Nafile Namazlar hadisleri
1 Kim iman ederek ve mükâfatını da (Allah’tan) bekleyerek Kadir Gecesi namaz kılarsa, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «مَنْ يَقُمْ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ»
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim iman ederek ve mükâfatını da (Allah’tan) bekleyerek Kadir Gecesi namaz kılarsa, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazanın son on günündeki Kadir Gecesi'nde namaz kılmasının faziletinden haber vermiştir. Kim bu gecede namaz kılmaya, dua etmeye, Kur'an okumaya ve Yüce Allah'ı zikretmeye gayret ederse, bu gecenin varlığına ve faziletine iman eder, riya ve gösteriş olmadan yapmış olduğu ameller ile Allah Teâlâ'nın vereceği sevabı arzularsa, geçmiş günahları bağışlanır.
- Kadir Gecesi'nin fazileti ifade edilmiş ve bu gecede namaz kılmak teşvik edilmiştir.
- Salih ameller ancak samimi niyetler ile kabul olur.
- Yüce Allah'ın lütfu ve merhameti ifade edilmiştir. Kim iman ederek ve mükâfatını da (Allah’tan) bekleyerek Kadir Gecesi namaz kılarsa, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.
2 Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den on rekât namaz öğrendim
عَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: حَفِظْتُ مِنَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَشْرَ رَكَعَاتٍ: رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الظُّهْرِ، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَهَا، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ المَغْرِبِ فِي بَيْتِهِ، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ العِشَاءِ فِي بَيْتِهِ، وَرَكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الصُّبْحِ، وَكَانَتْ سَاعَةً لاَ يُدْخَلُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيهَا، حَدَّثَتْنِي حَفْصَةُ أَنَّهُ كَانَ إِذَا أَذَّنَ المُؤَذِّنُ وَطَلَعَ الفَجْرُ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ، وَفِي لَفْظٍ: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ.
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den on rekât namaz öğrendim. Öğle namazından önce iki rekât, öğle namazından sonra iki rekât, akşam namazından sonra evinde iki rekât ve yatsı namazından sonra evinde iki rekât, sabah namazından önce iki rekâttır." Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına ziyaret için girilmeyen vakitte ise Hafsa bana, fecir doğduktan sonra ezan okunduğunda iki rekât namaz kıldığını söyledi. Başka bir lafızda: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cuma namazından sonra iki rekât kılardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Bütün rivayetleri ile Muttefekun aleyh'dir
Açıklaması ve çıkarımlar
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den revatip sünnetler olarak isimlendirilen on rekât namazı öğrendiğini haber vermiştir. Öğle namazından önce iki rekât ve sonrasında iki rekât, akşam namazından sonra evinde iki rekât, yatsı namazından sonra evinde iki rekât, ve sabah namazından önce iki rekâttır, bunların hepsi on rekât yapmaktadır. Cuma namazından sonra da iki rekât kılınır.
- Bu revatip sünnetlerin müstehap oluşu ve sürekli kılınmaları ifade edilmiştir.
- Sünnetlerin evde kılınması meşru kılınmıştır.
3 «Âişe kalk! Vitir namazını kıl!»
عن عائشة رضي الله عنها : أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يصلي صلاته بالليل، وهي مُعْتَرِضَةٌ بين يديه، فإذا بقي الوتر، أيقظها فأوترت. وفي رواية له: فإذا بقي الوتر، قال: «قومي فأوْتِري يا عائشة».
Âişe -radıyallahu anhâ-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Âişe önünde uzanıp yatmış olduğu halde gece namazını kılardı. Son olarak vitri kılacağı zaman Âişe’yi uyandırır, o da vitir namazını kılardı. Müslim’in bir başka rivayeti ise şöyledir: Geriye sadece vitir kalınca şöyle derdi: «Âişe kalk! Vitir namazını kıl!»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Âişe –radıyallahu anhâ- önünde uzanıp yatmış olduğu halde gece namazını kılardı. Buhari ve Müslim’in rivayetinde: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılıyordu. Bende onun önünde kıble ile arasına cenazenin konulduğu gibi (dümdüz) uzanmış yatıyordum.’’ Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- teheccüt namazını bitirince vitir namazına başlamadan önce vitir kılması için onu kaldırdı. Müslim’in rivayetinde: ‘’Vitir kaldığında’’ şöyle derdi: «Ey Aişe! Kalk ve vitri kıl!» Ebu Davud’un rivayetinde ise: ‘’Vitir kılmak istediğinde onu kaldırdı ve o da vitri kıldı.’’ ifadeleri yer almaktadır. Manası: Nebi–sallallahu aleyhi ve sellem- gecenin başında Aişe –radıyallahu anhâ-’yı uyandırmadan bırakıyordu. Gece namazını bitirince ve sadece vitir namazı kaldığında vitrini yakalaması için onu uyandırırdı. Uyandıktan sonra üzerine tembellik ve uyku çöküp ona galip gelmesin diye, hemen kalkıp vitri kılardı. Eğer biraz bekleseydi vitir namazı kaçardı.
4 "Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in misvakını ve abdest suyunu akşamdan hazırlardık. Allah, O'nu, gecenin dilediği saatinde uyandırırdı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyanınca hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı."
عن عائشة رضي الله عنها ، قالت: كُنَّا نُعِدُّ لرسول الله صلى الله عليه وسلم سِوَاكَهُ وَطَهُورَهُ، فَيَبْعَثُهُ الله ما شاء أن يَبْعَثَهُ من الليل، فَيَتَسَوَّكُ، ويتوضَّأ ويُصلي.
Âişe -radıyallahu anha- şöyle dedi: "Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in misvakını ve abdest suyunu akşamdan hazırlardık. Allah, O'nu, gecenin dilediği saatinde uyandırırdı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyanınca hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anha- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- için abdest alacağı suyu ve misvağını geceden hazırladığını haber vermiştir. Gecenin bir vakti Allah Teâlâ onu uykusundan uyandırırdı. Genellikle uykudan dolayı ağızda oluşan kokuyu gidermek için uyandığında misvakla dişlerini fırçalamaya başlardı. Sonra kendisine hazırlanan su ile namaz için abdest alır, sonra da gece namazı kılardı.
