Gusül hadisleri
1 Cünüplükten Temizlenmek İçin Gusül Alma Şekli:
عَنْ مَيْمُونَةُ أُمِّ المؤمِنينَ رضي الله عنها قَالتْ: وَضَعْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ غُسْلًا، فَسَتَرْتُهُ بِثَوْبٍ، وَصَبَّ عَلَى يَدَيْهِ، فَغَسَلَهُمَا، ثُمَّ صَبَّ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ، فَغَسَلَ فَرْجَهُ، فَضَرَبَ بِيَدِهِ الأَرْضَ، فَمَسَحَهَا، ثُمَّ غَسَلَهَا، فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ، وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَذِرَاعَيْهِ، ثُمَّ صَبَّ عَلَى رَأْسِهِ وَأَفَاضَ عَلَى جَسَدِهِ، ثُمَّ تَنَحَّى، فَغَسَلَ قَدَمَيْهِ، فَنَاوَلْتُهُ ثَوْبًا فَلَمْ يَأْخُذْهُ، فَانْطَلَقَ وَهُوَ يَنْفُضُ يَدَيْهِ.
Müminlerin annesi Meymûne -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edilen bir hadiste, o şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yıkanması için su koydum. Bir bez ile görünmesini engelledim. İki eline su döktü ve onları yıkadı. Sonra sağ eliyle sol eli üzerine su döküp ellerini yıkadı. Sonra avret mahallini yıkadı. Sonra eliyle yere vurup elini toprağa sürdü. Sonra elini yıkadı. Sonrasında ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. Yüzünü ve kollarını yıkadı ve başından aşağı vücuduna su döktü. Daha sonra yıkandığı yerden biraz uzaklaşıp ayaklarını yıkadı. Devamında kendisine bir havlu uzattım. Fakat O, havluyu almadı, su ellerinden dökülerek gitti.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Müminlerin annesi Meymûne -radıyallahu anhâ- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in cünüp olunca temizlenmek için nasıl yıkandığını haber vermiş ve ona yıkanması için su koymuştur. Rasûlullah'ı bir örtüyle perdelemiş, bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle yapmıştır: Birincisi: Elini su kabının içine sokmadan önce ellerine su döküp yıkadı. İkincisi: Üzerindeki her türlü cünüplük izini temizlemek için sağ eliyle sol eline su döküp avret yerlerini yıkadı. Üçüncüsü: Elini yere vurup meshetti. Sonra da eline bulaşmış şeyi gidermek için elini yıkadı. Dördüncüsü: Ağzına su alıp çalkalayarak mazmaza yaptı sonra suyu dışarı tükürdü. Devamında burnunu temizlemek için nefes alarak suyu burnuna çekti ve sümkürdü. Beşincisi: Yüzünü ve kollarını yıkadı. Altıncısı: Başından aşağı su döktü. Yedincisi: Vücudunun geri kalan kısmına su dökerek yıkadı. Sekizincisi: Daha önce yıkamadığı ayaklarını olduğu yerden biraz uzaklaşarak başka bir yerde yıkadı. Meymûne -radıyallahu anhâ- Rasûlullah'a kendisini kurulaması için bir havlu getirdi ama o havluyu almadı, vücudundan süzülen suyu eliyle silkeledi.
- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarının, onun hayatının en küçük ayrıntılarını ümmete öğretmek için anlatırken gösterdiği ihtimam ifade edilmiştir.
- Bu gusül alma şekli, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sabit olarak gelen cünüplükten temizlenmek için tam bir gusül alma şeklidir. Yeterli olan gusül almaya gelince, mazmaza ve istinşak ile birlikte bedenin tamamının yıkanmasıdır.
- Banyo yaptıktan veya abdest aldıktan sonra havlu ile kurulanmak veya kurulanmamak mubahtır.
2 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı gusül abdesti aldığı zaman önce ellerini yıkardı. Sonra namaz için abdest alır gibi abdest alır, sonra da gusül alırdı
عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المؤمنين رضي الله عنها قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الجَنَابَةِ، غَسَلَ يَدَيْهِ، وَتَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ، ثُمَّ اغْتَسَلَ، ثُمَّ يُخَلِّلُ بِيَدِهِ شَعَرَهُ، حَتَّى إِذَا ظَنَّ أَنَّهُ قَدْ أَرْوَى بَشَرَتَهُ، أَفَاضَ عَلَيْهِ المَاءَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ غَسَلَ سَائِرَ جَسَدِهِ، وَقَالَتْ: كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ، نَغْرِفُ مِنْهُ جَمِيعًا.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı gusül abdesti aldığı zaman önce ellerini yıkardı. Sonra namaz için abdest alır gibi abdest alır, sonra da gusül alırdı. Parmakları ile saç diplerine suyun gitmesinden emin olana kadar saçlarının arasını hilaller, üç kez başına su dökerdi. Sonra vücudunun geri kalan kısmını yıkardı. Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Ben ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kaptan yıkanır, her ikimiz de aynı kaptan su alırdık.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı gusül abdesti alacağı zaman önce ellerini yıkamakla başlardı. Sonra namaz için abdest alır gibi abdest alır, sonra da bütün bedenini yıkardı. Sonra parmakları ile saç diplerine ve derisine suyun gitmesinden emin olana kadar saçlarının arasını hilalleyerek suyu ulaştırırdı. Üç kez başına su döker ve sonra bedenin geri kalan kısmını yıkardı. Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Ben ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kaptan yıkanır, her ikimiz de aynı kaptan su alırdık.
- Geçerli ve kâmil olmak üzere gusül ikiye ayrılır. Geçerli gusül: Kişinin temizlenmeye niyet edip, mazmaza ve istinşâk ile birlikte bütün bedenini yıkamasıdır. Kâmil olan gusül ise; hadiste geldiği üzere bir kimsenin Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gusül aldığı gibi gusül almasıdır.
- Cünüplük tabiri kendisinden meni çıkan ya da meni gelmese bile cinsel ilişkide bulunan herkesi kapsar.
- Karı kocanın birbirlerinin avret yerlerini görmesi ve aynı kaptan yıkanması caizdir.
3 Bir kimse cuma günü cünüplükten temizleniyormuş gibi boy abdesti aldıktan sonra erkenden cuma namazına giderse bir deve kurban etmiş gibi sevap kazanır
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الجُمُعَةِ غُسْلَ الجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ، فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ، فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّالِثَةِ، فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ كَبْشًا أَقْرَنَ، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الرَّابِعَةِ، فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ دَجَاجَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الخَامِسَةِ، فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَيْضَةً، فَإِذَا خَرَجَ الإِمَامُ حَضَرَتِ المَلاَئِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimse cuma günü cünüplükten temizleniyormuş gibi boy abdesti aldıktan sonra erkenden cuma namazına giderse bir deve kurban etmiş gibi sevap kazanır. İkinci saatte giderse bir inek, üçüncü saatte giderse boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi sevap kazanır. Dördüncü saatte giderse bir tavuk, beşinci saatte giderse bir yumurta sadaka vermiş gibi sevap elde eder. İmam minbere çıkınca melekler hutbeyi dinlemek üzere topluluğun arasına katılır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- cuma namazına erken gitmenin faziletini bizlere bildirmiştir. Camiye erken gitmek; Güneş'in doğmasından imamın gelişine kadar devam eder. Güneş'in doğuşundan imamın hutbe vermek için minbere çıkmasına kadar geçen süreye göre beş kısma ayrılır: Birincisi: Kim, cünüplükten temizlenmek için gusül aldığı gibi tam bir gusül alır sonra birinci saatte cuma namazı kılınan mescide giderse, sanki bir deveyi kurban kesip sadaka olarak vermiş gibidir. İkincisi: Kim ikinci saatte giderse, bir inek sadaka vermiş gibidir. Üçüncüsü: Kim üçüncü saatte giderse, sanki boynuzlu bir koç (koyunun erkeği) sadaka vermiş gibidir. Dördüncüsü: Kim dördüncü saatte giderse, sanki bir tavuk sadaka vermiş gibidir. Beşincisi: Kim beşinci saatte giderse, sanki bir yumurta sadaka vermiş gibidir. İmam hutbe okumak için minbere çıktığında; kapılarda oturan ilk önce girenlerden başlayarak teker teker isimlerini yazan melekler yazmayı bırakırlar. Sonra zikir ve hutbeyi dinlemeye gelirler.
- Cuma günü namaza gitmeden önce gusül almak teşvik edilmiştir.
- Cuma namazına günün ilk saatlerinden itibaren erken gitmenin fazileti ifade edilmiştir.
