Peygamberimizin Sünneti hadisleri
1 Nebi-sallallahu aleyhi ve sellem- ayakkabısını giymeye, temizlenmeye (abdest, gusül) ve taranmaya varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı severdi
عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤمنينَ رضي الله عنها قَالَتْ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعْجِبُهُ التَّيَمُّنُ، فِي تَنَعُّلِهِ، وَتَرَجُّلِهِ، وَطُهُورِهِ، وَفِي شَأْنِهِ كُلِّهِ.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi-sallallahu aleyhi ve sellem- ayakkabısını giymeye, temizlenmeye (abdest, gusül) ve taranmaya varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı severdi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- güzel işlerde sağ ile başlamayı sever ve tercih ederdi. O işlerden bazıları şunlardır: Ayakkabısını giymeye sağ ayakla başlar, saç ve sakalı taramak, şekillendirmek ve yağlamak için sağ taraftan başlar ve abdest alırken el ve ayaklarını yıkarken sağı soldan önce yıkardı.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu, şeriatta sürekli bir hükümdür. Elbise, pantolon, terlik giyerken, camiye girerken, misvak kullanırken, (gözlere) sürme çekerken, tırnakları keserken, bıyıkları kısaltırken, saçları tararken, koltuk altlarını yolarken, saçı tıraş ederken, namazda selam verirken, abdest uzuvlarını yıkarken, tuvaletten çıkarken, bir şey yerken, içerken, tokalaşırken, Hacer-i Esved'e dokunurken ve benzeri durumlarda sağı sola takdim etmek müstehaptır. Bunlar dışında tuvalete girerken, mescitten çıkarken, burun temizlenirken, tuvalette taharet alırken, elbise, pantolon ve terlik çıkarırken gibi durumlara gelince, bütün bunları sol ile yapmak müstehaptır. Bütün bunlar sağ tarafın değerli ve üstün olması sebebiyledir.
- “Sağdan hoşlanır” ifadesi şunları içerir: Yapılacak işlere sağ el, sağ ayak, sağ tarafla başlamak ve bir şeyi sağ el ile alıp vermek.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Biliniz ki, abdest uzuvları arasında sağ ile başlamanın müstehap görülmediği kısımlar da vardır. Kulaklar, eller ve yanaklar aynı anda yıkanır, bir uzvu kesilmiş ya da kopmuş olan kimsede olduğu gibi, eğer bu mümkün değilse sağ taraftan başlar.
2 Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den on rekât namaz öğrendim
عَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: حَفِظْتُ مِنَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَشْرَ رَكَعَاتٍ: رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الظُّهْرِ، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَهَا، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ المَغْرِبِ فِي بَيْتِهِ، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ العِشَاءِ فِي بَيْتِهِ، وَرَكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الصُّبْحِ، وَكَانَتْ سَاعَةً لاَ يُدْخَلُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيهَا، حَدَّثَتْنِي حَفْصَةُ أَنَّهُ كَانَ إِذَا أَذَّنَ المُؤَذِّنُ وَطَلَعَ الفَجْرُ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ، وَفِي لَفْظٍ: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ.
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den on rekât namaz öğrendim. Öğle namazından önce iki rekât, öğle namazından sonra iki rekât, akşam namazından sonra evinde iki rekât ve yatsı namazından sonra evinde iki rekât, sabah namazından önce iki rekâttır." Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına ziyaret için girilmeyen vakitte ise Hafsa bana, fecir doğduktan sonra ezan okunduğunda iki rekât namaz kıldığını söyledi. Başka bir lafızda: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cuma namazından sonra iki rekât kılardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Bütün rivayetleri ile Muttefekun aleyh'dir
Açıklaması ve çıkarımlar
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den revatip sünnetler olarak isimlendirilen on rekât namazı öğrendiğini haber vermiştir. Öğle namazından önce iki rekât ve sonrasında iki rekât, akşam namazından sonra evinde iki rekât, yatsı namazından sonra evinde iki rekât, ve sabah namazından önce iki rekâttır, bunların hepsi on rekât yapmaktadır. Cuma namazından sonra da iki rekât kılınır.
- Bu revatip sünnetlerin müstehap oluşu ve sürekli kılınmaları ifade edilmiştir.
- Sünnetlerin evde kılınması meşru kılınmıştır.
3 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin uykudan kalktığında ağzını misvaklardı
عَنْ حُذَيْفَةَ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَشُوصُ فَاهُ بِالسِّوَاكِ.
Huzeyfe -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin uykudan kalktığında ağzını misvaklardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- sık sık misvak kullanırdı ve bunu emrederdi. Bazı zamanlarda misvak kullanmaya daha fazla önem verilmelidir: Gece namazı için kalktığında misvak kullanmak buna bir örnektir. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-misvakla ovalayarak ağzını temizlerdi.
- Gece uykusundan sonra misvak kullanmanın meşruiyeti belirtilmiş. Çünkü uykuda ağız kokusu değişir, misvak bir temizleme aletidir.
- Ağızda meydana gelen her hoş olmayan koku değişiminde misvak kullanımının meşruiyeti, önceki anlamdan hareketle teyit edilmiştir.
- Genel olarak temizliğin meşru kılınmıştır. Bu, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinin bir parçası ve büyük bir adabın göstergesidir.
- Ağzın tamamını misvakla temizlemek: Dişleri, diş etlerini ve dili kapsar.
- Misvak, arak ağacından veya başka bir ağaçtan kesilen bir çubuktur. Ağzı ve dişleri temizlemek, ağzı ferahlatmak ve kötü kokuları gidermek için kullanılır.
4 Allah'tan başka hak ilah yoktur. Gerçekleşmesi yaklaşan bir şerden dolayı vay Araplar'ın haline! Bugün Ye'cûc ve Me'cûc'un seddinden, şunun gibi bir delik açıldı
عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْها أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ عَلَيْهَا فَزِعًا يَقُولُ: «لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَيْلٌ لِلْعَرَبِ مِنْ شَرٍّ قَدِ اقْتَرَبَ، فُتِحَ اليَوْمَ مِنْ رَدْمِ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مِثْلُ هَذِهِ» وَحَلَّقَ بِإِصْبَعِهِ الإِبْهَامِ وَالَّتِي تَلِيهَا، قَالَتْ زَيْنَبُ بِنْتُ جَحْشٍ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ: أَنَهْلِكُ وَفِينَا الصَّالِحُونَ؟ قَالَ: «نَعَمْ إِذَا كَثُرَ الخَبَثُ».
