Evlilik ve Nikâh hadisleri
1 Müminlerin iman bakımından en kâmil olanları ahlak bakımından en hayırlı olanlarıdır ve sizin en hayırlınız, eşlerine karşı en hayırlı olanınızdır
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «أَكْمَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا، وَخَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِنِسَائِهِمْ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müminlerin iman bakımından en kâmil olanları ahlak bakımından en hayırlı olanlarıdır ve sizin en hayırlınız, eşlerine karşı en hayırlı olanınızdır.»
Derecesi: Hasen hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- insanların iman yönünden en kâmil olanlarının, ahlakı güzel olan kimseler olduğunu, bunun da güler yüzlü davranmak, iyilikleri yaymak, güzel söz söylemek ve insanlara eziyet etmemekle olacağını haber vermiştir. Müminlerin en hayırlısı eşine, kızlarına, kız kardeşlerine ve akrabalarından olan kadınlara karşı en hayırlı olanlarıdır. Çünkü onlar güzel ahlakla muamele edilmeyi en çok hak eden kimselerdir.
- Güzel ahlakın fazileti ve güzel ahlakın imandan olması ifade edilmiştir.
- Amel imandandır ve iman artar ve azalır.
- İslam'ın kadınlara ihsanı anlatılmış ve kadınlara iyi davranmak teşvik edilmiştir.
2 Yerine getirmeniz gereken şartların en haklısı, ferçleri helal kılmak üzere kabul ettiğiniz şartlardır
عن عقبة بن عامر رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «أَحَقُّ الشُّرُوطِ أَنْ تُوفُوا بِهِ مَا اسْتَحْلَلْتُمْ بِهِ الْفُرُوجَ».
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yerine getirmeniz gereken şartların en haklısı, ferçleri helal kılmak üzere kabul ettiğiniz şartlardır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisi ile evlenilen kadın ile cinsel münasebette bulunmanın helal kılınmasına vesile olup yerine getirilmesi öncelikli olan şartların başında evlilik akdinde istediği ve caiz olan şartlar olduğunu açıklamıştır.
- Eşlerden birinin diğerine söz verdiği helali haram sayan veya haramı helal sayan şart dışındaki şartların, yerine getirilmesinin gerekliliği ifade edilmiştir.
- Evlilik şartlarının yerine getirilmesi diğerlerinden daha kesindir. Çünkü bunlar evlenilen kadın ile cinsel ilişkiye girilmesi karşılığında sunulan şartlardır.
- İslam'da evliliğin büyüklüğü ifade edilmiş ve şartlarının yerine getirilmesi vurgulanmıştır.
3 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hutbetu’l-Hace'yi bize öğretti
عن عبد الله بن مسعود رضي الله عنه قال: عَلَّمَنَا رَسُوْلُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خُطْبَةَ الحَاجَةِ: إِنَّ الحَمْدَ للهِ، نَسْتَعِيْنُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوْذُ بِهِ مِنْ شُرُوْرِ أَنْفُسِنَا، مَنْ يَهْدِ اللهُ فَلَا مُضِلَّ لَهُ، وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَا هَادِيَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا الله، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُوْلُهُ، {يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ والأرحام إن الله كان عليكم رقيبا} [النساء: 1]، {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ} [آل عمران: 102]، {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا (70) يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا} [الأحزاب:70 - 71].
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hutbetu’l-Hace'yi bize öğretti: Hamt ancak Allah içindir, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden O’na sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Allah’tan başka hak ilah olmadığına şehadet ederim. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve rasûlüdür. {Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.} [Nisa suresi: 1. Ayet], {Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün} [Ali İmran suresi: 102. Ayet], {Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.} [ Ahzâb suresi: 70-71. Ayet]
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
İbni Mesud -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara Hutbetü'l Hâce'yi öğrettiğini haber vermiştir. Bu hutbe nikah, cuma ve benzeri hususlarda hutbelerin başında ve ihtiyaca binaen söylenen sözlerdir. Bu hutbe Allah'ın tek olarak ortağı olmadan her türlü övgüye layık olduğunu, O'ndan yardım dilemeyi, günahları örtmesini ve günahları affetmesini dilemeyi, her türlü şerden, nefsin şerrinden ve diğer şerlerden O'na sığınmayı dilemeyi açıkça anlatan büyük anlamları içermektedir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hidayetin Allah'ın elinde olduğunu haber vermiştir. Allah kime hidayet ederse, o kimseyi saptıran olamaz, kimi de saptırırsa, ona kimse hidayet edemez. Sonra Allah'tan başka hak ilah olmadığına dair tevhit şehadetini ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahitlik edilmesini zikretmiştir. Allah'ın rızasını gözeterek O'nun yasaklarından kaçınmayı, emirlerini yerine getirmeyi ve Yüce Allah'a karşı takvalı olma emrini içeren bu üç ayet-i kerime ile hutbesini bitirmiştir. Böyle yapanların mükâfatı ise, amellerin ve sözlerin doğru olması, kötülüklerin kefareti, günahların bağışlanması, dünyada güzel bir hayat ve kıyamet günü Cennet'i kazanmak olur.
- Bu hutbe ile nikah, Cuma ve diğer hutbelere başlanması müstehaptır.
- Hutbelerin (Allah'a) hamt, kelime-i şehadet ve bazı Kur'an ayetlerini içermesi gerekir.
- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- dinlerinde ihtiyaç duydukları her şeyi ashabına öğretmiştir.
4 Velisiz nikah olmaz
عن أبي موسى رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «لا نِكَاحَ إِلّا بِوَليٍّ».
Ebû Mûsâ –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Velisiz nikah olmaz.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- velisi olmadan kadının nikah akdinin geçerli olmayacağını beyan etmiştir.
- Veli, nikahın sıhhat şartıdır. Nikah akdi veli olmadan gerçekleşirse ya da kadın kendi kendine evlenirse kıyılan nikah geçerli değildir.
- Veli, kadına en yakın olan erkektir. Dolayısıyla kadına daha yakın bir veli varken uzak olan onu evlendiremez.
- Veli de mükellef, erkek, nikahın maslahatını bilme olgunluğu, velisi olduğu kişi ile velinin aynı dinden olma şartı vardır. Kimde bu özellikler yoksa nikah akdinde kadının velisi olamaz.
5 Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي لله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يَفْرَكْ مُؤْمِنٌ مُؤْمِنَةً، إِنْ كَرِهَ مِنْهَا خُلُقًا رَضِيَ مِنْهَا آخَرَ» أَوْ قَالَ: «غَيْرَهُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.» Ya da «Bir diğer huyunu» buyurmuştur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- kocanın, karısına haksızlık yapmaya, onu terk etmeye ve ondan yüz çevirmeye yol açacak kadar nefret etmesini yasaklamıştır. İnsan doğuştan kusurludur ve eğer hanımında bulunan kötü bir karakterden hoşlanmazsa onda başka iyi bir karakter bulur. Kendine yakışan güzel huya razı olur, razı olmadığı kötü huya sabreder. Bu da onun sabırlı olmasını ve hanımından ayrılmak isteyecek kadar nefret etmemesini sağlar.
- Müminin eşiyle yaşadığı her türlü anlaşmazlıkta duygulara ve geçici ani tepkilere değil, adaletli olmaya ve aklın hakemliğine başvurması öğütlenmiştir.
- Müminin bir erkek, iman etmiş bir kadından ayrılacak kadar nefret etmemelidir. Aksine; nefret ettiği şeyi, sevdiği şeyle göz ardı etmelidir.
- Eşler arasında geçimli ve dost olmak teşvik edilmiştir.
- İman, güzel ahlakı gerektirir, dolayısıyla imanlı hiçbir erkek veya kadın güzel ahlaktan yoksun olmamalıdır. İman, o ikisinde övgüye değer niteliklerin bulunmasını gerektirir.
6 «Bir adam karısını ihtiyacını gidermek için yatağına çağırsa, kadın o sırada tandırda (fırında, ocakta) iş görüyor olsa bile gelsin.»
عن أبي علي طلق بن علي رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «إذا دعا الرجل زوجته لحاجته فَلْتَأتِهِ وإن كانت على التَّنُور».
Ebû Ali Talk b. Ali -radıyallahu anh-'tan merfû olarak rivayet edildiğine göre:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir adam karısını ihtiyacını gidermek için yatağına çağırsa, kadın o sırada tandırda (fırında, ocakta) iş görüyor olsa bile gelsin.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Tirmizî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Şayet bir adam eşini cinsel ilişki için çağırsa, o da ekmek yapmak ve yemek pişirmek gibi kendisinden başkasının yapmadığı bir iş ile meşgul ise dahi kocasının çağrısına icabet edip gelmesi kadın üzerine zorunlu bir iştir. (vaciptir)
7 Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بنِ عُمرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «كُلُّكُمْ رَاعٍ فَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَالأَمِيرُ الَّذِي عَلَى النَّاسِ رَاعٍ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْهُمْ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ عَلَى أَهْلِ بَيْتِهِ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْهُمْ، وَالمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ عَلَى بَيْتِ بَعْلِهَا وَوَلَدِهِ وَهِيَ مَسْئُولَةٌ عَنْهُمْ، وَالعَبْدُ رَاعٍ عَلَى مَالِ سَيِّدِهِ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْهُ، أَلاَ فَكُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin ve çocuklarının çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Köle, efendisinin malının çobanıdır; o da bundan sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- toplumdaki her Müslümanın dikkat etmesi ve taşıması gereken bir sorumluluğu olduğunu bizlere bildirmektedir. Devlet yönetici ve valileri, Allah'ın kendisine emanet ettiği kimselerin çobanıdır. Onların kanunlarını ve zulmedenlerden onları korumalı, düşmanlarıyla savaşmalı, haklarını zayi etmemeleri gerekir. Evin reisi olan erkek; onların geçimini sağlamak, onlara iyi davranmak, onları eğitmek ve terbiye etmekle görevlidir. Kocasının evindeki kadın, kocasının evinin idaresinden ve çocuklarının yetiştirilmesinden sorumludur. Sahip olunan köle ve kiralanan hizmetçi, efendisine ait elindeki malı korumak ve ona hizmet etmekle sorumludur. Herkes kendisine emanet edilenin çobanıdır ve herkes sürüsünden sorumludur.
- Müslüman toplumunda sorumluluk geneldir ve herkes gücüne ve mesuliyetlerine göre sorumludur.
- Kadının en büyük sorumluluğu, kocasının evi üzerindeki haklarını ve çocuklarına karşı olan görevlerini yerine getirmektir.
8 Ey gençler topluluğu! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan daha çok korur ve ferci de daha çok muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir kalkandır
عَن عَبْدِ اللَّهِ بنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: «مَنِ اسْتَطَاعَ البَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ، فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ، وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ، وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ، فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ».
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikteydik o, şöyle buyurmuştur: «Ey gençler topluluğu! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan daha çok korur ve ferci de daha çok muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir kalkandır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- cinsel ilişkiye girebilecek ve evliliğin yükümlülüklerini yerine getirebilecek durumda olanları evlenmeye teşvik etmiştir. Çünkü bu o kimsenin gözünü haramlardan korur, iffetini korur ve ahlaksızlığa düşmesini engeller. Cinsel ilişkide bulunabildiği halde evliliğin gereklerini yerine getiremeyen kimsenin oruç tutması gerekir. Çünkü oruç, şehveti kırar ve cinsel arzunun zararlarını engeller.
- İslam, iffetli kalmanın ve fuhşiyattan uzak durmanın sebeplerine büyük önem vermiştir.
- İslam, evliliğe güç yetiremeyene oruç tutmaya teşvik etmiştir. Çünkü oruç şehveti zayıflatır.
- Oruç ile hadım etme arasındaki benzetmenin nedeni şudur: Hadım etme, testislerin damarlarını ezmek suretiyle yapılır ve bu işlemle cinsel arzu yok olur. Aynı şekilde, oruç da cinsel arzuyu zayıflatır.
9 «Dul kadın emri alınmadan evlendirilemez. Bekar kıza izni sorulmadan evlendirilemez.» Ey Allah'ın Rasûlü! Bekar kızın izni nasıldır? diye sorulunca Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de; «Onun izni, sükut etmesidir/susmasıdır.» diye cevap verdi.
عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «لا تنُكْحَ ُالأيُّم حتى تُستأمر، ولا تنكح البكر حتى تُستَأذن، قالوا: يا رسول الله، فكيف إذنها قال: أن تسكت».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- merfu olarak rivayet ediyor: «Dul kadın emri alınmadan evlendirilemez. Bekar kıza izni sorulmadan evlendirilemez.» Ey Allah'ın Rasûlü! Bekar kızın izni nasıldır? diye sorulunca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de; «Onun izni, sükut etmesidir/susmasıdır.» diye cevap verdi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nikah akti önemli bir akittir. Kadının koruyup, muhafaza ettiği bekareti erkek için ancak bu akitle mubah olur. Kadın öylece erkeğin esiri gibi olur. Bundan ötürü hikmetli, merhametli ve adaletli olan dinimiz kadına hayat ortağını seçme hakkını vermiş, gözüyle görüp, seçmesine olanak tanımıştır. Çünkü kadın erkekle beraber yaşamaya adım atacak olan kişidir. Rağbet ve eğilimlerini kendisi daha iyi bilmektedir. Bundan dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- dul kadının emrine baş vurulmasını emretmiş, aksi taktirde evlendirilmesini yasaklamıştır. Bakire olan kıza da izni sorulup, izin vermesinden sonra evlendirilmesini, bunun dışında evlendirilmesini yasaklamıştır. Bakire kız genellikle utangaç olacağından dolayı emrine başvurmak yerine izninin alınması ile yetinilmiştir. Sükutu yani sessiz kalması da onun iznine işaret olarak kabul edilmiştir.
10 Nikâhı ilan ediniz”
عن عامر بن عبد الله بن الزبير، عن أبيه، أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: "أعْلِنُوا النِّكاح".
Amir b. Abdullah b. Zübeyr'in babasından rivayet ettiği hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmutur: Nikâhı ilan ediniz”
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis nikahın insanlar arasında ilan edilip yayılmasının meşru oluşuna delalet etmektedir. Bunun sebebi mutluluğu izhar edip gizli yapılan evlilikten ayırt edilmesidir. İlan edilmesinin ölçüsü örftür. Düğün yemeğinin ilan edilmesi, nikah şahitliği, damatı gelini alıp giderken uğurlamak, def çalmak ve arabaların korna çalmaları vb hususlar bu kapsamda değerlendirilir.
11 Hangi kadın velilerinin izni olmaksızın nikahlanırsa, onun nikahı batıldır -bu sözü üç defa tekrarladı-. Eğer erkek onunla gerdeğe girmişse, kadının kendisine helal kılınması (cinsel birliktelik) sebebiyle mehir hakkı kadına aittir. Eğer (veliler) anlaşmazlığa düşerlerse, velisi olmayanın velisi sultandır (yöneticidir)
عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رَضِي اللهُ عنْها قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَالِيهَا، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ -ثَلَاثَ مَرَّاتٍ- فَإِنْ دَخَلَ بِهَا فَالْمَهْرُ لَهَا بِمَا أَصَابَ مِنْهَا، فَإِنْ تَشَاجَرُوا فَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لَا وَلِيَّ لَهُ».