5 "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, gecenin evvelinde (başında) uyur, son kısmında ise namaz kılardı."
عن عائشة رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يَنَام أول اللَّيل، ويقوم آخره فَيُصلِّي.
Âişe -radıyallahu anhâ- anlatıyor: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, gecenin evvelinde (başında) uyur, son kısmında ise namaz kılardı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anhâ-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in gecenin evveli (ilk kısmı) olan yatsı namazından hemen sonra uyuduğunu ve gecenin ikinci üçte birinde kalkar namaz kılardı. Namazını bitirdikten sonra dinlenmek için uyumak üzere yatağına geri dönerdi. Bu, gecenin son altıda birinde idi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu gece ibadetinin yorgunluğundan dolayı dinlenmek için yapardı. Bunun, sabah namazına kalkmaya ve gündüzün zikirlerinde dinç olmaya faydası vardır. Gecenin son altıda birinde uyumak riyasızlığa daha yakındır. Zira kim, (gece ibadetinden sonra) gecenin son altıda birinde uyursa hem dış görüntüsü dinç olarak hem de yaptığı amelini gizleyerek sabaha ulaşır. Bundan dolayı ilk ezan, uyuyanı uyandırmak ve ibadet halinde olan kimseyi de bedeninde güç ve kuvvet kazanması için uykusuna döndürmek içindir. Uyuyan kimse sabah namazına kadar uyandırılmazdı. Bu kimse gecenin evvelinde vitir namazını kılmamışsa bu şekilde uyandırılınca kılardı.
6 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hastalıktan yahut başka bir sebepten dolayı gece namazını kılamaz ise gündüz bu namazı on iki rekat olarak kılardı.
عن عائشة رضي الله عنها قالت: كان رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم إذا فَاتَتْهُ الصَّلَاةُ مِنَ الليلِ مِن وَجَعٍ أَوْ غَيْرِهِ، صَلَّى من النَّهَارِ ثِنْتَيْ عَشْرَةَ رَكْعَةً.
Âişe -radıyallahu anha- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hastalıktan yahut başka bir sebepten dolayı gece namazını kılamaz ise, gündüz bu namazı on iki rekat olarak kılardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namazını hastalık yahut her hangi bir sebepten dolayı kılamaz ise gündüz on iki rekat namaz kılardı. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vitir namazını on bir rekat olarak kılardı. Gece uyku yahut başka bir sebepten dolayı vitir kılamaz ise bu kılamadığı namazı sabah kaza ederdi. Ancak vitri tek değil, çift sayı yani on iki rekat olarak kılardı.
7 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gecenin her zamanında vitir namazı kıldı. Gecenin başında, ortasında ve sonunda. Vitri sahur vakti son buldu.
عن عائشة رضي الله عنها قالت: «من كلِّ الليل أَوْتَرَ رسول الله صلى الله عليه وسلم : من أول الليل، وأوسطه، وآخره، وانتهى وِتْرُهُ إلى السَّحَرِ».
Âişe –radıyallahu anhâ-’dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gecenin her zamanında vitir namazı kıldı; gecenin başında, ortasında ve sonunda. Vitri sahur vakti son buldu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Müminlerin annesi Âişe –radıyallahu anhâ- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in gece vitir namazını kıldığı vakti haber veriyor. O herhangi bir saate bağlı kalmadan namaz kılıyordu. Gecenin her saatinde vitir namazını kılıyordu. Bazı zamanlar gecenin başında yatsıyı kıldığı zaman Allah’ın dilediği vakte kadar kılıyor. Bazen de gecenin ortasında ilk üçte biri geçtikten sonra, bazen de gecenin son vakti olması için gecenin üçte ikilik bölümü geçtikten sonra kılıyordu.
8 Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarını gözetin ve insanlar uyurken gece namazı kılın ki, selametle cennete giresiniz
عَنْ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلَامٍ رضي الله عنه قَالَ: لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ انْجَفَلَ النَّاسُ قِبَلَهُ، وَقِيلَ: قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ، قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ، ثَلَاثًا، فَجِئْتُ فِي النَّاسِ لِأَنْظُرَ، فَلَمَّا تَبَيَّنْتُ وَجْهَهُ، عَرَفْتُ أَنَّ وَجْهَهُ لَيْسَ بِوَجْهِ كَذَّابٍ، فَكَانَ أَوَّلُ شَيْءٍ سَمِعْتُهُ تَكَلَّمَ بِهِ أَنْ قَالَ: «يَا أَيُّهَا النَّاسُ، أَفْشُوا السَّلَامَ، وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ، وَصِلُوا الْأَرْحَامَ، وَصَلُّوا بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ، تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلَامٍ».
Abdullah b. Selâm -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'ye geldiğinde insanlar ona doğru büyük bir heyecanla koştular. Allah'ın Rasulü geldi, Allah'ın Rasulü geldi, Allah'ın Rasulü geldi diye bunu üç kez tekrarladılar. Ben de insanların arasında gidip görmek istedim. Yüzünü görünce anladım ki, bu yüz bir yalancının yüzü olamaz. O anda duyduğum ilk söz şu oldu: «Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarını gözetin ve insanlar uyurken gece namazı kılın ki, selametle cennete giresiniz.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'ye geldiğinde insanlar onu görünce hemen ona yöneldiler. Ona yönelenler arasında (o vakit) bir Yahudi olan Abdullah b. Selâm -radıyallahu anh- da vardı. Onu görünce ondaki nur, güzellik ve samimi vakarlı duruşu sebebiyle yüzünün yalancı bir insan yüzü olmadığını anladı. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den duyduğu ilk şey, insanları Cennet'e götürecek amelleri yapmaya teşvik etmesiydi, o amellerden bazıları şunlardır: Birincisi: Selamı yaymak, onu aşikâr yapmak ve tanıdığına, tanımadığına bol bol selam vermek. İkincisi: Sadaka verme, hediye etme ve misafir ağırlama yoluyla yemek yedirmek. Üçüncüsü: Anne veya baba tarafından hısımlık veya akrabalık bağı bulunan kişilerle akrabalık ilişkisini sürdürmek. Dördüncüsü: Gece insanlar uyurken kılınan nafile namazdır.