Zeyneb binti Cahş -radıyallahu anhâ-'dan şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- korkuyla onun yanına girdi ve şöyle buyurdu: «Allah'tan başka hak ilah yoktur. Gerçekleşmesi yaklaşan bir şerden dolayı vay Araplar'ın haline! Bugün Ye'cûc ve Me'cûc'un seddinden, şunun gibi bir delik açıldı.» deyip şehadet parmağıyla, başparmağını halka şeklinde yaptı. Zeyneb bint Cahş -radıyallahu anhâ- şöyle demiştir: Ben: Ey Allah'ın Rasûlü! Aramızda salihler varken, biz helak olur muyuz? dedim. Peygamber Efendimiz -aleyhisselâm: «Evet! Fısk, fücur ve masiyet çoğaldığı zaman!» diye buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- korku ve dehşet içinde Zeyneb bint Cahş -radıyallahu anhâ-'nın yanına gelerek şöyle dedi: (Lâ İlâhe İllallah) "Allah'tan başka hak ilah yoktur'', bu kötü bir şeyin olacağı beklentisine işarettir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya yönelmek dışında bundan kurtuluş yoktur. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Yaklaşan bir kötülükten dolayı vay Araplar'ın haline! Bugün Zülkarneyn'in inşa ettiği set olan Ye'cûc ve Me'cûc seddi açıldı. Başparmağıyla işaret parmağını daire şeklinde yaparak bunun gibi demiştir. Bunun üzerine Zeyneb -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: Aramızda salih Müminler varken Allah bizi nasıl helak edebilir? Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu: Ahlaksızlık, fısk, fücur, günahlar, zina, içki ve benzeri kötülükler artarsa herkes helak olur.
- Korku anında dehşete kapılmak, Müminin kalbini Allah'ı anmaktan alıkoymaz. Çünkü kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
- Günahları kınamak ve onların işlenmesini engellemek teşvik edilmiştir.
- Genel helak; günahların çoğalması, yayılması ve kınanmaması sebebiyle gerçekleşir, hatta salih kimseler çok olsa bile.
- Musibetler hem salihleri hem de fasıkları kapsar, ancak herkes niyetlerine göre diriltilir.
- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- “Yaklaşan kötülükten dolayı vay Araplar'ın haine!” derken özellikle Araplar'ı zikretmiştir. Çünkü bu sözü söylediğinde İslam'a girenlerin çoğunluğu onlardandı.
5 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir yolculuktaydı. Yatsı namazını kıldı ve iki rekattan birinde Tin Sûresi'ni okudu. O'ndan daha güzel sesli olanı yahut daha güzel okuyanı görmedim.
عن الْبَرَاء بْن عَازِبٍ رضي الله عنهما «أن النبي صلى الله عليه وسلم كان في سفر، فصلى العشاء الآخِرَةَ، فقرأ في إحدى الركعتين بِالتِّينِ وَالزَّيْتُون فما سمعت أحدًا أحسن صوتًا أو قراءة منه».
Berâ b. Âzib -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir yolculuktaydı. Yatsı namazını kıldı ve iki rekattan birinde Tin Sûresi'ni okudu. O'ndan daha güzel sesli olanı yahut daha güzel okuyanını görmedim."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem, yatsı namazının ilk rekatında Tin Sûresi'ni okumuştur.Yolculukta zahmet ve meşakkat olduğu için kolaylaştırmaya ve hafif tutmaya özen göstermek gerekir ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'de yolculuktaydı. Kur'an'ı dinlerken kalbin hazır olmasını sağlayacak ve huşuyu getirecek şeyi terk etmezdi. O da namazdaki kıraatta sesi güzelleştirmektir.
6 Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- (namazda) secdeye gidince kollarının arasını koltuk altı beyazlıkları görününceye kadar açardı
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكٍ ابْنِ بُحَيْنَةَ رضي الله عنه: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا صَلَّى فَرَّجَ بَيْنَ يَدَيْهِ حَتَّى يَبْدُوَ بَيَاضُ إِبْطَيْهِ.
Abdullah b. Mâlik b. Buheyne -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- (namazda) secdeye gidince kollarının arasını koltuk altı beyazlıkları görününceye kadar açardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- secdeye vardığı zaman, kollarının arasını açardı. Koltuk altlarının rengi görünene kadar iki kolunu iki kanat gibi vücudunun yanından uzaklaştırırdı. Bu, kolları kanat gibi açmak ve bedenin yan tarafından abartılı bir şekilde uzaklaştırmak için yapılan bir harekettir.
- Secdede bu şekilde durmanın hoş görülmesi ve insanın pazılarını vücudunun yanından uzak tutması anlamına gelir.
- İmamın arkasında cemaatle namaz kılan bir kimsenin kollarını açarak yanındakileri rahatsız etmesi meşru değildir.
- Secde ederken kolları bu şekilde açmanın pek çok hikmeti ve faydaları vardır: Namazı azimle ve isteyerek kıldığını göstermek, secde ederken bütün uzuvların üzerine dayanıldığı zaman her uzuv ibadetten payına düşeni alır. Şöyle denilmiştir: Bunun hikmeti tevazulu bir duruşa benzemesi; alnın, burnun yere yakın tutulmasında ve ayrıca her uzvun diğer uzuvdan ayırt edilmesinde daha etkili olmasıdır.
7 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- binekle veya yaya olarak Kubâ Mescidi’ni ziyâret eder ve orada iki rekât namaz kılardı.
عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما قال: كان النبي صلى الله عليه وسلم يزورُ قُبَاءَ راكبًا وماشيًا، فيُصَلِّي فيه ركعتين. وفي رواية: كان النبي صلى الله عليه وسلم يأتي مسجد قُبَاءَ كل سَبْتٍ راكبًا وماشيًا، وكان ابن عُمر يفعله.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- binekle veya yaya olarak Kubâ Mescidi’ni ziyâret eder ve orada iki rekât namaz kılardı. Bir rivayette: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her cumartesi günü binekle veya yaya olarak Kubâ Mescidine giderdi. İbn Ömer -radıyallahu anh- da böyle yapardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dir
Açıklaması ve çıkarımlar
İslam'da ilk mescid Kuba bölgesinde inşa edilmiştir. Medine'nin merkezine yakın, yüksekte olan bir köydür. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- binekle veya yaya olarak orayı ziyaret ederdi. Her cumartesi sözünden kasıt, orayı ziyaret için bazı günleri tahsis etmiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in her hafta cumartesi günü Kubâ'ya gelmesinin hikmeti Ensar'ı ziyaret edip hal hatır sormak ve cuma namazına iştirak etmeyenlerin halini sormak içindir. Cumartesi gününe has ziyaret etmesinin sırrı budur.