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hangi kadın velilerinin izni olmaksızın nikahlanırsa, onun nikahı batıldır -bu sözü üç defa tekrarladı-. Eğer erkek onunla gerdeğe girmişse, kadının kendisine helal kılınması (cinsel birliktelik) sebebiyle mehir hakkı kadına aittir. Eğer (veliler) anlaşmazlığa düşerlerse, velisi olmayanın velisi sultandır (yöneticidir).»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, velilerinin izni olmadan bir kadının kendisini nikahlamasını sakındırmıştır. Nikahının geçersiz olduğu hususunda ikaz etmiş; hatta bunu, nikahın hiç gerçekleşmediği manasında üç defa tekrar etmiştir. Eğer kadının velilerinin izni olmadan evlendiği kişi onunla gerdeğe girmiş (zifaf gerçekleşmiş) ise, onunla kurduğu cinsel birliktelik sebebiyle mehirin tamamı kadına ait olur. Daha sonra, eğer (kadını evlendirecek) veliler, velilik mertebeleri eşit olduğu halde nikah yetkisi konusunda anlaşmazlığa düşerlerse, kadının menfaatini gözeterek hareket etmesi durumunda, nikahı onlardan ilk kıyanın yaptığı akit geçerli olur. Eğer veli, kadını evlendirmekten haksız yere kaçınırsa, sanki kadının hiç velisi yokmuş gibi kabul edilir. Bu durumda sultan (devlet başkanı) veya onun vekili olan kadılar (hakimler) ve benzeri yetkililer kadının velisi olur. Aksi takdirde, (hakkıyla görevini yapan) bir veli varken sultanın velilik yetkisi yoktur.
- Nikah akdinin geçerli olması için velinin şart koşulması esastır. İbnü'l-Münzir'den nakledildiğine göre, sahabeden hiçbirinden buna aksine bir görüş aktarılmamıştır.
- Geçersiz bir nikah akdinde kadın, erkeğin kendisiyle cinsel ilişkide bulunmuş olmasının karşılığı olarak, mihri almaya hak sahibi olur.
- Sultan (devlet başkanı veya mahkeme), kadının velisinin aslen hiç bulunmaması veya velisi olduğu halde onu evlendirmekten kaçınması sebebiyle velisi olmayan kadınların velisidir.
- Sultan, velisinin olmaması veya velisinin yetersizliği halinde velisi olmayan kadınların velisi kabul edilir. Hâkim ise bu konularda onun temsilcisi olduğundan ötürü onun yerine geçer.
- Kadının nikahı üzerinde velayetin bulunması, onun hiçbir hakkı olmadığı anlamına gelmez. Bilakis kadının hakkı vardır ve velisi, kadının izni olmadan onu evlendiremez.
- Geçerli bir evliliğin şartları şunlardır: Birincisi: Eşlerin her birinin işaretle, isimle, vasıfla veya benzeri bir şekilde belirlenmesi. İkincisi: Eşlerin her birinin diğeri ile evlenmeye rıza göstermesi. Üçüncüsü: Kadın adına nikâhı velisinin kıyması. Dördüncüsü: Nikah akdine şahitlerin tanıklık edilmesi.
- Nikah akdini yapan velinin şu şartları taşıması gerekir: Birincisi: Akıl sağlığı. İkincisi: Erkek olması. Üçüncüsü: Büluğ çağına ermiş olması, bu da on beş yaşını doldurma veya ihtilam olmak ile gerçekleşir. Dördüncüsü: Din birliğinin olması. Hiçbir kâfir, Müslüman bir erkek veya kadının velisi olamaz. Aynı şekilde hiçbir Müslüman erkek de kâfir bir erkek veya kadının velisi olamaz. Beşincisi: Ahlaksızlıktan ve vicdansızlıktan uzak bir adalet sahibi olması. Bu konuda evlendirme işini üstlendiği kadının menfaatini gözetmesi yeterlidir. Altıncısı: Velinin, sefih olmayan ergin biri olması. Bu da onun, evlendirmek için kimin uygun olduğunu ve nikahın maslahatlarının ne olduğunu bilecek kabiliyette olmasıdır.
- Fıkıhçılara göre, evlilik konusunda kadının velilerinin bir sıralaması vardır. Daha yakın veli mevcut olduğu sürece -veya velilik şartlarını taşıdığı müddetçe -ondan sonraki veliye geçilmesi câiz değildir. Buna göre bir kadının velisi önce babası, sonra babanın kadın için vasiyet ettiği kişi, sonra baba tarafından yukarı doğru büyükbabaları, sonra kadının oğlu, sonra oğlunun oğulları ve aşağı doğru devam eden torunları, sonra kadının ana-baba bir erkek kardeşleri, sonra baba bir erkek kardeşi, sonra bunların oğulları, sonra ana-baba bir amcası, sonra baba bir amcası, sonra bunların oğulları, daha sonra ise mirastaki asabe sıralamasına göre en yakın erkek akrabalar gelir. Müslüman yönetici veya hakim gibi, onun bir temsilcisi olan kişi de, velisi olmayan kadınların velileridir.
12 Kadın kadını evlendirmesin; kadın kendi başına kendini evlendirmesin. Şüphesiz zinakar olan kadın kendi kendini evlendirir."
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لا تُزوِّجُ المرأةُ المرأةَ، ولا تُزوج المرأةُ نفسَها، فإنَّ الزَّانية هي التي تُزوجُ نفسَها».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Kadın kadını evlendirmesin; kadın kendi başına kendini evlendirmesin. Şüphesiz zinakar olan kadın kendi kendini evlendirir."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis kadının kendi başına kendini yada başka bir kadını evlendirme velayeti olmadığına delalet etmektedir. Kadının kendini evlendirdiği nikah batıldır. Ancak "zinakar olan kadın kendi kendini evlendirir" ibaresi Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'ın sözüdür. Bu sözde kadının kendini evlendirmeye kalkması zinakar kadının işidir. Nikah ancak velinin izni ile olduğunda güzel olur.
13 Karısıyla dübüründen (anal) cinsel ilişkiye giren kimse lanetlenmiştir
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «مَلْعُون مَنْ أتَى امرأتَه في دُبُرِها».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Karısıyla dübüründen (anal) cinsel ilişkiye giren kimse lanetlenmiştir.»
Derecesi: Hasen hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir kocanın karısıyla dübüründen ilişkiye girmesi halinde lanetleneceği ve Allah'ın rahmetinden kovulacağını bildirmektedir.
- Kadınların dübüründen (makatından) ilişkiye girmenin haram olduğu anlaşılmaktadır.
- Kadının makatı dışında, vücudunun herhangi bir yerinden faydalanmak caizdir.
- Müslüman bir erkek, Allah'ın kendisine emrettiği gibi karısıyla vajinasından ilişkiye girer. Kadınla makatından ilişkiye girmek, fıtratı bozar, nesli yok eder, sağlam mizaca ters düşer ve her iki eşe de büyük zarar verir.
14 Ey Allah’ın Rasûlü! Bizden birinin hanımı üzerindeki hakkı nedir?” diye sordum. O da şöyle buyurdu: «Yediğinden ona da yedirmen, giyindiğinden (veya kazandığında) ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, ona kötü söz söylememen ve de eğer gerekirse sadece evin içinde yatağını ayırmamandır
عَنْ مُعَاوِيَةَ الْقُشَيْرِيِّ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا حَقُّ زَوْجَةِ أَحَدِنَا عَلَيْهِ؟، قَالَ: «أَنْ تُطْعِمَهَا إِذَا طَعِمْتَ، وَتَكْسُوَهَا إِذَا اكْتَسَيْتَ، أَوِ اكْتَسَبْتَ، وَلَا تَضْرِبِ الْوَجْهَ، وَلَا تُقَبِّحْ، وَلَا تَهْجُرْ إِلَّا فِي الْبَيْتِ»
Muaviye el-Kuşeyrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! Bizden birinin hanımı üzerindeki hakkı nedir?” diye sordum. O da şöyle buyurdu: «Yediğinden ona da yedirmen, giyindiğinden (veya kazandığında) ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, ona kötü söz söylememen ve de eğer gerekirse sadece evin içinde yatağını ayırmamandır.»
Derecesi: Hasen hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, bir kadının kocası üzerindeki hakları nelerdir? diye sorulunca, bir dizi mesele zikretmiştir. Bu haklar da şunlardır: Birincisi: Yemeği yalnız kendine tahsis edip onu mahrum bırakma. Bilakis, yemek yediğin ve karnını doyurduğun zaman ona da yedir. İkincisi: Giyim ve elbiseyi yalnız kendine has kılma; sen giyindiğinde ona da giydir. Kazanç elde edip imkânın olduğunda da onun giyim ihtiyacını karşıla. Üçüncüsü: Sadece farzları terk etmek gibi bir sebep ve ihtiyaç olduğunda (uyarı ve terbiye amacıyla) vurabilirsin; ancak bu vurma, incitici ve ağır olmayacak şekilde olmalıdır. Yüze ise vurulmaz; çünkü yüz, azaların en değerlisi ve en görünür olanıdır. Ayrıca hassas ve narin yapılar barındırır. Dördüncüsü: Ona sövmeyin veya “Allah yüzünü çirkinleştirsin” demeyin. Onun veya vücudunun herhangi bir bölgesi için güzelliğin zıddı olan çirkin ifadesini kullanmayın. Çünkü insanın yüzünü ve vücudunu şekillendiren ve her şeyin yaradılışını güzel kılan Yüce Allah’tır. Yaratılışı eleştirmek, -Allah esirgesin- yaratanı eleştirmekle aynı şeydir. Beşincisi: Ona yalnızca yatağında küsün. Onu tümden bırakmayın ve başka bir eve göndermeyin. Muhtemelen bu (hüküm), karı koca arasında yaşanması alışılagelmiş olan olağan kırgınlıklar ve küsmelerle ilgilidir.
- Sahabeler, başkalarına karşı yerine getirmeleri gereken hakların neler olduğunu, kendilerinin hangi haklara sahip olduklarını öğrenme konusunda hırslı olan kimselerdir.
- Koca; eşinin geçimini, giyimini ve barınmasını sağlamakla yükümlüdür.
- Manevi ve fiziksel olarak kötülemek yasaklanmıştır.
- “Sen, kötü bir soydan geliyorsun veya kötü bir ailedensin” veya benzeri sözler söylemek, yasaklanan yerici türden sözlerdir.
15 Kim iki eşe sahip olur da onlardan birine meylederse, kıyamet günü bir yanı felçli olarak gelir
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ كَانَتْ لَهُ امْرَأَتَانِ فَمَالَ إِلَى إِحْدَاهُمَا، جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَشِقُّهُ مَائِلٌ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim iki eşe sahip olur da onlardan birine meylederse, kıyamet günü bir yanı felçli olarak gelir.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, birden fazla hanımı olup da nafaka, barınma, giyim ve geceleme hususlarında aralarında gücü yettiğince adaletli davranmayan kimsenin; kıyamet gününde bedeninin bir yarısı eğrilmiş (yana yatmış) olarak geleceğini haber vermiştir. Bu eğrilik, tıpkı dünyadaki muamelesinde adaletten saptığı gibi, yaptığı haksızlığın (kendi cinsinden) bir cezasıdır.
- Bir erkeğin, iki hanımı veya hanımları arasında sıra ve geceleme hususunda adaletli davranması vaciptir. Nafaka, geceyi yanında geçirme, güzel muamele ve benzeri gücünün yettiği konularda birine diğerine karşı meyletmesi ise haramdır.
- Geceleme ve benzeri hususlarda, kişinin gücü dâhilinde olan konularda eşler arasında eşit davranması gerekir. Ancak sevgi ve kalbî meyil gibi insanın tam olarak kontrol edemediği şeyler bu hadisin kapsamına girmez. Nitekim Yüce Allah’ın şu sözü de bunu ifade etmektedir: {Ne kadar isteseniz de kadınlar arasında tam bir adalet sağlayamazsınız.} [Nisa: 129].
- Karşılık, yapılan amel cinsinden olur. Bir erkek bu dünyada bir eşinden diğerine meyledip (haksızlık ettiğinde), kıyamet günü de vücudunun bir tarafı diğer tarafa eğilmiş olarak gelecektir.
- Kulların haklarının ne kadar büyük ve önemli olduğunu; çünkü bu haklarda kolayca müsamaha gösterilmeyeceğini ifade eder. Zira kul hakları, titizlikle talep etme ve hakkını eksiksiz isteme esasına dayanır.
- Erkeğin, eşleri arasında adaletli davranmaktan korkması halinde, günaha girmemek adına tek bir eşle yetinmesi müstehaptır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: {Eğer (aralarında) adaletli davranamamaktan korkarsanız, o zaman bir tane (eş) ile yetinin.} [Nisâ: 3]
16 «Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyyetimi tutunuz. Zira kadın kısmı kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri yeri üst tarafıdır. Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan, yine eğri kalır. (onlara) iyi davranın.»
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «اسْتَوْصُوا بالنِّساءِ خَيْرًا؛ فَإِنَّ المرأة خُلِقَتْ مِن ضِلعٍ، وَإنَّ أعْوَجَ مَا في الضِّلَعِ أعْلاهُ، فَإنْ ذَهَبتَ تُقيمُهُ كَسَرْتَهُ، وإن تركته، لم يزل أعوج، فاستوصوا بالنساء». وفي رواية: «المرأة كالضِّلَعِ إنْ أقَمْتَهَا كَسَرْتَهَا، وَإن اسْتَمتَعْتَ بها، استمتعت وفيها عوَجٌ». وفي رواية: «إنَّ المَرأةَ خُلِقَت مِنْ ضِلَع، لَنْ تَسْتَقِيمَ لَكَ عَلَى طَريقة، فإن استمتعت بها استمتعت بها وفيها عوج، وإنْ ذَهَبْتَ تُقِيمُهَا كَسَرْتَها، وَكَسْرُهَا طَلاَقُهَا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyyetimi tutunuz. Zira kadın kısmı kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri yeri üst tarafıdır. Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan, yine eğri kalır. Öyleyse kadınlar hakkındaki tavsiyemi tutunuz.» Bir rivayette: «Kadın kaburga kemiği gibidir. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin.» Başka bir rivayette: «Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Hep seni hoşnut edecek şekilde davranamaz. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin. Şayet doğrultayım dersen kırarsın. Kadının kırılması da boşanmasıdır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir - Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dir
Açıklaması ve çıkarımlar
Ebû Hureyre -radıyallahu anh- kadınlarla geçinme hakkında haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- dedi ki: Size tavsiyede bulunacağım bu vasiyyeti kabul edin. Bu tavsiye; sizin, kadınlara iyi muamele yapmanızdır. Çünkü kadınlar akılda, dinde, düşüncede ve işlerinin çoğunda eksiktirler. Muhakkak ki onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Adem -aleyhissalatu vesselam- Allah, onu babasız ve annesiz yaratmıştır. Onu topraktan yaratıp ona ol demiş, o da hemen olmuştur. Allah Teâlâ, ondan insanı yaratıp çıkartmak istediği zaman hanımını ondan yaratmıştır. Onu Adem'in eğri olan kaburgasından yaratmıştır. Böylece kadın eğri kaburgadan yaratılmıştır. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin. Şayet doğrultayım dersen kırarsın. Bir insan kadından faydalanmak isterse ondan bu eğrilikle beraber faydalanır. İnsan elde olana razı olur. Onun düzelmesini istesen dahi düzelemeyecektir. Buna da imkanı olmayacaktır. Kadın dininde doğru yolda olursa bile tabiatının gerektirdiği şeyde düzgün olmayacaktır. Her şeyde eşinin, istediği gibi olmayacaktır. Mutlaka terslik olacaktır. Mutlaka kendisindeki eksiklikle beraber kusur olacaktır. Şayet onu doğrultayım dersen kırarsın. Onu kırmakta boşamaktır. Bunun manası senin istediğin şekilde düzgün olması mümkün değildir. O zaman da ondan ümidini kesersin ve boşarsın.