- Bir an önce salih amellerin işlenmesi teşvik edilmiştir.
- Melekler cuma namazına katılır ve hutbeyi dinlerler.
- Melekler camilerin kapılarında, cuma namazına gelenleri sırasıyla yazarlar.
- İbn Recep -rahimehullah- şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in "Kim cuma günü gusül alır ve sonra (camiye) giderse" sözü, cuma için müstehap olan gusülün vaktinin, sabah fecrin doğmasıyla başladığını ve cuma günü en son vakitte camiye gidene kadar devam ettiğini gösterir.
4 Sizden kim cuma namazına gelirse gusül alsın
عن عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: «مَنْ جَاءَ مِنْكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim: «Sizden kim cuma namazına gelirse gusül alsın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- cuma namazına gelmek isteyen kimsenin, cünüp olduğunda gusül aldığı gibi gusül almasını tavsiye etmiştir.
- Cuma günü gusletmenin Mümin için sünnet olduğu ve namaza giderken yapılmasının daha faziletli olduğu vurgulanmaktadır.
- Temizliğe ve güzel kokuya özen göstermek, Müslümanın ahlâkı ve edebindendir. Bu husus, insanlarla karşılaşıp onlarla bir arada bulunurken; özellikle cuma ve cemaatlerde daha da önem kazanır.
- Hadisin hitap ettiği topluluk üzerlerine cuma namazının farz olduğu kimselerdir. Çünkü bunlar cuma namazına gidecek olan kimsedir.
- Cuma namazına gelen kimsenin temiz olması müstehaptır, vücudundaki kokular gidinceye kadar gusleder ve güzel koku sürünür. Yalnızca abdest alması hâlinde de bu geçerli olur.
5 «Biriniz eşiyle cinsel ilişkiye girdikten sonra, eğer bu ilişkisini tekrarlamak isterse iki ilişki arasında abdest alsın.»
عن أبي سعيد الخُدْرِي رضي الله عنه مرفوعاً: «إذا أَتَى أحَدُكُم أهله ثم أرَاد أن يَعود فَلْيَتَوَضَّأْ بينهما وضُوءًا». وفي رواية الحاكم: «فإنه أَنْشَطُ لِلْعَوْد».
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz eşiyle cinsel ilişkiye girdikten sonra, eğer bu ilişkisini tekrarlamak isterse iki ilişki arasında abdest alsın.» Hâkim'in rivayetinde; «Yeniden ilişkiye girmek için canlılık verir.» şeklindedir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Hâkim rivayet etmiştir - Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, hanımıyla ilişkiye girdikten sonra yeniden ilişkiye girmek isteyen kimseye Nebevî yolun beyanı için zikredilmiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle demiştir: «Biriniz eşiyle cinsel ilişkiye girdikten sonra, eğer bu ilişkisini tekrarlamak isterse» Yani, kişi hanımıyla ilişkiye girdikten sonra ikinci ve üçüncü kez bunu tekrarlamaya istek duyarsa. Nebevî öğreti Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözündedir: «İki ilişki arasında abdest alsın.» Yani, birinci ilişkiden sonra ikinci ilişkiden önce demektir. Burada abdestten kastedilen namaz abdesti gibi abdest almaktır. Çünkü abdest mutlak olarak zikredildiğinde şer'î olan abdeste hamledilir. Beyhaki'de ve İbn Huzeyme'de bu husus açıkça zikredilmiştir. «Tıpkı namaz abdesti gibi abdest al.» Bu abdestin hükmü müstehabtır.
6 «Kim cuma günü abdest alırsa; ne güzel yapmıştır. Kim de guslederse, şüphesiz ki gusül efdaldır.»
عن سمرة رضي الله عنه مرفوعاً: «من توضَّأَ يوم الجُمعة فَبِهَا ونِعْمَتْ، ومن اغْتَسَل فهو أفْضَل».
Semura -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim cuma günü abdest alırsa; ne güzel yapmıştır. Kim de guslederse, şüphesiz ki gusül efdaldır.»
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
«Kim cuma günü abdest alırsa», burada kastedilen cuma namazı için abdest almaktır. Bununla o kimse sünnet ve ruhsat olanı yapmıştır. «Ne güzel yapmıştır.» Yani, sünneti uygulayarak ne güzel bir iş yapmıştır. Burada o kimseye övgü vardır. «Kim de guslederse, şüphesiz ki gusül efdaldır.» Yani, kim abdestle birlikte cuma için gusül ederse, gusül alınmadan tek başına alınan abdestten daha efdaldir. Bundan dolayı aralarında dört mezhep imamının da bulunduğu ulemanın cumhuru bu görüşü almıştır. Getirdikleri delillerden bir diğeri de Müslim'deki şu hadistir. «Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına gelir, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve fazla olarak üç günlük daha günahları bağışlanır.»
7 "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp iken suya dokunmaksızın uyurdu.”
عن عائشة رضي الله عنها قالت: «كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يَنَام وهو جُنُب من غِير أن يَمَسَّ ماء».
Âişe -radıyallahu anha- şöyle söylemiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp iken suya dokunmaksızın uyurdu.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- cinsel ilişkiden sonra vücuduna ne abdest suyu, ne gusül suyu ve ne de organını yıkayacak su değdirirdi. Yani suya dokunmadan uyurdu. Çünkü hadiste geçen ''su'' kelimesi nefiy (olumsuz) olarak gelmiş olup, suyun bütün kullanımlarını kapsamaktadır. İkinci ihtimal: Abdest suyu hariç gusül suyuna dokunmazdı. Buna, açık bir şekilde gelen uyumak, yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak için fercini yıkadığı ve abdest aldığı hadisler uygunluk göstermektedir. Bu hadislerden İbn Ömer -radıyallahu anhuma- hadisinde Ömer -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: Ey Allah'ın elçisi! Bizden biri cünüp olduğu halde uyuyabilir mi? dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Eğer abdest alırsa uyyuyabilir.» diye buyurdu. Hadis Muttefakun aleyh'tir. Ammâr b. Yâsir -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre; "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olan kişiye abdest alarak yemesine, içmesine ve uyumak istemesine izin verdi.'' Ahmed ve Tirmizî rivayet etmiş ve Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Ancak bu yorumu, hadisin genel manası reddetmektedir. En doğrusu şöyle söylemektir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı vakitlerde asıl itibariyle caiz olduğunu beyan etmek için suya hiç değmezdi. Eğer devam etseydi bunun, farz olduğu var sayılacaktı. Oysa Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmete kolaylık olması ve ümmetin yükünü hafifletmek için (gusül almadan da uyumuştur).
8 Haftada bir kere yıkanmak, başını ve vücudunu yıkamak her Müslümanın görevidir
عن أبي هريرة قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «حَقٌّ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ أَنْ يَغْتَسِلَ فِي كُلِّ سَبْعَةِ أَيَّامٍ يَوْمًا، يَغْسِلُ فِيهِ رَأْسَهُ وَجَسَدَهُ».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Haftada bir kere yıkanmak, başını ve vücudunu yıkamak her Müslümanın görevidir.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aklı başında yetişkin her Müslümanın haftada bir gün yıkanmasının gerekli olduğunu haber vermiştir. Bu günde temizlenip arınmak için başını ve vücudunu yıkar. Bazı rivayetlerden de anlaşıldığı gibi bunun Cuma günü yapılması daha evladır. Perşembe günü yıkanmış olsa bile cuma günü cuma namazından önce yıkanmak müekket sünnettir. Âişe -radıyallahu anha-'nın şu sözü bunu farz olmaktan çıkarmıştır: "O gün insanlar bizzat çalışır ve o halleri ile (cumaya) giderlerdi. Onlara: Keşke yıkansaydınız denilirdi." Buhârî rivayet etmiştir. Başka bir rivayette ise: "Onların üzerinde koku vardı." Yani ter kokusu ve benzeri bir koku, bununla birlikte kendilerine sadece "Keşke yıkansaydınız" denilmiştir. Bunun dışındakilerin de yıkanması evladır.
- İslam, temizlik ve taharete özen göstermiştir.
- Cuma namazı için gusül almak müekket bir sünnettir.
- Vücudun bir parçası olmasına rağmen başın özel olarak zikredilmesi, önemini ifade eder.
- Gusül, insanları rahatsız edecek hoş olmayan kokuya sahip olan kimseye farzdır.
- Faziletinden dolayı Cuma günü yıkanmaya vurgu yapılmıştır.
9 Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına Müslüman olmak için geldim, bana; su ve sidir ile yıkanmamı emretti
عن قيس بن عاصم رضي الله عنه قال: أتيتُ النبيَّ صلى الله عليه وسلم أُريدُ الإسلامَ، فأَمَرَني أن أغتَسِلَ بماءٍ وسِدرٍ.
