» yani giymek istediğinizde demektir. «Abdest aldığınızda» abdest aldığınız esnada demektir. «Sağ tarafınız ile başlayınız» Solun zıddı olan sağ taraftır. Gömleği giyerken sağ kolunu, soldan önce giyer. Abdest alırken de sağ el ve ayağını solun önüne geçirir, yani önce yıkar. Sonra şunu iyi bil ki, abdest azalarında sağdan başlamanın müstehap olmadığı yerler vardır. Kulaklara mesh etmek, elleri ve yanakları yıkamak gibi. Çünkü bunlar bir seferde ve birlikte yıkanır. Kolu olmayan ve benzerleri kimselerde olduğu gibi sağı öne geçirir.
9 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nasıl abdest aldığını onlara öğretmek için abdest aldı
عَنْ يحيى بنِ عُمَارةَ المَازِنِيِّ قَالَ: شَهِدْتُ عَمْرَو بْنَ أَبِي حَسَنٍ سَأَلَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدٍ، عَنْ وُضُوءِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَدَعَا بِتَوْرٍ مِنْ مَاءٍ، فَتَوَضَّأَ لَهُمْ وُضُوءَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَكْفَأَ عَلَى يَدِهِ مِنَ التَّوْرِ، فَغَسَلَ يَدَيْهِ ثَلاَثًا، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي التَّوْرِ، فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَاسْتَنْثَرَ، ثَلاَثَ غَرَفَاتٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا، ثُمَّ غَسَلَ يَدَيْهِ مَرَّتَيْنِ إِلَى المِرْفَقَيْنِ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَمَسَحَ رَأْسَهُ، فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ مَرَّةً وَاحِدَةً، ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ إِلَى الكَعْبَيْنِ.
Yahya b. Umâra el-Mâzini -rahimehullah-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Amr b. Ebî Hasen'in, Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh-'a Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nasıl abdest aldığını sorarken şahit oldum. Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- içi su dolu bir kap istedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nasıl abdest aldığını onlara öğretmek için abdest aldı. Ellerine kaptan su döktü ve ellerini üç kez yıkadı. Sonra (sağ elini) kabın içine sokup bir avuç su aldıktan sonra ağzını çalkaladı, burnuna su çekti ve sümkürdü bunu üç kez tekrarladı. Sonra elini kaba daldırdı yüzünü yıkadı ve bunu da üç kez tekrarladı. Sonra elini bir kez daha kaba daldırdı, kollarını dirsekleriyle birlikte yıkadı ve bunu iki kez tekrarladı. Sonra elini kaba daldırıp başını mesh etti. Mesh ederken ellerini başının ön kısmından ensesine kadar götürüp başladığı yere bir kez getirdi. Sonra da ayaklarını aşık kemiklerine kadar yıkadı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nasıl abdest aldığını uygulamalı olarak göstermiştir. Küçük bir kap su istedi. Kabı eğerek su döküp kabın dışında ellerini üç kez yıkayarak abdest almaya başladı. Daha sonra elini kabın içine daldırıp bir avuç su aldı ve aynı anda hem ağzına hem de burnuna su verdi. Ağzındaki suyu tükürüp burnundakini de sümkürdü. Bunu üç kez tekrarladı Daha sonra kaptan bir avuç su alarak yüzünü yıkadı. Bunu da üç kez tekrarladı. Sonra kaptan bir avuç su alıp dirseklerine kadar kollarını yıkadı. Bunu iki kez tekrarladı. Sonra kabın içine ellerini sokarak ıslattı ve elleriyle başının ön kısmından başlayarak arka kısmındaki ensesine kadar meshetti. Sonra ellerini enseden geri döndürüp başının ön kısmına varıncaya kadar meshini tamamladı. Daha sonra aşık kemikleri de dahil olmak üzere ayaklarını yıkadı.
- Öğretmenin davranışı bilgiyi anlama ve pekiştirmede en etkili yöntemdir ve uygulamalı eğitim de buna bir örnektir.
- Abdestin bazı kısımlarında üç, bazı kısımlarında iki defa tekrarlanması caiz olup, bir defa yapılması farzdır.
- Hadiste belirtildiği gibi abdest uzuvlarının yıkanmasında sıraya riayet etmek farzdır.
- Yüzün sınırı saç bitiminden sakal ve çene altına ve bir kulaktan diğer kulağa kadardır.
10 «Ateşte yanacak topuklara yazıklar olsun!»
عن أبي هريرة وعبد الله بن عمرو وعائشة رضي الله عنهم عن رسول الله صلى الله عليه وسلم : أنه قال: (ويلٌ للأعْقَاب من النَّار).
Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr ve Âişe -radıyallahu anhum-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ateşte yanacak topuklara yazıklar olsun!»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir - Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest alırken ihmalkâr davranmaktan ve abdest uzuvlarını yıkarken noksanlık yapmaktan sakındırmış ve yıkama işleminin tamamlanmasına özen gösterilmesini teşvik etmiştir. Ayağın topuk kısmına su genellikle ulaşmaz. Abdest suyu ulaşmaz. Bundan dolayı abdestte ve kılınan namazda halel meydana gelir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, şer'î taharette ihmalkâr davranan bu kimsenin azaba uğratılacağını haber vermiştir.
11 Şeytan, sizden biriniz uyuduğu zaman ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere vurarak, üzerine uzun bir gece var, yat, uyu der
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «يَعْقِدُ الشَّيْطَانُ عَلَى قَافِيَةِ رَأْسِ أَحَدِكُمْ إِذَا هُوَ نَامَ ثَلاَثَ عُقَدٍ يَضْرِبُ كُلَّ عُقْدَةٍ عَلَيْكَ لَيْلٌ طَوِيلٌ، فَارْقُدْ، فَإِنِ اسْتَيْقَظَ فَذَكَرَ اللَّهَ، انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ تَوَضَّأَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ صَلَّى انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَأَصْبَحَ نَشِيطًا طَيِّبَ النَّفْسِ، وَإِلَّا أَصْبَحَ خَبِيثَ النَّفْسِ كَسْلاَنَ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şeytan, sizden biriniz uyuduğu zaman ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere vurarak, üzerine uzun bir gece var, yat, uyu der. Eğer kişi uyanır da Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Namaz kılarsa bir düğüm daha çözülür. Böylece sabaha dinç ve gönlü huzurlu olarak çıkar. Aksi halde gönlü huzursuz ve tembel olarak sabahlar.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Şeytan'ın durumunu ve gece namazına veya sabah namazına kalkmak isteyen kişiyle olan mücadelesini anlatmaktadır. Bir Mümin uykuya daldığında, Şeytan onun başının arkasına yani ensesine üç düğüm atar. Eğer Mümin uyanıp Allah Teâlâ'yı zikrederse ve Şeytan'ın vesveselerine icabet etmezse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Eğer kalkar ve namaz kılarsa üçüncü düğüm de çözülür; böylece Allah’ın kendisini itaate muvaffak kılmasından duyduğu sevinçle, Allah’ın vaad ettiği sevap ve mağfirete dair müjdeyle neşeli ve zinde olarak sabaha erer. Bununla birlikte şeytanın düğümleri ve onun gevşetmesi de üzerinden kalkmış olur. Şayet bunu yapmazsa, nefsi kötü, kalbi mahzun, iyilik ve salih amel işleme konusunda tembelleşir. Çünkü o, Şeytan'ın bağıyla bağlanmış ve Rahman'ın yakınlığından uzaklaştırılmıştır.
- Şeytan, insanla Allah Teâlâ’ya itaati arasına engel koymak için her yolda sürekli çaba gösterir. Kulun Şeytan'dan kurtulması için Allah -Azze ve Celle-'den yardım istemekten, koruma ve muhafaza yollarına başvurmaktan başka çaresi yoktur.
- Allah Teâlâ'yı zikretmek ve O'na ibadet etmek, ruhta hareketlilik ve kalpte neşe meydana getirir. Tembelliği ve uyuşukluğu uzaklaştırır. Sıkıntıyı ve nefreti ortadan kaldırır. Çünkü bunlar Şeytan'ı kovar; zira bu hâller onun vesvesesindendir.
- Mümin bir kimse, Allah'a itaat eden bir kul olabilmek için Allah Teâlâ'nın onu muvaffak kılmasından hoşnut olur. Fazilet ve kemal mertebelerine ulaşamamasından dolayı da üzüntüye kapılır.
- Gaflet ve itaatlerden kaçınmak Şeytan'ın işi ve süslemesidir.
- Bu üç şey -Allah'ı zikretmek, abdest almak ve namaz- Şeytan'ı uzaklaştırır.
- Şeytanın düğümleri özellikle başın arka kısmına atması, oranın kuvvetlerin merkezi ve onların tasarruf alanı olmasındandır. Orayı bağladığında insanın ruhu üzerinde hâkimiyet kurması ve ona uyku bastırması mümkün olur.
- İbn Hacer el-Askalânî şöyle demiştir: "Önünde uzun bir gece var" sözünde gecenin zikredilmesi, bunun zahiren gece uykusuna mahsus olduğuna delalet eder.
- “İbn Hacer el-Askalânî şöyle demiştir: Zikir için belirli, özel bir lafız şart değildir. Bilakis Allah’ı zikretme vasfını taşıyan her şey geçerlidir. Buna Kur’ân tilaveti, Nebevî hadislerin okunması ve şer‘î ilimle meşgul olmak da dahildir. Bununla birlikte zikredilmesi en evlâ olan şey, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şu sözüdür: Her kim gece uykusundan uyanır da şöyle derse: Allah’tan başka hak ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O her şeye kadirdir. Hamd Allah’a mahsustur. Allah’ı tenzih ederim. Allah’tan başka hak ilâh yoktur. Allah en büyüktür. Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur. Sonra da: Allah’ım! Beni bağışla der veya dua ederse, duası kabul edilir. Abdest alırsa namazı da kabul edilir. Buhârî rivayet etmiştir.
12 "Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in misvakını ve abdest suyunu akşamdan hazırlardık. Allah, O'nu, gecenin dilediği saatinde uyandırırdı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyanınca hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı."