17 «Sizden biriniz karısını, köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor. Belki de o akşam onunla aynı yatakta yatacaktır.»
عن عبد الله بن زمعة رضي الله عنه أنّه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يخطب، وذكر الناقة والذي عقرها، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إذِ انبَعَثَ أشقاها: انْبَعَثَ لَهَا رجل عزِيز، عَارِم منيع في رَهطِه»، ثم ذكر النساء، فوعظ فيهنَّ، فقال: «يَعمِد أحدكم فيجلد امرأته جلد العبد، فلعلَّه يُضَاجِعُهَا من آخر يومه» ثمَّ وعظهم فِي ضَحِكِهم من الضَّرطَة، وقال: «لم يضحك أحدكم ممَّا يفعل؟!».
Abdullah b. Zem`a -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i birgün hutbe okurken dinledi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Sâlih -aleyhisselâm-’ın dişi devesinden ve onu öldüren adamdan bahsederek: «Onların en azgını ileri atıldı.» âyetini okudu ve; «Semûd Kavmi'nde gücü ve kuvveti ile tanınan ve son derece fena olan bir adam deveyi öldürmek için ileri fırladı» diye açıkladı. Sonra kadınlardan bahsetti. Onlar hakkında nasihat ederek şöyle buyurdu: «Sizden biriniz karısını, köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor. Belki de o akşam onunla aynı yatakta yatacaktır.» Sonra yellenmeden ötürü gülmemelerini tavsiye ederek şöyle buyurdu: «İnsan bizzat kendisinin de yaptığı bir şeye ne diye güler?»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Abdullah b. Zem`a -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i birgün devesi üzerinde hutbe okurken dinlediğini haber vermiştir. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in özelliği bir şeyi yaparken kendisini zorlamazdı; olmayanı istemez, şer'î olarak bir taksir ya da haddi aşma yoksa, var olanı da geri çevirmezdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hutbe verirken Abdullah b. Zem'a -radıyallahu anh- O'nu işitmiş, verdiği hutbenin bir kısmında Sâlih -aleyhisselâm-’a mucize olarak verilen dişi devesinden ve deveyi öldüren adamdan bahsetmiştir. Deveyi öldüren bu kimseye Güzar denilirdi ve bu adam kavmin en şerlisiydi. Kavminde menfaat için çok ifsat çıkaran eşi benzeri olmayan birisi olarak vasf edilmiştir. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hutbesine şöyle devam etmiştir: «Sizden biriniz karısını, köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor.» Bu ifade köleyi edeplendirmek için şiddetli bir şekilde dövmenin cevazını ifade etmektedir. Bu dereceye ulaşmadan kadınların dövülmesinin cevazına imalı olarak vurgu yapılmıştır. Hadisin metninde akıllı olan bir kimsenin hanımını şiddetli bir şekilde dövüp, sonra da günün geri kalan kısmında ya da gecesinde onunla cima etmesinin akıl almaz olduğuna vurgu yapılmıştır. Genellikle dövülen dövenden kaçar. Bunun zemmedildiğine işaret vardır. Eğer dayak gerekli ise onu kaçıracak kadar şiddetli olmaması gerekir. Edeplendirmede ve vurmada aşırı gitmemek gerekir. Sonra yellenmeden ötürü gülmemelerini tavsiye etmiştir. Çünkü bu erkekliğe yakışmaz. Aynı zamanda da bu saygınlığa leke sürer. Bunu kötülemek için şöyle buyurdu: «İnsan bizzat kendisinin de yaptığı bir şeye ne diye güler?» Çünkü gülmek ancak garip ve acaip olan bir şey için olur. Sadece gülmenin belirtileri yüz hatlarında ortaya çıakrsa buna tebessüm denir. Eğer daha güçlü ve bununla birlikte sesli olursa buna da gülmek denir. Bundan da daha fazla olursa o da kahkaha olarak isimlendirilir. Bu yellenme eylemi her kimse tarafından yapılan birşey olduğuna göre insan kendisinin de yaptığı bu şeye niye güler.?
18 «Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en şerli insan, karısına yaklaştıktan sonra onun sırrını ifşâ eden kimsedir.»
عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه مرفوعاً: «إِنَّ مِنْ أَشَرِّ النَّاسِ عِندَ الله مَنزِلَةً يَومَ القِيَامَةِ الرَّجُلَ يُفضِي إِلَى المَرْأَةِ وَتُفْضِي إِلَيه، ثُمَّ يَنشُرُ سِرَّهَا».
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en şerli insan, karısına yaklaştıktan sonra onun sırrını ifşâ eden kimsedir.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en şerli insan, bu ihanetle vasıflandırılan insandır. O da karı kocadan, ikisinden başkasının bilemeyeceği mahremlerini, kasıtlı olarak ifşa eden kimsedir. Bu hadis, kişinin kendisi ile hanımı arasında yaşanan şeyleri tafsilatlı olarak aktarmasının haram olduğuna delalet eder. Kadından sadır olan bir sözü yahut fiili veyahut bunun benzeri şeyleri aktarmasıdır. Mücerred olarak aralarındaki cinsel ilişkiyi zikretmesinin bir faydası olmadığı gibi buna da ihtiyaç yoktur. Bu kötü bir şeydir. Çünkü bu erkekliğe yakışmaz. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, ya hayır söylesin ya da sussun!» Eğer böyle bir şeyin söylenmesine ihyitaç varsa ve bunda bir fayda varsa durum değişir. Örnek olarak kocanın, karısından uzak durmasının sebebini açıklaması yahut kadının, kocasının cima etmekten aciz olduğu iddasında bulunması gibi durumların anlatılmasında, bu durumlardaki maslahata binaen bir mekruhluk hali sözkonusu değildir. Sünnet de buna delalet etmektedir.
19 «Bu bizimle birlikte geldi, istersen girmesine izin verirsin, istemezsen geri dönüp gidebilir.»
عن أبي مسعود البدري رضي الله عنه قال: دَعَا رَجُلٌ النبيَّ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ له خَامِسَ خَمْسَةٍ، فَتَبِعَهُمْ رجلٌ، فلَمَّا بَلَغَ البابَ، قال النبيُّ صلى الله عليه وسلم : «إِنَّ هذا تَبِعَنَا، فَإِنْ شِئْتَ أَنْ تَأْذَنَ له، وإِنْ شِئْتَ رَجَعَ» قال: بَلْ آذَنُ له يا رسولَ اللهِ.
Ebu Mes’ud El-Bedrî -radıyallahu anh- anlatıyor-: Sahabeden biri Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-'i beş kişi ile birlikte yemeğe davet etti. Ancak onlarla birlikte altıncı bir kişi geldi. Kapıya ulaşınca Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- (davet sahibine): «Bu bizimle birlikte geldi, istersen girmesine izin verirsin, istemezsen geri dönüp gidebilir.» dedi. Ev sahibi de: "Müsaade ediyorum Ya Rasûlallah!" dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bir zat, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’i yemeğe davet eder. Davetlilerin sayıları beş kişiden oluşmaktadır. Arkalarından bir kişi daha kendilerine katılınca sayıları altıya ulaşır. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- davet sahibinin evine varınca altıncı kişi için izin isteyerek şöyle der: «Bu bizimle birlikte geldi, istersen girmesine izin verirsin, istemezsen geri dönüp gidebilir.» Ev sahibi de Allah Rasûlü'ne olan saygı ve ihtiramından dolayı müsaade eder.
20 "Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i üç parmağı ile yerken gördüm. O, yemeğini bitirdiği zaman parmaklarını yalardı."
عن كعب بن مالك رضي الله عنه قال: رأيتُ رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يأكلُ بثلاثِ أَصَابِعَ، فإذا فَرَغَ لَعِقَهَا.
Kâ’b İbn Mâlik -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre o, şöyle demiştir: "Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i üç parmağı ile yerken gördüm. O, yemeğini bitirdiği zaman parmaklarını yalardı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- üç parmağı ile yemek yerdi. Bunlar baş, işaret ve yüzük parmaklarıdır. Böyle yemek yemesi O'nun yemeğe karşı iştahsız ve isteksiz olmasını gösterir. Yemeğini bitirdiği zaman parmaklarını yalardı. Mustehab olan kişinin yemeği üç parmağı ile yemesidir. Şayet yenilen yemek üç parmak ile yenilemiyorsa kolay olan şeklide yenilir.
21 Birçok kadın Muhammed'in ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyorlar. (Kadınlarını döven) bu kimseler, sizin hayırlınız değildirler
عَنْ إِيَاسِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي ذُبَابٍ رَضيَ اللهُ عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تَضْرِبُوا إِمَاءَ اللَّهِ» فَجَاءَ عُمَرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: ذَئِرْنَ النِّسَاءُ عَلَى أَزْوَاجِهِنَّ، فَرَخَّصَ فِي ضَرْبِهِنَّ، فَأَطَافَ بِآلِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نِسَاءٌ كَثِيرٌ يَشْكُونَ أَزْوَاجَهُنَّ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَقَدْ طَافَ بِآلِ مُحَمَّدٍ نِسَاءٌ كَثِيرٌ يَشْكُونَ أَزْوَاجَهُنَّ، لَيْسَ أُولَئِكَ بِخِيَارِكُمْ».
İyâs b. Abdullah b. Ebû Zübâb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kadınları dövmeyiniz!» Ömer -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna çıkarak: "Kadınlar kocalarını dinlemez oldular" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (gerekli şartlar oluştuğunda) onları dövmeye ruhsat verdi. Bu defa birçok kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarına gelerek kocalarını şikâyete başladılar. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Birçok kadın Muhammed'in ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyorlar. (Kadınlarını döven) bu kimseler, sizin hayırlınız değildirler.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd ve İbn Mâce rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kadınları dövmeyi yasaklamıştır. Bunun üzerine Müminlerin emiri Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- gelip şöyle demiştir: Ey Allah'ın Rasûlü! Kadınlar kocalarına karşı cüretkârlaştılar ve ahlakları bozuldu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- eşin hakkını yerine getirmemek, kocasına meşru konularda karşı gelmek ve benzeri sebepler bulunduğunda, incitici ve zarar verici olmayan hafif bir şekilde dövmeye ruhsat verdi. Bunun ardından bazı kadınlar, kocalarının kendilerini şiddetli bir şekilde dövdüklerini ve verilen bu ruhsatı kötüye kullandıklarını şikâyet etmek üzere Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarının yanına geldiler. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Eşlerini şiddetli bir şekilde döven bu adamlar sizin hayırlılarınız değildirler.
- Kadınlara güzel muamele etmenin faziletini ortaya koymaktadır. Onlara karşı sabırlı olmak ve zaman zaman meydana gelen kusurlarını hoş görmek, onları dövmekten daha faziletlidir.
- Allah Teâlâ, nüşûzun (eşin meşru haklarına karşı gelmesinin) tedavisinde dövmeyi son aşama olarak belirlemiş ve şöyle buyurmuştur: "Baş kaldırmalarından endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yataklarında onları yalnız bırakın, sonra da (zarar vermeyecek şekilde) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür." [Nisâ Suresi: 34]. Bu üç yöntem aynı anda uygulanacak değil, sırasıyla uygulanacak aşamalardır. Önce nasihat edilir, öğüt verilir ve Allah hatırlatılır. Bu fayda verirse ne güzel! Eğer fayda vermezse yatakta ayrı kalınır. Bu da sonuç vermezse, intikam amacıyla değil, terbiye etmek amacıyla; incitmeyen ve zarar vermeyen hafif bir şekilde dövmeye başvurulur.
- Erkek, evinin yöneticisi ve sorumlusudur. Bu sebeple aile fertlerini hikmetle ve güzel öğütle terbiye edip eğitmesi gerekir.
- Verdiği fetvanın sonuçlarını ve doğuracağı etkileri öğrenmek amacıyla âlime fetvası hakkında tekrar başvurmanın (müracaat etmenin) caizdir.
- Bir kimse haksızlığa veya zarara uğradığında, durumunu yöneticiye veya âlime şikâyet etmesinin caiz olduğu ifade edilmiştir.
22 "Dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin kıyamet gününde eşi olacak olan Huri, eziyet eden kadına şöyle seslenir: "Allah seni helak etsin, bu adama eziyet etme. O, dünyada senin yanında bir misafirdir, yakında senden ayrılıp, bize kavuşacak."
عن معاذ بن جبل رضي الله عنه مرفوعاً: «لا تؤذي امرأةٌ زوجَها في الدنيا إلا قالت زوجته من الحُورِ العِينِ لا تُؤْذِيهِ قاتلك الله! فإنما هو عندك دَخِيلٌ يُوشِكُ أن يفارقَكِ إلينا».
Muaz b. Cebel -radıyallahu anh- merfu olarak anlatıyor: "Dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin kıyamet gününde eşi olacak olan Huri, eziyet eden kadına şöyle seslenir: "Allah seni helak etsin, bu adama eziyet etme. O, dünyada senin yanında bir misafirdir, yakında senden ayrılıp, bize kavuşacak."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve selem- dünyada kadının kocasına eziyet etmesini yasaklamıştır. Çünkü o, dünyada misafirdir. Yakında hanımının yanından ayrılıp ahirete intikal edecek ve cennete girip ahiretteki nasibi olan hanımlara ulaşacaktır.
23 ‘’Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.’’
عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «لو كنت آمِرًا أحدًا أن يسجد لأحد لأمرت المرأة أن تسجد لزوجها».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh'den- merfu olarak rivayet olunduğuna göre: "Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim." diye buyrulmuştur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Tirmizî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- şayet bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydı, kadına, kocasına secde etmesini emrederdi. Bu da kocanın karısı üzerindeki hakkının büyüklüğündendir. Fakat Allah’tan başka bir varlığa secde etmek kesin haramdır, caiz değildir.
24 "Rasulullah –sallallahu aleyhi ve sellem- Şigar (suretiyle nikâh)’ı yasaklamıştır."
عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما : «أن رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى عن الشِّغَارِ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan merfu olarak rivayet edildiğine göre, "Rasulullah –sallallahu aleyhi ve sellem- Şigar (suretiyle nikâh)’ı yasaklamıştır.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nikâh akdinde asıl olan, kadına mehir vererek akdin tamamlanmasıdır. Kadının kendini sunmasına karşı verilen bir karşılıktır. Bunu için de Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- babaların/velilerin kızlarına zulmettikleri bu cahiliye nikâhını yasaklamıştır. Onları, faydası kendilerine dönecek olan mehir olmadan evlendiriyorlardı. Onları, (babalarının kendi) isteklerinin ve arzularının razı olduğu eşlerine takdim edip veriyorlardı/kurban ediyorlardı. Onları da kızlarıyla mehir olmadan evlendirmeleri şartıyla bunu yapıyorlardı. İşte bu zulumdür, Allah’ın indirmediği bir şekilde onların avretlerinde yapılan bir tasarruftur/yetki kullanımıdır. Böyle olduğu zaman o haramdır ve batıldır/hükümsüzdür.
25 Ey Allah'ın Rasûlü "Bir kadınla evlendim." Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Mehir olarak ne verdin?» diye tekrardan sordular. Abdurrahman b. Avf -radıyallahu anh- da: "Ben hurma çekirdeği ağırlığı kadar altını mehir vererek evlendim." dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- : «Allah sana mübarek kılsın. Bir koyun ile de olsa velime/düğün yemeği ver.» diye buyurdu.
عن أنس بن مالك رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم رأى عبد الرحمن بن عوف، وعليه ردَعْ ُزَعفَرَان. فقال النبي صلى الله عليه وسلم : «مَهْيَمْ؟ فقال: يا رسول الله تزوجت امرأة، فقال: ما أصدقتها؟ قال: وَزْنُ نواة من ذهب قال: بارك الله لك، أَوْلِمْ ولو بشاة».
Enes b. Malik -radıyallahu anh- rivayet ediyor: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Abdurrahman b. Avf -radıyallahu anh- ile karşılaştı. Üzerinde safran izi ve kokusu vardı. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bunun sebebini sordular. Abdurrahman b. Avf -radıyallahu anh- de cevaben şöyle dedi: "Bir kadınla evlendim." Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Mehir olarak ne verdin?» diye tekrardan sordular. Abdurrahman b. Avf -radıyallahu anh- da "Ben hurma çekirdeği ağırlığı kadar altını mehir vererek evlendim." dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah sana mübarek kılsın. Bir koyun ile de olsa velime/düğün yemeği ver.» diye buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Abdurrahman b. Avf -radıyallahu anh-’ın üzerinde safran izi ve kokusu gördü. Erkeklerin safran kokusu kullanmalarında bir sakınca yoktur. Ne var ki uygun olan davranış safranın sarı rengini elbiseye bulaştırmadan sadece kokusunu kullanmaktır. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bunun sebebini inkâr edercesine sorar. Cevaben Abdurrahman b. Avf -radıyallahu anh- de yeni evlendiğini haber vererek, bu kokunun kendisine hanımından geçtiğini söyledi. Peygamberimiz de bu konuda kendisine ruhsat verdi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabelerine karşı çok şefkatli ve merhametliydi. Onları gözlemler doğru olarak yaptıklarını onaylar, yanlışlarını düzeltirdi. Buradan hareketle hanımına ne kadar mehir verdiğini sordu. Abdurrahman b. Avf -radıyallahu anh- hurma çekirdeği ağırlığı kadar altını mehir olarak verdiğini söyledi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bereketli olması için duada bulundu ve bir koyun ile de olsa velime/düğün yemeği vermesini emretti.
26 Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında azil/ilişkide dışa boşalma konuşuldu. O şöyle buyurdu: «Sizden biriniz bunu neden yapıyor? Yaratılan hiçbir can yoktur ki Allah onu yaratacak olmasın.»
عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه : «ذُكِرَ َالعزل لرسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: ولم يفعل ذلك أحدكم؟ -ولم يقل: فلا يفعل ذلك أحدكم؟-؛ فإنه ليست نفس مخلوقة إلا الله خالقها».
Ebu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'den merfû olarak rivayet olunan hadiste şöyle haber verilmektedir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında azil/ilişkide dışa boşalma konuşuldu. O şöyle buyurdu: «Sizden biriniz bunu neden yapıyor? Yaratılan hiçbir can yoktur ki Allah onu yaratacak olmasın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanında azil konuşulup, bazı erkeklerin hanımları ve köleleriyle azil yaptığı haber verilir. Bunun üzerine Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- inkâr edercesine soru kipinde bunun sebebini sorar. Ardından verdiği cevapla onların bu yaptıkları işteki hedeflerini beyan eder. Zira yüce Allah her şeyi takdir edip, belirlemiştir. Sizlerin yaptığı bu davranış yaratılması yazılıp da, yaratılacak olan bir canlının yaratılmasının önüne geçemez. Sebep ve sonuçları da yaratan Allah’tır. Bir erkeğin sperminden bir çocuk yaratmak isterse bu kişinin spermi kendisi bile hissetmeden ana rahmindeki gideceği yeri bulur.
27 Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-, Osman b. Maz'ûn'un kadınlardan kesilip evlenmekten çekinmesini reddetti. Eğer Rasûlullah onun kadınlardan kesilip çekinmesine izin verseydi (biz daha ileri giderek) muhakkak hadımlaşırdık.
عن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه قال: رد رسول الله صلى الله عليه وسلم على عثمان بن مظعون التَّبَتُّلَ، ولو أذن له لاختَصَيْنَا.
Sa'd b. Ebî Vakkâs -radiyallahu anhu- anlatıyor: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-, Osman b. Maz'ûn'un kadınlardan kesilip evlenmekten çekinmesini reddetti. Eğer Rasûlullah onun kadınlardan kesilip çekinmesine izin verseydi (biz daha ileri giderek) muhakkak hadımlaşırdık.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Sa’d b. Ebi Vakkâs –radıyallahu anh- şöyle rivayet etti: Osman b. Maz’un, ibadete olan aşırı istek ve arzusu sebebi ile ibadet için boş vakit ayırmak için hayatın lezzet veren şeylerini terk etmek istedi. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’den kadınlardan uzak durmak ve Allah Teâlâ’ya taatte bulunmak için izin istedi. Fakat Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ona izin vermedi. Çünkü dünya lezzetlerini terk edip ibadet için inzivaya çekilmek dinde aşırı gitmek ve yerilen/zem edilen bir ruhbanlıktır. Asıl doğru olan din, Allah için olan ibadeti yaparak, nefse de (dünya) güzelliklerinden nasibini vermektir. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- eğer Osman –radıyallahu anh-’a izin verseydi, ibadette gayretli/çalışkan olanların çoğu onun yoluna tabi olurdu.
28 Sehl b. Sa'd es-Sâidî -radıyallahu anh-'den rivayet olunduğuna göre, bir kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek; Ya Rasûlullah ben (benimle evlenmen için) kendi mehrimi sana bağışladım, dedi ve uzun süre ayakta dikildi. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp: Ey Allah'ın Rasulü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa onu bana nikâhla! Dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-' de;"Senin yanında ona mehir olarak verebileceğin bir şey var mı?" diye sordu, (o kimse de);Yanımda şu kaftanımdan başka bir şeyim yok. Diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-;"Eğer sen kaftanını (mehir olarak) verirsen, kaftansız kalırsın. Binâenaleyh sen (başka) bir şey ara (bul)." buyurdu.Adam bir süre sonra geldi ve bir şey bulamıyorum, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de;"Demirden bir yüzük olsun arayıp bulmalısın) buyurdu. (Bunun üzerine adam tekrar) aradı (fakat) bir şey bulamadı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: Ezberinde Kuran’dan bir şeyler varmı?" dedi. (Adam) bazı sûrelerin ismini zikrederek; Evet. Diye cevap verdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de: "-Ben de ezbere bildiğin Kur'an sebebiyle o kadını sana nikâhlıyorum." Buyurdu.
عن سهل بن سعد الساعدي رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم جاءته امرأة فقالت: إني وَهَبْتُ نفسي لك: فقامت طويلا، فقال رجل: يا رسول الله، زَوِّجْنِيهَا، إن لم يكن لك بها حاجة. فقال: هل عندك من شيء تُصْدِقُهَا؟ فقال: ما عندي إلا إِزَارِي هذا. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إِزَارُكَ إن أَعْطَيْتَهَا جلست ولا إِزَارَ لك، فالْتَمِسْ شيئا قال: ما أجد. قال: الْتَمِسْ ولو خَاتَمًا من حَدِيدٍ. فالْتَمَسَ فلم يجد شيئا. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم هل معك شيء من القرآن؟ قال: نعم. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : زَوَّجْتُكَهَا بما معك من القرآن».
Sehl b. Sa'd es-Sâidî -radıyallahu anh-'den rivayet olunduğuna göre, bir kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek; Ya Rasûlullah ben (benimle evlenmen için) kendi mehrimi sana bağışladım, dedi ve uzun süre ayakta dikildi. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp: Ey Allah'ın Rasulü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa onu bana nikâhla! Dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-' de;"Senin yanında ona mehir olarak verebileceğin bir şey var mı?" diye sordu, (o kimse de);Yanımda şu kaftanımdan başka bir şeyim yok. Diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-;"Eğer sen kaftanını (mehir olarak) verirsen, kaftansız kalırsın. Binâenaleyh sen (başka) bir şey ara (bul)." buyurdu.Adam bir süre sonra geldi ve bir şey bulamıyorum, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de;"Demirden bir yüzük olsun arayıp bulmalısın buyurdu. (Bunun üzerine adam tekrar) aradı (fakat) bir şey bulamadı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: Ezberinde Kuran’dan bir şeyler varmı?" dedi. (Adam) bazı sûrelerin ismini zikrederek; Evet. Diye cevap verdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de: "-Ben de ezbere bildiğin Kur'an sebebiyle o kadını sana nikâhlıyorum." Buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- başkasına verilmeyen bazı hükümler ile özel kılınmıştı.Bunlardan:Kendini ona mehirsiz olarak feda eden biriyle evlenmesi.Onun hanımlarından biri olabileceğini umarak kendi mehrini bağışlayıp onunla evlenmek isteyen bir kadın geldi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona baktı ve hoşuna gitmedi.Onu istemedi,onu utandırmamak için,onu bıraktı.O kadında oturdu.Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp: Ey Allah'ın Rasulü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa onu bana nikâhla! Dedi.Mehir nikahta gerekli olmasına rağmen Rasûlullah:"Senin yanında ona mehir olarak verebileceğin bir şey var mı?" diye sordu.Yanımda şu kaftanımdan başka bir şeyim yok. Diye cevap verdi.Eğer kaftanını (mehir olarak) verirse, kaftansız ve çıplak kalır.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de;"Demirden bir yüzük olsun arayıp bulmalısın) buyurdu.Onun yanında hiç bir şek olmadığı için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona dedi ki:Ezberinde Kuran’dan bir şeyler varmı?" dedi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de: "-Ben de ezbere bildiğin Kur'an sebebiyle o kadını sana nikâhlıyorum." Buyurdu.
29 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Kur'ân (ayetleri kısım kısım) inmeye devam ederken biz (cinsel temas sırasında) azil yapardık. Süfyan dedi ki; eğer ondan yasak edecek bir şey olsaydı Kur’an bizi bunu yapmaktan men ederdi.
عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: "كنا نعزل والقرآن ينزل". قال سفيان: لو كان شيئا ينهى عنه؛ لنهانا عنه القرآن.
Cabir b. Abdillah -radıyallahu anhumâ- anlatıyor: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Kur'ân (ayetleri kısım kısım) inmeye devam ederken biz (cinsel temas sırasında) azil yapardık. Süfyan dedi ki; eğer ondan yasak edecek bir şey olsaydı Kur’an bizi bunu yapmaktan men ederdi."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Cabir –radıyallahu anhumâ- şöyle haber veriyor: Onlar Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında kadınları ve cariyeleriyle cinsel ilişkiye girdiklerinde azil yapıyorlardı. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- onların bu yaptıklarını ikrar ediyordu. Eğer mubah olmasaydı bunu ikrar etmezdi. Sanki ona şöyle denilmişti: Belki de bu yaptığınız Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem’e- ulaşmadı. O da cevap olarak şöyle dedi: Eğer ona ulaşmasaydı, muhakkak ki Allah Tebâre ve Teâlâ ona öğretir. Kur’an hala iniyor, şayet yasakladığı şeyden olsaydı, Kur’an onu yasaklardı. Şeriat koyucu bizi yaptığımızdan dolayı onay vermezdi. Nasların arasını cem etmek (bulmak): Cabir hadisi azil yapmanın caiz olduğuna delalet etmektedir. Fakat varid olan başka hadislerden anlaşılan caiz olmamasıdır. Örnek olarak, İmam Müslim’in Cüzame binti Vehb -radıyallahu anhâ-’dan şöyle buyurduğunu rivayet etti: Yanında insanların olduğu zaman Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanında hazır bulundum. O’na azilden sordular, O da şöyle buyurdu: «O gizli bir şekilde toprağa diri diri gömmedir.» Bu nasların arasını bulmak nasıl mümkün olacak? Bunun cevabı: Caiz olmasının aslı Câbir ve Ebu Said –radıyallahu anhuma-’nın hadislerinde olduğu gibidir. Cüzâme hadisi de azil ile çocuk olmasından korunuyorsa bu manaya hamledilir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in «Bu gizli bir şekilde diri diri toprağa gömmektir.» sözü de ona delalet eder. Veyahut da azil, mekruh olur haram olmaz.
30 «Bir kadın ile halası ve (yine) bir kadın ile teyzesi bir nikah altında toplanmaz.»
عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «لا يجُمَعُ بين المرأة وعمتها، ولا بين المرأة وخالتها».
Eby Hureyre -radıyallahu anh- merfu olarak rivayet ediyor: «Bir kadın ile halası ve (yine) bir kadın ile teyzesi bir nikah altında toplanmaz.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Pak ve nezih dinimiz insanlar için hayırlı ve iyi olan şeyleri getirmiş, zarar veren ve kötü olan her şeyle de mücadele etmiştir. Muhabbet, ülfet ve sevgi bağlarının güçlenmesine önem vermiş, ayrılık, nefret ve husumete sebep olacak şeyleri yasaklamıştır. Şari yani Allah ve Rasûlü, erkeklerin birden fazla bayanla evlilik yapmasına izin vermiştir. Zira erkeklerin çok evli olmasında birçok fayda ve yararlar bulunmaktadır. Öte yandan –genel olarak- birden fazla eşi olan kimsenin hanımları arasında bir adavet ve nefret hasıl olabilir. Çok tabidir ki eşler birbirlerini kıskanırlar. Bu yüzden bazı akrabalarla ikinci hanım olarak evlenmek yasaklanmıştır. Çünkü bu evlilik akrabalar arasında ilişkilerin son bulmasına sebep olabilir. İki kız kardeşin aynı nikâh altında toplanması yasaklandığı gibi, halası ile erkek kardeşinin kızı yahut teyzesi ile kız kardeşinin kızı yahut diğerlerinin aynı nikâh altında toplanması yasak kılınmıştır. Yani bir erkek ile bayan arasında olan bu akrabalık bağlarından dolayı bu nikah haram olur ve asla caiz de değildir. Ayrıca bu hadis “Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı.” ayetini tahsis etmektedir.