Kays b. Âsım -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına Müslüman olmak için geldim, bana; su ve sidir ile yıkanmamı emretti."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Kays b. Âsım -radıyallahu anh-, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına Müslüman olmak için geldiğinde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona su ve sidir; yaprakları temizlik amacıyla kullanıldığı ve çok hoş bir kokusu olduğu için yıkanmasını emretmiştir.
- Kâfir olan bir kimsenin İslam'a girmesi halinde yıkanması meşru kılınmıştır.
- İslam dininin saygınlığı ve hem bedene hem de ruha özen gösterdiği ifade edilmiştir.
- Suyun temiz olan şeylerle karıştırılması onu temiz olmaktan çıkarmaz.
- Sabun ve benzeri güncel temizlik maddeleri sidirin yerine geçmektedir.
10 Ümmü Habibe -radıyallahu anhâ- yedi sene istihâze oldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bunu sorduğunda, kendisine yıkanmasını emretti. Aişe -radıyallahu ahhâ- şöyle dedi: "Bunun üzerine Ümmü Habibe, her namaz için yıkanıyordu."
عن عائشة رضي الله عنها قالت: "إن أم حبيبة اسْتُحِيضَتْ سبع سنين، فسألت رسول الله صلى الله عليه وسلم عن ذلك؟ فأمرها أن تغتسل، قالت: فكانت تغتسل لكل صلاة".
Aişe -radıyallahu anha-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre; Ümmü Habibe yedi sene istihâze oldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bunu sorduğunda kendisine yıkanmasını emretti. Âişe şöyle dedi: "Bunun üzerine Ümmü Habibe -radıyallahu anhâ- her namaz için yıkanırdı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ümmü Habibe istihâzeden dolayı yıkanmanın gerekli olup olmadığını Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorduğunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ona yıkanmasını emretmiş ve o da her namaz için yıkanmıştır. Ümmü Habîbe -radıyallahu anhâ- yedi sene ishihâze görmüştür.
11 «Sakın sizden biri durgun suya idrar yapıp, sonra da o suda yıkanmasın!»
عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: "لا يَبُولَنَّ أحَدُكم في الماء الدَّائِم الذي لا يجْرِي، ثمَّ يَغتَسِل مِنه". وفي رواية: "لا يغتسل أحدكُم في الماء الدَّائم وهو جُنُب".
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Sakın sizden biri, durgun suya idrar yapıp sonra da o suda yıkanmasın!" Başka bir rivayette: "Sizden biriniz cünüp iken durgun suda yıkanmasın!" şeklindedir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- akmayan durgun suya idrar yapmayı yasaklamıştır. Çünkü bu durum suyun necasetle kirlenmesine ve idrarın taşıdığı hastalıkların suyu kullanan herkese zarar vermesine yol açar. Hatta suya idrarını yapan kimsenin kendisi orada yıkanıp bu suyu kullanabilir. Nasıl olur da daha sonra temizlenmek için yıkanacağı suya bevledebilir. Aynı zamanda cünüp olan kimsenin durgun suda yıkanmasını yasaklamıştır. Çünkü bu durum suyun pis ve necis olan şeylerle kirlenmesine sebebiyet verir.
12 "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cemaatle beraber namaz kılmayıp ayrı duran bir adam görünce ona: Ey falanca! Cemaatle birlikte namaz kılmana engel olan şey nedir? diye sordu. Adam: Ey Allah'ın elçisi! Cünüp oldum.(Cünüplükten arınmak için yıkanabileceğim yanımda) su da yok, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Toprakla teyemmüm et. Zira (suyun yerine geçen) toprak senin için yeterlidir.
عن عمران بن حصين رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم رأى رجلًا مُعتزلًا، لم يُصَلِّ في القوم، فقال: (يا فلان، ما منعك أن تصلي في القوم؟) فقال: يا رسول الله أصابتني جنابةٌ، ولا مَاءَ، فقال: (عليك بالصَّعِيدِ، فإنه يَكْفِيَكَ).
İmrân b. Husayn -radıyallahu anh-'dan rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cemaatle beraber namaz kılmayıp ayrı duran bir adam görünce ona: Ey falanca! Cemaatle birlikte namaz kılmana engel olan şey nedir? diye sordu. Adam: Ey Allah'ın elçisi! Cünüp oldum.(Cünüplükten arınmak için yıkanabileceğim yanımda) su da yok, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Toprakla teyemmüm et. Zira (suyun yerine geçen) toprak senin için yeterlidir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabelerine sabah namazının farzını kıldırdı.Namazını bitirince onlarla beraber namaz kılmayan bir adam gördü.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tam bir yumuşak huylu olmasından ve Allah'a güzel davet uslubundan geri durma sebebini öğrenene kadar cemaatten geri kalmasından dolayı ona sert davranmadı.Ey falanca! Cemaatle birlikte namaz kılmana engel olan şey nedir? diye sordu.O da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e -kendi zannınca- özrünü açıkladı.O da Cünüp olduğu.(Cünüplükten arınmak için yıkanabileceği yanında) su da olmamasıdır.Su bulup temizlenene kadar namazı erteledi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın lütfundan onun için temizlenmekte kullanacağı su yerine toprağı uygun gördü.Zira (suyun yerine geçen) toprak senin için yeterlidir.
13 Subhânallah! Mümin asla necis (pis) olmaz!' diye buyurdu
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضيَ اللهُ عنه: أَنَّهُ لَقِيَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي طَرِيقٍ مِنْ طُرُقِ الْمَدِينَةِ وَهُوَ جُنُبٌ، فَانْسَلَّ فَذَهَبَ فَاغْتَسَلَ، فَتَفَقَّدَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَلَمَّا جَاءَهُ قَالَ: «أَيْنَ كُنْتَ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ؟» قَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، لَقِيتَنِي وَأَنَا جُنُبٌ فَكَرِهْتُ أَنْ أُجَالِسَكَ حَتَّى أَغْتَسِلَ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «سُبْحَانَ اللهِ، إِنَّ الْمُؤْمِنَ لَا يَنْجُسُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre; Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, Medine sokaklarından birinde Ebû Hureyre ile karşılaştı. O esnada cünüp olan Ebû Hureyre, sessizce Peygamber’in yanından ayrılıp gidip gusletti. Geri döndüğünde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: 'Neredeydin ey Ebû Hureyre?' diye sordu. O da: 'Ey Allah’ın Rasûlü! Cünüptüm, bu hâldeyken temiz olmadan yanınızda oturmayı uygun görmedim' dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Subhânallah! Mümin asla necis (pis) olmaz!' diye buyurdu.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine sokakalrının birinde Ebû Hureyre -radıyallahu anh- ile karşılaştı. Ebû Hureyre o sırada cünüptü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e duyduğu saygı ve hürmetten dolayı, cünüp hâlde onunla oturmayı ve konuşmayı uygun görmedi; zira bu hâlde necis olduğunu zannetmişti. Bu sebeple kimseye fark ettirmeden oradan ayrıldı, gidip gusletti. Ardından geri dönüp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına oturdu. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve selşlem- ona: “Nereye gitmiştin?” diye sordu. Bunun üzerine Ebû Hureyre (radıyallahu anh) durumu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e anlattı; cünüplük sebebiyle kendisini necis saydığı için onunla birlikte oturmayı uygun görmediğini söyledi. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hayretini ifade ederek şöyle buyurdu: Muhakkak ki Mümin; her hâlükârda temizdir; ister hayatta olsun ister vefat etmiş olsun, necis olmaz.
- Cünüplük, kişiyi sadece namaz kılmaktan, Mushaf'a dokunmaktan ve mescitte kalmaktan alıkoyar. Buna karşılık Müslümanlarla bir arada bulunmasına, onlarla oturup görüşmesine engel değildir. Cünüplük sebebiyle kişi necis de olmaz.
- Mümin, hayattayken de öldükten sonra da temizdir.
- Fazilet, ilim ve salâh sahibi kimselere saygı göstermek; onlarla bir araya gelirken ve meclislerinde bulunurken en güzel hâl ve en uygun görünüm üzere bulunmaya özen göstermek teşvik edilmiştir.
- Tâbi olanın (bir büyüğün, amirin veya liderin yanında bulunan kimsenin) kendisini takip ettiği kimseden ayrılmak istediğinde izin istemesinin meşru olduğu bu hadisten anlaşılmaktadır. Nitekim Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'ın kendisine haber vermeden ayrılmasını uygun görmemiştir. Çünkü izin istemek, güzel edep ve nezaketin bir gereğidir.