8 Ben ve Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı bir kaptan yıkanırdık.(Hayız olduğumda) bana emrederdi, ben izarımı bağlardım. Ben hayızlı olduğum halde (cima etmeden) benimle ilişkide bulunurdu
عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤمنينَ رضي الله عنها قَالَتْ: كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ كِلاَنَا جُنُبٌ، وَكَانَ يَأْمُرُنِي، فَأَتَّزِرُ، فَيُبَاشِرُنِي وَأَنَا حَائِضٌ، وَكَانَ يُخْرِجُ رَأْسَهُ إِلَيَّ وَهُوَ مُعْتَكِفٌ فَأَغْسِلُهُ وَأَنَا حَائِضٌ.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Ben ve Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı bir kaptan yıkanırdık.(Hayız olduğumda) bana emrederdi, ben izarımı bağlardım. Ben hayızlı olduğum halde (cima etmeden) benimle ilişkide bulunurdu. (Mescitte) itikafta iken başını (itikaf yerinden dışarıya) çıkarırdı, ben hayızlı olduğum halde onun başını yıkardım.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile olan bazı özel durumlarını şöyle anlattı: Kendisi, cünüplükten temizlenmek için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir kaptan yıkanırdı ve birlikte o kaptan su alırlardı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hayızlı iken onunla cinsel ilişkiye girmek isterse, ona vücudunu göbekten dizine kadar örtmesini emrederdi, böylece onunla cima/cinsel ilişki dışında ilişkide bulunurdu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- mescitte itikaf yaparken başını yıkaması için evinde hayızlı bir halde olan Âişe -radıyallahu anha-'ya uzatırdı.
- Koca ve hanımının aynı kaptan su alarak yıkanması caizdir.
- Erkeğin hayızlı eşiyle ferci dışında cinsel ilişkide bulunması caizdir. Çünkü kadının vücudu temizdir.
- Hayızlı kadın ferci dışında cinsel ilişki sırasında altına bir şey giymesi hoş ve uygun olandır.
- Harama düşmemek için buna engel olan vesileleri edinmek gerekir.
- Hayız gören kadınların camide durmalarına engel olunur.
- Hayızlı kadının ıslak ya da kuru şeylere temas etmesi caizdir. Saçı yıkamak ve taramak bu kapsamda değerlendirilir.
- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesine iyi davranması ifade edilmiştir.
9 "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, gecenin evvelinde (başında) uyur, son kısmında ise namaz kılardı."
عن عائشة رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يَنَام أول اللَّيل، ويقوم آخره فَيُصلِّي.
Âişe -radıyallahu anhâ- anlatıyor: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, gecenin evvelinde (başında) uyur, son kısmında ise namaz kılardı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anhâ-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in gecenin evveli (ilk kısmı) olan yatsı namazından hemen sonra uyuduğunu ve gecenin ikinci üçte birinde kalkar namaz kılardı. Namazını bitirdikten sonra dinlenmek için uyumak üzere yatağına geri dönerdi. Bu, gecenin son altıda birinde idi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu gece ibadetinin yorgunluğundan dolayı dinlenmek için yapardı. Bunun, sabah namazına kalkmaya ve gündüzün zikirlerinde dinç olmaya faydası vardır. Gecenin son altıda birinde uyumak riyasızlığa daha yakındır. Zira kim, (gece ibadetinden sonra) gecenin son altıda birinde uyursa hem dış görüntüsü dinç olarak hem de yaptığı amelini gizleyerek sabaha ulaşır. Bundan dolayı ilk ezan, uyuyanı uyandırmak ve ibadet halinde olan kimseyi de bedeninde güç ve kuvvet kazanması için uykusuna döndürmek içindir. Uyuyan kimse sabah namazına kadar uyandırılmazdı. Bu kimse gecenin evvelinde vitir namazını kılmamışsa bu şekilde uyandırılınca kılardı.
10 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hastalıktan yahut başka bir sebepten dolayı gece namazını kılamaz ise gündüz bu namazı on iki rekat olarak kılardı.
عن عائشة رضي الله عنها قالت: كان رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم إذا فَاتَتْهُ الصَّلَاةُ مِنَ الليلِ مِن وَجَعٍ أَوْ غَيْرِهِ، صَلَّى من النَّهَارِ ثِنْتَيْ عَشْرَةَ رَكْعَةً.
Âişe -radıyallahu anha- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hastalıktan yahut başka bir sebepten dolayı gece namazını kılamaz ise, gündüz bu namazı on iki rekat olarak kılardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namazını hastalık yahut her hangi bir sebepten dolayı kılamaz ise gündüz on iki rekat namaz kılardı. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vitir namazını on bir rekat olarak kılardı. Gece uyku yahut başka bir sebepten dolayı vitir kılamaz ise bu kılamadığı namazı sabah kaza ederdi. Ancak vitri tek değil, çift sayı yani on iki rekat olarak kılardı.
11 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- defnedildikten sonra kabrin başında dört tekbir alarak cenaze namazı kıldı.
عن عبد الله بن عباس رضي الله عنهما : «أن النبي صلى الله عليه وسلم صلَّى على قبر بعدَ ما دُفِنَ، فَكَبَّرَ عليه أَرْبَعاً».
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- defnedildikten sonra kabrin başında dört tekbir alarak cenaze namazı kıldı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- güzel ahlak üzerine yaratılmıştır. Rahmet ve şefkatli oluşu bu bağlamda değerlendirilir. Sahabelerinden birisini kaybettiğinde onu sorar ve yokluğunu hissederdi. Bu hadiste geçen kabrin sahibinide sormuş ve onun vefat ettiğini haber vermişlerdir. Cenaze namazını kılması için ona haber vermeyi seviyorlardı. Çünkü onun kıldığı namaz ölünün huzurlu olmasını ve içinde bulunduğu karanlığı aydınlatmasını sağlıyordu. Cenaze namazı kılınmaya hazır olan ölünün namazını kıldığı gibi kabri başında onun namazınıda kılmıştır. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in başında namazını kılması kabrinin üzerinde kıldığını anlaşılmaz. Bilakis yanında durup, ona doğru dönüp cenaze namazını kıldığını gösterir.
12 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- cuma günü, sabah namazında "Elif, Lâm, Mîm. (Secde) ve Hel etâ ale'l-insâni (İnsan) sûrelerini okurdu."