31 "Bir erkek ikinci bir evliliği bakire biriyle yaparsa onun, o bakirenin yanında yedi gün kalması sonra günlerini taksim etmesidir. İkinci evliliği dul bir kadınla yaparsa o dulun yanında üç gün süreyle kalması sonra da günlerini taksim etmesi sünnettendir."
عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: «من السنة إذا تَزَوَّجَ البِكْرَ على الثَّيِّبِ: أقام عندها سبعا ثم قَسَمَ. وإذا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ: أقام عندها ثلاثا ثم قَسَمَ». قال أبو قلابة:" ولو شِئْتُ لَقُلْتُ: إنَّ أَنَسًا رَفَعَهُ إلى النبي صلى الله عليه وسلم ».
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Bir erkek ikinci bir evliliği bakire biriyle yaparsa onun, o bakirenin yanında yedi gün kalması sonra günlerini taksim etmesidir. İkinci evliliği dul bir kadınla yaparsa o dulun yanında üç gün süreyle kalması sonra da günlerini taksim etmesi sünnettendir.” Ebû Kılâbe şöyle demiştir: İstesem Enes -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den merfû olarak rivayet etti de derim.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bir erkek ikinci bir evliliği bakire biriyle yaparsa o bakirenin yanında yedi gün kalır ki birbirlerine alışsınlar, kızın utangaçlığı ve ürkekliği gitsin. Çünkü bakire kız, evlilikte yenidir. Sonra hanımları arasında günlerini eşit bir şekilde taksim etmesi sünnettendir. İkinci evliliğini dul bir kadınla yaparsa, o dul yanında üç gün süreyle kalır. Çünkü bakireden daha az zamana ihtiyacı vardır. Bu doğru hüküm, merfû hadis hükmünde olan bu hadiste gelmiştir. Çünkü raviler şu sünnettendir, diyorlar ise bu sözleriyle Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den başkasının sünnetini kastetmiyorlardır. Merfû hadisin manası, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e izafe edilen hadislerdir.
32 Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-, Hamza'nın kızı ile ilgili olarak; «O bana helal olmaz. Çünkü o, benim sütkardeşimin kızıdır. Nesepten dolayı haram olan, sütten dolayı da haram olur.» diye buyurmuştur.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم في بنت حمزة: «لَا تَحِلُّ لِي يَحْرُمُ من الرَّضَاعِ مَا يَحْرُمُ من النَّسَبِ وهي ابنة أَخِي من الرَّضاعة».
Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-, Hamza'nın kızı ile ilgili olarak; «O bana helal olmaz. Çünkü o, benim sütkardeşimin kızıdır. Nesepten dolayı haram olan, sütten dolayı da haram olur.» diye buyurmuştur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ali b. Ebi Talip -radıyallahu anh- Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’in amcaları olan Hamza’nın kızıyla evlenmesini istiyordu. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- onun kendisine helal olmayacağını haber verdi. Çünkü O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sütkardeşinin kızıydı. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ve amcası Hamza -radıyallahu anh-Ebu Leheb’in azatlı kölesi olan Suveybe’den süt emdikleri için birbirleriyle sütkardeş olmuşlardı. Aynı doğumdan dolayı haram olanlar gibi amcasının kızı sütten dolayı haram olmuştur.
33 Biriniz bir kadına dünürlük yaptığı zaman kendisini o kadınla evlenmeye sevkeden azalara bakmaya imkân buluyorsa; bunu yapsın.
عن جابر بن عبد الله، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : "إذا خطبَ أحدُكم المرأة، فإن استطاع أن ينظر إلى ما يدعوه إلى نِكاحها فَلْيَفْعَلْ". فخطبتُ جارية فكنت أتَخَبَّأُ لها، حتى رأيتُ منها ما دَعاني إلى نِكاحها فتزَوجتُها.
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:"Biriniz bir kadına dünürlük yaptığı zaman kendisini o kadınla evlenmeye sevkeden azalara bakmaya imkân buluyorsa; bunu yapsın. (Câbir) dedi ki: "Ben bir cariyeyle evlenmek istedim, bunun üzerine (onun haberi olmadan görebilmek için) onu gizli gizli gözetlemeye başladım. Nihayet beni kendisiyle evlenmeye sevkeden azalarını gördüm de onunla evlendim.
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis, evlenilmek istenen kadına evlenmeden önce bakılmasının müstehap olduğuna delalet etmektedir. Ancak yüze ve ellere bakmak mübahtır. Çünkü yüze bakılarak güzel mi çirkin mi olduğu anlaşılır. Ellere bakılarakta bedenin üretken olup olmadığı anlaşılır. Alimlerin çoğunluğunun mezhebi budur. Kadının bu bakmaya razı olma şartı söz konusu değildir. Bilakis Câbir -radıyallahu anh-'ın yaptığı gibi haber vermeden onun dikkatsiz olduğu bir zamanda yapılabilir. Eğer kadına bakması mümkün olmadı ise güvendiği bir kadını yollayıp, ona baktırması, sonrada onun vasfını kendisine haber vermesini istemesi güzeldir. Bunun meşru kılınması, aralarında ülfet oluşması için en evla yoldur. Birbirini gördükten sonra evlenmeleri genellikle sonrasında pişman olmaya sebebiyet vermez.
34 «Git o kadına bak. Çünkü bakman, (evlendiğinizde) aranızda ülfet ve sevginin devam etmesi için daha uygundur.»
عن المغيرة بن شعبة، قال: أتيتُ النبي -صلى الله عليه وسلم فذكرت له امرأةً أخطِبُها، فقال: «اذهب فانظر إليها، فإنه أجدرُ أن يُؤدمَ بينكما»، فأتيت امرأة من الأنصار، فخطَبتُها إلى أبَويها، وأخبرتهما بقول النبي صلى الله عليه وسلم ، فكأنهما كرِها ذلك، قال: فسمعت ذلك المرأة، وهي في خِدرها، فقالت: إن كان رسول الله صلى الله عليه وسلم أمرك أن تنظر، فانظر، وإلا فأنشدُك، كأنها أَعْظَمت ذلك، قال: فنظرتُ إليها فتزوجتُها، فذكر من موافقتها.
Mugîra b. Şu'be -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına vararak, nikahlamak istediğim bir kadını anlattım. Rasûlullah: «Git o kadına bak. Çünkü bakman, (evlendiğinizde) aranızda ülfet ve sevginin devam etmesi için daha uygundur.» Bunun üzerine ben Ensârdan olan bir kadına gidip onu babası ile anasından istedim ve Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in (kızı görmek ile ilgili) buyruğunu o ikisine haber verdim. Sanki kızın babası ve anası kızı görmek teklifinden hoşlanmadılar. Kız Örtüsü içinde olduğu halde (yapılan) konuşmayı işitti ve bana hitaben: "Eğer Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- senin (bana) bakmanı emretti ise, (bana) bak. Aksi takdirde, Allah'a yemin ederek senin bana bakmamanı isterim, dedi. Sanki benim ona bakmamı büyük gördü. Mugîra -radıyallahu anh- : Sonra ben ona baktım ve onunla evlendim dedi ve aralarındaki ittifak ve anlaşmadan (tarifi güç memnuniyetini) anlattı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, kişinin evlenmek istediği kadına bakmasının müstehap olduğuna delalet etmektedir. Bu durum uzlaşma ve ittifak etmeleri için en yakın olanıdır. Çünkü evleneceği kadına bakmak ülfetin oluşması, ıslah ve aralarındaki uzlaşma için en evla olanıdır. Böylelikle onu görerek evlenmiş olur. Genellikle bundan sonra pişmanlık olmaz. Bundan dolayı Mugira -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile evlenmesini istişare etmek için gelmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aralarındaki uzlaşmanın kuvvetli olması için kadına bakmasını emretmiştir. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-den gelen şeyi hiç tereddüt etmeden kabul etmesi gerektiğine delalet eder. Çünkü Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ancak hayır ve salah olan şeyi emreder.
35 Eğer Allah Teâlâ bir kişinin kalbine bir kadınla evlenmeyi sokarsa o kadına bakmasında bir beis yoktur.
عن محمد بن مسلمة، قال: خطبت امرأة، فجعلتُ أتَخَبّأُ لها، حتى نظرتُ إليها في نَخْلٍ لها، فقيل له: أتفعلُ هذا وأنت صاحب رسول الله صلى الله عليه وسلم ؟ فقال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إذا ألقى الله في قلب امرئ خِطبة امرأة، فلا بأس أن ينظر إليها».
Muhammed b. Mesleme söyle demiştir: Bir kadınla evlenmek istedim. Gizlice ona bakmaya başladım. Hatta ona ait olan bir hurma ağacının arkasından ona baktım. Kendisine: Sen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabesi olmana rağmen bunu mu yapıyorsun? denildiğinde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle derken işittim demiştir: Eğer Allah Teâlâ bir kişinin kalbine bir kadınla evlenmeyi sokarsa o kadına bakmasında bir beis yoktur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis, Muhammed b. Mesleme -radıyallahu anh-'ın bir kadınla evlenmek istediğini, o kadına bakmak için gizlendiğine delalet etmektedir. Tabiinden birisi onu görmüş ve yapmış olduğu şeye şaşırmıştır. Muhammed b. Mesleme yaptığı işin Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrine dayandığını haber vermiştir. Bir kimse bir kadınla evlenmek isterse ve Allah Teâlâ o kimsenin kalbine bu kadınla evlenmeyi sokarsa, o kadına bakar. Kadının haberi olmasa dahi evlenilmek istenen kadına bakılmasının müstehap olduğuna delalet eder. Hatta evlenmek isteyen kimse gizlinerek bakmak zorunda olsa bile. Bu durum ancak ihtiyaç ve zaruretten dolayı mübah kılınmıştır.
36 «Dul kadın kendisi için velisinden daha ziyade hak sahibidir. Kızdan ise nefsi hakkında izin istenir; onun izni de susmasıdır.»
عن ابن عباس رضي الله عنهما أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «الثَّيِّب أحقُّ بنفسها مِن وَلِيِّها، والبِكر تُسْتَأمَر، وإذْنُها سُكُوتها».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dul kadın kendisi için velisinden daha ziyade hak sahibidir. Kızdan ise nefsi hakkında izin istenir; onun izni de susmasıdır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, izin alma hususunda dul kadının kendisi için velisinden daha ziyade hak sahibi olduğuna delalet etmektedir. Yani sözlü olarak izni alınmadan evlendirilmez. Çünkü nikah akdinde kendisi için velisine göre daha hak sahibidir. Eğer evlenmeye rıza göstermezse velisi dul kadını evlenmeyi emredemez. Bakire olan kızı evlendirmek için velisi ondan izin alır. Onun iznide sessiz kalmasıdır. Sessiz kalması kabul ettiği gösterir. Zorla evlendirilmesi caiz değildir.
37 Hülle nikâhı ile evlenen kocaya ve kendisi için hülle yapılan kocaya Allah lanet etsin
عن علي رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «لَعَنَ اللهُ المُحَلِّل، والمُحَلَّلَ له».
Ali -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Hülle nikâhı ile evlenen kocaya ve kendisi için hülle yapılan kocaya Allah lanet etsin."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Üç talakla boşanmış kadın ilk kocasına ancak başka bir erkekle evlenmeden helal olmaz. Bu ikinci eşinin onunla cima etmesi gerekir. Bazı kimseler şeri hükümlerde hileye baş vurmaktadırlar. Başka bir erkekle kağıt üzerinde bu kadınla evlenmesini için anlaşırlar, sonrada bu kadını boşar. Burda şeri bir evlilik kasdı yoktur. Buradaki maksat birinci kocasına helal olmasıdır. Dinde hileye baş vurmak, bayağılık, değerlere bağlılığın azalması ve mertliğe zarar vermesi söz konusudur. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu nikahı haram kılmış ve hülle nikâhı ile evlenen koca ve kendisi için hülle yapılan kocaya Allah Teâlâ'nın rahmetinden uzaklaştırılması ve kovulması için beddua etmiştir.
38 Yahûdîler: Erkek, kadın ile arka tarafından gelip cima' ederse doğacak çocuk şaşı olur, derlerdi. (Bu bâtıl inancı yıkmak üzere) "Kadınlarınız sizin bir ekinliğinizdir. O hâlde tarlanıza dilediğiniz taraftan geliniz" âyeti nazil oldu.
عن جابر رضي الله عنه قال: "كانت اليهود تقول: إذا جَامَعَها مِن وَرَائِها جاء الولد أَحْوَلَ، فنزلت: {نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ}، [البقرة: 223]".
Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Yahûdîler: Erkek, kadın ile arka tarafından gelip cima' ederse doğacak çocuk şaşı olur, derlerdi. (Bu bâtıl inancı yıkmak üzere) "Kadınlarınız sizin bir ekinliğinizdir. O hâlde tarlanıza dilediğiniz taraftan geliniz" âyeti nazil oldu [Bakara suresi: 223].
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hiç bir ilmi dayanağı olmadan Yahudiler cimanın yapılma şeklini kısıtlıyorlardı. Evs ve Hazreç kabileleri onların sözlerini ve davranışlarını alıyorlardı. Çünkü onlar Ehl-i Kitaptı. Yahudilerin attığı iftiralardan bir taneside kişi hanımına arkadan yaklaşıp (fercinden) cima ederse, bu cimadan doğması beklenen bebeğin şaşı olacağını söylemeleriydi. Bunun üzerine Allah Teâlâ onları yalanlamak ve önden ilişkiye girmek şartıyla mübah olduğunu açıklamak için şu ayeti indirdi: {Kadınlarınız sizin bir ekinliğinizdir. O hâlde tarlanıza dilediğiniz taraftan geliniz} [Bakara suresi: 223].
39 “Bir ara, kişinin çocuğuna süt emziren eşiyle yatmasını yasaklamayı düşündüm, sonra baktım ki Fars ve Rumlar bu işi yapıyor ve çocukları bundan hiç bir zarar görmüyorlar."
عن جُذَامَةَ بنت وهب، أخت عكاشة، قالت: حَضَرْتُ رسول الله صلى الله عليه وسلم ، في أناس وهو يقول: «لقد هَمَمْتُ أن أنهى عن الْغِيلَةِ، فَنَظَرْتُ في الروم وفارس، فإذا هم يُغِيلُونَ أولادهم، فلا يضر أولادهم ذلك شيئا»، ثم سألوه عن الْعَزْلِ؟ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «ذلك الْوَأْدُ الخفي»، زاد عبيد الله في حديثه: عن المقرئ، وهي: {وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ}.