عن عائشة رضي الله عنها ، قالت: كُنَّا نُعِدُّ لرسول الله صلى الله عليه وسلم سِوَاكَهُ وَطَهُورَهُ، فَيَبْعَثُهُ الله ما شاء أن يَبْعَثَهُ من الليل، فَيَتَسَوَّكُ، ويتوضَّأ ويُصلي.
Âişe -radıyallahu anha- şöyle dedi: "Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in misvakını ve abdest suyunu akşamdan hazırlardık. Allah, O'nu, gecenin dilediği saatinde uyandırırdı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyanınca hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anha- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- için abdest alacağı suyu ve misvağını geceden hazırladığını haber vermiştir. Gecenin bir vakti Allah Teâlâ onu uykusundan uyandırırdı. Genellikle uykudan dolayı ağızda oluşan kokuyu gidermek için uyandığında misvakla dişlerini fırçalamaya başlardı. Sonra kendisine hazırlanan su ile namaz için abdest alır, sonra da gece namazı kılardı.
13 «Eğer ümmetime güçlük vermeyeceğini bilseydim, her namaz için misvak kullanmalarını emrederdim.»
عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «لَوْلا أنْ أَشُقِّ على أُمَّتِي لَأَمَرْتُهم بالسِّواكِ مع كلِّ وُضُوء».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Eğer ümmetime güçlük vermeyeceğini bilseydim, her abdest için misvak kullanmalarını emrederdim.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Mâlik rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmeti ve ona uyan ve iman eden kimseler üzerine zorluk,güçlük,sertlik olacağından korkmasa onlara her abdestle beraber misvak kullanmayı gerekli kılmayı emrederdi.Ancak o ümmetine merhametinden ve şefkatinden dolayı bunu yapmaktan geri durdu.Bunu mecburi olan farzlardan kılmadı.Ancak o müstehap olan sünnetlerden olup yapan sevap alır terk edende cezalandırılmaz.
14 Biriniz uykudan uyandığı zaman abdest alsın ve üç kere sümkürsün. Zira Şeytan, onun burnunun içinde geceler
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ مَنَامِهِ فَلْيَسْتَنْثِرْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَبِيتُ عَلَى خَيَاشِيمِهِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz uykudan uyandığı zaman abdest alsın ve üç kere sümkürsün. Zira Şeytan, onun burnunun içinde geceler.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uykudan uyanan herkese üç defa istinsâr yapmasını, yani burnuna su çektikten sonra sümkürmesini tavsiye etmiştir. Bunun sebebi ise şeytanın (burun boşluğu/burnun iç kısmı) üzerinde geceyi geçirmesidir – ki bu, burnun tamamını ifade eder.
- Uykudan uyanan bir kimsenin burnundan Şeytan'ın izlerini gidermek için istinsâr yapması meşrudur. Abdest almak isterse, bu durumda istinsâr yapma emri daha da kesindir.
- İstinsâr, istinşakın faydasını tamamlar. Çünkü istinşak, burnu içten temizler, istinsâr ise su ile birlikte bu pislikleri dışarı atar.
- Bu, "gece uykusu" ifadesinin de belirttiği gibi, gece uykusuyla sınırlıdır ve bu durum yalnızca gece uykusu sırasında gerçekleşir ve kişinin geceleri daha derin ve uzun süre uyuma olasılığı daha yüksektir.
- Hadis, Şeytan'ın insana eşlik ettiği, fakat insanın bunu hissetmediğine delildir.
15 ''Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu şekilde) abdest aldığını görmüş: (İlk önce) ağzına su çekti, (sonra) burnuna su çekti. Sonra yüzünü üç defa, sağ elini üç defa, diğer elini üç defa yıkadı. Elinin artığı olmayan (yeni) bir suyla başına mesh etti. Ayaklannı da, tertemiz edinceye kadar yıkadı.''Sahih-i Müslim.
عن عبد الله بن زيد رضي الله عنه يَذْكُر أنه: «رأى رسول الله صلى الله عليه وسلم توضأ فَمَضْمَض، ثم اسْتَنْثَرَ، ثم غسل وجهه ثلاثا، ويَدَه اليُمنى ثلاثا والأخرى ثلاثا، ومسح برأسه بماء غير فَضْلِ يَدِهِ، وغسل رجْلَيْه حتى أنْقَاهُما».
"Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu şekilde) abdest aldığını görmüş: (İlk önce) ağzına su çekti, (sonra) burnuna su çekti. Sonra yüzünü üç defa, sağ elini üç defa, diğer elini üç defa yıkadı. Elinin artığı olmayan (yeni) bir suyla başına mesh etti. Ayaklannı da, tertemiz edinceye kadar yıkadı.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdest alma şeklini haber veriyor.Onun abdest aldığını,suyu ağzına alıp sonra da onu tükürdüğünü,sonra suyu burnuna aldığını ve içindeki sümükleri ve diğer şeyleri temizlediğini,yüzünü üç defa,sağ elini dirseklere kadar üç defa,sol elini dirseklere kadar üç defa,sonra da başını yeni bir su ile mesh ettiğini sonra da iki ayağını pisliklerini izale edene kadar aşık kemikleriyle beraber yıkadı.
16 "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest aldı, başının ön tarafına, sarığına ve mestlerinin üzerine meshetti."
عن المغيرة بن شعبة رضي الله عنه : أن النبي صلى الله عليه وسلم توضأ، فمسح بِنَاصِيَتِهِ، وعلى العِمَامة والخُفَّين.
Muğîre b . Şu'be -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest aldı, başının ön tarafına, sarığına ve mestlerinin üzerine meshetti."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Muğîre b . Şu'be -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in alnına mesh ettiğini haber vermiştir. O da başın ön kısmındaki saçlardır. Sonra mesh etmeyi sarığın üzerinden tamamlamıştır. Başının bazısını mesh etmekle yetinmemiş, bilakis mesh etmeyi sarığın üzerinden tamamlamıştır. Bu ve başka hadislerde olduğu gibi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in başka bir sünneti de mestler üzerine mesh etmektir. Subulu's-Selâm (1/72, 81) Teshîlu'l İlmâm 81/135)
17 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest aldığında suyu dirseklerinden ileri geçirirdi.
عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا توضأ أدار الماء على مِرْفَقَيْهِ.
Câbir b. Abdillah -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest aldığında suyu dirseklerinden ileri geçirirdi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Beyhakî rivayet etmiştir - Dârekutnî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis, abdestin farzlarından birisinin de kolların dirseklerle beraber yıkanması gerektiğini açıklamaktadır. Dirseklerin tamamına vurgu yapılması, dirseklerin kolları yıkama kapsamına girdiğini göstermektedir. Delillerin geneli bunu desteklemektedir.
18 “Abdesti olmayanın namazı yoktur. Abdest alırken Allah Teâlâ'nın ismini zikretmeyen kimsenin de abdesti yoktur.”
عن أبي هريرة، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لا صلاةَ لِمن لا وُضوءَ له، ولا وُضوءَ لِمن لم يَذْكر اسم الله تعالى عليه».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Abdesti olmayanın namazı yoktur. Abdest alırken Allah Teâlâ'nın ismini zikretmeyen kimsenin de abdesti yoktur.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Ebû Hureyre -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdesti olmayan kimsenin namazının sahih olmadığına hükmettiğini haber vermiştir. Aynı zamanda abdest almadan önce Allah'ın ismini zikretmeyen; Bismillah demeyen kimsenin aldığı abdestin geçerli olmadığına hükmetmiştir. Hadis abdest alırken Bismillah demenin vacip olduğunun delilidir. Kim bilerek terk ederse abdesti batıldır. Kimde dini hükmünü bilmediği için yada unuttuğundan dolayı Bismillah demeden abdest alırsa abdesti geçerlidir.
19 Bir adam abdest aldı, derken ayağının üzerinde bir tırnak büyüklüğünde yıkanmadık kuru yer bıraktı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onu görünce şöyle buyurdu: «Dön de abdestini güzelce al!» Bu uyarı üzerine adam, dönüp abdest aldıktan sonra tekrar namaz kıldı
عَنْ جَابِرٍ رضي الله عنه قال: أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ: أَنَّ رَجُلًا تَوَضَّأَ فَتَرَكَ مَوْضِعَ ظُفُرٍ عَلَى قَدَمِهِ فَأَبْصَرَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «ارْجِعْ فَأَحْسِنْ وُضُوءَكَ» فَرَجَعَ، ثُمَّ صَلَّى.
Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ömer b. el-Hattâb bana şöyle dedi: Bir adam abdest aldı, derken ayağının üzerinde bir tırnak büyüklüğünde yıkanmadık kuru yer bıraktı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onu görünce şöyle buyurdu: «Dön de abdestini güzelce al!» Bu uyarı üzerine adam, dönüp abdest aldıktan sonra tekrar namaz kıldı.
Derecesi: Bu hadis şahitleriyle birlikte sahihtir · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Ömer -radıyallahu anh-'ın bildirdiğine göre, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- abdestini almış bir adam gördü ve o kimse ayağında abdest suyunun değmediği tırnak büyüklüğünde bir yer bırakmıştı. Eksik bıraktığı yeri işaret ederek ona: «Geri dön, abdestini güzelce al, abdestini tamamla ve her uzva yeteri kadar su ver.» buyurdu. Adam geri döndü, abdestini aldı ve sonra namaz kıldı.
- İyiliği emrederken, cahil ve gafillere yol gösterirken bunu geciktirmek caiz değildir. Özellikle münker, ibadetlerin ifsat olmasına yol açıyorsa muhakkak uyarılmalıdır.
- Abdest azalarının hepsini kapsayarak abdest almak farz olup, -az dahi olsa- bir kısmını bırakan kimsenin abdesti geçerli sayılmaz. Abdest alırken ara verdiği zaman dilimi uzunsa abdestini tekrar baştan alması gerekir.
- İstenilen abdesti düzgün bir şekilde almak, bu da onu tamamlayarak ve dinde emredildiği şekilde tam olarak yerine getirerek olur.
- Ayaklar abdest uzuvlarındandır ve sadece çıplak ayakların mesh edilmesi yeterli olmaz, ayakların yıkanması gerekir.
- Abdest uzuvlarından biri kurumadan önce diğerine geçip uzuvları yıkamaya ara vermeden art arda devam edilmelidir.