- Müslümanlar arasında selamı yaymak müstehaptır. Müslüman olmayana gelince, onlarla karşılaşıldığında söze selamla başlamamalı, eğer "es-selâmu aleykum" derse; "ve aleykum (sana da)" diyerek, o kimseye cevap verilir.
9 "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- fecir doğduktan sonra hafif/kısa olarak iki rekât namaz kılardı."
عن حفصة رضي الله عنها «أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يُصلي ركعتين خَفيفتين بعد ما يَطلع الفجر»، وفي رواية: قبل أن تُقام الصلاة.
Hafsa -radıyallahu anha'dan- rivayet edildiğine göre; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- fecir doğduktan sonra hafif/kısa olarak iki rekât namaz kılardı. Başka bir rivayette: ''Kamet getirilmeden önce." şekllinde gelmiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hafsa -radıyallahu anha- bu hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in durumundan haber veriyor. O, sabah namazından önce iki rekât kılardı. Bu namaz; sabah namazının sünneti idi. İki rekâttan fazla kılmazdı. İmam Müslim'in Hafsa -radıyallahu anha-'dan rivayet ettiğine göre o, şöyle demiştir: ''Fecir doğarsa hafif iki rekâttan başka kılmazdı.'' Bu hadisteki ''Hafîfeteyni'' sözü, kıyamında, rükûsunda ve secdesinde uzun olmayacak şekilde namaz kılmasıdır. Aşırı derecede kısaltmasından dolayı Buhari'de olduğu gibi Âişe -radıyallahu anha- diyor ki: Fatiha'yı okudu mu? derdim. Muvatta'da olan başka bir rivayette: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazının sünnetini öyle hafif kılardı ki ben; ''Fatiha'yı okudu mu, yoksa okumadı mı?" derdim. Bunun manası Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki rekâtta kıyam, rükû ve sücudu gibi rükunlerine halel gelecek kadar hızlı kılmıyordu. Doğru olan mana; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den uzun kılmasına alışılmış olan diğer nafile namazlarla karşılaştırıldığında onlara göre bu iki rekât daha hafiftir. ''Fecir doğduktan sonra'' Fecir doğduktan sonra hemen bu iki rekâtı kılardı. ''Kamet getirilmeden önce'' Sabah namazının iki rekât sünnetinin vakti; fecrin doğuşundan sabah namazının farzının kılınmasına kadardır.
10 Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazının farzından önce dört rekât, sabah namazının farzından önce iki rekât namazı asla terk etmezdi
عن عائشةَ أُمِّ المُؤْمِنينَ رضي الله عنها: أن النبي صلى الله عليه وسلم كان لا يَدع أربعا قَبل الظهر وركعتين قبل الغَدَاة.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazının farzından önce dört rekât, sabah namazının farzından önce iki rekât namazı asla terk etmezdi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anha-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evindeyken şu nafile namazları düzenli olarak kıldığını ve hiç aksatmadığını haber vermiştir. Bunlar öğle namazından önce ikişer rekât olarak kılınan dört rekât ve sabah namazından önceki iki rekattır.
- Öğle namazından önce dört, sabah namazından önce ise iki rekâtı düzenli olarak kılmak müstehaptır.
- Sünnet namazları evde kılmak daha faziletlidir. Bu yüzden Âişe -radıyallahu anha- bunu haber vermiştir.
11 Kim, öğle namazının öncesinde dört rekât ve sonrasında dört rekât namaz kılmaya devam ederse, Allah ona Cehennem ateşini haram kılar
عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ رضي الله عنها زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالت: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ حَافَظَ عَلَى أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ قَبْلَ الظُّهْرِ وَأَرْبَعٍ بَعْدَهَا حَرَّمَهُ اللَّهُ عَلَى النَّارِ».
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı Ümmü Habîbe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Kim, öğle namazının öncesinde dört rekât ve sonrasında dört rekât namaz kılmaya devam ederse, Allah ona Cehennem ateşini haram kılar.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-; her kim öğle namazından önce dört, sonra da dört rekât nafile namaz kılar ve buna düzenli olarak devam ederse, Allah'ın onu cehennem ateşinden koruyacağını müjdelemiştir.
- Öğle namazının öncesinde dört rekât ve sonrasında dört rekât namaz kılmaya özen gösterip devam etmek müstehaptır.
- Farz namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetlerin pek çok hikmeti vardır. Farzdan önceki sünnetler, kulu ibadete ve manevi iklime hazırlarken; farzdan sonrakiler ise farz namazlar esnasında oluşan kusur ve eksiklikleri telafi etme işlevi görür.
- Revâtib sünnetlerin; sevapları artırmak, günahları örtmek ve dereceleri yükseltmek gibi muazzam faydaları vardır.
- Ehl-i Sünnet'in bu tür vaat içeren hadisler hakkındaki genel prensibi; bu vaatlerin tevhit üzere ölmeye hamledilmesi ve buradaki muradın Cehennem'de ebedi kalmamak oluşudur. Çünkü günah işleyen tevhit ehli kimseler cezayı hak etseler de, azap görseler dahi ateşte ebediyen kalmazlar.
12 «İkindi namazının farzından önce dört rekat namaz kılan kimseye, Allah rahmetini ihsan etsin.»