Ukaşe'nin kız kardeşi, Cüdâme binti Vehb şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir takım insanların arasındayken yanına vardım şöyle buyuruyordu: “Bir ara, kişinin çocuğuna süt emziren eşiyle yatmasını yasaklamayı düşündüm, sonra baktım ki Fars ve Rumlar bu işi yapıyor ve çocukları bundan hiç bir zarar görmüyorlar." Sonra azil yapmayı sordular? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bu bir kız çocuğunu gizlice diri diri mezara gömmektir." Ubeydullah, Mukri'den rivayet ettiği hadisinde şu ziyadeyi yapmıştır: { Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda}.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kocayı, emzirdiği dönemde hanımına yaklaşmaktan ve onunla cinsel ilişkide bulunmaktan yasaklamayı istediğini ifade etmektedir. Çünkü Araplar arasında bu durumun çocuğa zarar verdiği düşüncesi yaygındı. Rum ve Farisi gibi bazı toplumlarda bunun zarar vermediğini görüp, emin olduktan sonra bu yasaklama isteğinden dönmüştür. Sonra, kendisine kocanın menisini dışarı boşaltması sorulduğunda, bu ameli kızlarını diri diri toprağa gömen cahiliye topluluğuna benzetmiştir. Bu iki amel arasındaki fark; birincisinin gizli olarak yapılması, ikincisinin aleni olarak yapılmasıdır.
40 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımlarından biriyle evlenirken iki müdd arpa unuyla düğün yemeği verdi.
عن صفية بنت شيبة رضي الله عنها قالت: «أَوْلَمَ النبي صلى الله عليه وسلم على بعض نسائه بِمُدَّيْنِ من شعير».
Safiyye bint Şeybe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımlarından biriyle evlenirken iki müdd arpa unuyla düğün yemeği verdi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem'in müminlerin annelerinden biriyle evlenirken velime (düğün yemeği) verdiğini ifade etmektedir. Nebî -aleyhisselatu vesselam-'ın vermiş olduğu düğün yemeği iki müdd arpadan yapılan yemektir. Bundan başka birşey bulamamıştır. Buda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elinde az malı olduğunun delilidir. Bununla birlikte -aleyhisselam- durumu ve geçimi zor olsa bile bu sünneti ihmal edip terk etmemiştir. Buda düğün yemeğinin bir küçük baş hayvan ikramından daha az olsa bile geçerli olduğuna delalet eder. Az dahi ikramda bulunmak düğün yemeği olması için yeterlidir. Buda insanın imkanı ölçüsündedir.
41 "Senin ehlin (kocan) üzerine bir yüklüğün yok. Eğer istersen sana yedi geceyi tamamlarım. Ama senin yanında yedi gece kalırsam, diğer kadınlarımın yanında da yedi gece kalırım.''
عن أمَّ سَلَمَة رضي الله عنها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم لمَّا تزوَّجها أقام عندها ثلاثا، وقال: «إنه ليس بِكِ على أَهْلِكِ هَوَانٌ، إنْ شئْتِ سَبَّعْتُ لكِ، وإنْ سَبَّعْتُ لكِ، سَبَّعْتُ لِنِسائي».
Ümmü Seleme -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisi ile evlenip, zifafta bulunup yanında üç gece kaldıktan sonra şöyle demiştir:"Senin ehlin (kocan) üzerine bir yüklüğün yok. Eğer istersen sana yedi geceyi tamamlarım. Ama senin yanında yedi gece kalırsam, diğer kadınlarımın yanında da yedi gece kalırım.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Ümmü Seleme -radıyallahu anhâ- Şüphesiz ki; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onunla evlendiği zaman yanında ve hanımlarından her birinin yanında yedi gece kalmak ile eğer isterse üç gün kalmakla yetinemek arasında tercih yapma hakkı verdi.Hanımlarından her birini kendi gecelerinde birer gece dolaştı.Peygamber Ümmü Seleme'ye tercih hakkı vermeden önce ona şöyle dedi:-üç gün olarak zifafta kalması sebebiyle özrünü belirtmeden önce hazırlık olarak-''Senin ehlin (kocan) üzerine bir yüklüğün yok.'' Yani benim yanımda senin için hiç bir eksiklik ve küçük görme yoktur.Bilakis sen benim yanımda değerli ve önemlisin.Üç günden sonra paylaşma yaparsam bu sende olan bir noksanlık sebebiyle değildir.Ancak doğru olan budur.
42 Aişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Zevde bint Zem'a gibi olmak istediğim ve bana onun kadar sevgili gelen başka bir kadın görmedim. O ayırt edici özelliğe sahip bir kadındı. Yaşlandığında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile geçirdiği günü Aişe'ye vermiştir. Ya Rasûlullah! Benim seninle geçirdiğim günümü Aişe'ye verdim demiştir. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Aişe'ye iki gün ayırırdı. Aişe'nin günü ve Sevdenin günü".
عن عائشة قالت: ما رأيتُ امرأةً أَحَبَّ إليَّ أنْ أكون في مِسْلَاخِها مِنْ سَوْدَة بنتِ زَمْعَة، مِنِ امرأةٍ فيها حِدَّةٌ، قالت: فلما كبِرتْ، جعلتْ يومَها مِنْ رسول الله صلى الله عليه وسلم لعائشة، قالت: يا رسول الله، قد جعلتُ يوْمِي مِنْكَ لعائشة، «فكان رسول الله صلى الله عليه وسلم ، يِقْسِمُ لعائشة يومين، يومَها ويومَ سَوْدَة».
Aişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Zevde bint Zem'a gibi olmak istediğim ve bana onun kadar sevgili gelen başka bir kadın görmedim. O ayırt edici özelliğe sahip bir kadındı. Yaşlandığında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile geçirdiği günü Aişe'ye vermiştir. Ya Rasûlullah! Benim seninle geçirdiğim günümü Aişe'ye verdim demiştir. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Aişe'ye iki gün ayırırdı. Aişe'nin günü ve Sevdenin günü".
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Aişe -radıyallahu anha-'nın rivayet ettiği bu hadis, Müminlerin annesi Sevde bint Zem'a -radıyallahu anha-'dan haber vermektedir. Aişe onun kadınların seçkinlerinden olduğunu zikretmiştir. Aişe -radıyallahu anha- onun gibi olmayı temenni etmiş ve onun özelliklerinden bir tanesininde güçlü bir karakter sahibi olduğunu zikretmiştir. Aişe -radıyallahu anha- Sevde -radıyallahu anha-'nın yaşlandığında Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisinden ayrılacağından korktuğunu, Onun nikahında kalmak, bu şeref ve fazileti kazanmak istediğini haber vermiştir. O müminlerin annesi, Rasullerin efendisi -sallallahu aleyhi ve sellem'in hanımlarından bir tanesidir. Sevde -radıyallahu anha- ben günümü Aişe'ye veriyorum demiş ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de bunu kabul etmiştir. Rasûlullah, Aişe'nin yanında iki gece kalıyordu. Birisi Aişe'nin günü diğeride sevdenin günüdür.
43 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sefere gitmek istediğinde kadınları arasında kur'a çekerdi. Kadınlardan hangisinin kur'ası çıkarsa, Rasûlullah beraberinde o hanımı ile yola çıkardı.
عن عائشة رضي الله عنها قالت: «كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا أراد أَنْ يَخْرُج أَقْرَعَ بَيْن نِسائه، فأيَّتُهُنَّ يَخْرُج سَهْمُها خَرَج بها النبي صلى الله عليه وسلم ، فَأَقْرَعَ بَيْنَنَا في غَزْوَةٍ غَزَاها، فَخَرج فيها سَهْمِي، فخَرَجْتُ مع النبي صلى الله عليه وسلم بَعْد ما أُنْزِلَ الحِجابُ».
Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sefere gitmek istediğinde kadınları arasında kur'a çekerdi. Kadınlardan hangisinin kur'ası çıkarsa, Rasûlullah beraberinde o hanımı ile yola çıkardı. Yapmış olduğu gazvelerin bir tanesinde bizim aramızda kura çekti. Bu kurada benim nasibim çıktı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber hicap ayeti nazil olduktan sonra yola çıktım.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Âişe -radıyallahu anha- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımları arasındaki adaletinin ne kadar kamil olduğundan bahsetmektedir. Sefere çıkmek istediğinde gönüllerini hoşnut etmek için hanımları arasında kura çekerdi. Hangi hanımının nasibi çıkarsa yanına onu alırdı. Çıkmış olduğu gazvelerin birisinde yine hanımları arasında kura çekti, bu beni mustalik gazvesiydi. Âişe -radıyallahu anha-'nın nasibi çıktı ve Rasûlullahla birlikte sefer etti. Sonra bu hadisenin Allah Teâlâ'nın hicab ayetini indirdikten sonra gerçekleştiğini haber verdi. Bir sonraki seferde hanımları arasında kura çekeceği bilinen bir şeydi. Çünkü bir önceki seferde nasibi çıkan hakkını almış oluyordu. En son kalan son seferde Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte kura çekmeden çıkıyordu.
44 Üç sey vardir ki onlarin ciddisi de ciddi, sakasi da ciddidir: Nikah, talak, (boşadıktan sonra) hanımını geri alma"
عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "ثلاث جِدُّهُنَّ جِدٌّ، وهَزْلُهُنَّ جِدٌّ: النكاح، والطلاق، والرَّجْعَةُ".
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Üç sey vardir ki onlarin ciddisi de ciddi, sakasi da ciddidir: Nikah, talak, (boşadıktan sonra) hanımını geri alma"
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis şaka olarak nikah, talak, (boşadıktan sonra) hanımını geri alma sözlerini telaffuz eden kimse için hükmün gerçekleşeceğine delalet etmektedir. Bu durumların hükmünde kasıtlı,ciddi yada şakanın arasında bir fark yoktur. Velisi olduğu kimseyi nikahlayan, hanımını boşayan veya geri alan kimse bunu telaffuz etmekle gerçekleştirmiş olur. Burada ciddi yada şaka veyahutta oyun olsun diye yapmasında bir fark yoktur. Çünkü bu anlaşmalar şart seçeneği değil meclis seçeneğidir: Dinin nazarında bu üç hükümün değeri büyüktür. Bundan dolayı bunlarda oyunda şakada olmaz. Kim bunlardan birini telaffuz ederse hükümleri gerekli olur.
45 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayber günü kadınların, muta suretiyle nikah edilmesini ve evcil eşeklerin etlerinin yenmesini yasak etmiştir.
عن علي بن أبي طالب رضي الله عنه «أن النبي صلى الله عليه وسلم نهى عن نكاح المتعة يوم خيبر، وعن لحوم الحُمُرِ الأهلية».
Ali b. Ebu Talib -radıyallahu anh-'den merfû olarak rivayet olunan bir hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayber günü kadınların, muta suretiyle nikah edilmesini ve evcil eşeklerin etlerinin yenmesini yasak etmiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Dinimiz nikah ile evliliğin devamını, sevginin ve ailenin inşasını hedefler. Bu hedefe aykırı olan bazı evlilik türlerini de yasaklar. Dolayısıyla Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayber günü kadınların, muta suretiyle nikah edilmesini yasaklamıştır. Muta nikahı erkeğin bir kadınla süreli evlilik yapmasıdır. Bu nikah türü duyulan ihtiyaç sebebiyle ilk zamanlar mübah iken sonradan yasaklanmıştır. Ayrıca vahşi eşeklerin/zebranın aksine evcil yani sahibi ve barınağı olan eşeklerin de etinin yenilmesi yasaklanmıştır.
46 "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Safiyye’yi âzat etmiş ve âzatlığını kendisine mihir yapmıştır."
عن أنس بن مالك رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أعتق صفية، وجعل عِتْقَهَا صَدَاقَهَا.
Enes –radıyallahu anh- şöyle rivayet etmiştir. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Safiyye’yi âzat etmiş ve âzatlığını kendisine mihir yapmıştır."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Safiyye binti Huyey, Benî Nadîr Kabilesinin yöneticilerinden ve Kinane b. Ebi el-Hakik’ın hanımı idi. Kinâne, Hayber savaşında öldürüldü. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- (Hayber’i) zorla/boyun eğdirerek fethetti. Esir alındıkları andan itibaren kadınlar ve çocuklar Müslümanlar için köle oldular. Safiyye, Dihye İbni El-Halife El-Kelbi -radıyallahu anh-’ın kısmetine/hakkı olarak (ganimetten) düştü. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- Safiyye yerine ona başkasını verdi ve onu (Safiyye’yi) gönlünü almak ve kaybolan izzetinden ve ona olan rahmetinden dolayı onu kendine seçti. Cömertliğinden dolayı ondan değersiz bir köle olarak istifade etmekle yetinmek istemedi. Onu köleliğin zilletinden kurtararak Müminlerin annelerinden biri yaparak onu onurlandırdı. Safiyye’yi azat etti ve onunla evlendi. Azat etmesini, Safiyye’nin mehrine saydı.
47 «Ümmü Seleme'nin kızı, benim terbiyem altında üvey kızım olmasa bile, o bana helal değildir. Çünkü o, benim sütkardeşimin kızıdır. Beni ve onun babası Ebu Seleme'yi Süveybe emzirmiştir. Bir daha sakın kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi bana teklif etmeyiniz.»
عن أم حبيبة بنت أبي سفيان رضي الله عنهما قالت: قلت يا رسول الله، انكح أختي ابنة أبي سفيان. قال: أو تحبين ذلك؟ فقلت: نعم؛ لست لك بمُخْلِيَةٍ، وأحَبُّ من شاركني في خير أختي. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إن ذلك لا يحل لي. قالت: إنا نُحَدَّثُ أنك تريد أن تنكح بنت أبي سلمة. قال: بنت أم سلمة؟! قالت: قلت: نعم، قال: إنها لو لم تكن ربيبتي في حَجْرِي، ما حلت لي؛ إنها لابنة أخي من الرضاعة، أرضعتني وأبا سلمة ثويبةُ؛ فلا تعرضن علي بناتكن ولا أخواتكن. قال عروة: وثويبة مولاة لأبي لهب أعتقها، فأرضعت النبي صلى الله عليه وسلم ، فلما مات أبو لهب رآه بعض أهله بشرِّ حِيبة، فقال له: ماذا لقيت؟ قال أبو لهب: لم ألق بعدكم خيرًا، غير أني سقيت في هذه بعتاقتي ثويبة.