- Cehalet ve unutkanlık farzı ortadan kaldırmaz, aksine günaha girmeyi ortadan kaldırır. Cahil olması nedeniyle abdestini gerektiği gibi alamayan bu adam için Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sorumluluğu ondan düşürmemiştir. Ancak o kimseye tekrar abdest almasını emretmiştir.
20 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sâ' ile beş müd miktarı arasında değişen su ile gusül abdesti, bir müd miktarı su ile de abdest alırdı
عَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَغْسِلُ، أَوْ كَانَ يَغْتَسِلُ، بِالصَّاعِ إِلَى خَمْسَةِ أَمْدَادٍ، وَيَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ.
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sâ' ile beş müd miktarı arasında değişen su ile gusül abdesti, bir müd miktarı su ile de abdest alırdı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten temizlenmek için bir sa' ile beş müd arası değişen su ile gusül abdesti ve bir müd su ile de abdest alırdı. Sa': Dört müddür ve müd, yaratılış olarak orta halli bir insanın avuçlarını dolduracak miktardır.
- Su bulmak kolay olsa bile abdest ve gusül almak için kullanılacak suyu israf etmeden tasarruflu bir şekilde kullanmanın meşru olması ifade edilmiştir.
- Abdest ve gusül alırken suyun ihtiyaç duyulduğu kadar kullanılması müstehaptır. Bu, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetidir.
- Abdest ve gusül alırken sünnet ve adap kurallarına riayet ederek, israfa kaçmadan veya aşırı kısıtlamadan tam bir şekilde gusül ya da abdest almak kastedilmektedir. Bunun yanı sıra zaman, suyun bolluğu veya azlığı gibi durumlar da göz önünde bulundurulmalıdır.
- Cünüplük, meni gelen veya cinsel ilişkide bulunan kimse için kullanılır. Bu durum, kişinin namaz ve ibadetlerden uzak durmasını gerektirdiği için bu isim verilmiştir; kişi bu hâlden temizlenene kadar ibadetlerden uzak kalır.
- Sâ‘, bilinen bir ölçü birimidir ve burada kastedilen, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dönemindeki sâ‘dır. Bu, iyi kalitedeki buğdaydan 480 miskal ağırlığındadır ve litre olarak yaklaşık 3 litreye tekabül eder.
- Müd, şer‘î bir hacim ölçüsüdür. Normal bir insanın iki avucunu doldurup ellerini uzattığında aldığı miktara denir. Müd, fakihlerin ittifakıyla bir sâ‘ın dörtte birine eşittir ve miktarı yaklaşık 750 mililitredir.
21 Güzelce abdest alıp, sonra iki rekât namaz kılan ve namaza bütün kalbi ve benliği ile yönelen bir Müslüman yoktur ki, kendisine Cennet vacip olmasın!
عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ رضي الله عنه قَالَ: كَانَتْ عَلَيْنَا رِعَايَةُ الْإِبِلِ فَجَاءَتْ نَوْبَتِي فَرَوَّحْتُهَا بِعَشِيٍّ فَأَدْرَكْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَائِمًا يُحَدِّثُ النَّاسَ فَأَدْرَكْتُ مِنْ قَوْلِهِ: «مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَتَوَضَّأُ فَيُحْسِنُ وُضُوءَهُ، ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ، مُقْبِلٌ عَلَيْهِمَا بِقَلْبِهِ وَوَجْهِهِ، إِلَّا وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ» قَالَ فَقُلْتُ: مَا أَجْوَدَ هَذِهِ، فَإِذَا قَائِلٌ بَيْنَ يَدَيَّ يَقُولُ: الَّتِي قَبْلَهَا أَجْوَدُ، فَنَظَرْتُ فَإِذَا عُمَرُ قَالَ: إِنِّي قَدْ رَأَيْتُكَ جِئْتَ آنِفًا، قَالَ: «مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ يَتَوَضَّأُ فَيُبْلِغُ - أَوْ فَيُسْبِغُ - الْوَضُوءَ ثُمَّ يَقُولُ: أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُ اللهِ وَرَسُولُهُ إِلَّا فُتِحَتْ لَهُ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ الثَّمَانِيَةُ يَدْخُلُ مِنْ أَيِّهَا شَاءَ».
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bizim deve otlatma görevimiz vardı. Görev sırası bana gelince, develeri akşam üzeri otlatmaktan geri getirdim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem-'i insanların arasında ayakta konuşurken buldum. Onun sözlerinden şunları işittim: «Güzelce abdest alıp, sonra iki rekât namaz kılan ve namaza bütün kalbi ve benliği ile yönelen bir Müslüman yoktur ki, kendisine Cennet vacip olmasın!» (Bunları işitince kendimi tutamayıp:) "Bu ne güzel!'' dedim. (Bu sözüm üzerine) önümde duran birisi: "Az önce söylediği daha da güzeldi!'' dedi. (Bu da kim? diye) baktım. Meğer Ömer b. el-Hattâb'mış. O, sözüne şöyle devam etti: "Seni gördüm, daha yeni geldin. Sen gelmezden önce şöyle demişti: «Sizden kim abdestini alır veya bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdullâhi ve Rasûluhu. (Şehâdet ederim ki Allah'tan başka hak ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûlüdür)" derse, kendisine Cennet'in sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan Cennet'e girer.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- insanlarla konuşurken iki büyük faziletten söz etmiştir: Birincisi: Kim güzelce ve tam bir şekilde abdestini alır, sünnete göre tamamlar ve her uzvu gerektiği kadar su ile yıkar ve sonra; "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdullâhi ve Rasûlihi'' Şahadet ederim ki, Allah'tan başka hak ilah yoktur. Muhammed, Allah'ın kulu ve elçisidir derse, Cennet'in sekiz kapısı kendisine açılır, dilediği kapıdan girer. İkincisi: İkincisi: Kim bu abdesti tam ve eksiksiz alır, ardından bu abdestle kalkıp ihlas ve huşu ile, yüzü ve bedeninin tüm organlarıyla Allah’a teslim olarak iki rekat namaz kılarsa, ona cennet kesin olarak vacip olur.
- Az bir amel karşılığında bir kimseye büyük bir mükâfat vermesi Allah Teâlâ'nın lütfunun büyüklüğündendir.
- Abdesti tam olarak alıp tamamlamanın ve sonrasında huşu ile iki rekât namaz kılmanın meşruiyeti ve bununla elde edilen büyük sevap anlatılmıştır.
- Abdesti iyice almak ve sonrasında bu zikri yapmak, Cennet'e girme sebeplerindendir.
- Gusül alan kimsenin de bu zikri yapması müstehaptır.
- Sahabeler, ilim öğrenmek ve yaymak gibi hayırlı işlere büyük önem verir ve hem bu konuda hem de geçimlerini sağlama hususunda birbirleriyle iş birliği yaparlardı.
- Abdest sonrası yapılan dua, tıpkı abdestin bedeni temizleyip pisliklerden arındırdığı gibi, kalbi şirkten temizler ve arındırır.
22 "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, hanımlarından birini öpmüş sonra da namaz için çıkmış fakat abdest almamıştır."
عن عروة، عن عائشة رضي الله عنها مرفوعاً: «أن النبي صلى الله عليه وسلم قَبَّلَ بعض نسائه، ثم خرج إلى الصلاة ولم يتوضَّأ»، قال: قلت: من هي إلا أنت؟ فَضَحِكت.
Urve’nin, Aişe -radıyallahu anhâ-’dan merfû olarak rivayet ettiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, hanımlarından birini öpmüş sonra da namaz için çıkmış fakat abdest almamıştır. Urve dedi ki: Âişe’ye, o sen den başkası değildir? dedim. Bunun üzerine Âişe tebessüm etti.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Aişe -radıyallahu anhâ-, bu hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in, hanımlarından birini öptüğünü sonra abdest almaksızın namaza gittiğini haber vermiştir. Urve -radıyallahu anh- ise -hadisi Aişe’den rivayet eden odur- hadiste kapalı bir ifade edilerek anlatılan hanımın, Aişe -radıyallahu anhâ- olduğunu anlamıştır. Aişe’ye bunu haber verdiğinde, Aişe -radıyallahu anhâ- onun anlayışını ve bilmesini onaylayarak gülmüştür. “Abdest almamıştır”: Bir adamın, şehvetle yahut şehvetle olmaksızın hanımına dokunması yahut onu öpmesi abdestini bozmaz. Çünkü asıl olan abdestin ve taharetin sıhhatidir. Öpmenin yahut dokunmanın abdesti bozduğu görüşü doğru değildir. Ancak bu durumun abdesti bozduğuna dair bir delil olması ve bu delilin zıddı olan başka bir hususun da olmaması gerekir. Allah Teâlâ’nın; “Yahut kadınlara dokunmuşsanız” ayetinin doğru olan tefsiri ise şudur: Burada dokunma ile kastedilen cima/cinsel ilişkidir. Diğer bir kıraate göre de böyledir. Ayette dokunma ile murad edilenin cinsel ilişki olduğu görüşü İbn Abbâs radıyallahu anhumâ-’nın ve ilim ehlinden bir kısmının görüşüdür. Çünkü erkeğin hanımını öpmesi çoğunlukla şehvetle öpmedir. Bu da erkeğin hanımını şehvetle öpmesinin ve ona dokunmasının abdesti bozmadığının delilidir. Ancak bu öpme yahut dokunma ile birlikte bir inzâl/mezi vs. gelmesi hasıl olursa bu durumda inzal sebebi ile abdest bozulur. Şeyh İbn Bâz, Mecmû’ul Fetâvâ (17/219), Fethu Zi’l Celâl’i ve’l İkrâm (1/253-255)
23 "O, ondan bir et parçası değil midir?"
عن طلق بن علي رضي الله عنه قال: قَدِمْنَا على نَبِيِّ الله صلى الله عليه وسلم فجاء رَجُل كأنه بَدَوي، فقال: يا نَبِيَّ الله، ما ترى في مَسِّ الرَّجل ذَكَره بعد ما يتوضأ؟ فقال: «هل هو إلا مُضْغَةٌ منه»، أو قال: « بَضْعَةٌ منه».