عن عبدالله بن عمر رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «رحم الله امرأ صلى قبل العصر أربعًا».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'nın rivayetine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «İkindi namazının farzından önce dört rekat namaz kılan kimseye, Allah rahmetini ihsan etsin.»
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis-i şerif ikindiden önce nafile dört rekat namaz kılan kimsenin faziletine delalet eder. Onun için rahmet duasında bulunmuştur.
13 «Gece ve gündüz namazı ikişer (rekat) ikişer (rekât)dir.»
عن ابن عمر رضي الله عنهما ، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «صلاة الليل والنَّهار مثْنَى مثْنَى».
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet olunduğuna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Gece ve gündüz namazı ikişer (rekat) ikişer (rekât)dir.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası: «Gece ve gündüz namazı ikişer rekât ikişer rekâttır.» Bu hadis:Aslı Sahiheyn'de (Buhari ve Müslim'de) olup (Gece namazı ikişer rekât ikişer rekâttır) şeklindedir. Bazı ravilerin, (gündüz) ilavesi vardır ki, bu ilave bilgi zayıftır. Manası: Kim gece ya da gündüz nafile namaz kılmak isterse her iki rekâtta bir selam versin. Sahih-i Müslim'de açıkça rivayet edildiğine göre İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'ya: ''İkişer ikişer ne demektir?" diye sorulduğunda o; bunun anlamını: ''Her iki rekâtta bir selam vemendir.'' diye açıklamıştır. Bu; gece namazı hususunda alimlerin çoğunluğunun görüşüdür. Yani, vitir namazı hariç gece namazında her biri iki rekâttan fazla olacak şekilde nafile namaz kılmak caiz değildir. Vitir namazı hususunda ise sünnette sabit olan bir ziyadelik olması sebebi ile iki rekâtten fazla kılınması caizdir. Gündüz namazına gelince bu namazları, her biri iki rekâttan fazla olmak üzere kılmakta herhangi bir sakınca olmamakla birlikte en faziletli her iki rekâtte bir selam vererek kılmaktır.
14 «Ramazan'dan sonra en fazîletli oruç, Allah'ın muharrem ayı orucudur. Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz ise, gece namazıdır.»
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «أفضل الصِّيام، بعد رمضان، شَهر الله المُحَّرم، وأفضل الصلاة، بعد الفَريضة، صلاة الليل».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ramazandan sonra en fazîletli oruç, Allah'ın muharrem ayı orucudur. Farz namazlarından sonra en fazîletli namaz ise, gece namazıdır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Muharrem ayı orucu hicri senenin ilk ayının orucu olup, ramazan orucundan sonra en faziletli olan oruçtur. Çünkü bu ay, senenin o ilk zamanları olup, senenin başlangıcı oruç ile başlamaktadır ki, o oruç; en faziletli amellerin ışığıdır. Bir müslümanın yapması gereken bu orucu tutmak için gayretli olması ve herhangi bir mazereti olmadıkça bu orucu terk etmemesidir. «Allah'ın ayı» sözü: Bu ayın diğer aylara göre yüceliğine ve faziletine delâlet etmektedir. Gece namazı farz namazdan sonra nafile namazların en faziletlisidir. Çünkü bu, namazda huşunun kalbin ve Rab ile yalnız kalmanın bir araya gelmesi sebebiyledir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir." (Müzzemmil Suresi: 6) Çünkü gece sakinlik ve rahat vaktidir. Bu vakit ibadet için kullanılırsa nefis için daha zor ve meşakkatlidir. Vücut için daha yorucu ve zahmetlidir. Teklifin (sorumluluk ve görevin) manasına dahil edilmiştir ve Allah katında daha faziletlidir.
15 Ebû Seleme b. Abdurrahman haber verdiğine göre:Âişe -radıyallahu anhâ-'ya Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ramazan'daki namazı nasıl? diye sordu.Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ne Ramazanda ne başka zamanda gece on bir rek’attan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rek’at kılardı ki, onların güzelliği ve uzunluğu anlatılacak gibi değildi! Sonra dört rek’at daha kılardı. Onların da güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma! Sonra üç rek’at daha kılardı.Âişe -radıyallahu nahâ- dedi ki: Ben: Yâ Rasûlallah! Vitri kılmadan mı uyuyorsun? diye sordum. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.Sahih-i Buhârî.