Ümmü Habibe binti Ebî Süfyan –radıyallahu anha- şöyle rivayet etmiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün yanıma geldiğinde ona: "Kız kardeşim, Ebu Süfyan'ın kızını ister misin?" diye sordum. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ne yapacağım?» dedi. Ben de: "Onu nikâh edersiniz" dedim. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Hayret! Sen bunu arzu eder misin?» buyurdu. Ben: "Zaten senin bir tek eşin değilim. Kız kardeşimin de hayırda bana ortak olmasını arzu ediyorum." dedim. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-: «O bana helal olmaz.» buyurdu. Ben yine: "İşittiğime göre Ebu Seleme'nin yetim kızı (Dürre) ile evlenmek istiyormuşsunuz." dedim. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Eşim Ümmü Seleme'nin kızını mı?» diye sordu. Ben de: "Evet" dedim. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ümmü Seleme'nin kızı, benim terbiyem altında üvey kızım olmasa bile, o bana helal değildir. Çünkü o, benim sütkardeşimin kızıdır. Beni ve onun babası Ebu Seleme'yi Süveybe emzirmiştir. Bir daha sakın kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi bana teklif etmeyiniz.» buyurdu. Urve, Süveybe’nin Ebu Leheb’in azatlı kölesi olduğunu söylemiştir. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’i emzirmiştir. Ebu Leheb öldüğünde bazı akrabaları onu kötü bir halde rüyasında görmüştür. Ebu Leheb’e ne ile karşılaştın denildiğinde? Ebu Leheb: "Sizden ayrıldıktan sonra Süveybe’yi azat etmemden dolayı sulanmaktan başka bir hayırla karşılaşmadım." dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ümmü Habibe binti Ebi Süfyan –radıyallahu anha- Müminlerin annelerinden biridir -Allah onlardan razı olsun- Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile evli olmaktan dolayı çok mutlu ve sevinçli bir kimseydi -ki o, bunda hak sahibidir- Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kız kardeşiyle evlenmesini rica etmiştir. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- kız kardeşinin kuması olmasına nasıl izin verdiğine şaşırıyordu. Çünkü kadınlar bu hususta şiddetli kıskançlık içinde olurlardı. Bundan dolayı –şaşırarak ve anlamaya çalışarak- sen bunu arzu eder misin? dedi. O, evet bundan hoşnut olurum, dedi. Sonra neden kız kardeşiyle evlenmesini gönülden istediğini açıklayarak zaten diğer kadınlarla birlikte Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’in hanımı olmak zorunda olduğunu, tek başına onun hanımı olamayacağını, o yüzden kız kardeşinin de bu büyük hayırda kendisine ortak olmasını arzu ettiğini beyan etmiştir. Sanki o, iki kız kardeşle aynı anda evlenmenin haram olduğunu bilmiyordu. Bundan dolayı Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine, kız kardeşiyle evlenmesinin helal olmayacağını haber vermiştir. İşittiğine göre o, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in Ebu Seleme’nin kızıyla evleneceği duyduğunu haber vermiştir. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: Ne kast ettiğini te'kit ederek; «Eşim Ümmü Seleme'nin kızını mı?» kast ediyorsun diye sorduğunda, O da evet diye cevap vermiştir. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bu söylentinin doğru olmadığını beyan ederek: Ümmü Seleme’nin kızı bana iki sebepten dolayı helal olmaz, demiştir. Birincisi: O kız benim evimde ihtiyaçlarını gördüğüm üvey kızımdır. O benim hanımımın kızıdır. İkincisi: O benim sütkardeşimin kızıdır. Beni ve onun babası olan Ebu Seleme’yi, Süveybe -Ebu Leheb’in azatlı kölesi- emzirdiği için ben onun amcası olurum. Bir daha sakın kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi bana teklif etmeyiniz. Bu meselelerde ben ne yapacağımı biliyor ve kendi işimi sizden daha iyi idare ederim, demiştir.
48 "Hangi köle efendisinden izinsiz olarak evlenirse zinakârdır.''
عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «أَيُّما عَبْدٍ تَزَوَّج بغَيْر إذْن مَوَالِيهِ، فهو عاهِرٌ».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:"Hangi köle efendisinden izinsiz olarak evlenirse zinakârdır.''
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası bir köle efendisinin izni olmadan evlenirse onun evliliği sahih değildir.Akdi fasittir.Hükmü zina eden kişinin hükmüdür.Buna binaen nikahının fesh edilmesi gerekmektedir.Onun ile nikah akdi yapanın ayrılmaları gerekmektedir.Çünkü kölenin kendini evlendirmesine imkan yoktur.
49 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Meymune ile ihramlı iken nikâh yapıp, ihramdan çıktıktan sonra zifafa girmiştir ve (Meymune) Serif denilen mıntıkada vefat etmiştir"
عن ابن عباس، قال: "تَزَوَّج النبيُّ صلى الله عليه وسلم مَيْمُونَة وهو مُحْرِمٌ، وبَنَى بِها وهو حَلالٌ، وماتَتْ بِسَرِف".
İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Meymune ile ihramlı iken nikâh yapıp, ihramdan çıktıktan sonra zifafa girmiştir ve (Meymune) Serif denilen mıntıkada vefat etmiştir"
Derecesi: Bu hadisin isnadı sahihtir · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'nın rivayet ettiği bu hadis, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Müminlerin annesi Meymune ile ihramlı iken nikâh yaptığını ifade etmektedir. İhramdan çıktıktan sonra zifafa girmiş ve Meymune -radıyallahu anha- Mekke ve Medine arasında Serif denilen mıntıkada vefat etmiştir. Burası Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Meymune -radıyallahu anh- ile zifafa girdiği yerdir. Alimler, bu hadiste İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'nın zikrettiği - Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Meymune ile ihramlıyken evlenmiş olmasını- İbn Abbâs -radıyallahu anh'ın zannı olarak açıklamışlardır. Çünkü bu rivayeti tek başına zikretmiştir. Sahabelerin çoğunluğu ona muhalefet etmiştir. Muhalefet edenler arasında Meymune ve Ebû Rafi' -radıyallahu anhuma-da bulunmaktadır. Bu ikisi kıssayı en iyi bilen iki kişidir. Çünkü bu iki sahabe doğrudan konuya dahil olmuşlardır. Ebû Rafi' -radıyallahu anh- şöyle demiştir: "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem ve Meymune arasında elçilik yaptım. Onunla evlendiğinde ihramlı değildi. Onunla zifafa girdiğinde de ihramlı değildi." Müminlerin annesi Meymune -radıyallahu anha- şöyle demiştir: "Benimle evlendiğinde ihramda değildi." Belkide İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Meymune ile evliliğine ancak Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem ihrama girdikten sonra şahit olmuştur. Onun ihramlıyken evlendiğini zannetmiştir. Bazı ilim ehli İbn Abbâs hadisini harem bölgesinde ihramlı değilken evlendi olarak açıklamışlardır.
50 "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Evtas yılında mut'a için üç gün ruhsat verdi. Sonra bunu yasakladı."
عن إياس بن سلمة، عن أبيه، قال: «رَخَّصَ رسول الله صلى الله عليه وسلم عَامَ أَوْطَاسٍ، في المُتْعَة ثلاثا، ثم نَهَى عنها».
İyâs b. Seleme babasından rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Evtas yılında mut'a için üç gün ruhsat verdi. Sonra bunu yasakladı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Allah Teâlâ aileyi tesis etmek, ülfet, devamlılık ve birliktelik olsun diye nikahı meşru kılmıştır. Bundan dolayı evlilikteki bu hikmete muhalefet eden bütün istek ve şartlarlar batıldır. İşte bu sebeple mut'a nikahı haram kılınmıştır. O da belirli bir vakit tayin ederek erkeğin kadınla evlenmesidir. Evtas gazvesi senesinde ruhsat verilmiştir. Hicretin sekizinci senesi Şevval ayında zaruretten dolayı sadece üç günlüğüne izin verilmiştir. Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- nesebin karışması, cinsel organın kiralanması, zevkin zayıflaması ve doğru olan tabiata aykırı olduğu için ebedi olarak haram kılmıştır.
51 "Ey Beyaza oğulları, Ebû Hind'i (kızlarınızla) evlendiriniz. Onun (kızlarıy)la da evleniniz.
عن أبي هريرة رضي الله عنه ، أن أبا هِنْد، حَجَمَ النبي صلى الله عليه وسلم في اليَافُوخ، فقال النبي صلى الله عليه وسلم : «يا بَنِي بَيَاضَةَ، أَنْكِحُوا أَبَا هِنْدٍ، وَانْكِحُوا إلَيْهِ» وقال: «وإنْ كان في شيء مِمَّا تَدَاوُون به خيرٌ فَالحِجَامة».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Ebû Hind, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem'in başının üst kısmından hacamat yaptı. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Ey Beyaza oğulları, Ebû Hind'i (kızlarınızla) evlendiriniz. Onun (kızlarıy)la da evleniniz. Sizin kendisiyle tedavi olacağınız şeyler içerisinde hayırlı olan birşey varsa o da hacamat yaptırmaktır.”
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- başından Ebû Hind -radıyallahu anh-'a hacamat olduğu aktarılmıştır. Bu hadis ne nesep nede meslekte yeterliliğe itibar edilmediğine delalet etmektedir. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Kahtani Ezdi arap kabilesi olmasına rağmen Ensar'ın kabilelerinden birine Ebû Hindi evlendirmelerini emretmiştir. Aynı zamanda kızlarıyla nişanlanmalarını emretmiştir. Ebû Hind hadiste zikredilen Beyaza oğulları'nın azatlı kölesidir. Köle olması onu hacamat yapmaya zorlamıştı. Araplarda hacamat küçümsenen bir meslek dalıydı. Nesep ve meslek olarak yeterli görülüp itibar edilmezdi. Diğer naslar yeterlilik hususunda din ve güzel ahlaklı olmaya itibar edilmesi gerektiğine delalet etmektedir. Sonra kişinin kendisiyle tedavi olacağı en hayırlı şeyin hacamat yaptırmak olduğunu zikretmiştir.
52 Feyrûz şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü ben Müslüman oldum, nikahım altında iki kız kardeş bulunmaktadır. Bunun üzerine Rasûlullah: İkisinden hangisini istersen seç diğerini bırak” buyurdular.
عن الضحاك بن فيروز، عن أبيه قال: قلت: يا رسول الله، إني أسلمت وتحتي أختان؟، قال: «طَلِّق أيتَهُما شِئتَ».
Dahhâk b. Feyrûz, babasından aktardığına göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü ben Müslüman oldum, nikahım altında iki kızkardeş bulunmaktadır. Bunun üzerine Rasûlullah: İkisinden hangisini istersen seç diğerini bırak” buyurdular.
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Feyrûz ed-Deylemî -radıyallahu anh- Yemen ehlinden olan bir sahabedir. Müslüman olduğunda iki tane hanımı bulunmaktaydı ve bu hanımları kız kardeşti. Cahiliye ehli iki kız kardeşle birlikte evleniyor ve bunda bir beis görmüyorlardı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlardan bir tanesini hanımı olarak kalması için seçmesini diğerini de boşamasını emretti. İslamda iki kız kardeşi aynı zamanda nikah altında tutmak caiz değildir.
53 “Cahiliyye döneminde Gaylân b. Seleme es Sekafî’nin on karısı vardı. Kendisiyle beraber hepside Müslüman oldular. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, dördünü seçip diğerlerini bırakmasını emretti.”
عن ابن عمر، أن غَيْلَانَ بن سَلَمَةَ الثقفي أَسْلَمَ وله عشر نِسْوَةٍ في الجاهلية، فَأَسْلَمْنَ معه، « فَأَمَرَهُ النبي صلى الله عليه وسلم أن يَتَخَيَّرَ أربعا مِنْهُنَّ».
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre, “Cahiliyye döneminde Gaylân b. Seleme es Sekafî’nin on karısı vardı. Kendisiyle beraber hepside Müslüman oldular. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, dördünü seçip diğerlerini bırakmasını emretti.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis Cahiliye döneminde bulunan nikah çeşitlerinden birisini açıklamaktadır. Öyle ki bir kimse bir çok kadını nikah altında topluyordu. Belirli bir sayıyla sınırlı kalmıyorlardı. Bu sahabi Müslüman oldu ve on hanımı vardı onlarında hepsi Müslüman oldular. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, dördünü seçip diğerlerini bırakmasını emretti.” Çünkü İslam dini aynı anda nikah altında dört hanıma kadar izin vermiştir. Bu Müslümanların icmasıyla böyledir.
54 Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı Aişe'ye : Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in'in mehri ne kadardı? diye sordum. Aişe : Onun zevcelerine (verdiği) mehri on iki ûkiyye ile bir neşen idi. Neş nedir bilir misin? dedi. Ben : Hayır, cevâbını verdim. Âişe: Yarım ûkiyyedir dedi. Bunların toplamı beşyüz dirhem eder.İşte Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarına (verdiği) mehri budur dedi.
عن أبي سلمة بن عبد الرحمن، أنه قال: سألت عائشة زوج النبي صلى الله عليه وسلم : كم كان صَداقُ رسول الله صلى الله عليه وسلم ؟ قالت: «كان صَدَاقُهُ لأزواجه ثِنْتَيْ عشرة أُوقِيَّةً ونَشَّاً»، قالت: «أتدري ما النَّشُّ؟» قال: قلت: لا، قالت: «نصف أُوقِيَّةٍ، فتلك خمسمائة درهم، فهذا صَدَاقُ رسول الله صلى الله عليه وسلم لأزواجه».
Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı Aişe'ye : Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in'in mehri ne kadardı? diye sordum. Aişe : Onun zevcelerine (verdiği) mehri on iki ûkiyye ile bir neşen idi. Neş nedir bilir misin? dedi. Ben : Hayır, cevâbını verdim. Âişe: Yarım ûkiyyedir dedi. Bunların toplamı beşyüz dirhem eder.İşte Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarına (verdiği) mehri budur dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin konusu mehri azaltmanın müstehap oluşudur. Şüphesiz ki meşru olan budur; mehrin en hayırlısı en kolay olanıdır, kadınların en hayırlısı maişeti en kolay olanıdır. Bu hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarına vermiş olduğu mehri genellikle on iki buçuk ûkiyyedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ibadet ve adetlerde tam örnek alınacak bir şahsiyettir. Bir ûkiyye kırk dirhemdir. Buda toplamda beş yüz dirhem yapmaktadır. Günümüzde insanların mehirleri arttırmış olması bunun hilafınadır. İnsanlar kadına ve velilerine vermiş oldukları mehirlerle övünmektedirler. Koca ister zengin olsun isterse de fakir geç evlense dahi bu mecrada başkasından aşağı kalmak istememektedir.
55 Ali şöyle demiştir: Fatıma -radıyallahu anha- ile evlenmiştim ve Ya Rasûlullah!: “Beni zifafa sok” dedim. Rasûlullah: “Fatıma’ya mehir olarak bir şeyler ver de öyle” buyurdu. “Yanımda ona verecek bir şey yoktur” dedim. “Sağlam zırhın nerededir?” buyurdu.
عن ابن عباس رضي الله عنهما أن عليًّا قال: تزوجتُ فاطمةَ رضي الله عنها ، فقلتُ: يا رسول الله، ابْنِ بِي، قال: «أَعْطِها شيئًا» قلت: ما عندي مِن شيء، قال: «فأينَ دِرْعُكَ الحُطَمِيَّة؟» قلت: هي عندي، قال: «فأعطها إياه».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Ali şöyle demiştir: Fatıma -radıyallahu anha- ile evlenmiştim ve Ya Rasûlullah!: “Beni zifafa sok” dedim. Rasûlullah: “Fatıma’ya mehir olarak bir şeyler ver de öyle” buyurdu. “Yanımda ona verecek bir şey yoktur” dedim. “Sağlam zırhın nerededir?” buyurdu. Ben de: “Yanımdadır” dedim. “Öyleyse onu ver” buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- amcasının oğlu Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh- ile kızı Fatıma -radıyallahu anha-'yı evlendirmiş ve Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali -radıyallahu anh-'ın hanımının hatrı, onu istediğini göstermesi ve kadrini bilmesi için mehir vermesini emretmiştir. Verecek bir şey bulamayınca, mehir olarak vermesi için savaşta korunmak için giyilen zırhını sormuştur. Az olmasına rağmen bunu sormasının sebebi Fatıma -radıyallahu anha-'ya mehir olması içindir.