Talk b. Ali -radiyallahu anh- anlatıyor: "Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’e, bedeviye benzeyen bir adam gelerek, abdest aldıktan sonra bir kimse cinsel organını ellerse ne buyurursunuz? diye sordu. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- bunun üzerine: «Hayır! O, ondan bir et parçası yahut bir parça değil midir?» dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis abdest aldıktan sonra bir kimsenin cinsel organına elle dokunması halinde ne gerekir, sorusuna cevap aramaktadır. Yani dinimiz abdest aldıktan sonra cinsel organını elleyen kimseye ne yapmasını emretmektedir. Yapması gereken bir şey var mıdır? İmam Ahmed’in rivayetinde; “Namazda cinsel organını elleyen kimseye abdest gerekir mi? sorusu sorulmuş, cevaben “Hayır. O senden bir parçadır.” diye buyrulmuştur. «Hayır! O, ondan bir et parçası yahut bir parça değil midir?» Bu ifade cinsel uzuv, bedenin diğer azaları gibidir manasına gelir. Abdest aldıktan sonra bir kimse elini, ayağını, burnunu, başını ellerse nasıl ki abdesti bozulmuyor, cinsel organını da ellemesi halinde abdesti bozulmaz. Ancak bu hadis nesh olmuştur denilebilir. Yahut arada bir engel varken doğrudan ellenmemesi kast edilmiştir, denilir. Çıplak olarak, direkt olarak ellenirse bu konu ile ilgili rivayet olunan hadislerden dolayı abdest bozulur. Subûlu’s-Selâm, 1/96, Fethu Zî’l-Celâlî ve’l-İkrâm, 1/259, Teshîlu’l-İlmâm, 1/185.
24 Ebû Seleme b. Abdurrahman haber verdiğine göre:Âişe -radıyallahu anhâ-'ya Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ramazan'daki namazı nasıl? diye sordu.Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ne Ramazanda ne başka zamanda gece on bir rek’attan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rek’at kılardı ki, onların güzelliği ve uzunluğu anlatılacak gibi değildi! Sonra dört rek’at daha kılardı. Onların da güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma! Sonra üç rek’at daha kılardı.Âişe -radıyallahu nahâ- dedi ki: Ben: Yâ Rasûlallah! Vitri kılmadan mı uyuyorsun? diye sordum. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.Sahih-i Buhârî.
عن أبي سَلمة بن عبد الرحمن، أنه أخْبَره: أنه سَأل عائشة رضي الله عنها ، كيف كانت صلاة رسول الله صلى الله عليه وسلم في رمضان؟ فقالت: «ما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يَزيد في رمضان ولا في غَيره على إحدى عَشرة ركعة يصلِّي أربعا، فلا تَسَل عن حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثم يصلِّي أربعا، فلا تَسَل عن حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثم يصلَّي ثلاثا». قالت عائشة: فقلت يا رسول الله: أتنام قبل أن توتر؟ فقال: «يا عائشة إن عَيْنَيَّ تَنَامَانِ ولا يَنام قَلْبِي»
Ebû Seleme b. Abdurrahman haber verdiğine göre: Âişe -radıyallahu anhâ-'ya Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ramazan'daki namazı nasıl? diye sordu.Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ne Ramazanda ne başka zamanda gece on bir rek’attan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rek’at kılardı ki, onların güzelliği ve uzunluğu anlatılacak gibi değildi! Sonra dört rek’at daha kılardı. Onların da güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma! Sonra üç rek’at daha kılardı.Âişe -radıyallahu nahâ- dedi ki: Ben: Yâ Rasûlallah! Vitri kılmadan mı uyuyorsun? diye sordum. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bilinen şudur ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazanda ve diğer zamanlarda gece namazı kılıyordu.Bu böyle olduğundan Ebû Seleme Ramazan ayındaki gece namazından sordu.Rekâtları bakımından Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ramazan gecelerindeki namazı Ramazan haricindeki namazı gibimiydi yoksa farklımıydı.Âişe -radıyallahu anhâ- cevaben Ramazandaki namazıyla diğer zamanlardaki namazının farklı olmadığını,bütün yıl boyunca on bir rekât olup daha fazla kılmadığını söyledi.Sonra da ona şu sözüyle namazın kılınışını açıkladı:''Dört rekat kılardı.''Buradan murad edilen iki rekat kılar,sonra selam verir.Sonra da iki rekat kılar sonra selam verir.Çünkü Âişe -radıyallahu anhâ- bu hadiste ve Müslim'deki diğer hadiste genel ifadeyi açıklamış ve ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır.Şöyle demiştir:(Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Yatsı namazını bitirdikten sonra sabah namazına kadar on iki rekat namaz kılar,her iki rekatta selam verir,tek rekat ile Vitir kılardı.) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözüyle beraber ''Gece namazı ikişer rekat ikişer rekattır.''''Onların güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma!Onların güzelliğinden sorma çünkü okumada,kıyamda,rukûda ve secdedeki güzellikte ve tam olmada en son derecede idiler. Keza son dört rekat ta ikişer ikişer olup onların okumada,kıyamda,rukûda ve secdedeki güzelliğinden ve tam olmalarından sorma.''Sonra da üç rekat kılıyor.''Bunun zahiri anlamı:Üç rekatı ayırmadan kılıyordu demektir.Sonra da son rekatta selam veriyor.Ancak Âişe -radıyallahu anhâ-'nın başka bir rivayetinde iki rekattan sonra selam verdiğini ve tek rekat ile Vitir yaptığını açıkladı.Metni:''Her iki rekat arasında delam veriyor,tek rekat ile Vitir yapıyor.''Bu da üçü arasında selam ile ayırma yaptığına delalet ediyor.Âişe -radıyallahu anhâ- dedi ki: Yâ Rasûlallah! Vitri kılmadan mı uyuyorsun? diye sordum.Nasıl olurda Vitir kılmadan önce uyursun.Bunun üzerine şöyle buyurdu: Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.Manası:Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kalbi gözleri gibi hissi alemden ayrılmaz.Bilakis her şeyi idrak edip hisseder.Bunun örneği:Vaktin gözetlenmesi ve zapt edilmesi,bunun içinde peygamberlerin rüyaları vahiydir.
25 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her namaz için abdest alırdı
عن عَمْرُو بْنُ عَامِرٍ عَنْ أَنَس بن مالك قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَوَضَّأُ عِنْدَ كُلِّ صَلَاةٍ، قُلْتُ: كَيْفَ كُنْتُمْ تَصْنَعُونَ؟ قَالَ: يُجْزِئُ أَحَدَنَا الْوُضُوءُ مَا لَمْ يُحْدِثْ.
Amr b. Âmir -rahimehullah-'dan rivayet edildiğine göre, Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her namaz için abdest alırdı. Dedim ki: Siz nasıl yapardınız? Bizden birisi abdestini bozmadığı sürece aldığı abdest ile yetinirdi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- fazilet ve sevabı elde etmek için abdesti bozulmasa dahi her farz namaz için abdest alırdı. Bir kimsenin abdestli olduğu müddetçe aldığı abdestle birden fazla farz namaz kılması caizdir.
- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- en mükemmeli elde etmek adına genellikle her namaz için abdest alırdı.
- Her namaz için abdest almak müstehaptır.
- Bir abdest ile birden fazla namaz kılmak caizdir.
26 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (abdest azasını) birer defa yıkamak suretiyle abdest aldı
عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما قَالَ: تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرَّةً مَرَّةً.
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (abdest azasını) birer defa yıkamak suretiyle abdest aldı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bazen abdest aldığında azalarını bir kez yıkardı. Yüzünü -ağza ve burna su vermek buna dahildir- kollarını ve ayaklarını bir kez yıkardı. İşte bu farz olan miktardır.
- Azaların bir kez yıkanması farzdır. Birden fazla yıkamak ise müstehaptır.
- Bazen abdest azalarının birer kez yıkanması meşrudur.
- Başı bir kez mesh etmek meşru kılınmıştır.
27 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (abdest azasını) ikişer defa yıkamak suretiyle abdest aldı
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ زَيْدٍ رضي الله عنه: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ.
Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (abdest azasını) ikişer defa yıkamak suretiyle abdest aldı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bazen abdest aldığında azalarını ikişer kez yıkardı. Yüzünü -ağza ve burna su vermek buna dahildir- kollarını ve ayaklarını iki kez yıkardı.
- Azaların bir kez yıkanması farzdır. Birden fazla yıkamak ise müstehaptır.
- Bazen abdest azalarının ikişer kez yıkanması meşrudur.
- Başı bir kez mesh etmek meşru kılınmıştır.
28 Biriniz karnında bir şey hisseder de bir şey çıkıp çıkmadığını kestiremezse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten/namazdan çıkmasın
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا وَجَدَ أَحَدُكُمْ فِي بَطْنِهِ شَيْئًا، فَأَشْكَلَ عَلَيْهِ أَخَرَجَ مِنْهُ شَيْءٌ أَمْ لَا، فَلَا يَخْرُجَنَّ مِنَ الْمَسْجِدِ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا، أَوْ يَجِدَ رِيحًا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz karnında bir şey hisseder de bir şey çıkıp çıkmadığını kestiremezse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten/namazdan çıkmasın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılan bir kimsenin karnında bir şey hissedip de bir şey çıkıp çıkmadığına karar veremediği durumda, yellenmenin sesini duyup ya da kokusunu almak gibi abdestini bozan olayın varlığından emin oluncaya kadar yeniden abdest almak için namazı bozmaması gerektiğini haber vermiştir. Çünkü kesin olan şüphe ile bozulmaz. Bu kimsenin abdestli olduğu kesin ve abdestini bozduğu ise şüphelidir.
- Bu hadis İslam'ın asıllarından bir aslı ve fıkıh kurallarından bir kuralı içermektedir. O da kesin olan bir şey şüphe ile ortadan kalkmaz. Hilafı kanıtlanana kadar bir şeyin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.
- Şüphe etmek, abdeste zarar vermez. Namaz kılan kimse abdestinin bozulduğundan emin olmadığı sürece abdestlidir.
29 ''Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.Müslim'deki bir başka lafızda:''Ebû Hureyre'yi abdest alırken neredeyse yüzünü ve ellerini omuzlarına kadar yıkadığını gördüm.Sonra iki ayağını bacaklarına kadar yıkadı.Sonra da şöyle dedi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim:''Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır.Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.Müslimde bir diğer lafızda:Halilim olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim:''Müminin süsü abdestinin ulaştığı yere kadar ulaşır.''