عن أبي سَلمة بن عبد الرحمن، أنه أخْبَره: أنه سَأل عائشة رضي الله عنها ، كيف كانت صلاة رسول الله صلى الله عليه وسلم في رمضان؟ فقالت: «ما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يَزيد في رمضان ولا في غَيره على إحدى عَشرة ركعة يصلِّي أربعا، فلا تَسَل عن حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثم يصلِّي أربعا، فلا تَسَل عن حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثم يصلَّي ثلاثا». قالت عائشة: فقلت يا رسول الله: أتنام قبل أن توتر؟ فقال: «يا عائشة إن عَيْنَيَّ تَنَامَانِ ولا يَنام قَلْبِي»
Ebû Seleme b. Abdurrahman haber verdiğine göre: Âişe -radıyallahu anhâ-'ya Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ramazan'daki namazı nasıl? diye sordu.Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ne Ramazanda ne başka zamanda gece on bir rek’attan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rek’at kılardı ki, onların güzelliği ve uzunluğu anlatılacak gibi değildi! Sonra dört rek’at daha kılardı. Onların da güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma! Sonra üç rek’at daha kılardı.Âişe -radıyallahu nahâ- dedi ki: Ben: Yâ Rasûlallah! Vitri kılmadan mı uyuyorsun? diye sordum. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bilinen şudur ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazanda ve diğer zamanlarda gece namazı kılıyordu.Bu böyle olduğundan Ebû Seleme Ramazan ayındaki gece namazından sordu.Rekâtları bakımından Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ramazan gecelerindeki namazı Ramazan haricindeki namazı gibimiydi yoksa farklımıydı.Âişe -radıyallahu anhâ- cevaben Ramazandaki namazıyla diğer zamanlardaki namazının farklı olmadığını,bütün yıl boyunca on bir rekât olup daha fazla kılmadığını söyledi.Sonra da ona şu sözüyle namazın kılınışını açıkladı:''Dört rekat kılardı.''Buradan murad edilen iki rekat kılar,sonra selam verir.Sonra da iki rekat kılar sonra selam verir.Çünkü Âişe -radıyallahu anhâ- bu hadiste ve Müslim'deki diğer hadiste genel ifadeyi açıklamış ve ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır.Şöyle demiştir:(Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Yatsı namazını bitirdikten sonra sabah namazına kadar on iki rekat namaz kılar,her iki rekatta selam verir,tek rekat ile Vitir kılardı.) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözüyle beraber ''Gece namazı ikişer rekat ikişer rekattır.''''Onların güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma!Onların güzelliğinden sorma çünkü okumada,kıyamda,rukûda ve secdedeki güzellikte ve tam olmada en son derecede idiler. Keza son dört rekat ta ikişer ikişer olup onların okumada,kıyamda,rukûda ve secdedeki güzelliğinden ve tam olmalarından sorma.''Sonra da üç rekat kılıyor.''Bunun zahiri anlamı:Üç rekatı ayırmadan kılıyordu demektir.Sonra da son rekatta selam veriyor.Ancak Âişe -radıyallahu anhâ-'nın başka bir rivayetinde iki rekattan sonra selam verdiğini ve tek rekat ile Vitir yaptığını açıkladı.Metni:''Her iki rekat arasında delam veriyor,tek rekat ile Vitir yapıyor.''Bu da üçü arasında selam ile ayırma yaptığına delalet ediyor.Âişe -radıyallahu anhâ- dedi ki: Yâ Rasûlallah! Vitri kılmadan mı uyuyorsun? diye sordum.Nasıl olurda Vitir kılmadan önce uyursun.Bunun üzerine şöyle buyurdu: Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.Manası:Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kalbi gözleri gibi hissi alemden ayrılmaz.Bilakis her şeyi idrak edip hisseder.Bunun örneği:Vaktin gözetlenmesi ve zapt edilmesi,bunun içinde peygamberlerin rüyaları vahiydir.
16 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin on üç rekât namaz kılıyordu. Vitir (namazı) ve sabah namazının iki rekât sünneti de bunun içinde idi.
عن عائشة رضي الله عنها ، قالت: «كان النبي صلى الله عليه وسلم يصلي من الليل ثلاث عشرة ركعة منها الوِتر، وركعتا الفجر».
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin on üç rekât namaz kılıyordu. Vitir (namazı) ve sabah namazının iki rekât sünneti de bunun içinde idi."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anha- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in geceleyin on üç rekât namaza devam ettiğini ve ister ramazan ayında ister ramazan ayı dışında olsun vitir namazının da bu on üç rekâtın içine dahil olduğunu haber vermiştir. Aynı şekilde sabah namazının iki rekât sünnetine de devam ederdi. Burada devam etmekle kastedilen şey; rekâtların uzunluğunu arttırmaktır. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ramazanın son on günü gelince bu vakitte ibadet etmek hususunda diğer vakitlere göre daha çok çaba gösterirdi. Yine bu devamlılık ile kastedilen rekâtların sayısını arttırmak değil, uzunluğunu artırmaktır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in geceleyin on üç, on bir ve daha az sayılarda namaz kıldığı gelen rivayetlerde sabit olmuştur.
17 «Vitir namazını, sabahlamadan önce (sabah namazının vakti girmeden önce) kılınız.»
عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «أَوْتِرُوا قبل أن تُصبحِوُا».
Ebu Said el-Hudrî -radıyallahu anh-'ın Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet ettiğine göre: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Vitir namazını, sabahlamadan önce (yani sabah namazının vakti girmeden önce) kılınız.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Vitir namazı gece namazındandır. Tıpkı gündüz namazlarının akşam namazı ile son bulduğu gibi vitir namazı da gece namazının kendisi ile son bulduğu namazdır. Hadis-i şerif, vitir namazının vaktinin insan sabahlamadan önce yani ikinci fecrin (yani fecri sadık'ın) doğumundan önce olacağını açıklamaktadır.
18 «Kim, gecenin son bölümünde kalkıp namaz kılamamaktan (uykuya kalmaktan) endişe ederse, vitri (tek rekâtlı namazı) gecenin başında kılsın. Kim de gecenin son bölümünde kalkacağından emîn olursa, vitri gecenin son bölümünde kılsın. Çünkü gecenin son bölümünde kılınan namazda melekler hazır bulunurlar. Bu ise daha fazîletlidir.»
عن جابر رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «من خاف أن لا يقوم من آخِرِ الليل فليوتر أوله، ومن طَمِعَ أن يقوم آخره فليوتر آخر الليل، فإن صلاة آخر الليل مشهودة، وذلك أفضل».
Câbir -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim, gecenin son bölümünde kalkıp namaz kılamamaktan (uykuya kalmaktan) endişe ederse, vitri (tek rekâtlı namazı) gecenin başında kılsın. Kim de gecenin son bölümünde kalkacağından emîn olursa, vitri gecenin son bölümünde kılsın. Çünkü gecenin son bölümünde kılınan namazda melekler hazır bulunurlar. Bu ise daha fazîletlidir.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, vitir namazını gecenin başında kılmanın caiz olduğunu açıklamaktadır. Gecenin sonunda namaz için kalkamamaktan korkan kimse için vitir namazını gecenin başında kılmak daha uygundur. Aynı şekilde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- vitrin, gecenin sonunda kılınmasının, gecenin başında kılınmasından faziletli olduğunu haber vermiştir. Bu, gecenin sonunda meleklerin de (hazır bulunması) şahit olması sebebiyledir.