56 Abdullah (b. Mes’ud)’a; hiçbir mehir kararlaştırmadan bir kadınla evlenen fakat gerdeğe girmeden ölen bir adam hakkında fetva sordular. Abdullah dedi ki: “Sorun bakalım o kadına onda evlilik (hamilelik) belirtisi var mı?” dedi. Onlar da: “Ey Ebu Abdurrahman, onda böyle bir belirti göremedik” dediler. Bunun üzerine Abdullah: Kendi görüşümü söylüyorum doğruysa bu Allah’tandır.
عن علقمة، والأسود، قالا: أُتِيَ عبد الله في رجل تَزوجَ امرأة ولم يَفرض لها، فتُوفي قبل أن يَدخل بها، فقال عبد الله: سَلُوا هل تجدون فيها أثرا؟ قالوا: يا أبا عبد الرحمن، ما نجد فيها - يعني أثرا - قال: أقول برأيي فإن كان صوابا فمن الله، «لها كمَهْرِ نسائها، لا وَكْسَ ولا شَطَطَ، ولها الميراث، وعليها العِدَّة»، فقام رجل، من أشجع، فقال: في مثل هذا قضى رسول الله صلى الله عليه وسلم فينا، في امرأة يقال لها بِرْوَع بنت وَاشِقٍ تزوجت رجلا، فمات قبل أن يَدخل بها، «فقضى لها رسول الله صلى الله عليه وسلم بمِثل صَداق نسائها، ولها الميراث، وعليها العِدَّة» فرفع عبد الله يَديْهِ وكبَّر.
Alkame ve Esved'den rivâyet edildiğine göre, şöyle demişlerdir: Abdullah (b. Mes’ud)’a; hiçbir mehir kararlaştırmadan bir kadınla evlenen fakat gerdeğe girmeden ölen bir adam hakkında fetva sordular. Abdullah dedi ki: “Sorun bakalım o kadına onda evlilik (hamilelik) belirtisi var mı?” dedi. Onlar da: “Ey Ebu Abdurrahman, onda böyle bir belirti göremedik” dediler. Bunun üzerine Abdullah: Kendi görüşümü söylüyorum doğruysa bu Allah’tandır. O kadına benzeri kadınların aldıkları mehir kadar mehir vardır az da olmaz çokta olmaz, kocasından miras alır ve iddet beklemesi de gerekir. O zaman Eşca kabilesinden bir adam kalkıp şöyle dedi: Buna benzer bir olayda Rasûlullah -sallallahu aleyhi e sellem- aynı hükmü vermişti şöyle ki: Berva binti Vâşık adında bir kadın bir adamla evlenmiş gerdeğe girmeden de adam ölmüştü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- o kadın hakkında benzeri kadınların aldıkları mehir kadar mehir almasını, mirastan pay almasını ve iddet süresini beklemesini emretmişti. Bunun üzerine Abdullah ellerini kaldırıp tekbir getirdi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis hiç bir mehir kararlaştırmadan nikah akdinden sonra kocası ölen kadının mehrin tamamını almaya hak ettiğine delalet etmektedir. Gerdeğe girmemiş ve başbaşa kalmamış olsalar bile böyledir. Eğer mehri dile getirmediyse -belirlemediyse- kadının mehri yakın akrabalarına göre belirlenir. Hadis aynı zamanda nikah akdinin gerçekleşmesinden dolayı kadının iddet beklemesi gerektiğine delalet eder. Şayet kocası öldü ise kadına ölüm iddetini beklemesi ve süslenmeyi terk etmesi gerekir. Gerdeğe girmemiş ve başbaşa kalmamış olsalar bile böyledir. Aynı zamanda kocasından miras alma hakkı vardır. Çünkü kadın kocasının koruması altındadır.
57 “Nikâhın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır.”
عن عقبة بن عامر قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «خير النكاح أيْسَرُه»، وقال النبي صلى الله عليه وسلم لرجل: أتَرضى أن أُزَوِّجَكَ فُلانة «قال: نعم، قال لها: أترْضَين أن أُزوِّجَكِ فلانا» قالت: نعم، فزوجها رسول الله صلى الله عليه وسلم ، ولم يَفرض صداقًا، فدخل بها، فلم يُعطها شيئًا، فلما حضرتْهُ الوفاة قال: إن رسول الله صلى الله عليه وسلم زوجني فلانة، ولم أُعطها شيئًا، وقد أعطيتها سَهمي من خَيبر، فكان له سهم بخيبر فأخذتْهُ فباعتْهُ فبلغ مائة ألف.
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Nikâhın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır”. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem bir adama: “Seni falanca hanımla evlendireyim mi?” Adam, “Evet” dedi. Kadına, “Seni falanca erkekle evlendirmemi kabul eder misin?” diye sordu. Kadın “Evet” dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları birbiriyle evlendirdi. Adam kadınla zifafa girdi. Ama herhangi bir mehir tespit edilmemişti. Bir süre sonra adama ölüm vakti geldiğinde şöyle dedi: “Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- beni falanca kadınla evlendirdi. Ona herhangi bir mehir vermemiştim. Şimdi ona mehir olarak Hayber’deki hissemi veriyorum.” “Kadın o hisseyi aldı ve yüz bin dirheme sattı.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nikâhın kolay ve külfetsiz olanını teşvik ettiğini zikretmiştir. En faziletli nikahın mehri az olan nikah olduğunu beyan etmiştir. Az mehirli olan evlilik tercih edilen evliliktir. Caiz olmakla birlikte çok mehir talep etmek ise bu faziletin hilafınadır. Eğer mehir az ise evlenmek isteyen kimselere zor gelmez ve evliliği isteyen kimselerin sayısı artar. Fakirlerde evlenebilir ve evliliğin en önemli isteği olan nesilde artmış olur. Sonra Ukbe -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve seşllem-'in bir adamı evlendirmek için bir kadını, sonra o adamıda o kadına evlenmesi için sunduğunu haber vermiştir. Her iki tarafta muvafakat ettiklerinde Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem o ikisini evlendirmiştir. Adam kadına bir mehir belirlememiş ve ona birşey vermeden zifafa girmiştir. Ölümü yaklaştığında Hayberde ganimet olarak payına düşen araziyi mehir olarak vermiştir. Kadında bu araziyi alıp yüz bin dirheme satmıştır.
58 Medine ve Hayber arasında üç gece kalarak, orada Safiye validemizle evlenip gerdeğe girdi.
عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: أقام النبي صلى الله عليه وسلم بين خيبر والمدينة ثلاث ليال يُبْنَى عليه بصفية، فدعوتُ المسلمين إلى وليمته، وما كان فيها من خبز ولا لحم، وما كان فيها إلا أن أمر بلالا بالأنْطَاعِ فَبُسِطَتْ، فألقى عليها التمر والأقِطَ والسَّمْنَ، فقال المسلمون: إحدى أمهات المؤمنين، أو ما مَلَكَتْ يمينه؟ قالوا: إن حَجَبَهَا فهي إحدى أمهات المؤمنين، وإن لم يحجبها فهي مما ملكت يمينه، فلما ارتحل وَطَّأَ لها خَلْفَهُ، ومَدَّ الحِجَابَ.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine ve Hayber arasında üç gece kalarak, orada Safiye validemizle evlenip gerdeğe girdi. Ben de müslümanları onun düğün yemeğine çağırdım. Yemekte ne et nede ekmek vardı. Bilal'e deriden sofra getirmesini emretti ve sofra kuruldu. Sofranın üzerine hurma, kurutulmuş süt ve yağ konuldu. Müslümanlar bu müminlerin annelerinden birisi mi? Yoksa cariyesi mi? dediler. Eğer onu örtüp gizlerse müminlerin annesidir. Eğer onu örtüp kapatmazsa cariyesidir dediler. Yola çıktığında onu arkasına koydu ve hicabı uzattı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh. Hadisin bu lafzı Buhârî'ye aittir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayber ile Medine arasında bir sefere çıktı ve üç gün üç gece Müminlerin annesi Safiye -radıyallahu anha- ile evlendiğinde orada konakladı. Orada Safiye ile evlendiği için düğün yemeği verdi. Enes -radıyallahu anh-'a düğün yemeğinden yemeleri için insanları çağırmasını emretti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in maddi durumundan dolayı verdiği yemekte et ve ekmek yoktu. Ancak deriden softa kurdurup üzerine hurma, ikt (kurutulmuş süt), buna benzer şeyler koyuldu. İnsanlar bunlardan yediler sonra birbirlerine sorarak: Eğer Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Safiye'yi örterse Müminlerin annesi olmuş demektir. Çünkü Müminlerin annelerinin örtünmesi farzdır. Eğer örtmezse cariyelerden bir cariyedir dediler. Hicabını taktırıp, bineğin arkasında ona yer hazırladığında Müminlerin annelerinden biri olduğunu kesin olarak bildiler.
59 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bizim yanımızda kalacağı zaman (gecelerini bize) taksim etme hususunda hiçbirimizi diğerinden üstün tutmazdı. Hemen hemen hergün hepimizi (evlerini) toptan dolaşır ve Cim'a etmeksizin (hanımlarından) her kadına'da (ayrı ayrı) yaklaşırdı. (Bu hal) ta nöbet günü kendisinin olan kadına varıncaya kadar (böylece devam ederdi.) Artık onun yanında gecelerdi.
عن عروة قال: قالت عائشة رضي الله عنها : «يا ابن أختي كان رسول الله صلى الله عليه وسلم لا يُفضِّل بعضنا على بعض في القَسْم، مِنْ مُكْثِه عندنا، وكان قَلَّ يومٌ إلا وهو يَطُوف عليْنا جميعًا، فَيَدْنُو مِنْ كلِّ امرأة مِنْ غَيْر مَسِيسٍ، حتى يَبْلُغ إلى التي هو يومُها فَيَبِيتُ عندها» ولقد قالت سَوْدة بنت زَمْعَة: حِينَ أسَنَّتْ وفَرِقَتْ أنْ يُفارِقَها رسول الله صلى الله عليه وسلم : يا رسول الله، يَوْمِي لعائشة، فَقَبِل ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم منها، قالت: نَقول في ذلك أَنْزَل الله تعالى وفي أَشْبَاهِها أُراه قال: {وإن امرأة خافت من بعلها نشوزًا} [النساء: 128].
Urve'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Âişe -radıyallahu anha- (Urve'yevşöyle) dedi; "Ey kızkardeşimin oğlu, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bizim yanımızda kalacağı zaman (gecelerini bize) taksim etme hususunda hiçbirimizi diğerinden üstün tutmazdı. Hemen hemen hergün hepimizi (evlerini) toptan dolaşır ve Cim'a etmeksizin (hanımlarından) her kadına'da (ayrı ayrı) yaklaşırdı. (Bu hal) ta nöbet günü kendisinin olan kadına varıncaya kadar (böylece devam ederdi.) Artık onun yanında gecelerdi. Sevde binti Zem'â yaşlanıpta Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisini boşayacağından endişelendiği zaman Rasûl-i Ekrem'e hitaben; Ey Allanın Rasûlü, (nöbet) günüm Âişe'nin olsun dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de onun bu teklifini kabul etti" Âişe sözlerine devam ederek: "Biz, Aziz ve celil olan Allah'ın (şu ayeti: [Eğer bir kadın kocasının huysuzluğundan, çekinirse] [Nisa Suresi: 128] Sevde'nin yaptığı) ve bu (buna) benzeyen (iş)ler hakkında indirdi(ğini) söylerdik" dedi
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadisde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımları arasında gecelemedeki adaleti açıklanmıştır. Öyleki hiç birini diğerine üstün tutmazdı. Âişe -radıyallahu anha- genellikle her gün hanımlarının hepsini dolaştığını haber vermiştir. Onlara güzel muamele eder, cinsi münasebette bulunmadan ilişkide bulunurdu. Nefisleri mutmain olsun ve onlarla iyi geçinmek için bunu yapardı. Sonra kimin yanında geceleyecek ise geri kalan vaktini ona tahsis ederdi. Sevde binti Zem'a -radıyallahu anha- yaşlandığında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisini boşayacağından endişelendiği zaman Rasûllah'ın nikahı altında kalıp bu şeref ve fazilete ulaşmak istedi. Çünkü o müminlerin annesi ve Seyyidül mürselin -sallallahu aleyhi ve selem-'in hanımlarından birisiydi. Ey Allah'ın Rasûlü, (nöbet) günüm Âişe'ye veriyorum dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de onun bu teklifini kabul etti. Sonra Âişe -radıyallahu anha- Allah Teâlâ'nın şu buyruğunu zikretti: [Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur.] Bu ayet bu durum ve benzerleri için nazil olmuştur.
60 "Bir erkek ikinci bir evliliği bakire biriyle yaparsa onun, o bakirenin yanında yedi gün kalması sonra günlerini taksim etmesidir. İkinci evliliği dul bir kadınla yaparsa o dulun yanında üç gün süreyle kalması sonra da günlerini taksim etmesi sünnettendir."
عن أنس رضي الله عنه قال: «من السُّنَّة إذا تزوَّج الرجل البِكْرَ على الثَّيِّب أقام عندها سبْعا وقَسَم، وإذا تزوَّج الثَّيِّب على البِكْر أقام عندها ثلاثا ثم قَسَم» قال أبو قِلابة: ولو شئتُ لقلتُ: إنَّ أنَسًا رَفَعَه إلى النبي صلى الله عليه وسلم .
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle demiştir: “Bir erkek ikinci bir evliliği bakire biriyle yaparsa onun, o bakirenin yanında yedi gün kalması sonra günlerini taksim etmesidir. İkinci evliliği dul bir kadınla yaparsa o dulun yanında üç gün süreyle kalması sonra da günlerini taksim etmesi sünnettendir.” Ebû Kılâbe şöyle demiştir: İstesem Enes -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den merfû olarak rivayet etti de derim.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sabit olan bir sünneti açıklamaktadır. Bir kimse hanımının üzerine bir yada daha fazla evlilik yaparsa, bu yeni hanımı şayet bakire ise yanında yedi gece kalır. Sonrada günlerini hanımları arasında taksim eder. Eğer yeni evlendiği hanımı dul ise üç gece onun yanında kalır. Sonra da diğer hanımları arasında günlerini taksim eder. Bakire ile dul arasındaki bu farklılık; bakire kendisine ülfet gösterecek, utangaçlığını, yanlızlığı giderek kimseye daha çok ihtiyaç duyar. Çünkü daha yeni evlenmiştir. Ancak dul bunlara daha az ihtiyaç duyar. Çünkü erkeğin bakireye olan arzusu dula göre daha çoktur. Şarî (Allah Teâlâ) o erkeğe bu müddeti vermiştir ki arzusunu gidersin ve nefsini rahatlatsın.