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : ((إن أمتي يُدْعَون يوم القيامة غُرًّا مُحَجَلِّين من آثار الوُضُوء)). فمن اسْتَطَاع منكم أن يُطِيل غُرَّتَه فَليَفعل. وفي لفظ لمسلم: ((رأَيت أبا هريرة يتوضَّأ، فغسل وجهه ويديه حتى كاد يبلغ المنكبين، ثم غسل رجليه حتى رَفَع إلى السَّاقين، ثم قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: إنَّ أمتي يُدْعَون يوم القيامة غُرًّا مُحَجَّلِين من آثار الوُضُوء)) فمن استطاع منكم أن يطيل غُرَّتَه وتَحْجِيلَه فَليَفعَل. وفي لفظ لمسلم: سمعت خليلي صلى الله عليه وسلم يقول: ((تَبْلُغ الحِليَة من المؤمن حيث يبلغ الوُضُوء)).
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- şöyle dedi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ''Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.Müslim'deki bir başka lafızda:''Ebû Hureyre'yi abdest alırken neredeyse yüzünü ve ellerini omuzlarına kadar yıkadığını gördüm.Sonra iki ayağını bacaklarına kadar yıkadı.Sonra da şöyle dedi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim:''Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır.Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.Müslimde bir diğer lafızda:Halilim olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim:''Müminin süsü abdestinin ulaştığı yere kadar ulaşır.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Subhânehu ve Teâlâ'nın kıyamet gününde ümmetini diğer ümmetler arasında fazilet ve şeref bakımından özel kılacağını ümmetine müjdeliyor.Öyle ki onlara seslenilecek ve yaratılmışların başında gelecekler,yüzleri,elleri ve ayakları nurlarla parlayacak.Bu da bü yüce ibadetin eserlerinden bir eserdir.O da abdesttir ki onu Allah'ın rızasını kazanmak ve sevabını istemek için bu değerli uzuvlara aldırarak tekrarlamışlardır.Karşılığıda bu çok özel büyük övgüdür.Sonra da Ebû Hureyre -radıyallahu anh- şöyle dedi:''Kim bu beyazlığı uzatmak istiyorsa yapsın.''Çünkü uzuvda yıkanan yer ne kadar uzun olursa beyazlıkta o kadar uzun olur.Çünkü nurun beyazlığı abdest suyunun ulaştığı yere kadar ulaşır.Ancak meşru olan abdest alırken ellerin dirsekleride içine alarak dirseklere kadar olması ve pazuya gelmesi ve pazudanda bir kısmının yıkanmasıdır.Ayakların yıkanması ise aşık kemiklerini de içine alıp kemiğe kadar olup bacağı yıkamaya başlamaktır.Abdestte pazunun ve bacağın yıkanması meşru değildir.
30 Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında ateşte pişmiş yemekleri ancak pek az bulurduk. Böyle yemekler bulduğumuz zaman da (silinecek) mendillerimiz yoktu. Ellerimizi, kollarımızı, ayaklarımızı siler, sonra (yemeğin ardından yeniden) abdest almayarak namaza dururduk, demiştir.
عن سعيد بن الحارث: أنه سأل جابرا رضي الله عنه عن الوضوء مما مَسَّتِ النارُ، فقال: لا، قد كنا زمن النبي - صلى الله عليه وسلم - لا نجد مثل ذلك الطعام إلا قليلا، فإذا نحن وجدناه، لم يكن لنا مَنَادِيلُ إلا أَكُفَّنَا، وسَوَاعِدَنَا، وأَقْدَامَنَا، ثم نصلي ولا نتوضأ.
Saîd b. el-Hâris, Cabir b. Abdullah'a ateşte pişmiş şeyleri yedikten sonra abdest alınıp alınmayacağını sordu. Cabir de: Hayır (abdest almak gerekmez). Bizler Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında ateşte pişmiş yemekleri ancak pek az bulurduk. Böyle yemekler bulduğumuz zaman da (ellerimizi silecek) mendillerimiz yoktu. Ellerimizi, kollarımızı, ayaklarımızı siler, sonra (yemeğin ardından yeniden) abdest almayarak namaza dururduk, demiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Saîd b. el-Hâris, Cabir b. Abdullah'a ateşte pişirilerek yahut kızartılarak pişen yemekleri yedikten sonra abdest alınıp alınmayacağını sordu. Cabir de: Hayır (abdest almak gerekmez). diye cevap verdi. Devamla, bizler Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında ateşte pişmiş yemekleri ancak pek az bulurduk. Böyle yemekler bulduğumuz zaman da (ellerimizi silecek) mendillerimiz yoktu. Ellerimizi, kollarımızı, ayaklarımızı yalayarak siler, sonra (yemeğin ardından yeniden) abdest almadan namaza dururduk, demiştir.
31 “Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in nasıl abdest aldığını öğrenmek kimi sevindirirse, işte Rasulullah’ın aldığı abdest böyleydi.”
عن عبْدِ خيْرٍقال: أتانا علي رضي الله عنه وقد صلَّى فدعا بطَهور، فقلنا ما يصنع بالطَّهور وقد صلَّى ما يُريد، إلا ليعلِّمَنا، فأُتِي بإناء فيه ماء وطَسْت، فأفْرَغَ من الإناء على يمينه، فغسل يديه ثلاثا، ثم تَمَضْمَضَ واسْتَنْثَر ثلاثا، فمَضْمَض ونَثَرَ من الكفِّ الذي يأخُذ فِيه، ثم غسل وجهه ثلاثا، ثم غسل يده اليمنى ثلاثا، وغسل يده الشِّمال ثلاثا، ثم جعل يده في الإناء فمسَحَ بِرأسه مرَّة واحدة، ثم غسل رجله اليمنى ثلاثا، ورِجْلَه الشمال ثلاثا. ثم قال: «مَنْ سرَّه أن يعْلَم وُضُوء رسول الله صلى الله عليه وسلم فهو هذا».
Abd-i Hayr’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ali b. Ebî Talib -radıyallahu anh-’ın yanına geldik. O namazını kılmıştı ve abdest suyu istedi. Biz: “Abdest suyunu ne yapacak? Namazını yeni kıldı. Ama bize abdestin nasıl alınacağını öğretmek istiyor.” dedik. İçinde su bulunan bir kabla bir leğen getirildi. Ali -radıyallahu anh- kabdan sağ eline su döktü ve ellerini üç defa yıkadı. Sonra, kabdan su aldığı eliyle üç defa ağzını çalkaladı ve burnuna su çekip sümkürdü. Ağzını çalkalamayı ve su çekip sümkürmeyi su aldığı eliyle yaptı. Sonra yüzünü üç defa yıkadı. Daha sonra sağ kolunu ve sol kolunu üçer defa yıkadı. Sonra elini suya daldırıp çıkardı ve başını bir defa meshetti. Sonra sağ ayağını üç defa yıkadı. Sol ayağını da üç defa yıkadı. Sonra da: “Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in nasıl abdest aldığını öğrenmek kimi sevindirirse, işte Rasulullah’ın aldığı abdest böyleydi.” dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis uzun hali ile Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdest alma şeklini açıklamaktadır. Abd-i Hayr bu hadiste Ali -radıyallahu anh-’ın yanına namaz kıldıktan sonra geldiklerini zikretmiştir. Ali -radıyallahu anh- abdest suyu istedi. Bu su istemesine şaşırmışlardı çünkü o daha yeni namaz kılmıştı. Sonra kendilerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdest alma şeklini göstermek istediğini anladılar. İçinde su bulunan bir kabla bir leğen getirdiler. Kabdan sağ eline su döktü ve ellerini üç defa yıkadı. Sonra üç defa ağzını çalkaladı ve burnuna su çekip sümkürdü. Ağzını çalkalamayı ve su çekip sümkürmeyi su aldığı eliyle yaptı. Sonra yüzünü üç defa yıkadı. Yüzün sınırı başın ön tarafındaki saçın başladığı yerden çenenin altına kadar olan kısım ile birlikte sakalların görünen kısmını kapsar. Aynı zamanda bir kulaktan diğer kulağa kadar olan kısım yüz kapsamına girermektedir. Daha sonra sağ kolunu dirseğine kadar yıkadı ve sol kolunuda aynı şekilde yıkadı. İki dirsek kolların yıkanması gereken kapsama girmektedir. Sonra başını bir defa meshetti. Sonra sağ ayağını üç defa yıkadı. Sol ayağını da üç defa yıkadı. Sonra bunun Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in abdest alma şekli olduğunu zikretti.
32 ‘Abdesti güzel ve eksiksiz al, parmaklarının arasını hilalle ve oruçlu değilken istişâkta burnuna suyu çokça çek
عَنْ لَقِيطِ بْنِ صَبِرَةَ رَضيَ اللهُ عنه قَالَ: كُنْتُ وَافِدَ بَنِي الْمُنْتَفِقِ -أَوْ فِي وَفْدِ بَنِي الْمُنْتَفِقِ- إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَلَمْ نُصَادِفْهُ فِي مَنْزِلِهِ، وَصَادَفْنَا عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَ: فَأَمَرَتْ لَنَا بِخَزِيرَةٍ، فَصُنِعَتْ لَنَا، قَالَ: وَأُتِينَا بِقِنَاعٍ -وَالْقِنَاعُ: الطَّبَقُ فِيهِ تَمْرٌ- ثُمَّ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: «هَلْ أَصَبْتُمْ شَيْئًا؟ أَوْ أُمِرَ لَكُمْ بِشَيْءٍ؟» قَالَ: قُلْنَا: نَعَمْ، يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: فَبَيْنَا نَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جُلُوسٌ، إِذْ دَفَعَ الرَّاعِي غَنَمَهُ إِلَى الْمُرَاحِ، وَمَعَهُ سَخْلَةٌ تَيْعَرُ، فَقَالَ: «مَا وَلَّدْتَ يَا فُلَانُ؟»، قَالَ: بَهْمَةً، قَالَ: «فَاذْبَحْ لَنَا مَكَانَهَا شَاةً»، ثُمَّ قَالَ: «لَا تَحْسِبَنَّ» وَلَمْ يَقُلْ: لَا تَحْسَبَنَّ «أَنَّا مِنْ أَجْلِكَ ذَبَحْنَاهَا، لَنَا غَنَمٌ مِائَةٌ لَا نُرِيدُ أَنْ تَزِيدَ، فَإِذَا وَلَّدَ الرَّاعِي بَهْمَةً، ذَبَحْنَا مَكَانَهَا شَاةً» قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ لِي امْرَأَةً وَإِنَّ فِي لِسَانِهَا شَيْئًا -يَعْنِي الْبَذَاءَ- قَالَ: «فَطَلِّقْهَا إِذن»، قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لَهَا صُحْبَةً، وَلِي مِنْهَا وَلَدٌ، قَالَ: «فَمُرْهَا» يَقُولُ: عِظْهَا، «فَإِنْ يَكُ فِيهَا خَيْرٌ فَسَتَفْعَلْ، وَلَا تَضْرِبْ ظَعِينَتَكَ كَضَرْبِكَ أُمَيَّتَكَ» فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَخْبِرْنِي عَنِ الْوُضُوءِ، قَالَ: «أَسْبِغِ الْوُضُوءَ، وَخَلِّلْ بَيْنَ الْأَصَابِعِ، وَبَالِغْ فِي الِاسْتِنْشَاقِ إِلَّا أَنْ تَكُونَ صَائِمًا».