19 «Ey insanlar! Sizler bu namazı kendi evlerinizde kılınız. Çünkü farz namaz müstesna, kişinin namazının en faziletlisi kendi evinde kıldığı namazıdır.»
عن زيد بن ثابت رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ -صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- اتَّخَذَ حُجْرَةً فِي المَسْجِدِ مِنْ حَصِيرٍ، فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- فِيهَا لَيَالِيَ حَتَّى اجْتَمَعَ إِلَيْهِ نَاسٌ، ثُمَّ فَقَدُوا صَوْتَهُ لَيْلَةً، فَظَنُّوا أَنَّهُ قَدْ نَامَ، فَجَعَلَ بَعْضُهُمْ يَتَنَحْنَحُ؛ لِيَخْرُجَ إِلَيْهِمْ، فَقَالَ: «مَا زَالَ بِكُمُ الَّذِي رَأَيْتُ مِنْ صَنِيعِكُمْ، حَتَّى خَشِيتُ أَنْ يُكْتَبَ عَلَيْكُمْ، وَلَوْ كُتِبَ عَلَيْكُمْ مَا قُمْتُمْ بِهِ، فَصَلُّوا أَيُّهَا النَّاسُ فِي بُيُوتِكُمْ، فَإِنَّ أَفْضَلَ صَلاَةِ المَرْءِ فِي بَيْتِهِ إِلَّا الصَّلاَةَ المَكْتُوبةَ».
Zeyd b. Sâbit -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- mescid içinde hasırdan bir hücre edinmişti. (Ramazânın son on gününde) birkaç gece buradan çıkıp cemaatle hem farz ve hem de terâvîh namazı kılmıştı. Sonunda cemaatin birikip çoğaldığını görünce bir gece yalnız yatsı namazını kıldırıp bu hasır odasına çekilmiş ve terâvîh namazı için çıkmamıştır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hücresinde sesini işitmeyince O'nu uyudu zannettiler ve uyansın da çıksın diye sahâbîlerin bazısı öksürmeye başladılar. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, bekleyen cemaate hitap edip şöyle buyurdu: «Cemaatle (terâvîh) namazı kılmak hususunda sizde gördüğüm bu yaptığınız iş ve arzu devamlıdır. Fakat böyle cemaat hâlinde bu ibadete devam ederken, teravih namazının cemaatle kılınmasının size farz kılınmasından ve farz kılındığı takdirde hepinizin bu namazı cemaatle kılmaya güç yetirememenizden korkarım. Onun için ey insanlar! Sizler bu namazı kendi evlerinizde kılınız. Çünkü farz namaz müstesna, kişinin namazının en faziletlisi kendi evinde kıldığı namazıdır.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis-i şerif Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mescidin bir köşesinde itikâf için hasırdan bir hücre edindiğini beyan etmektedir. Görünen odur ki Nebi -aleyhisselam- itikaftaydı ve geceleri namaz kılıyordu. Birtakım adamlar onu duydular ve ona uydular. Birkaç gece sonra onun sesini duymadılar ve onu uyuyor zannettiler. Nebi -aleyhisselam-'ı uyandırmak için bazı sesler çıkardılar. Nebi -aleyhisselam- onların yanına çıktı ve uyumadığını beyan etti. Bilakis onların üzerine gece namazının farz kılınacağından korktu. En faziletli nafile namazın evlerinde kıldıkları namaz olduğunu belirttiği gibi yine onlara eğer gece namazını (cemaatle kılmak) onlara farz kılınmış olsaydı buna asla güç yetiremiyeceklerini de açıklamıştır.
20 Sizden biriniz mescide girdiğinde, iki rekât namaz kılmadan oturmasın
عَنْ أَبِي قَتَادَةَ السَّلَمِيِّ رضي الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يَجْلِسَ».
Ebû Katâde es-Sülemî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz mescide girdiğinde, iki rekât namaz kılmadan oturmasın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- herhangi bir zamanda ve hangi amaç için olursa olsun mescide gelip giren herkesin, oturmadan önce iki rekât namaz kılmasını teşvik etmiştir. Bu kılınan iki rekâtlık namaz tahiyyetü'l-mescit namazıdır.
- Camiye girdikten sonra oturmadan önce iki rekât tahiyyetü'l-mescit namazı kılmak müstehaptır.
- Hadisteki emir camiye girip oturmak isteyen için geçerlidir. Camiye giren ve oturmadan çıkan kimseyi kapsamaz.
- Mescide girildiğinde insanlar (cemaatle) namaza başladı ise onlarla birlikte kılınan namaza başlandığında bu iki rekâtın sorumluluğu o kimseden düşmektedir.
21 "Sen kıble dışında bir başka yöne doğru namaz kılıyorsun!" Şöyle cevap verdi: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in böyle yaptığını görmeseydim ben de yapmazdım."
عن أنس بن سيرين قال: «اسْتَقبَلنَا أَنَسًا حِين قَدِم مِن الشَّام، فَلَقِينَاه بِعَينِ التَّمرِ، فَرَأَيتُهُ يُصَلِّي على حِمَار، وَوَجهُهُ مِن ذَا الجَانِب -يعني عن يَسَارِ القِبلَة- فقلت: رَأَيتُك تُصَلِّي لِغَيرِ القِبلَة؟ فقال: لَولاَ أنِّي رَأيتُ رسول الله صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُه ما فَعَلتُه».
Enes b. Sîrîn şöyle dedi: Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'ile Şam bölgesinden gelirken Aynu't-Temr denilen yerde karşılaştık. Eşeğin üzerinde kıble dışında bir yere yüzü dönük -kıblenin soluna- olarak namaz kılıyordu. Sonra kendisine dedim ki: "Sen kıble dışında bir başka yöne doğru namaz kılıyorsun!" Şöyle cevap verdi: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in böyle yaptığını görmeseydim, ben de yapmazdım."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Enes b. Mâlik Şam'a gidiyordu. Kıymetinin büyük ve ilminin çok olmasından dolayı Şam halkı onu karşıladı. Ravi -onu karşılayanlardan birisi- Enes'i, eşeğin üzerinde kıbleyi soluna almış bir şekilde namaz kılardan gördüğünü zikretmiştir. Bunun nedenini ona sorduğunda O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i böyle yaparken gördüğünü haber vermiştir. Şüphesiz ki böyle yaptığını görmeseydi yapmazdı.