- Hayret veya şaşkınlık anında «Subhânallah» denilir.
- Bir kimsenin, dinî veya meşru bir maslahat bulunduğunda, normalde söylenmesinden haya edilen kendi durumunu dile getirmesi caizdir.
- Kâfir necistir (pistir); fakat onun bu necaseti (pisliği), inancının bozukluğundan/kötülüğünden dolayı manevi bir necasettir.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadisten çıkarılacak edeplerden biri de şudur: Bir âlim, kendisine uyan bir kimsede doğruya aykırı olmasından korktuğu bir durum gördüğünde ona bunun sebebini sormalı, doğrusunu söylemeli ve hükmünü açıklamalıdır. En doğrusunu Allah bilir.
14 "Ey Allah'ın Rasûlü! Kuşkusuz Allah, hakkın söylenmesinden haya etmez. Bir hanım ihtilam olduğu zaman gusül abdesti alması gerekir mi?" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Suyu (meniyi) gördüğü zaman evet (alması gerekir).» buyurdu.
عن أم سلمة رضي الله عنها قالت: «جاءت أمُّ سُلَيمٍ امرأةُ أَبِي طَلحة إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالت: يا رسول الله، إنَّ الله لا يَسْتَحيِي من الحَقِّ، فهل على المرأة من غُسْلٍ إِذَا هِيَ احْتَلَمَت؟ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : نعم، إِذَا رَأَت المَاء».
Ümmü Seleme -radıyallâhu anhâ- şöyle dedi: Ebû Talha'nın hanımı Ümmü Süleym, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve: "Ey Allah'ın Rasûlü! Kuşkusuz Allah, hakkın söylenmesinden haya etmez. Bir hanım ihtilam olduğu zaman gusül abdesti alması gerekir mi?" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Suyu (meniyi) gördüğü zaman evet (alması gerekir).» buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ümmü Suleym el-Ensâriyye -radıyallahu anhâ-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e soru sormak için geldi. Sorusu avret yeri ile alakalıydı. Bu, genellikle sorulması utanılacak bir mesele olduğu için sorusundan önce soruyu sorabilmek için bir giriş cümlesi kurdu ki, bu soruyu duyanların yanında sorunun utanılacak kısmı hafiflesin. Şöyle dedi: Allah -Azze ve Celle- hak olandır. Zikredilmesinde fayda olduğu müddetçe hayadan dolayı hakkın söylenmesinden imtina etmez. Ümmü Süleym -radıyallahu anhâ- bu giriş konuşmasını yaparak sorusunu yumuşattıktan sonra, konunun özüne gelerek, rüyasında cinsel ilişkiye girdiğini gören kadının gusül alması gerekir mi? diye sorduğunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: Evet, şayet kadın şehvetli bir şekilde suyun (meninin) geldiğini görürse gusül gerekir, dedi.
15 "Rasûlullah -sallallahu ve sellem-’in elbisesine bulaşan meniyi yıkıyordum. O, elbisesinde ıslak kısım (kurumamış) olsa dahi namaza giderdi."
عن عائشة رضي الله عنها قالت: ((كُنْت أَغْسِلُ الْجَنَابَةَ مِنْ ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَيَخْرُجُ إلَى الصَّلاةِ، وَإِنَّ بُقَعَ الْمَاءِ فِي ثَوْبِهِ)). وَفِي رواية: ((لَقَدْ كُنْتُ أَفْرُكُهُ مِنْ ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرْكاً، فَيُصَلِّي فِيهِ)).
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: “Ben Rasûlullah -sallallahu ve sellem-’in elbisesine bulaşan meniyi yıkıyordum. O, elbisesinde ıslak kısım (kurumamış) olsa dahi namaza giderdi. Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: ''Kurumuş meni bulaşığını Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in çamaşırından tırnağımla kazıyarak çıkarıyordum. O da bu elbiseyle namaz kılıyordu.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anha- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesine cünüp olması sebebiyle meninin bulaştığını zikrediyor. Bazen ıslak oluyordu ve onu su ile yıkayarak elbiseden çıkarıyordu. Elbisesi daha kurumamış iken bu şekilde namaza gidiyordu. Başka bir zamanda da meni kuru oluyordu. Aişe -radıyallahu anha- kurumuş meniyi tırnaklarıyla kazıyordu ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu elbiseyle namaz kılıyordu.
16 "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- suyu başından aşağı üç kez dökerdi."
عن أبي جعفر محمد بن علي بن الحسين بن علي بن أبي طالب أَنَّه كان هو وأبوه عند جابر بن عبد الله، وعنده قوم، فسألوه عن الغسل؟ فقال: صَاعٌ يَكْفِيكَ، فقال رجل: ما يَكْفِينِي، فقال جابر: كان يَكْفِي من هو أَوفَى مِنْكَ شَعْرًا، وخَيرًا مِنكَ -يريد رسول الله- صلى الله عليه وسلم ثُمَّ أَمَّنَا في ثَوبٍ. وفي لفظ: ((كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُفْرِغُ المَاءَ على رَأسِهِ ثَلاَثًا)).
Ebû Ca'fer Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebî Talib ve babası Ali b. Hüseyin, Câbir ibn Abdillah -radıyallahu anh-'ın yanında bulunuyordu. Câbir -radıyallahu anh-'ın yanında bir topluluk vardı. O cemâat Câbir -radıyallahu anh-'a gusülden sordular. Câbir -radıyallahu anh-, bir sâ' (mikdârı su) yeter, dedi. Bir diğer kimse: Bana bu kadarı yetmez, dedi. Bunun üzerine Câbir -radıyallahu anh-; Saçı senden daha gür, kendisi de senden daha hayırlı olan bir zâta -Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i kastetmiştir- (bu kadar su) yetiyordu, dedi. Sonra üstünde bir parça elbise olduğu hâlde bizlere imâm oldu. Başka bir rivayette ise: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- suyu başından aşağı üç kez dökerdi." olarak rivayet edilmiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ebû Ca'fer Muhammed b. Ali ve babası değerli sahabi Câbir b. Abdillah -radıyallahu anh-'ın yanında bulunuyordu. Câbir -adıyallahu anh-'ın yanında da bir topluluk vardı. O cemâatten birisi Câbir -radıyallahu anh-'a cünüplükten temizlenmek için ne kadar suyun yeterli olacağını sordu. Câbir -radıyallahu anh- bir sâ' (mikdârı su) yeter, dedi. Hasan b. Muhammed b. el-Hanefiyye, Câbir -radıyallahu anh-'a soru soran toplulukla beraberdi ve bana cünüplükten temizlenmek için bu kadar su yetmez, dedi. Bunun üzerine Câbir; saçı senden daha gür, kendisi de senden daha hayırlı olan bir zâta yetiyordu dedi. Dininde ve temizliğinde senden daha hırslıydı dedi. Yani o, bu sözü ile Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i kastetmiştir. Burada sünnette ittiba etmeye ve gusül alırken suyun israf edilmemesine teşvik vardır. Sonra Câbir -radıyallahu anh- onlara imam olarak namaz kıldırdı.
17 «Erkek, kadının dört organı arasına çöküp sonra da onunla cinsel ilişkide bulunursa, gusül vacip olur.»
عن أبي هريرة رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: ((إِذَا جَلَسَ بين شُعَبِهَا الأَربع، ثم جَهَدَهَا، فَقَد وَجَبَ الغُسْلُ)) . وفي لفظ ((وإن لم يُنْزِل)).
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Erkek, kadının dört organı arasına çöküp sonra da onunla cinsel ilişkide bulunursa, gusül vacip olur.» Başka bir lafızda: «Meni gelmese dahi» olarak gelmektedir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Kişi, hanımının dört organı arasına oturursa; sözü ile kadının iki eli ve iki ayağı arası kastedilmektedir. Sonra zekerini hanımının fercine sokarsa her ikisinin de cünüplükten gusül almaları vacip olur. Meni gelmese dahi hüküm aynıdır. Çünkü içeri girmek guslü gerekli kılan hususlardan birisidir.
18 "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Meymune -radıyallahu anha-'nın guslettiği kaptan arta kalan su ile yıkanırdı."
عن عبد الله بن عباس رضي الله عنهما أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يغتسل بفضل ميمونة رضي الله عنها .
Abdullah b. Abbas -radıyallahu anhuma- anlatıyor: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Meymune -radıyallahu anha-'nın guslettiği kaptan arta kalan su ile yıkanırdı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Allah Rasûlü -sallalalhu aleyhi ve sellem- hanımı Meymune -radıyallahu anha-'nın gusül aldığı kaptan arta kalan su ile yıkanırdı.