عن أبي هُرَيْرة رضي الله عنه قال: «كان النبي صلى الله عليه وسلم يَقْرأ فِي صلاة الفجر يَومَ الجُمُعَةِ: الم تَنْزِيلُ السَّجْدَةَ وهَلْ أتى على الإنسَان».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- cuma günü, sabah namazında "Elif Lâm Mîm (Secde)" ve "Hel Etâ ale'l-insâni (İnsan) surelerini okurdu.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adeti gereği cuma günü sabah namazının farzının birinci rekatında Fatihâ'dan sonra Secde Suresi'ni tam olarak okurdu. İkinci rekatta Fatihâ'dan sonra İnsan Suresi'ni tam olarak okurdu. Bu iki surenin içerdiği Âdem -aleyhisselam-'ın yaratılması, dönüşü ve kulların haşredilmesi, kıyametin durumları ve diğerleri gibi olmuş olan büyük olayları ve bugünde (kıyamet gününde) olacak olayları hatırlatmak için okurdu.
13 "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini ise tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı."
عن عائشة رضي الله عنها قالت: "كَانَت يَدُ رسُولِ الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- اليُمنَى لِطُهُورِهِ وطَعَامِهِ، وكَانَت اليُسْرَى لِخَلاَئِهِ، ومَا كَانَ مِنْ أَذَى". عن حفصة رضي الله عنها "أَنَّ رَسُولَ الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- كَانَ يَجْعَلُ يَمِينَهُ لِطَعَامِهِ وَشَرَابِهِ وَثِيَابِهِ، وَيَجْعَلُ يَسَارَهُ لِمَا سِوَى ذَلِك".
Âişe -radıyallâhu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini ise tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı. Hafsa -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yerken, içerken ve giyinirken sağ elini, diğer işleri yaparken ise sol elini kullanırdı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anha- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sağ ve sol elini ne için kullandığını açıklamıştır. Sol eli ile, eziyet veren şeyleri temizlemek için kullanırdı. Bunlar; istinca (su ile taharet), isticmar (taş ile taharet), istinşak (burna su çekme), istinsar (sümkürme) vb. şeylerdir. Eziyet veren şeylerde sol el kullanılır. Bunun dışında kalan şeylerde ise sağ el kullanılır. Bu da sağ ele hürmet etmek (yani değer vermek) içindir. Çünkü sağ el, sol elden daha faziletlidir. Bu hadis; sağ ele değer verilmesi sebebi ile temiz ve güzel işlerde sağ elin öne geçirilip kullanılmasının müstehaplığı kapsamına girer. Âişe -radıyallahu anha-'nın; "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini ise tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı." sözü; "temizliğinde" yani abdet alırken sol elinden önce sağ eli ile başlar, sol ayağından önce sağ ayağı ile başlardı. Kulaklar ise baş kapsamına giren uzuvlardır. İkisine aynı anda mesh etmiştir. Ancak aynı anda tek el ile mesh edemiyorsa o zaman zaruretten dolayı sağ kulağından başlar. "Yemeğinde" (de sağ elini kullanırdı) yani yemek yerken sağ elini kullanırdı, demektir. "Sol elini de tuvalette temizlenmek için kullanırdı" istinca, isticmar ve pisliği izale ettiği için sol elini kullanmıştır. Eza veren tükürük, sümük ve bit gibi şeyleri gidermek için sol elini kullanırdı. Hafsa -radıyallahu anha-'nın hadisi sağ ile başlamanın müstehap olduğunu açıklamak için gelen Aişe -radıyallahu anha-'nın hadisini pekiştirmektedir. Sol el ise istinca, isticmar vb. eza ve pislikleri gidermek içindir.
14 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- helâya girdiğinde, ben ve benim yaşlarımda bir çocuk, içinde su bulunan bir su kabı (idâve) ile kısa uçlu bir mızrak (aneze) taşırdık. O da su ile istincâ (temizlik) yapardı
عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضيَ اللهُ عنه قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَدْخُلُ الْخَلَاءَ، فَأَحْمِلُ أَنَا وَغُلَامٌ نَحْوِي إِدَاوَةً مِنْ مَاءٍ وَعَنَزَةً فَيَسْتَنْجِي بِالْمَاءِ.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- helâya girdiğinde, ben ve benim yaşlarımda bir çocuk, içinde su bulunan bir su kabı (idâve) ile kısa uçlu bir mızrak (aneze) taşırdık. O da su ile istincâ (temizlik) yapardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- kendisinin ve kendisiyle aynı yaşlarda olan başka bir hizmetkârın, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i tuvalet ihtiyacını gidermek için dışarı çıktığında takip ettiklerini haber vermektedir. Yanlarında, ucu mızrak ucuna benzeyen demirli bir asa (aneze) taşırlar; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu ya üzerine bir örtü asarak kendisini gizlemek ya da namaz kılarken sütre edinmek için kullanırdı. Ayrıca deri bir su kabı içinde su da taşırlar; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra onlardan biri su kabını kendisine uzatır, o da bu su ile istincâ (temizlik) yapardı.
- Müslümanın, tuvalet ihtiyaç gidermeye giderken temizlikte kullanacağı suyu önceden hazırlaması teşvik edilmiştir. Böylece temizlik esnasında yeniden kalkıp su aramak zorunda kalmaz ve bu sebeple kirlenme ihtimali de ortadan kalkmış olur.
- İhtiyaç giderirken avret yerini başkalarının bakışlarından korumak gerekir. Çünkü avret yerine bakmak haramdır. Bu sebeple Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, yere asasını saplar ve üzerine kendisini örten bir örtü gererdi.
- Çocuklara İslâmî edepleri öğretmek ve onları bu edepler üzere yetiştirmek teşvik edilmiştir. Böylece bu güzel ahlâk ve davranışlar nesilden nesile aktarılmış olur.
15 «Kendimi rüyamda bir misvakla misvaklanırken gördüm. Derken iki adam geldi. Biri, diğerinden daha büyüktü. Ben de misvağı küçük olana verdim. Bana; büyüğe denildi. Ben de onu, büyüğe verdim.»
عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ -صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- قَالَ: «أراني في المنام أَتَسَوَّكُ بِسِوَاكٍ، فجاءني رجلان، أحدهما أكبر من الآخر، فَنَاوَلْتُ السِّوَاكَ الأصغرَ، فقيل لي: كَبِّرْ، فَدَفَعْتُهُ إلى الأكبر منهما».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kendimi rüyamda bir misvakla misvaklanırken gördüm. Derken iki adam geldi. Biri, diğerinden daha büyüktü. Ben de misvağı küçük olana verdim. Bana; büyüğe denildi. Ben de onu, büyüğe verdim.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî cezm sıygasıyla muallak olarak rivayet etmiştir - Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallalahu aleyhi ve sellem-, rüyasında misvak kullandığını görmüş ve ona, biri diğerinden daha büyük iki adam gelmiştir. Misvağı küçük olan adama vermek istediğinde, ona, misvağı büyük olana takdim etmesi söylenmiştir. O da misvağı büyük olana vermiştir.