22 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde iken, bineği kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılar ve başı ile ima ederdi. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- da böyle yapardı.
عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما «أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يُسَبِّحُ على ظَهرِ رَاحِلَتِه حَيثُ كان وَجهُهُ، يُومِئُ بِرَأسِهِ، وكَان ابنُ عُمرَ يَفعَلُهُ». وفي رواية: «كان يُوتِرُ على بَعِيرِه». ولمسلم: «غَيرَ أنَّه لا يُصَلِّي عَليهَا المَكتُوبَة». وللبخاري: «إلا الفَرَائِض».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde iken, bineği kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılar ve başı ile ima ederdi. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- da böyle yapardı. Bir rivayette: ''Devesi üzerinde vitir kılardı.'' Müslim'de: ''Devesinin üzerinde farz namaz kılmazdı.'' Buhari'deki bir rivayette: ''Farzlar dışındaki'' (Yani nafile namazları kılardı farzları kılmazdı) şeklinde rivayet edilmiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği nereye yönelirse yönelsin kıble tarafına yönelmese bile bineğinin üzerinde sadece nafile namaz kılardı. Rükû ve secdeye işaret etmek için başı ile îma ederdi. Kıbleye yönelmek, rükû ve secde etmek için kendini zorlayarak bineğinden inmezdi. Bu namazın mutlak bir nafile yahut ratip sünnetlerden olması yahut da sebebe binaen kılınan nafilelerden olması arasında bir fark yoktur. (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde farz namaz kılmazdı) Bunu farz olan namazlarda yapmazdı. Keza devesi üzerinde vitir namazını da kılardı.
23 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazının iki rekât sünnetine diğer nafile namazlardan daha fazla önem verirdi
عن عائشةَ أمِّ المؤْمنِين رضي الله عنها قالت: لَمْ يَكُنِ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى شَيْءٍ مِنَ النَّوَافِلِ أَشَدَّ مِنْهُ تَعَاهُدًا عَلَى رَكْعَتَيِ الفَجْرِ.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazının iki rekât sünnetine diğer nafile namazlardan daha fazla önem verirdi."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nafile namazlar içinde sabah namazının iki rekât sünnetine gösterdiği özeni, dikkati ve devamlılığı başka hiçbir nafile namaza göstermediğini rivayet etmiştir.
- Nafile namazlar, farzlar dışında kalan namazlardır. Burada kastedilen ise, farz namazlara bağlı olarak kılınan revâtip sünnetlerdir.
- Revâtib sünnetler şunlardır: Sabah namazının farzından önce 2 rekât, Öğle namazının farzından önce 4 rekât, farzından sonra 2 rekât, Akşam namazının farzından sonra 2 rekât, Yatsı namazının farzından sonra 2 rekât.
- Sabah namazının revâtib sünneti, hem mukimken hem de yolculuk hâlinde kılınır. Buna karşılık öğle, akşam ve yatsı namazlarının revâtib sünnetleri ise yalnızca mukimken kılınır; seferde kılınmaz.
- Sabah namazının iki rekât sünnetini kılmak şiddetle tavsiye edilir, bu iki rekât ihmal edilmemelidir.
24 «Vitri sabah namazı vakti girmeden kılmakta acele edin.»
عن ابن عمر رضي الله عنهما أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «بادروا الصبح بالوتر».
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet olunduğuna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Vitri sabah namazı vakti girmeden kılmakta acele edin.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin Manası: Vitir namazının gecenin sonuna ertelenmesinin müstehap olmasıdır. Ancak vitrini gecenin sonuna bırakan kimsenin yapması gereken ihtiyatlı olup fecrin doğmasından önce kılmada acele etmesidir. Çünkü gece namazının en son zamanı fecrin doğduğu vakittir. Eğer vitir namazını kılmadan önce üzerine fecir doğarsa fazileti kaçırmış olur.
25 «Biriniz geceleyin namaz kılmak üzere kalkıp da Kur’an’dan ne okuduğunu bilmeyecek derecede dili dolaşırsa, yatıp uyusun.»
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إذا قَام أحَدُكُم من الليل، فَاسْتَعْجَمَ القرآن على لِسَانه، فلم يَدْرِ ما يقول، فَلْيَضْطَجِع».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’den merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Biriniz geceleyin namaz kılmak üzere kalkıp da Kur’an’dan ne okuduğunu bilmeyecek derecede dili dolaşırsa, yatıp uyusun.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin Manası: Eğer kul gece namazında ne dediğini bilmeyecek kadar uykusu bastırdığı için Kur’an okumakta zorlanıyorsa, uykusunu alana kadar yatıp uyusun ki Allah’ın kelamını, manasını değiştirecek ya da kelimelerini tahrif ederek caiz olmayan bir şeyi yapmış olmasın. Hatta o kimse kendine beddua bile edebilmesi söz konusudur. Buharî'den gelen Enes –radıyallahu anh-’ın rivayetinde: «Namaz kıldığı esnada biriniz uyuklarsa ne okuduğunu bilene kadar uyusun.» buyrulmuştur.
26 «O ne güzel bir adamdır. Keşke gece kalkıp da namaz kıl (mayı adet edin)seydi.»
وعن سالم بن عبد الله بن عمر بن الخطاب رضي الله عنهم عن أبيه: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: « نِعْمَ الرَّجُلُ عبد الله، لو كان يُصلِّي من الليل» قال سالم: فكان عبد الله بعد ذلك لا يَنامُ من الليل إلا قليلًا.