19 "Ben ve Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı bir kaptan yıkanırdık. Ellerimiz kapta birbirine karışırdı."
عن عائشة رضي الله عنها قالت: «كُنت أغْتَسِل أنا ورسول الله صلى الله عليه وسلم من إناء واحد، تَخْتَلِفُ أَيْدِينَا فيه من الجَنَابة». وفي رواية: «وتَلْتَقِي».
Aişe -radıyallahu anha-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben ve Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı bir kaptan yıkanırdık. Ellerimiz kapta birbirine karışırdı. Başka bir rivâyette; "Ellerimiz buluşurdu." demiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Hibbân rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Aişe -radıyallahu anha- aynı kapta bulunan sudan Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'le birlikte gusül aldığını anlatmıştır. Büyük hadesi (cünüplüğü) ortadan kaldırmak içindir. Bu birlikteliğin suretini şu sözleriyle tasvir etmiştir: "Ellerimiz kapta birbirine karışırdı." Yani; ben elimi kaptan su almak için soktuğumda, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de kaptan elini su almak için sokardı. Buhari'de geçen Aişe rivâyetinde şöyle demiştir: "Ben ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kaptan yıkanıyorduk. Her ikimiz de avuçla su alıyorduk." Ancak İbn Hibbân'ın ikinci rivayetinde yıkanırken bir arada olmanın şekli ince ayrıntısına kadar gelmiştir. Şöyle demiştir: "Ellerimiz buluşurdu." Yani; kaptan avuçla su alırken ellerimiz birbiriyle buluşurdu demektir. Bu rivayete göre eller bazen karışır ve bazen de buluşurdu.
20 «Başa üç avuç su dökmen kâfidir. Sonra da (suyu) bedeninin geri kalan kısmına dökersin. İşte o zaman sen temizlendin demektir.»
عن أم سلمة رضي الله عنها قالت: قلت: يا رسول الله، إنِّي امرأة أَشُدُّ ضَفْرَ رأسي فَأَنْقُضُهُ لغُسل الجَنابة [وفي رواية: والحَيْضَة]؟ قال: «لا، إنَّما يَكْفِيك أن تَحْثِي على رأْسِك ثلاث حَثَيَاتٍ ثم تُفِيضِينَ عليك الماء فَتَطْهُرين».
Ümmü Seleme -radıyallahu anh-: "Yâ Rasûllah, ben saçımı bağlayan bir kadınım. Cünüplükten dolayı (yıkanacağımda) onu çözeyim mi?" dedi. Başka bir rivayette hayızdan dolayı şeklinde gelmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Başa üç avuç su dökmen kâfidir. Sonra da (suyu) bedeninin geri kalan kısmına dökersin. İşte o zaman sen temizlendin demektir.» buyurmuştur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Ummu Seleme -radıyallahu anha- saçlarını ördüğünü haber vermiştir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e büyük hadesten (cünüplük ve hayızdan) nasıl yıkanacağını sormuştur. Suyun saçın diplerine ulaşması için örgüyü çözmesi gerekir mi? Yoksa çözmeden de olur mu? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Başa üç avuç su dökmen kâfidir.» demiştir. Yani; böyle bir şey gerekli değildir. Bilakis üç kez başına iki avuç dolusu su dökmen yeterlidir. İster su saç diplerine ulaşsın isterse de ulaşmasın. Suyun saç diplerine ulaşması kasdı ile yapılır. Eğer saçların dibine suyun ulaşması gerekli olsaydı saç örgüsünü çözmesi gerekirdi ki, suyun saç dibine ulaşıp ulaşmadığı anlaşılabilsin. "Üç avuç" burada üç avuçtan kasıt bununla sınırlamak için söylenmemiştir. Bilakis suyun saç diplerine ulaştırılması istenmiştir. Bir seferde ulaşmış olsa bile üç kez bunu yapmak sünnettir. Eğer üç seferde ulaşmazsa suyun ulaşmadığı yer kalmadığını hissedene kadar su dökmek gereklidir. «Sonra da (suyu) bedeninin geri kalan kısmına dökersin.» Yani; bütün bedenine suyu dökersin demektir. Aişe -radıyallahu anha-'dan rivâyet edilen hadiste; «Sonra başından aşağı su dökersin.» olarak rivâyet edilmiştir. "İşte o zaman sen temizlendin demektir." Ebû Dâvud'da ve diğer kaynaklarda; «Sen tamamen temizlenmiş olursun.» olarak rivâyet edilmiştir. Yani; sana isabet eden büyük hadesten temizlenmiş olursun demektir. Sonuç olarak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplük ve hayızdan temizlenmesi için saçlarının örgüsünü çözmesinin gerekli olmadığı hususunda fetva vermiştir. Üç kez iki avuç dolusu suyu başından aşağı dökmesinin ve bedenin geri kalan kısmını yıkamasının yeterli olacağını söylemiştir. Bu sayede büyük hadesten (cünüplük ve hayızdan) temizlenmiş olacaktır.
21 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yıkanması için su döktüm. O, sağ eliyle sol eli üzerine su döküp ellerini yıkadı. Sonra avret mahallini yıkadı. Sonra eliyle yere vurup elini toprağa sürdü. Sonra elini yıkadı. Sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. Sonra yüzünü yıkadı ve başından aşağı su döktü. Sonra yıkandığı yerden biraz uzaklaşıp ayaklarını yıkadı. Sonra kendisine bir havlu getirildi, fakat O, bununla silinmedi.
عن ميمونة رضي الله عنها قالت: «صَبَبْتُ للنبي صلى الله عليه وسلم غُسْلا، فَأَفْرَغ بيمينه على يساره فغَسَلَهُما، ثم غَسل فَرْجَه، ثم قال بِيَدِه الأرض فَمَسَحَها بالتُّراب، ثم غَسلها، ثم تَمَضْمَضَ واسْتَنْشَقَ، ثم غَسَل وجْهَه، وأفَاضَ على رأسِه، ثم تَنَحَّى، فغسل قَدَمَيه، ثم أُتِيَ بمنْدِيل فلم يَنْفُضْ بها».
Meymûne -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yıkanması için su döktüm. O, sağ eliyle sol eli üzerine su döküp ellerini yıkadı. Sonra avret mahallini yıkadı. Sonra eliyle yere vurup elini toprağa sürdü. Sonra elini yıkadı. Sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. Sonra yüzünü yıkadı ve başından aşağı su döktü. Sonra yıkandığı yerden biraz uzaklaşıp ayaklarını yıkadı. Sonra kendisine bir havlu getirildi, fakat O, bununla silinmedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası: Meymûne -radıyallahu anhâ- cünüplükten dolayı yıkanması için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e su hazırladığını haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, su kabından sağ eliyle su alıp sol eline dökmüş, sonra her iki elini de yıkamıştır. Çünkü eller suyun taşınması için araçtır. Temizlik ve taharetinin gerçekleşmesi için yıkanması güzel olandır. "O ikisini yıkadı" Buhârî'de gecen Meymûne -radıyallahu anhâ-'nın başka bir rivayetinde; "İki elini iki ya da üç sefer yıkadı" şeklinde gelmiştir. İki elini yıkadıktan sonra sol eliyle avret mahallini yıkamıştır ki, bulaşmış olan meni ve diğer pislikler giderilsin. Burada ferc kelimesi ile kastedilen cinsel uzuvdur. Bunu bize Buhârî'deki rivayet açıklamaktadır: "Sonra sol eline su döküp zekerinin olduğu kısmı yıkadı." Sonra elini yere vurdu, burada elden kasıt sol eldir. Buhârî'deki rivayet bunu açıklamaktadır: "Sonra sol elini yere vurdu ve kuvvetli bir şekilde elini toprağa sürdü." Elini yere sürmesinin sebebi eline bulaşan pislik ve kötü kokunun izâle edilmesi içindir. Sonra sol elini su ile yıkamıştır ki, eline bulaşan toprak ve diğer pislikler yok olsun. Ağzına ve burnuna su verebilmek için iki elini bulaşan şeylerden yıkayıp temizlemiştir. Sonra yüzünü yıkamıştır. Burada -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdest aldığı zikredilmemiştir. Buhârî ve Müslim'de geçen Âişe -radıyallahu anhâ-'nın hadisinde; "Sonra namaz abdesti gibi abdest almıştır." olarak gelmektedir. Sonra başından aşağı su dökmüş, başka bir rivayette ise; "Sonra başından aşağı üç avuç dolusu su döküp geri kalan bütün bedenini yıkamıştır." olarak gelmektedir. Eğer su bütün bedene ulaştı ise bir sefer su dökmekle yetinilir. Abdestini ve guslünü tamamladıktan sonra yıkandığı yerden başka bir yere geçip iki ayağını bir kez daha yıkamıştır. Sonra üzerindeki suyu kurulaması için kendisine bir havlu getirilmiş, fakat o bununla kurulanmamıştır. Meymûne -radıyallahu anhâ-'dan gelen başka bir rivayette; "Sonra ona bir havlu getirdim istemedi" bir diğer rivayette ise, "Bir mendil getirildi kurulanmadı ve üzerindeki suyu silkeledi." olarak gelmiştir.