16 ''Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-" Bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem size de öylece namaz kıldırmaktan geri kalmam.
عن أنس رضي الله عنه أنه قال: «إني لا آلُو أن أُصَلِّيَ بكم كما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بنا، قال ثابت فكان أَنَس يصنع شيئا لا أراكم تصنعونه: كان إذا رفع رأسه من الركوع انْتَصَبَ قائما، حتى يقول القائل: قد نَسِيَ، وإذا رفع رأسه من السَّجْدَةِ مكث، حتى يقول القائل: قد نَسِيَ».
Sâbit'ten, o da Enes -radıyallahu anh-'tan rivayet etti.''Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-" Bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem size de öylece namaz kıldırmaktan geri kalmam.Sâbit demiştir ki:Enes öyle bir yapardı ki, -onu sizin yaptığının görmüyorum-. Başını rükudan kaldırdığı vakit kendisini gören -unuttu gâliba diyecek kadar ayakta dikilirdi. Secdeden başını kaldırdığı zaman dahî gören unuttu galiba! diyecek kadar dururdu.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Enes -radıyallahua anh- şöyle diyordu ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in " Bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem ona uymanız ve onun gibi kılmanız için size de öylece namaz kıldırmaktan geri kalmam.Sâbit el-Bunânî dedi ki:Enes namazı tam ve güzel olarak kılardı.Sizi onun yaptığı gibi yaparken görmüyorum.Rukûdan sonra kıyamı uzun tutardı.Secdeden sonra da oturuşu uzun tutardı.Başını rükudan kaldırdığı vakit kendisini gören -kıyamının uzunluğundan- o rukû ile secde arasındaki kıyamda olduğunu unuttu gâliba diyecek kadar ayakta dikilirdi. Secdeden başını kaldırdığı zaman dahî gören -oturuşunun uzunluğundan- unuttu galiba! diyecek kadar dururdu.
17 «Bir gece Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namaza durdum. Bakara suresini okumaya başladı.»
عن حذيفة بن اليمان رضي الله عنهما قال: صليت مع النبي صلى الله عليه وسلم ذات ليلة فَافْتَتَحَ البقرة، فقلت: يركع عند المئة، ثم مضى، فقلت: يصلي بها في ركعة فمضى، فقلت: يركع بها، ثم افتتح النساء فقرأها، ثم افتتح آل عمران فقرأها، يقرأ مُتَرَسِّلًا: إذا مَر بآية فيها تَسبِيحٌ سَبَّحَ، وإذا مَر بسؤال سَأل، وإذا مَر بِتَعَوُّذٍ تَعَوَّذَ، ثم ركع، فجعل يقول: «سبحان ربي العظيم» فكان ركوعه نحوًا من قِيَامِهِ، ثم قال: «سمع الله لمن حمده، ربنا لك الحمد» ثم قام طويلًا قريبا مما ركع، ثم سجد، فقال: «سبحان ربي الأعلى» فكان سجوده قريبًا من قيامه.
Huzeyfe -radıyallahu anh-'den merfû olarak rivayet olundu ki: "Bir gece Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namaza durdum. Bakara suresini okumaya başladı. Ben (içimden): -Yüzüncü ayete varınca rükuya varır, dedim. Yüzüncü ayete geldikten sonra da okumasını sürdürdü. Ben: Herhalde bu sure ile bu rekatı kılacak, diye zihnimden geçirdim. Okumasına devam etti. Sureyi bitirince rükuya varır, diye düşündüm. Sonra Nisâ suresini okumaya başladı. Bitirince Âl-i İmrân suresini okumaya başladı. Ağır ağır okuyordu. Tesbih âyetleri geldiğinde 'subhanallah' diyor, dilek ayeti geldiğinde dua edip, istiyor, istiâze/sığınma ayeti geldiğinde de Allah'a sığınıyordu. Sonra rükuya vardı. 'Subhane Rabbiye'l-Azîm' demeye başladı. Rükusu da kıyamı kadar sürdü. Sonra 'Semiallahu limen hamideh. Rabbenâ leke'l-hamd' diyerek (doğruldu). Rükûda durduğuna yakın bir müddet kıyamda durdu. Sonra secdeye vardı. Secdede 'Subhane Rabbiye'l-A'lâ' diyordu. Secdesi de kıyamına yakın uzunlukta idi."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Huzeyfe -radıyallahu anh- bir gece Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namaza durar. Namazı oldukça uzun kılar. İlk rekatta Bakara, Nisa ve Âl-i İmrân surelerini okur. Dilek ayeti geldiğinde dua edip, istiyor, tesbih âyetleri geldiğinde 'subhanallah' diyor,istiâze/sığınma ayeti geldiğinde de Allah'a sığınıyordu. Namazının uzunluğu uyumluydu. Rükû ayakta duruşuna, secdesi de rükûsuna yakındı.
18 "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in - bir aydan oruç tutmadığı günler o kadar çok olurdu ki, biz O'nu artık o aydan hiç oruç tutmayacak zannederdik. Bazen de o kadar çok oruç tutardı ki, artık o ay orucu hiç bırakmayacak zannederdik. Onu gece namaz kılarken görmek istersen, mutlaka öyle görürdün. Uyurken görmek istersen öyle görürdün."
عن أنس رضي الله عنه قال: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُفْطِرُ من الشهر حتى نظن أن لا يصوم منه، ويصوم حتى نظن أن لا يُفْطِرَ منه شيئا، وكان لا تَشَاءُ أن تراه من الليل مُصَلِيًا إلا رأيتَه، ولا نائما إلا رأيتَه.