Lakît b. Sabire -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Ben, Benî Müntefik heyetinin içinde -yahut Benî Müntefik’in elçisi olarak- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelmiştim. Yanına vardığımızda onu evinde bulamadık. Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'yı bulduk. Bize hazîre (denilen bir yemek) yapılmasını emretti ve bizim için hazîre yapıldı. Sonra bize içinde hurma bulunan bir tabak getirildi. Kınâ‘, içinde hurma bulunan tabak demektir. Derken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- geldi ve: ‘Size bir şey ikram edildi mi veya sizin için bir şey hazırlanması emredildi mi?’ diye sordu. ‘Evet, ey Allah’ın Rasûlü’ dedik. Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile otururken çoban koyunlarını ağıla getirdi. Yanında da meleyen küçük bir kuzu vardı. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: ‘Ey falan! Bu hayvan ne doğurdu?’ diye sordu. Çoban: ‘Bir kuzu doğurdu’ dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallahu aleyhi ve sellem-: ‘Onun yerine bizim için bir koyun kes’ diye buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: ‘Sakın, onu senin için kestiğimizi sanma. Bizim yüz koyunumuz var ve onların sayısının artmasını istemiyoruz. Çoban her koyun doğurduğunda onun yerine bir koyun kesiyoruz.’ Ben: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Benim bir eşim var; fakat dilinde bir şey var’ -yani kötü ve çirkin sözler söyleme huyu var- dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Öyleyse onu boşa’ diye buyurdu. Ben: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Onunla uzun süre beraberliğimiz oldu ve ondan bir çocuğum da var’ dedim. Bunun üzerine: ‘O hâlde ona nasihat et ve öğüt ver. Eğer onda hayır varsa bunu kabul edip uygulayacaktır. Sakın hanımına, hizmetçini dövdüğün gibi vurma’ buyurdu. Ben: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Bana abdest hakkında bilgi ver’ dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: ‘Abdesti güzel ve eksiksiz al, parmaklarının arasını hilalle ve oruçlu değilken istişâkta burnuna suyu çokça çek.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Lakît b. Sabire -radıyallahu anh- kendisinin kabilesi Müntefikoğulları ile birlikte Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına heyet olarak geldiğini haber vermiş ve şöyle demiştir: Onu evinde bulamadık. Fakat Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'yı bulduk. O da bize un ve yağdan hasâ (bir tür çorba/yemek) yapılmasını emretti. Ayrıca bize içinde hurmalar bulunan bir tabak ikram edildi. Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- geldi ve: Size herhangi bir yemek ikram edildi mi? diye sordu. Biz: ‘Evet.’ dedik. Lakît -radıyallahu anh- şöyle dedi: Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte otururken, birden Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in koyunlarının çobanı, onları geceleyin konaklayacakları ağıllarına götürüyordu. Yanında da meleyen bir oğlak taşıyordu. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: ‘Ne doğurdu?’ diye sordu. Çoban: Dişi bir kuzu doğurdu dedi. Lakît -radıyallahu anah- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: ‘Onun yerine bize yetişkin bir koyun kes.’ diye buyurdu. Sonra da sözlerine şöyle devam etti: Bizim sizin hatırınız için zahmete katlanıp onu kestiğimizi sanmayın. Bizim yüz koyunumuz var; bunların sayısının yüzü aşmasını istemiyoruz. Bu sebeple yeni bir kuzu doğduğunda, onun yerine bir koyun kesiyoruz. Lakît -radıyallahu anh-: Ey Allah’ın Rasûlü! Karımın dili sivridir ve çirkin sözler söylemektedir. Ona nasıl davranmalıyım? dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- öyleyse onu boşa dedi. Ben de şöyle dedim: Ey Allah’ın Rasûlü! Onunla uzun zamandır beraberiz ve ondan çocuklarım var. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Ona öğüt ver. Eğer onda hayır varsa, öğüdünü kabul edecektir. Şayet öğüdünü kabul etmezse, onu canını acıtmayacak şekilde döv. Ancak onu kölelerini dövdüğün gibi dövme. Lakît -radıyallahu anh-: Ey Allah’ın Rasûlü! Bana abdest hakkında bilgi verir misin? dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Abdest alırken suyu gereken yerlere ulaştır ve her uzva hakkını tam olarak ver. Abdestin farz ve sünnetlerinden hiçbir şeyi eksik bırakma. Ellerin ve ayakların parmaklarını yıkarken aralarını aç. Abdest sırasında suyu burnunun içine iyice çekip dışarı çıkar. Ancak oruçluysan bunu yapma; zira suyun boğazına kaçmasından sakınman gerekir.
- Misafire ikramda bulunmanın meşru olduğu ifade edilmiştir.
- İsbâğ (abdest uzuvlarını suyla iyice yıkama) iki çeşittir: 1- Vacip olan isbâğ: Abdestin ancak kendisiyle tamamlandığı isbâğdır. Burada maksat, yıkanması gereken uzvu yıkamak ve suyu o uzvun tamamına ulaştırmaktır. 2- Müstehap olan isbâğ: Abdestin kendisi olmadan da tamamlandığı isbâğdır. Burada maksat, farz olan yıkamanın üzerine ikinci ve üçüncü defa yıkamaktır. Bu ise müstehap olan bir uygulamadır.
- Eller ve ayaklar yıkanırken parmakların arasını hilallemenin müstehaptır. Parmakları hilallemek ise suyu parmakların arasına ulaştırmak anlamına gelir.
- Tîbî -rahimehullah- şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, abdestin sünnetlerinden yalnızca bazılarını açıklamıştır. Çünkü soru soran kişi, abdestin aslı ve temel uygulaması hakkında zaten bilgi sahibiydi.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel ahlâkından biri de insanların duygularına önem vermesi ve psikolojik durumlarını gözetmesidir.
- Bu hadis, abdestte mazmaza (ağza su alıp çalkalamanın) vacip olduğuna delildir.
- Bu hadis, abdestte istinşakta (buruna su çekmede) mübalağa etmenin müstehap olduğuna delildir. Ancak oruçlu kimse için bu müstehap değildir. Çünkü buruna su çekerken aşırıya kaçmak, suyun burundan boğaza ulaşmasına ve dolayısıyla orucun bozulmasına yol açabilir.
- Bu hadiste, İslâm’a giren herkesin hicret etmesinin farz olmadığına delildir. Nitekim Müntefikoğulları ve diğer bazı kabileler hicret etmemiş, bunun yerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e heyetler göndermişlerdir. Aynı şekilde kişi, bulunduğu yerde dinini açıkça yaşayabiliyor ve dininin gereklerini yerine getirebiliyorsa hicret etmesi gerekmez.
33 Ammâr b. Yâsir -radıyallahu anhuma-'yı, abdest alırken ve sakalını hilallerken gördüm. Ona denildi ki -ya da dedim ki- : "Sakalını hilalliyor musun?" O da şöyle buyurdu: ''Niçin hilallemeyeyim ki? Muhakkak ben, Rasûlullah -sallalahu aleyhi ve sellem-'i sakalını hilallerken gördüm.''
عن حسان بن بلال قال: رأيت عمار بن ياسر رضي الله عنه توضأ فخَلَّلَ لِحْيَتَهُ، فقيل له: -أو قال: فقلت له:- أَتُخَلِّلُ لِحْيَتَك؟ قال: «وما يمنعُني؟ ولقد رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يُخَلِّلُ لِحْيَتَه».
Hassân b. Bilâl - rivayet edildiğine göre dedi ki: Ammâr b. Yâsir --radıyallahu anhuma-'yı, abdest alırken ve sakalını hilallerken gördüm. Ona denildi ki -ya da dedim ki-: "Sakalını hilalliyor musun?" O da şöyle buyurdu: ''Niçin hilallemeyeyim ki? Muhakkak ben, Rasûlullah -sallalahu aleyhi ve sellem-'i sakalını hilallerken gördüm.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hassân b. Bilâl, Ammâr b. Yâsir -radıyallahu anhuma-'yı abdest alırken gördüğünü ve O'nun, sakalını hilallediğini haber vermiştir. Ona abdest alırken sakalı hilallemeyi sormuştur. Sanki o daha önceden bu şekilde abdest almayı bilmediğinden şaşırmıştır. Ancak Ammâr b. Yâsir -radıyallahu anhuma-'nın böyle yaptığını görünce bunu öğrenmiş oldu. ''Niçin hilallemeyeyim ki? Muhakkak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i sakalını hilallerken gördüm.'' Ammâr -radıyallahu anh- ona bu şekilde cevap vermiştir. Onun hilalleme yapmasını engelleyen bir şey yoktu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i böyle yaparken görmüştür. Sakalı hilallemenin iki şekli vardır. Birincisi: Bir avuç dolusu su alıp onu sakalın altına koyup ovalayarak hilallemek. İkincisi: Bir avuç dolusu su alıp parmaklarıyla tarak gibi hilallemek.