22 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüblükten yıkandığı zaman ellerini yıkamaktan başlardı. Sonra sağ eli ile sol eline su dökerek avret mahallini yıkardı. Sonra namaz için abdest aldığı gibi abdest alırdı.
عن عائشة، قالت: «كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا اغتسل من الجَنَابَة يبدأ فيغسل يديه، ثم يُفرغ بيمينه على شماله فيغسل فَرْجَه، ثم يتوضأ وضوءه للصلاة، ثم يأخذ الماء فيُدخل أصابعه في أصول الشَّعَرِ، حتى إذا رأى أن قد اسْتَبْرَأَ حَفَنَ على رأسه ثلاث حَفَنَات، ثم أفاض على سائر جسده. ثم غسل رجليه».
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüblükten yıkandığı zaman ellerini yıkamaktan başlardı. Sonra sağ eli ile sol eline su dökerek avret mahallini yıkardı. Sonra namaz için abdest aldığı gibi abdest alırdı. Sonra su alır saçlarının diplerini parmaklarıyla ovalardı. Sonra iki eliyle başı üzerine üç avuç su dökerdi. Ondan sonra suyu bütün bedeni üzerinden akıtırdı. Sonrada ayaklarını yıkardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anha- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gusul alışını vasf etmiştir. Cunupluktan gusul almak istediğinde suyu alan iki elinin temiz olması için ellerini yıkamakla başlardı. Namaz için abdest aldığı gibi abdest almıştır. Sallallahu aleyhi ve sellem'in saçları sık olduğu için elleri ıslakken saçlarının arasını suyu ulaştırırdı. Böylece su saçlarının köküne ulaşmış olurdu. Bütün bedenine suyu ulaştırırdı. Başından aşağı üç kez su döker sonra bütün bedenini yıkardı. Ayaklarını yıkamayı en sona bırakırdı.
23 «Erkeğin suyu koyu beyazdır. Kadının suyu ise ince ve sarıdır. Hangisi önce gelirse yahut üstün olursa benzerlik ona olur.»
عن أنس بن مالك رضي الله عنه : أن أم سُلَيم حدَّثَت أنَّها سألت نَبِي الله صلى الله عليه وسلم عن المرأة تَرى في مَنَامِها ما يَرى الرَّجل، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إذا رَأَت ذلك المرأة فَلْتَغْتَسِل» فقالت أم سُلَيْم: واسْتَحْيَيْتُ من ذلك، قالت: وهل يَكون هذا؟ فقال نَبِي الله صلى الله عليه وسلم : «نعم، فمِن أين يَكُون الشَّبَه؟ إنَّ ماء الرَّجُل غَليِظ أبْيَض، وماء المرأة رقِيق أصْفَر، فَمِنْ أَيِّهِمَا عَلَا، أو سَبَقَ، يَكُونُ مِنْه الشَّبَهُ».
Enes b. Malik -radıyallahu anh- anlatıyor: Ummu Süleym -radıyallahu anhâ- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek rüyasında, erkeğin gördüğünü gören kadın hakkında (ne gerektiğini) sorar. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet! Suyu görürse, gusül alsın!» cevabını verir. Ummu Süleym devamla "Beni bir utanma bürüdü. Lakin kadınlar için bu olur mu? dediğini aktarır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Evet. Öyle olmasa (çocuklarda anne tarafına) benzerlik olur mu? Erkeğin suyu koyu beyazdır. Kadının suyu ise ince ve sarıdır. Hangisi önce gelirse yahut üstün olursa benzerlik ona olur.» diye buyurur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Enes b. Malik -radıyallahu anh- anlatıyor: Ummu Süleym -radıyallahu anhâ- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek rüyasında, erkeğin gördüğünü gören kadın hakkında (ne gerektiğini) sorar. Yani erkeğin rüyada kendisini cima ederken gördüğü şeyleri kadın da görmektedir. Bununla ilgili gelerek soru sorar. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet! Suyu görürse, gusül alsın!» cevabını verir. Yani kadın rüyada erkeğin gördüklerini görür ve suyu gelirse gusül alsın. İmam Buharî’nin rivayetinde “Evet kadın suyun geldiğini görürse” ifadesi yer almaktadır. Yani meni görürse gusül alsın, demektir. Kadın uykudan uyanır ve menisinin geldiğini görürse gusül almalıdır. Şayet sadece rüyada bunu görür ve uyanınca menisinin gelmediğini anlarsa gusül almasına gerek kalmaz. Gusül alması meninin gelmesine bağlıdır. Bir keresinde Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e ihtilam olduğunu hatırlamayan ancak uyanınca ıslaklık hisseden kimse hakkında soru sorulmuş; o da “Yıkansın” diye emretmiştir. Tam tersi olarak bir kimse ihtilam olduğunu görür de bir ıslaklık hissetmez ise bu durumda gusül de gerekmez. İmam Ahmed ve Ebu Davud’un rivayetinde Ummu Suleym: Bunu gören kadına gusül gerekir mi? diye sorar. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- «Evet kadınlar erkeklerin kardeşleridir (hüküm aynıdır).» cevabını verir. Ummu Süleym bu cevabı duyunca şöyle der: "Beni bir utanma bürüdü. Lakin kadınların için bu olur mu?” Yani erkeklerin ihtilam olup, menisi geldiği gibi kadınların başına da böyle bir şey gelir mi? diye sorar. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de "Evet." diye cevap verir. Kadınlar da erkekler gibi ihtilam olup, onlardan da meni gelir. Bir fark yoktur diyerek sorusunu yanıtlar. Ardından, öyle olmasa (çocuklar da anne tarafına) benzerlik olur mu? der. Buharî ve Müslim’in rivayetinde “Öyle olmasa çocukta anne tarafına benzerlik olur mu?” ifadesi yer almaktadır. Yani kadının menisi geldiği için çocuk anne tarafına benzer. Ardından Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- erkeğin ve kadının menisinin özelliklerinden bahsederek; «Erkeğin suyu koyu beyazdır. Kadının suyu ise ince ve sarıdır.» Bu özellikler genellikle hastalık olmadığı zaman böyledir. Zira bir hastalıktan dolayı erkeğin menisi ince yahut çok ilişkiye girmesi sebebiyle de meni de kırmızılık olabilir. Kadının menisi de güçlü olmasından dolayı beyaz olabilir. Alimler erkeklerin menisi ile ilgili olarak başka bazı özellikler zikretmişlerdir. Bunlar şöyledir: Erkek menisi çıkarken fışkırarak çıkar. Bu hakikate Kur’an-ı Kerim işaret etmiştir. “(İnsan) Fışkırıp, çıkan sudan yaratılmıştır” Meni çıkarken şehvet ve zevk alınır. Ardından bir durgunluk ve sakinlik olur. Hurma aşısı kokusuna benzeyen bir kokusu vardır. Hurma aşısının kokusu hamurun kokusuna yakındır. Kadınların menisi ise, iki ana özelliğe sahiptir. İkisinden birisi muhakkak olur. Kokusu erkek menisinin kokusuna benzer. Çıkarken son derece zevk alınır. Ardından bir sakinlik ve durgunluk hissedilir. Gelen su hakkında meni denilebilmesi için yukarıda ifade edilen bütün özelliklerin bir arada olması gerekmez. Tek bir özelliğe sahip olması onun meni olduğuna karar verilmesi için yeterlidir. Hiçbir özelliğe sahip olmayan sıvı hakkında galibi zan ile meni olmadığı hükmüne varılır. «Hangisi önce gelirse yahut üstün olursa benzerlik ona olur.» Diğer bir rivayette ise “galip/üstün” olursa ifadesi yer almaktadır. Çocuk yoğunluk ve kuvvet bakımından menisi güçlü olan anne ya da babaya benzer. Yahut menisi önce gelene benzer. Bazı alimler, meninin üstün gelmesinin önce gelmesi demek olduğunu ifade etmişlerdir. Buna binaen çocuk menisi önce gelen anne ya da babaya benzer. Zira erkek ve kadının menisi rahimde bir araya gelip buluşur. Erkekten ve kadından gelen meninin bir araya gelmesi sonucu cenin meydana gelir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz.” (İnsan Suresi; 1-2) Yani erkek ve kadın suyunun karışımından yarattık demektir.