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir aydan oruç tutmadığı günler o kadar çok olurdu ki, biz O'nu artık o aydan hiç oruç tutmayacak zannederdik. Bazen de o kadar çok oruç tutardı ki, artık o ay orucu hiç bırakmayacak zannederdik. Onu gece namaz kılarken görmek istersen, mutlaka öyle görürdün. Uyurken görmek istersen öyle görürdün."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası: Enes -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in orucundaki ve namazındaki halinden haber vermiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir aydan oruç tutmadığı günler o kadar çok olurdu ki, bir kimse O'nu artık o aydan hiç oruç tutmadığını zannederdi. Yine bir ayda o kadar çok oruç tutardı ki, tuttuğu orucun çokluğundan dolayı bir kimse onun orucu bırakmayacağını zannederdi. Aynı zamanda gece namaz kılmak istediğinde belli bir vakitle sınırlı kalmazdı. Bazen gecenin ilk vakti, bazen ortasında, bazen de sonunda kılardı. Öyle ki gecenin bir vakti onu namaz kılmaz zannederken onu namaz kılarken bulursun. Uyumaz zannettiğinde de uyurken bulursun. Onun ameli ifrat ve tefrit arasındaydı.
19 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- visal orucu tutmayı yasakladı. (O'na) Ama sen visal orucu tutuyorsun" dediklerinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben sizin gibi değilim. Çünkü ben (Rabbim tarafından) yedirilir ve içirilirim!»
عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما قال: «نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم عن الْوِصَالِ، قالوا: إنك تواصل؟ قال: إني لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ، إني أُطْعَمُ وَأُسْقَى». وفي رواية أبي سعيد الخدري رضي الله عنه : «فَأَيُّكُمْ أراد أن يواصل فليواصل إلى السَّحَرِ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- visal orucu tutmayı yasakladı. (O'na;) Ama sen visal orucu tutuyorsun, dediklerinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben sizin gibi değilim. Çünkü ben (Rabbim tarafından) yedirilir ve içirilirim.» Sizden hanginiz orucunu öbür günün orucuna eklemek isterse, nihayet onu seher (yânî sahur) vaktine kadar ulaştırsın.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabesine olan rahmetinden ve şefkatinden dolayı visal orucunu onlara yasaklamıştır. Ancak sahabeler faziletli olanı sevdikleri, Allah'a yakınlaştıran şeyde hırslı oldukları için visal orucunu tutmaya rağbet etmişlerdir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisi bu orucu tuttuğu için onu örnek alıp, şüphesiz ki sen tutuyorsun demişlerdir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de onlara yeme içme yerine geçen bir şekilde O'nu yedirip içiren olduğunu haber vermiştir. Ancak sizden kim, visal orucu tutmak isterse, sahur vaktine kadar tamamlasın. İslam dini kolaylığın olduğu sıkıntının, zorluğun, aşırılığın ve derinleşmenin olmadığı bir dindir. Çünkü bunda nefse eziyet etme ve baskı vardır. Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Çünkü kolaylık; amel için daha kalıcıdır ve amelden usanıp bıkkınlık duymaktan selamette olandır. Bunda Allah'ın yeryüzüne koyduğu adalet vardır ki, Allah'a, kulundan ibadetten talep ettiğini vermek ve nefse de ihtiyaç duyduğu unsurları vermek vardır.
20 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem'in hutbe okurken üzerine yaslandığı bir hurma kütüğü vardı. Minber koyulduğu zaman, bu kütükten gebe develerin iniltisine benzer sesler çıktığını duyduk. Ta ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberden inerek, elini kütüğe koydu da inilti kesildi.
عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: كان جِذْعٌ يقوم إليه النبي صلى الله عليه وسلم يعني في الخطبة - فلما وُضعَ المنبر سمعنا للجِذْعِ مثل صوت العِشَارِ، حتى نزل النبي صلى الله عليه وسلم فوضع يده عليه فَسَكَنَ. وفي رواية: فلما كان يوم الجمعة قعد النبي صلى الله عليه وسلم على المنبر، فصاحت النخلة التي كان يخطب عندها حتى كادت أن تَنْشَقُّ، وفي رواية: فصاحت صِيَاحَ الصبي، فنزل النبي صلى الله عليه وسلم حتى أخذها فَضَمَّها إليه، فجعلت تَئِنُّ أَنِينَ الصبي الذي يُسَكَّتُ حتى اسْتَقَرَّتْ، قال: «بَكَتْ على ما كانت تسمع من الذِّكْرِ».
"Nebî sallallahu -aleyhi ve sellem-'in hutbe okurken onun üzerine yaslandığı bir hurma kütüğü vardı. Minber kurulduğu zaman, bu kütükten gebe develerin iniltisine benzer sesler çıktığını duyduk. Ta ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberden inerek, elini kütüğe koydu da inilti kesildi. Bir diğer rivayette; "Cuma günü olunca Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minber üzerine oturdu. Yanında (daha önce üzerinde) hutbe okuduğu hurma kütüğü öyle bağırdı ki neredeyse yarılacaktı." denilmiştir. Bir diğer rivayette de şöyle geçmiştir; "Çocuk bağırışı gibi bağırdı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- minberden indi. Onu sakinleştirmek için (hurma kütüğüne) sarıldı. Kütük, âdeta sakinleştirilmesi gereken bir çocuğun inlemesi gibi inledi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-; "Bu ağaç işittiği zikirden dolayı ağladı." buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, hutbe irad etmek için kendisine hurma kütüğünden bir minber edindi. O, (-sallallahu aleyhi ve sellem- hurma kütüğünü bırakıp) onu bir minber ile değiştirince zikri işitmesi sebebiyle hurma kütüğünün sesini ve ağlamasını duydu.
21 “Allah’ın elçisi ile beraber çok namaz kıldım. Namazı da orta halli, hutbesi de orta halliydi."
عن أبي عبد الله جابر بن سمرة رضي الله عنهما قال: كنت أصلي مع النبي صلى الله عليه وسلم الصلوات، فكانت صلاته قَصْدًا وخطبته قَصْدًا.
Ebu Abdillah Cabir b. Semüre -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Allah’ın elçisi ile beraber çok namaz kıldım. Namazı da orta halli, hutbesi de orta halliydi."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazı ve hutbesi ne çok uzun ne de çok kısaydı. Onun bu ibadetleri hafif bir şekilde yerine getirmesi orta ve itidalli olarak eda etmesi idiydi. Muhakkak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- genel olarak Müslümanlar özel olarak ta imam ve hatipler için en güzel örnektir.
22 Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, bir günde iki öğün yese, o iki öğünden biri mutlaka hurma olurdu
عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: مَا أَكَلَ آلُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَكْلَتَيْنِ فِي يَوْمٍ إِلَّا إِحْدَاهُمَا تَمْرٌ.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, bir günde iki öğün yese, o iki öğünden biri mutlaka hurma olurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesinin, bir günde iki öğün yediklerinde iki öğünden birinin hurma olduğunu haber vermiştir.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ailesi mütevazı idiler. Öyle ki günde bir öğünden fazlasını bulamayabiliyorlardı.