34 "Nebİ -sallallahu aleyhi ve sellem-'e müd'ün üçte ikisi oranında (832 gr) su getirildi. (Abdest aldı) ve kollarını ovmaya başladı."
عن عبد الله بن زيد رضي الله عنه مرفوعاً: «أن النبي صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِثُلُثَيْ مُدٍّ فجعل يَدْلُكُ ذِرَاعَه».
Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre şöyle dedi: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir müd'ün üçte ikisi oranında (832 gr) su getirildi. (Abdest aldı) ve kollarını ovmaya başladı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Huzeyme rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- bize, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdest aldığı su miktarının ölçüsünü haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir müd'ün üçte ikilik kısmıyla (832 gr) abdest almıştır. O'nu, böyle yapmaya sevkeden şey, israfa kaçmamaktır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yıkanması gerekli olan o uzvun tamamına su ulaşsın diye kollarını ovmuştur.
35 Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında sahabeler yatsı namazını beklerken uyuklar, bu sebeple başları önlerine düşerdi. Sonra kalkarlar abdest almadan namaz kılarlardı.
عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: كان أصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم على عَهدِه ينتظرون العشاء حتى تَخْفِقَ رُءُوسُهُمْ، ثم يصلُّون ولا يَتَوَضَّئُونَ.
Enes b. Malik -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında ashabı yatsı namazını beklerken uyuklar, bu sebeple başları önlerine düşerdi. Sonra kalkarlar abdest almadan namaz kılarlardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken sahabeler geç vakitte kılınan yatsı namazını beklerken derin uykuya dalmadan uyur, sonra da abdest almadan namazı kılarlardı. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in zamanında bir fiil yapıldı ise ve o bunu inkâr etmediyse bu ikrardan sayılırdı. İkrar da; söz, fiil ve tasdikten oluşan Nebevi sünnetin bir kısmıdır. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in zamanında bir fiil yapılıyor ve o bunu inkâr etmiyorsa bu takriri sünnet kapsamına girmektedir. Eğer namazları batıl olsaydı ya da yaptıkları caiz olmasaydı Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- bunu bildiğinden dolayı ya da bu konuyla alakalı kendisine vahiy edilmesi vasıtasıyla onları uyarırdı. Ancak onun vefatından sonra yapılanlar bu kapsamda değerlendirilmez. “Başları önlerine düşerdi” yani, uyuklamadan dolayı başları öne eğilirdi. Başka bir rivayette “Ben onlardan birisinin horuldamasını duyardım, sonra da kalkar abdest almadan namaz kılardı.” Bir diğer rivayette, “Yanları üzerine yatar sonra da abdest almadan namaz kılarlardı.” Yani: Abdest almadan namaza kalkarlardı. Çünkü onların uykuları derin bir uyku değildi. Aynı zamanda eğer bu hareketleri abdesti bozsaydı Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu ikrar etmezdi. Delilleri birleştirdiğimizde bu sonuca varmaktayız. Küçük ve büyük abdest gibi abdesti bozan uyku hakkında Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-; “Ancak büyük abdest, küçük abdest ve uykudan dolayı” abdest alınmasını emretmiştir. Aynı şekilde Ali –radıyallahu anh-’ın hadisinde Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Göz, makatın bağıdır. Her kim uyursa, abdest alsın.» Muaviye -radıyallahu anh-’ın rivayetinde: «Göz makatın bağıdır. Gözler uyuduğu vakit bu bağ çözülmüş olur.» Bu deliller bize uykunun abdesti bozduğunu göstermektedir. Elimizdeki hadis ve benzeri rivayetler uykunun abdesti bozmadığını göstermektedir. Bundan dolayı elimizdeki hadis ve “horuldama ve yanları üzerilerine uzanma” rivayetleri uykunun derin olmayan uykuyu ifade ettiğini göstermektedir. Onlardan birisinde horuldama duyulurdu, o da derin uykudan önce uykunun başlangıcıdır. Yani yanı üzere uzanmak derin uyumak manasına gelmez. Bundan dolayı deliller bir araya toplandığında hepsi ile amel edilir. Tabi ki bir araya toplamak mümkünse. Çünkü bu bazısının manasını yok saymaktan daha evladır. Sonuç olarak: Eğer insan derin bir uykuya dalıp, şuurunu bütünüyle kaybederse, bu durum abdest almasını gerekli kılar. Şayet derin bir uykuya dalmaz ise yeniden abdest alması gerekmez. İbadet için ihtiyatlı ve evla olan abdest almak olsa dahi. Eğer kişi, uykusunun derin olup olmadığında şüphe ederse abdesti bozulmaz. Çünkü asıl taharetin varlığıdır. Kesin olan şüphe ile ortadan kalkmaz. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye -rahimehullah- şöyle demiştir: Kendisinden şüphe edilen uykuya gelince, uyuduğu esnada yellenme gerçekleşti mi yoksa gerçekleşmedi mi şüphesi abdesti bozmaz. Çünkü taharet yakin/kesin bilgi ile sabittir şüphe ile ortadan kalkmaz. Mecmuu Fetava Şeyhu'l-İslam (21/394), Sübülüs Selam(1/88, 89), Fethu Zilcelali Vel-İkram(1/238), Tavdihul Ahkam( 282, 283), Teshilul İlmam( 1/170, 171)
36 «Kim cinsel organına dokunursa abdest alsın.»
عن عروة قال: دخلت على مروان بن الحكم فذَكَرْنا ما يكون منه الوضوء، فقال مروان: ومن مَسِّ الذَّكَر؟ فقال عروة: ما علمت ذلك، فقال مروان: أخبرتني بُسْرَة بنت صفوان، أنها سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «مَنْ مَسَّ ذَكَرَه فليتوضأ».
Urve –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre dedi ki: Mervan b. el-Hakem’in yanına girdim. Abdest ne sebebiyle alınır konusunu zikrettik, Mervan dedi ki: Cinsel organa dokunmaktan olur. Urve dedi ki: Ben bunu bilmiyorum. Mervan da dedi ki: Bana Büsre Binti Safvan –radıyallahu anhâ- haber verdi ki o Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işitti: «Kim cinsel organına dokunursa abdest alsın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası: Urve –radıyallahu anh- şöyle haber veriyor: Medine’nin valisi iken Mervan İbn El-Hakem’in yanına girdi. "Abdest ne sebebiyle alınır konusunu zikrettik." Yani yapıldığı zaman abdesti bozan şeyleri araştırarak müzakere ettik. Mervan dedi ki: ‘’Cinsel organa dokunmaktan’’ yani erkeklik organına dokunarak abdestin bozulmasıdır. Urve dedi ki: ‘’Ben bunu bilemedim’’, yani delil bilmiyorum. Benim bu konuda Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’den bir bilgim yoktur. Mervan dedi ki: Bana Büsre Binti Safvan –radıyallahu anhâ- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in «Kim erkeklik organına dokunursa abdest alsın.» buyurduğunu anlattı. Tirmizî’nin rivayetinde «Abdest almadan namaz kılmasın.» Bu rivayet erkeklik organına dokunmanın abdesti bozduğuna delildir. İsteyerek ya da istemeyerek dokunsun ya da şehvetle olsun, şehvetsiz olsun fark etmez bozduğuna delildir. Ancak direk dokunursa yani arada bir şey olmadan bozar. Eğer arada bir şey varsa dokunması hakiki dokunma olmadığından dolayı bir etki etmez (abdesti bozmaz). Çünkü dokunmak bir uzvun başka bir uzva direk dokunmasıdır. Nesâî’nin ve diğerlerinin rivayeti buna delildir: «Eğer sizden biriniz arada herhangi bir engel veya örtü olmadan fercine dokunursa abdest alsın.» Subulû's-Selam (1/97), Fethu Zi'l-Celali ve'l-İkram : (1/260-261), Tevdihu’l-Ahkâm: ( 1/298).
37 Koyun ağıllarında namaz kılabilir miyim? dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:«Evet!» dedi. O kimse: Develerin istirahat yerinde namaz kılabilir miyim? dediğinde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Hayır!» dedi.
عن جابر بن سمرة رضي الله عنه أن رجلا سأل رسول الله صلى الله عليه وسلم أَأَتَوضأ من لحوم الغنم؟ قال: «إن شِئْتَ فتوضأْ، وإن شِئْتَ فلا تَوَضَّأْ» قال أتوضأ من لحوم الإبل؟ قال: «نعم فتوضَّأْ من لحوم الإبِل» قال: أُصَلي في مَرَابِضِ الغَنم؟ قال: «نعم» قال: أُصلي في مَبَارِكِ الإبِل؟ قال: «لا».
Cabir b. Semure -radıyallahu anh- şöyle demiştir: “Bir kimse, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e koyun eti yedikten sonra abdest alayım mı? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Dilersen abdest al, dilersen abdest alma!» dedi. O kimse: Deve eti yedikten sonra abdest alayım mı? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet, deve eti yedikten sonra abdest al!» buyurdu. O şahıs: Koyun ağıllarında namaz kılabilir miyim? dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet!» dedi. O kimse: Develerin istirahat yerinde namaz kılabilir miyim? dediğinde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Hayır!» dedi.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin Manası: "Koyun eti yedikten sonra abdest alayım mı? " Sahabi, namaz kılmak istediğinde ya da taharet şartı olan şeylerde koyun eti yedikten sonra abdest gerekir mi? diye soru sormuştur. «Dilersen abdest al, dilersen abdest alma!» Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest alıp almama hususunda ona seçme hakkı vermiştir. Her ikisi de caizdir. "Deve eti yedikten sonra abdest alayım mı?" Yani; namaz kılmak istediğinde ya da taharet şartı olan şeylerde deve eti yedikten sonra abdest almak gerekir mi? «Evet, deve eti yedikten sonra abdest al!» Yani; az dahi yenmiş olsa deve eti yedikten sonra abdest alman gerkir. Ancak devenin sütü ve etinin suyundan dolayı abdest gerekmez. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Uraniyyin kabilesinden gelenlere devenin sütünü içmeyi emrettikten sonra abdest almalarını emretmemiştir. Açıklamayı ihtiyaç anından geçiktirmek caiz değildir. "Koyun ağıllarında namaz kılabilir miyim?" Yani; koyunların kaldığı yerde namaz kılmak caiz midir? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet!» dedi. Yani; korkunun olmadığı o mekanlarda namaz kılman caizdir. "Develerin istirahat yerinde namaz kılabilir miyim?" Yani; develerin kalıp çöktükleri yerde namaz kılmam caiz olur mu? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Hayır!» dedi. Yani; orada namaz kılma; çünkü oradan çıkmak için bir güven yoktur. Namaz kılan kimseye darbe alma ve benzeri zararlar isabet edebilir. Bu mana koyunlarda sakinlik olduğu için güven ortamı olduğunu gösterir. Aynı zamanda onlardan kaçma isteği az ve eziyetleri de yoktur. Subulu's-Selâm (1/99) Fethu Zi'l-Celâli ve'l-İkrâm (1/264), Tavdihu'l Ahkâm (304, 305), Teshilu'l İlmâm ( 1/192, 195)
38 "Kim bir ölü yıkarsa gusletsin; kim de onu taşırsa abdest alsın!"