24 Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe 'den gelen bir rivayette Ubeydullah der ki: "Âişe -radıyallahu anhâ-'nın yanına girdim. Ona: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığından bana anlatmaz mısın?" dedim. Anlatmaya başladı: "Elbette! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ağırlaştı ve: "İnsanlar namazını kıldı mı?" diye sordu. Biz: "Hayır! Ey Allah'ın Rasûlü, onlar sizi bekliyorlar!" dedik.Leğene benim için su koyun!" diye emretti.Âişe der ki: "Hemen dediğini yaptık, o da yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı, fakat üzerine baygınlık çöktü. Sonra kendine geldi ve tekrar:Cemaat namaz kıldı mı?" diye sordu. "Hayır!" dedik, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" Tekrar: Benim için leğene su koyun!" emretti.Âişe der ki: Dediğini yaptık, yıkandı. Sonra tekrar kalkmak istedi. Yine üzerine baygınlık çöktü. Sonra ayılınca: İnsanlar namaz kıldı mı?" diye sordu. Hayır! Dedik, onlar sizi bekliyorlar, ey Allah'ın Rasûlü!" : "Benim için leğene su koyun!" dedi ve yıkandı. Sonra kalkmaya yeltendi, yine üzerine baygınlık çöktü, sonra ayıldı.İnsanlar namazı kıldı mı?" diye sordu.Hayır, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" dedik.Âişe der ki:İnsanlar mescide çekilmiş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yatsı namazı için bekliyorlardı."Âişe der ki: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Bekr'e adam göndererek insanlara namaz kıldırmasını söyledi. Elçi gelerek ona: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- halka namaz kıldırmanı emrediyor!" dedi. -İnce duygulu bir kimse olan- Ebu Bekr -radıyallahu anh-: Ey Ömer halka namazı sen kıldır!" dedi.Âişe'nin anlattığına göre,Ömer: Buna sen daha ziyade hak sahibisin!" cevabında bulundu. Âişe der ki: "O günlerde namazı Ebu Bekr -radıyallahu anh- kıldırdı. Bilahare Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendinde bir hafiflik hissetti. Biri Abbâs olmak üzere iki kişinin arasında, öğle namazı için çıktı. O sırada namazı insanlara Ebu Bekr kıldırıyordu. Ebû Bekr, Rasûlullah'ın geldiğini görünce, geri çekilmek istedi.Sallallahu aleyhi ve sellem- geri çekilme diye işaret buyurdu. Kendisini getirenlere: "Beni yanına oturtun" dedi. Onlar da Ebû Bekr'in yanına oturttular.Ebû Bekr, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına uyarak namaz kılıyordu.İnsanlar da Ebû Bekr'in namazına uyarak namazını kılıyordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- oturmuş vaziyette idi."Ubeydullah dedi ki: "Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'nın yanına girdim ve:Âişe -radıyallahu anhâ-'nın -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığı ile ilgili olarak anlattığını size anlatayım mı?" dedim. Bana: "Haydi anlat!" dedi. Ben de bu hususta anlattığını naklettim. Söylediklerimden hiçbir noktayı reddetmedi. Sadece:(Rasûlullah'ı mescide) Abbâs'la birlikte taşıyan ikinci şahsın ismini verdi mi?" diye sordu. Ben: "Hayır söylemedi" deyince: "O, Ali radıyallahu anh idi" dedi.''Sahih-i Buhârî.
عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة، قال: دخلت على عائشة فقلت: ألا تحدثيني عن مرض رسول الله صلى الله عليه وسلم ؟ قالت: بلى، ثَقُلَ النبي صلى الله عليه وسلم فقال: «أصلى الناس؟» قلنا: لا، هم ينتظرونك، قال: «ضعوا لي ماء في الْمِخْضَبِ ». قالت: ففعلنا، فاغتسل، فذهب لِيَنُوءَ فأغمي عليه، ثم أفاق، فقال صلى الله عليه وسلم : «أصلى الناس؟» قلنا: لا، هم ينتظرونك يا رسول الله، قال: «ضعوا لي ماء في الْمِخْضَبِ » قالت: فقعد فاغتسل، ثم ذهب لينوء فأغمي عليه، ثم أفاق، فقال: «أصلى الناس؟» قلنا: لا، هم ينتظرونك يا رسول الله، فقال: «ضعوا لي ماء في الْمِخْضَبِ »، فقعد، فاغتسل، ثم ذهب لِيَنُوءَ فأغمي عليه، ثم أفاق فقال: «أصلى الناس؟» فقلنا: لا، هم ينتظرونك يا رسول الله، والناس عُكُوفٌ في المسجد، ينتظرون النبي عليه السلام لصلاة العشاء الآخرة، فأرسل النبي صلى الله عليه وسلم إلى أبي بكر بأن يصلي بالناس، فأتاه الرسول فقال: إن رسول الله صلى الله عليه وسلم يأمرك أن تصلي بالناس، فقال أبو بكر - وكان رجلا رقيقا -: يا عمر صل بالناس، فقال له عمر: أنت أحق بذلك، فصلى أبو بكر تلك الأيام، ثم إن النبي صلى الله عليه وسلم وجد من نفسه خِفَّةً ، فخرج بين رجلين أحدهما العباس لصلاة الظهر وأبو بكر يصلي بالناس، فلما رآه أبو بكر ذهب ليتأخر، فَأَوْمَأَ إليه النبي صلى الله عليه وسلم بأن لا يتأخر، قال: أجلساني إلى جنبه، فأجلساه إلى جنب أبي بكر، قال: فجعل أبو بكر يصلي وهو يأتم بصلاة النبي صلى الله عليه وسلم ، والناس بصلاة أبي بكر، والنبي صلى الله عليه وسلم قاعد، قال عبيد الله: فدخلت على عبد الله بن عباس فقلت له: ألا أعرض عليك ما حدثتني عائشة عن مرض النبي صلى الله عليه وسلم ، قال: هات، فعرضت عليه حديثها، فما أنكر منه شيئا غير أنه قال: أسمت لك الرجل الذي كان مع العباس قلت: لا، قال: هو علي بن أبي طالب رضي الله عنه .
Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe 'den gelen bir rivayette Ubeydullah der ki: "Âişe -radıyallahu anhâ-'nın yanına girdim. Ona: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığından bana anlatmaz mısın?" dedim. Anlatmaya başladı: "Elbette! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ağırlaştı ve: "İnsanlar namazını kıldı mı?" diye sordu. Biz: "Hayır! Ey Allah'ın Rasûlü, onlar sizi bekliyorlar!" dedik.Leğene benim için su koyun!" diye emretti.Âişe der ki: "Hemen dediğini yaptık, o da yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı, fakat üzerine baygınlık çöktü. Sonra kendine geldi ve tekrar:Cemaat namaz kıldı mı?" diye sordu. "Hayır!" dedik, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" Tekrar: Benim için leğene su koyun!" emretti.Âişe der ki: Dediğini yaptık, yıkandı. Sonra tekrar kalkmak istedi. Yine üzerine baygınlık çöktü. Sonra ayılınca: İnsanlar namaz kıldı mı?" diye sordu. Hayır! Dedik, onlar sizi bekliyorlar, ey Allah'ın Rasûlü!" : "Benim için leğene su koyun!" dedi ve yıkandı. Sonra kalkmaya yeltendi, yine üzerine baygınlık çöktü, sonra ayıldı.İnsanlar namazı kıldı mı?" diye sordu.Hayır, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" dedik.Âişe der ki:İnsanlar mescide çekilmiş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yatsı namazı için bekliyorlardı."Âişe der ki: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Bekr'e adam göndererek insanlara namaz kıldırmasını söyledi. Elçi gelerek ona: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- insanlara namaz kıldırmanı emrediyor!" dedi. -İnce duygulu bir kimse olan- Ebû Bekr -radıyallahu anh-: Ey Ömer insanlara namazı sen kıldır!" dedi.Âişe'nin anlattığına göre,Ömer: Buna sen daha ziyade hak sahibisin !" cevabında bulundu. Âişe der ki: "O günlerde namazı Ebû Bekr -radıyallahu anh- kıldırdı. Bilahare Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendinde bir hafiflik hissetti. Biri Abbâs olmak üzere iki kişinin arasında, öğle namazı için çıktı. O sırada namazı insanlara Ebû Bekr kıldırıyordu. Ebû Bekr, Rasûlullah'ın geldiğini görünce, geri çekilmek istedi.Sallallahu aleyhi ve sellem- geri çekilme diye işaret buyurdu. Kendisini getirenlere: "Beni yanına oturtun" dedi. Onlar da Ebû Bekr'in yanına oturttular.Ebû Bekr, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına uyarak namaz kılıyordu.İnsanlar da Ebû Bekr'in namazına uyarak namazını kılıyordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- oturmuş vaziyette idi."Ubeydullah dedi ki: "Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'nın yanına girdim ve:Âişe -radıyallahu anhâ-'nın -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığı ile ilgili olarak anlattığını size anlatayım mı?" dedim. Bana: "Haydi anlat!" dedi. Ben de bu hususta anlattığını naklettim. Söylediklerimden hiçbir noktayı reddetmedi. Sadece:(Rasûlullah'ı mescide) Abbâs'la birlikte taşıyan ikinci şahsın ismini verdi mi?" diye sordu. Ben: "Hayır söylemedi" deyince: "O, Ali radıyallahu anh idi" dedi.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadisi şerif Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığı esnasında ve vefatından önce olan bazı olarları açıklıyor.Bunlardan biri hastalığı ağırlaşınca yanındakilere:İnsanlar namaz kıldılar mı? diye sordu.Ona denildi ki:Hayır,Leğene su koymalarını istedi.Onun içinde yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı, fakat üzerine baygınlık çöktü.Ayıldıktan sonra tekrar insanlar namazı kıldı mı?" diye sordu.Tekrar yıkandı ancak bayıldı.Bu olay üç defa tekrar etti.Sonra Ebû Bekr'in insanlara namaz kıldırmasını emretti.Elçi geldiği zaman ona:Ebû Bekr -radıyallahu anh-:Ömer'e insanlara namaz kıldırmasını emretti.Kıldırmadı ve bilakis Ebû Bekr'i öne çıkardı.Çünkü o buna Ömer -radıyallahu anh-'tan 'den daha layıktı.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi nefsinde dinçlik ve rahatlık hissedince Ebû Bekr -radıyallahu anh-'ın insanlara öğle namazını kıldırdığı zaman Abbâs ve Ali -radıyallahu anhumâ-'nın kolları arasında çıktı.Ebû Bekr, Rasûlullah'ın geldiğini görünce, geri çekilmek istedi.-Sallallahu aleyhi ve sellem- geri çekilme diye işaret buyurdu.Ebû Bekr'in yanına oturdu.Ebû Bekr, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına uyarak namaz kılıyordu.İnsanlar da Ebû Bekr'in namazına uyarak namazını kılıyordu.
25 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olmadığı sürece her halde bize Kur'an okumayı öğretirdi
عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُقْرِئُنَا القُرْآنَ عَلَى كُلِّ حَالٍ مَا لَمْ يَكُنْ جُنُبًا.
Ali -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olmadığı sürece her halde bize Kur'an okumayı öğretirdi.
Derecesi: Hasen hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- eşiyle cinsel ilişki sonucu cünüp olma hali dışında, her durumda sahabelerine Kur'an'ı öğretir ve onlara okuturdu.
- Cenabet halinde olan bir kişinin gusül abdesti almadan Kur'an okuması caiz değildir.
- Uygulamalı eğitim.
26 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra bir sa' su ile yıkanır ve bir müd ile abdest alırdı
عَنْ سَفِينَةَ رَضيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُغَسِّلُهُ الصَّاعُ مِنَ المَاءِ مِنَ الجَنَابَةِ، وَيُوَضِّئُهُ المُدُّ.
Sefîne -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra bir sa' su ile yıkanır ve bir müd ile abdest alırdı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra sa’ (ağzı dar su kabı) ile gusül abdesti alır, müd (hacmi bölgeye göre değişen eski bir tahıl ve kuru meyve ölçeği) ile de abdest alırdı. Sa’, dört müd'e eşittir ve bir müd, yaratılış olarak ortalama yapıda bir kişinin avuçlarını dolduran su miktarıdır.
- Su bulmak kolay olsa bile abdest ve gusül almak için kullanılacak suyu israf etmeden tasarruflu bir şekilde kullanmanın meşru olduğu ifade edilmiştir.
- Abdest ve gusül alırken suyun ihtiyaç duyulduğu kadar kullanılması müstehaptır. Bu, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetidir.
- Abdest ve gusül alırken sünnet ve adap kurallarına riayet ederek, israfa kaçmadan veya aşırı kısıtlamadan tam bir şekilde gusül ya da abdest almak kastedilmektedir. Bunun yanı sıra zaman, suyun bolluğu veya azlığı gibi durumlar da göz önünde bulundurulması kast edilir.
- Cünüplük, meni çıkaran veya cinsel ilişkide bulunan kimse için kullanılır. Bu durum, kişinin namaz ve ibadetlerden uzak durmasını gerektirdiği için bu isim verilmiştir. Kişi bu halden temizlenene kadar ibadetlerden uzak kalır.
- Sâ‘, bilinen bir ölçü birimidir ve burada kastedilen, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dönemindeki sâ‘dır. Bu, iyi kalitedeki buğdaydan 480 miskal ağırlığındadır ve litre olarak yaklaşık 3 litreye tekabül eder.
- Müd, şer‘î bir hacim ölçüsüdür. Normal bir insanın iki avucunu doldurup ellerini uzattığında aldığı miktara denir. Müd, fakihlerin ittifakıyla bir sâ‘ın dörtte birine eşittir ve miktarı yaklaşık 750 mililitredir.
27 Ey Allah’ın Rasûlü! Bir adam karısı ile cima halinde iken acele ettirilir de meni indirmezse ona ne gerekir? dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Su (gusül) ancak sudan dolayı gerekir.» buyurdu.
عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه قال: خَرَجْتُ مع رسول الله صلى الله عليه وسلم يوم الاثنين إلى قباء إِذَا كُنَّا فِي بَنِي سَالِمٍ وقف رسول الله صلى الله عليه وسلم على باب عِتْبَانَ فَصَرَخَ بِهِ، فَخَرَجَ يَجُرُّ إزاره، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «أَعْجَلْنَا الرَّجُلَ» فقال عتبان: يا رسول الله، أَرَأَيْتَ الرَّجُلَ يُعْجَلُ عن امرأته ولم يُمْنِ، ماذا عليه؟ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إِنَّمَا المَاءُ مِنَ الماءِ».
Ebu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Pazartesi günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte - Kuba'ya (gitmek üzere yola) çıktım. Salimoğulları (nin bulunduğu yer) e vardığımız zaman Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- İtbân -radıyallahu anh-'ın kapısı önünde durarak ona seslendi, İtbân elbisesini sürükleyerek çıktı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Adamı acele ettirdik.» buyurdu. İtbân: Ey Allah’ın Rasûlü! Bir adam karısı ile cima halinde iken acele ettirilir de meni indirmezse ona ne gerekir? dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Su (gusül) ancak sudan dolayı gerekir.» buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Ebu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- hadisi gusletmenin boşalma gerçekleşirse olacağını ortaya koymaktadır. Hadiste bahsedilen ilk su bilindiği üzere sudur. İkinci su ise menidir. Hadis guslün sadece boşalma ile sınırlı olduğuna, iki cinsel organın birbirine geçmesi halinde de boşalma olmadığı takdirde guslün gerekmediğine delalet etmekte ve bu anlamı ortaya koymaktadır. Fakat bu hadis, «İki sünnet yeri karşılaştığı (birleştiği) zaman gusül vacip olur.» hadisi ile nesih olunmuştur. Bundan dolayı boşalma gerçekleşmese de cimadan/birleşmeden dolayı gusül vacip/farz olur.
28 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gecede bütün hanımlarını dolaşır sadece bir kez gusül alırdı.
عن أنس: «أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يطوف على نسائه بِغُسْلٍ واحد».
Enes'ten rivayet edildiğine göre: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gecede bütün hanımlarını dolaşır sadece bir kez gusül alırdı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarıyla aile hayatının güzelliğinden bahsetmektedir. Öyleki bir gecede bütün hanımlarıyla cinsel ilişkide bulunarak onların gönüllerini hoş etmiştir. Sadece bir kez gusül abdesti almıştır. Çünkü iki ilişki arasında gusül almak vacip değildir. Aynı hanım ile yapılan iki cinsel ilişki ile diğer hanımla yapılan ilişki arasında bir fark yoktur. Bu hadisten bu anlaşılmaktadır.