- Hurma temin etmek, onlar için diğer şeylere göre daha kolaydı.
- Az kanaat etmenin ve züht sahibi olmanın erdemi, peygamberlerin ahlaki özelliklerinden biri ve elçilerin efendisi olan Nebî -aleyhisselam-'ın (siretidir) hayat hikayesidir.
- Günde iki öğün yemek mubah ve caizdir. Arapların bilinen adetlerinden biridir. Eskiden günde iki öğün, öğle ve akşam yemeği yerlerdi.
23 Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, Medine'ye geldikten sonra, vefatına kadar üç gece üst üste buğdaydan yapılmış yiyeceklerden doymadılar
عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُنْذُ قَدِمَ المَدِينَةَ مِنْ طَعَامِ البُرِّ ثَلاَثَ لَيَالٍ تِبَاعًا، حَتَّى قُبِضَ.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, Medine'ye geldikten sonra, vefatına kadar üç gece üst üste buğdaydan yapılmış yiyeceklerden doymadılar.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesinin, Medine'ye geldikten sonra üç gün ardı ardına doyasıya buğdaydan yapılan ekmek ve yemek yemediklerini, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat edene kadar bu hal üzere olduklarını haber vermiştir.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve ailesinin hakkında, geçim kaynaklarının kıtlığına dair bir açıklamadır. Zira gerçek hayat, ahiret hayatıdır.
- İbn Hacer şöyle demiştir: Doymamalarının sebebi çoğunlukla sahip oldukları şeylerin azlığından kaynaklanıyor gibi görünmektedir. Bir şey bulsalar bile, başkalarını kendilerine tercih edip yiyeceklerini onlara verirlerdi.
24 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yatağı deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuştu
عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ فِرَاشُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ أَدَمٍ، وَحَشْوُهُ مِنْ لِيفٍ، وَلِمُسلمٍ: كَانَ وِسَادَةُ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الَّتِي يَتَّكِئُ عَلَيْهَا مِنْ أَدَمٍ حَشْوُهَا لِيفٌ.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yatağı deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuştu. Müslim'de gelen rivayete göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yaslandığı yastığı deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuştu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in uyuduğu yatağın, tabaklanmış deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuş; yaslandığı yastığın da aynı şekilde olduğunu haber vermiştir.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: Zahit olması ve bu dünyanın zevklerinden uzak durması; Allah -Subhânehû ve Teâlâ- onun dünya güzelliklerine erişmesine imkân tanımış olsa bile ondan uzak durması açıkça anlatılmıştır.
- Yatak ve yastık almak, onlarda uyumak ve rahat etmek için kullanmak caizdir.
- Bir Müslüman, kendi durumunu ve geçimini, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in durumu ışığında değerlendirmelidir. Çünkü o en güzel örnektir. Kim onun peşinden gider, onun adımlarını takip ederse hidayete erer ve bu dünyada da ahirette de felaha erer.
- Ahirete hazırlanmanın önemi ve Mümin'in bu dünyadan Allah'a itaat etmesine yardımcı olacak kadarıyla yetinmesi, bu dünyada mal mülk biriktirmekle meşgul olmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Allah bir kavmi kınayarak şöyle buyurmuştur: {Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.} [Tekâsür: 1-2].
25 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde geride dirhem, dinar, erkek köle, cariye (kadın köle) hiçbir şey bırakmadı. Sadece beyaz katırını, silahlarını ve sadaka olarak ayırdığı bir parça toprağı bıraktı
عَنْ عَمْرِو بْنِ الحَارِثِ خَتَنِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَخِي أُمِّ المؤمِنين جُوَيْرِيَةَ بِنْتِ الحَارِثِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُم، قَالَ: مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عِنْدَ مَوْتِهِ دِرْهَمًا وَلاَ دِينَارًا وَلاَ عَبْدًا وَلاَ أَمَةً وَلاَ شَيْئًا، إِلَّا بَغْلَتَهُ البَيْضَاءَ، وَسِلاَحَهُ، وَأَرْضًا جَعَلَهَا صَدَقَةً.
Müminlerin annesi Cüveyriye bint el-Hâris'in kardeşi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kayınbiraderi Amr b. el-Hâris -radıyallahu anhum-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde geride dirhem, dinar, erkek köle, cariye (kadın köle) hiçbir şey bırakmadı. Sadece beyaz katırını, silahlarını ve sadaka olarak ayırdığı bir parça toprağı bıraktı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde geride ne bir gümüş dirhem, ne bir altın dinar; ne bir erkek, ne de bir kadın köle; ne bir koyun, ne de bir deve; ne de herhangi bir para bıraktı. Sadece bindiği beyaz katırını, taşıdığı silahını ve sağlığı yerindeyken ibnüssebil olan kimseye bir parça toprağı bıraktı.
- Peygamberler miras bırakmazlar.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından sonra geride bıraktığı şeylerin bir özeti.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde cömertliğinden, harcamalarından ve hayırseverliğinden geriye önemli hiçbir şey bırakmadı.
- Kirmânî şöyle demiştir: Onun ifadesinde -cealehâ- (ve bunu değil bunları) ''hâ'' zamiri, yalnızca toprağı değil, katırı, silahı ve toprağı kastediyor.
- El-Haten (Kayınbirader): Bir kimsenin hanımının erkek kardeşi ve Uhtâni: Kadının tarafındaki iki kız kardeş demektir.
26 Ben lanetçi olarak gönderilmedim! Ben ancak ve ancak rahmet olarak gönderildim!
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قِيلَ: يَا رَسُولَ اللهِ ادْعُ عَلَى المُشْرِكِينَ قَالَ: «إِنِّي لَمْ أُبْعَثْ لَعَّانًا، وَإِنَّمَا بُعِثْتُ رَحْمَةً».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasûlü! Müşriklere beddua edeyim mi?" O da şöyle buyurmuştur: «Ben lanetçi olarak gönderilmedim! Ben ancak ve ancak rahmet olarak gönderildim!»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den müşriklere lanet okuması istendiğinde şöyle buyurmuştur: Ben Allah tarafından insanları Allah'ın rahmetinden uzaklaştırmak ve iyilikten mahrum bırakmak, lanet okumak ve onlara beddua etmek için gönderilmedim. Ben bunun için gönderilmedim, aksine genel olarak insanlar için, özel olarak da Müminler için iyilik ve rahmet vesilesi olmak üzere gönderildim.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ahlakının mükemmelliğini göstermektedir.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yolunu takip ederek, dili insanlara sövmekten ve lanet etmekten arındırmanın önemi.