عن أبي هريرة رضي الله عنه : أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «مَنْ غَسَّل الميـِّت فلْيَغْتَسلْ، ومَنْ حَمَلَه فلْيَتَوضَّأْ».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Kim bir ölü yıkarsa gusletsin; kim de onu taşırsa abdest alsın!"
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadisin ilk cümlesi ister ölü, büyük yada küçük, erkek yada kadın olsun ölüyü eliyle, bir eldiven veya bez parçasıyla yıkayan kimsenin cunupluktan gusul alır gibi gusül almasının müstehap olduğunu ifade etmektedir. İkinci cümlede ise ölüyü taşıyan kimsenin abdest almasının emredildiği ifade etmektedir. Buradaki abdest alma ibaresi ellerin yıkanması yada Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emri cenazeyi taşımak isteyen kimsenin cenaze namazında hazır olması olarak tefsir edilmiştir. İlim ehlinden hiç bir kimse ölüyü taşıyan kimsenin abdest almasının vacip olduğunu söylemediği için bu hadis zahirine hamledilmez.
39 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra bir sa' su ile yıkanır ve bir müd ile abdest alırdı
عَنْ سَفِينَةَ رَضيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُغَسِّلُهُ الصَّاعُ مِنَ المَاءِ مِنَ الجَنَابَةِ، وَيُوَضِّئُهُ المُدُّ.
Sefîne -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra bir sa' su ile yıkanır ve bir müd ile abdest alırdı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra sa’ (ağzı dar su kabı) ile gusül abdesti alır, müd (hacmi bölgeye göre değişen eski bir tahıl ve kuru meyve ölçeği) ile de abdest alırdı. Sa’, dört müd'e eşittir ve bir müd, yaratılış olarak ortalama yapıda bir kişinin avuçlarını dolduran su miktarıdır.
- Su bulmak kolay olsa bile abdest ve gusül almak için kullanılacak suyu israf etmeden tasarruflu bir şekilde kullanmanın meşru olduğu ifade edilmiştir.
- Abdest ve gusül alırken suyun ihtiyaç duyulduğu kadar kullanılması müstehaptır. Bu, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetidir.
- Abdest ve gusül alırken sünnet ve adap kurallarına riayet ederek, israfa kaçmadan veya aşırı kısıtlamadan tam bir şekilde gusül ya da abdest almak kastedilmektedir. Bunun yanı sıra zaman, suyun bolluğu veya azlığı gibi durumlar da göz önünde bulundurulması kast edilir.
- Cünüplük, meni çıkaran veya cinsel ilişkide bulunan kimse için kullanılır. Bu durum, kişinin namaz ve ibadetlerden uzak durmasını gerektirdiği için bu isim verilmiştir. Kişi bu halden temizlenene kadar ibadetlerden uzak kalır.
- Sâ‘, bilinen bir ölçü birimidir ve burada kastedilen, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dönemindeki sâ‘dır. Bu, iyi kalitedeki buğdaydan 480 miskal ağırlığındadır ve litre olarak yaklaşık 3 litreye tekabül eder.
- Müd, şer‘î bir hacim ölçüsüdür. Normal bir insanın iki avucunu doldurup ellerini uzattığında aldığı miktara denir. Müd, fakihlerin ittifakıyla bir sâ‘ın dörtte birine eşittir ve miktarı yaklaşık 750 mililitredir.
40 «Göz makatın bağıdır. Göz uyuyunca bağ çözülmüş demektir.»
عن معاوية بن أبي سفيان رضي الله عنه ، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «إن العَيْنَين وِكَاء السَّه، فإذا نَامَت العَينان اسْتٌطْلِقَ الوِكَاءُ».
Muâviye b. Ebî Sufyân -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Göz makatın bağıdır. Göz uyuyunca bağ çözülmüş demektir.»
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin Manası: «Göz makatın bağıdır.» Yani, gözler uyanıkken dübüre sahip çıkar ve ondan çıkacak olan şeye mani olur. Şayet bir şey çıkacak olsa insan bunu hisseder. «Göz uyuyunca bağ çözülmüş demektir.» Yani, insan uyuduğunda bedendeki adaleleri gevşer ve dübürün ağzını sıkan ip çözülür. İnsan hissetmeden gaz çıkabilir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gözü, kırbanın ağzına bağlanan ipe benzetmiştir. Eğer gözler açık olursa dübürün ağzını bağlayan ip iyi bağlanmış olur. Bir şey çıkacak olursa onu hisseder. Gözler uyursa ip çözülür ve kırbanın içindeki hissetmeden çıkar. Bu teşbih (benzetme) babındandır. Şer'î hükmün zihinlerde iyi anlaşılması için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- güzel bir benzetme yapmıştır. Bu da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e verilen özlü söz yeteneğidir. Tevdihu'l Ahkâm (1/319), Teshîlu'l İlmâm (1/208)
41 Bir kimse bu şekilde abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır.
عن عثمان بن عفان رضي الله عنه قال: رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم توضأ مِثل وُضوئي هذا، ثم قال: «مَنْ تَوَضَّأ هكَذَا، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ، وَكَانَتْ صَلاَتُهُ وَمَشْيُهُ إِلَى المَسْجدِ نَافِلَةً».
Osman b. Affân -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i benim şu abdestime benzer şekilde abdest alırken gördüm. Sonra da şöyle demiştir: “Bir kimse bu şekilde abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır. Onun namazı ve mescide kadar yürümesi de nafile sayılır.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis Osman b. Affân -radıyallahu anh-'ın tam meşru bir şekilde abdest aldığını açıklamaktadır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i kendisinin abdest aldığı şekilde abdest alırken gördüğünü zikretmiştir. Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle haber vermiştir: Kim bu şekilde abdest alırsa Allah Teâlâ o kimseye lütufta bulunur ve Allah'a karşı işlenmiş olan küçük günahları bağışlar. Namazı ve mescide gitmesi günahlarının bağışlanmasından başka ziyade ecir olur. İşaret edilen bu abdest alma şekli Osman -radıyallahu anh'ın azatlı kölesi Humra'dan şöyle rivayet edilmiştir: Osman'ı bir kap isterken görmüştür. Daha sonra ellerine üç kez su dökmüş ve onları yıkamıştır. Sonra sağ elini kabın içine sokmuş ordan aldığı su ile ağzını çalkalamış ve burnuna su çekip sümkürmüştür. Sonra yüzünü ve ellerini dirseklerine kadar üç kere yıkamıştır. Sonra başını mesh etmiş sonrada ayaklarını üç kez yıkamıştır.
42 Müslüman bir kul ya da -Mümin- bir kul abdest aldığında yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son damlası ile- yüzünden akar gider
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضيَ اللهُ عنهُ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا تَوَضَّأَ الْعَبْدُ الْمُسْلِمُ -أَوِ الْمُؤْمِنُ- فَغَسَلَ وَجْهَهُ خَرَجَ مِنْ وَجْهِهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ نَظَرَ إِلَيْهَا بِعَيْنَيْهِ مَعَ الْمَاءِ -أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ-، فَإِذَا غَسَلَ يَدَيْهِ خَرَجَ مِنْ يَدَيْهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ كَانَ بَطَشَتْهَا يَدَاهُ مَعَ الْمَاءِ -أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ-، فَإِذَا غَسَلَ رِجْلَيْهِ خَرَجَتْ كُلُّ خَطِيئَةٍ مَشَتْهَا رِجْلَاهُ مَعَ الْمَاءِ -أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ- حَتَّى يَخْرُجَ نَقِيًّا مِنَ الذُّنُوبِ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müslüman bir kul ya da -Mümin- bir kul abdest aldığında yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son damlası ile- yüzünden akar gider. İki elini yıkadığında, elleriyle tutarak işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son damlası ile- ellerinden akar gider. Ayaklarını yıkadığı zaman, ayaklarıyla yürüyerek işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son damlası ile- ayaklarından akar gider. Neticede o Mümin kul günahlardan temizlenmiş olur.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir Müslümanın veya Müminin abdest alıp yüzünü yıkaması halinde, gözleriyle işlediği her küçük günahın, suyla veya suyun son damlasıyla yüzünden akıp gideceğini; ellerini yıkadığında elleriyle işlediği her küçük günahın, yine su veya suyun son damlasıyla ellerinden çıkıp gideceğini; ayaklarını yıkadığında ise ayaklarıyla yürüyerek işlediği her küçük günahın suyla birlikte akıp gideceğini haber vermiştir. Böylece kul, abdestini tamamladığında küçük günahlarından tamamen temizlenmiş olur.
- Sürekli abdestli kalmaya özen göstermenin fazileti ve günahlara kefaret olduğu anlatılmıştır.
- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in insanları itaat ve ibadetlere teşvik ederek, bunların karşılığında verilecek sevap ve mükâfatı zikretmesi, onun yol gösterici sünnetlerinden birisidir.
- İnsanın her bir uzvu bazı günahlara düşer; bu yüzden günahlar, kendisini işleyen her bir azayı takip eder (ona yapışır) ve o günahtan tövbe eden her bir azadan da çıkıp gider.
- Abdest, hem abdest azalarının yıkanmasıyla gerçekleşen maddi temizliği, hem de azaların işlediği günahlardan arındıran manevi temizliği kapsar.