- Lanet etmeyi yasaklıyor.
- İnsanlara karşı şefkat duygusunu teşvik ediyor.
27 “Bir gece Allah Rasûlü-sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte namaz kıldım. Öylesine namazı uzattı ki, içimden çirkin bir şey yapmak geçti. “Ne yapmak istemiştin?” diye sordular. “Oturup onu yalnız bırakmayı düşündüm.” dedi.
عن ابن مسعود رضي الله عنه قال: صليت مع النبي صلى الله عليه وسلم ليلة، فأطال القيام حتى هَمَمْتُ بأمْرِ سُوءٍ! قيل: وما هَمَمْتَ به؟ قال: هَمَمْتُ أن أجلس وأَدَعَه.
İbnu Mes’ud -radıyallahu anh- anlatıyor: “Bir gece Allah Rasûlü-sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte namaz kıldım. Öylesine namazı uzattı ki, içimden çirkin bir şey yapmak geçti. “Ne yapmak istemiştin?” diye sordular. “Oturup onu yalnız bırakmayı düşündüm.” dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bir gece İbn Mes’ud –radıyallahu anh- Allah Rasûlü-sallallahu aleyhi ve selem- ile birlikte namaz kıldı. Öylesine namazı uzattı ki – bu onun devamlı olarak yaptığı bir husustu- namazın uzun olması İbn Mes’ud –radıyallahu anh- için meşakkat olmuştu. Hatta içinden kişiyi sevindirmeyecek bir şeyi yapmayı geçirdi. Ona ne yapmak istemiştin diye sorduklarında: Kendisine meşakkat olması hasebiyle oturup onu ayakta yalnız bırakmayı düşündüm.” demiştir.
28 Şöyle şöyle diyen kimselere de ne oluyor? Oysa ben namaz da kılıyorum, uyku da uyuyorum. Bazen oruç tutuyor, bazen de tutmuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Bu yüzden kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir
عَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه: أَنَّ نَفَرًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَأَلُوا أَزْوَاجَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ عَمَلِهِ فِي السِّرِّ؟ فَقَالَ بَعْضُهُمْ: لَا أَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ، وَقَالَ بَعْضُهُمْ: لَا آكُلُ اللَّحْمَ، وَقَالَ بَعْضُهُمْ: لَا أَنَامُ عَلَى فِرَاشٍ، فَحَمِدَ اللهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، فَقَالَ: «مَا بَالُ أَقْوَامٍ قَالُوا كَذَا وَكَذَا؟ لَكِنِّي أُصَلِّي وَأَنَامُ، وَأَصُومُ وَأُفْطِرُ، وَأَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ، فَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي».
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden bir grup, Peygamber Efendimiz'in eşlerine, onun gizli yaptığı nafile amellerini sordular. Sonrasında ise onlardan biri, "Ben artık kadınlarla evlenmeyeceğim" dedi. Bir diğeri de, "Ben de artık et yemeyeceğim" dedi. Bir diğeri ise "Ben de artık yatakta uyumayacağım" dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'a hamt ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: «Şöyle şöyle diyen kimselere de ne oluyor? Oysa ben namaz da kılıyorum, uyku da uyuyorum. Bazen oruç tutuyor, bazen de tutmuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Bu yüzden kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Sahabeden bir grup, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımlarının evlerine gelip, insanların görmediği hâllerde yaptığı ibadetleri sordular. Kendilerine bu durum haber verilince, bunu sanki az bularak (azımsayarak) şöyle dediler: Biz nerede, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- nerede! Onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmıştır. Oysa kendisi için bağışlanmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmeyen kimse böyle değildir. Bu sebeple, belki bağışlanmaya erişir ümidiyle ibadette daha fazla gayret göstermeye ihtiyaç duyar. Sonra onlardan biri, "Ben artık kadınlarla evlenmeyeceğim" dedi. Bir diğeri de, "Ben de artık et yemeyeceğim" dedi. Bir diğeri ise "Ben de artık yatakta uyumayacağım" dedi. Bu haber Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ulaşınca öfkelendi. Halka seslenerek Allah'a hamt ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: Bazı kimselere ne oluyor da şöyle şöyle sözler söylüyorlar?! Allah’a yemin olsun ki, ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve O’na karşı en takvâlı olanınızım. Fakat ben gece uyurum ki ibadete güç bulayım; bazen oruç tutmam ki oruç tutmaya kuvvet kazanayım; kadınlarla da evlenirim. Kim benim yolumdan yüz çevirir, kemâli onun dışında görür ve benim yolumdan başka bir yolu benimserse, o benden değildir.
- Hadiste, sahabenin -radıyallahu anhum- hayrı sevdiği, hayra düşkün olduğu ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i örnek aldığı beyan edilmiştir.
- Peygamberimizin -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yaşayışına ve sünnetine bakıldığında, bu şeriatın hoşgörü ve kolaylık esasına dayandığı görülür.
- Hayır ve bereket, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i örnek almakta ve onun güzel sünnetine uymaktadır.
- Kişinin ibadetlerde kendisine gücünün yetmeyeceği yükler yüklemesi kesinlikle sakıncalıdır; zira bu durum, dinde aşırılığa kaçanların (bidat ehlinin) bir tavrıdır.
- İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: İbadette aşırı zorluğu tercih etmek, sonunda usanç ve bıkkınlığa yol açar; bu da ibadetin aslını terk etmeye kadar götürebilir. Buna karşılık, sadece farzlarla yetinip nafile ibadetleri tamamen bırakmak ise tembelliği tercih etmeye ve ibadete karşı isteksizliğe sürükler. İşlerin en hayırlısı ise orta yoldur.
- Bu hadiste, büyük ve fazilet sahibi kimselerin hâllerini, onların davranışlarını örnek almak amacıyla araştırmanın meşru olduğuna işaret vardır. Ayrıca, bu bilgiyi erkeklerden öğrenmek mümkün olmazsa, kadınlardan öğrenmenin de caiz olduğu anlaşılmaktadır.
- Bu hadisten, insanlara nasihat etmenin, dinî meseleleri öğretmenin, sorumluluk sahibi kimselere şer‘î hükümleri açıklamanın ve doğruyu ararken şüpheye düşen müctehidlerin tereddütlerini gidermenin gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
- Aynı şekilde ibadetlerde, farzlara ve nafilelere riayet etmekle birlikte, Müslümanın başkalarının kendi üzerindeki haklarını gözetmesi için ölçülü olması emredilmiştir.
- Hadis, evliliğin faziletini göstermekte ve evliliğe teşvik etmektedir.