Sâlim b. Abdillah b. Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anhum'un- babasından rivayet ettiğine göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «O (yani Abdullah) ne güzel bir adamdır. Keşke gece kalkıp da namaz kıl (mayı adet edin)seydi.» Salim dedi ki: «Bunun üzerine (babam) Abdullah, gecenin az bir kısmından başka uyumazdı. (geceyi ibadetle geçirirdi).»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Abdullah (İbn Ömer) ın salih bir kimse olduğunu haber vermiş ve onu gece ibadetine teşvik etmiştir. Abdullah, (bu olaydan sonra) gecenin az bir kısmında uyurdu. (Geriye kalan vaktini ibadetle geçirirdi.)
27 Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- geceleri ayakları şişip, yarılıncaya kadar namaz kılardı. Ben kendisine: Ey Allah'ın Rasûlü, gelmiş geçmiş bütün günahlarını Allah Teâlâ bağışladığı halde, niçin bu kadar namaz kılıyorsun? dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?» diye buyurdu.
عن عائشة رضي الله عنها والمغيرة بن شعبة رضي الله عنه : أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يقوم من الليل حتى تَتَفَطَّرَ قَدَمَاهُ فقلت له: لم تَصْنَعُ هذا يا رسول الله، وقد غفر اللهُ لك ما تقدم من ذنبك وما تأخر؟ قال: «أَفَلَا أحب أن أكونَ عبدا شَكُورًا».
Âişe -radıyallahu anha- ve el-Muğire b. Şube anlatıyor: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- geceleri ayakları şişip, yarılıncaya kadar namaz kılardı. Ben kendisine: Ey Allah'ın Rasûlü, gelmiş geçmiş bütün günahlarını Allah Teâlâ bağışladığı halde, niçin bu kadar namaz kılıyorsun? dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?» diye buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî –sallallahu aleyhi ve sellem- geceleri ayakları şişip, yarılıncaya teheccüt namazı kılardı. Âişe -radıyallahu anha- günahlardan korktuğu, af ve mağfiret talep ettiği için böyle namaz kıldığını zannederek: Ey Allah'ın Rasûlü, gelmiş geçmiş bütün günahlarını Allah Teâlâ bağışladığı halde, niçin bu kadar namaz kılıyorsun? diye sordu. Bunun üzerine Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?» diye buyurdu. Böylece kıldığı bu namazın, günahlarının af ve mağfiret edilişine bir şükür ifadesi olduğunu beyan etti.
28 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhuma- iki bayram namazını da hutbeden önce kılarlardı.
عن عبد الله بن عُمر رضي الله عنهما قال: «كان النبي صلى الله عليه وسلم وأبو بكر وعُمر يصلون العيدين قبل الخُطْبة».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: ''Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhuma- iki bayram namazını da hutbeden önce kılarlardı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ramazan ve kurban bayramı namazlarını kıldırmak ve hutbe vermek Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve O'nun raşid halifelerinin adetlerindendi. Onlar önce bayram namazını kılarlar sonra da hutbeyi verirlerdi. Bu uygulama Mervân gelene kadar böyle devam etti. Mervân geldi ve çıkıp namazdan önce hutbeyi verdi.
29 ''Kim geceleyin hizbini veya hizbinden bir kısmını okumadan uyursa bunu sabah namazı ile öğle namazı arasında tamamlasın. Bu takdirde, sanki gece (mûtad vaktinde) okumuş gibi aynı sevâba nail olur.''
عن عمر بن الخطاب رضي الله عنه مرفوعًا: «مَنْ نَامَ عَنْ حِزْبِهِ مِنَ الليلِ، أو عَنْ شَيْءٍ مِنه، فَقَرَأَهُ ما بَيْنَ صَلَاةِ الفَجْرِ وَصَلَاةِ الظُّهْرِ، كُتِبَ لهُ كَأَنَّمَا قَرَأَهُ مِنَ الليلِ».
Ömer b. Hattab -radıyallahu anh-'tan merfu olarak rivayet edildiğine göre:''Kim geceleyin hizbini veya hizbinden bir kısmını okumadan uyursa bunu sabah namazı ile öğle namazı arasında tamamlasın. Bu takdirde, sanki gece (mûtad vaktinde) okumuş gibi aynı sevâba nail olur.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hizbin manası bir şeyin cüzü demektir.Kuran cüzleri/hizipleri ondandır.Eğer bir insanın gece kıldığı gece kıldığı namaz varsa ancak o namazı kılmadan uyudu ise yahutta bir kısmını kılamaz ise o namazı sabah ve öğle namazı arasında kılarak kaza eder.Sanki o namzı gece vaktinde kılmış gibidir.Şayet gece Vitir namazı kıldıysa kalan namazı gündüz kıldığı vakit Vitir kılmaz.Ancak o Vitri çift olarak kılardı.Yani bir rekat daha fazla kılar.Eğer adeti gereği üç rekat kılıyorsa dört olarak kılar.eğer adeti gereği beş rekat kılıyorsa altı rekat olarak kaza eder.Eğer adeti gereği yedi rekat olarak kılıyorsa sekiz rekat kılar ve bu şekildedir.Bunun delili de Âişe -radıyallahu anhâ-'nın rivayet ettiği Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- gece uykusu galip gelir ya da ağrı sebebiyle kılamadığı namazı gündüz on iki rekat olarak kılardı.Dikkat edilmesi gereken yasaklanan vakitte kılmaması için bu namazın kazası Güneşin doğup bir mızrak boyu yükselmesinden sonra kılınır.
30 “Sizden birinizin namaz kılarken uykusu gelirse, uykusu geçinceye kadar uyusun.”
عن عائشة رضي الله عنها مرفوعاً: «إذا نَعَسَ أحدكم وهو يصلي فَلْيَرْقُدْ حتى يذهب عنه النوم، فإن أحدكم إذا صلى وهو نَاعِسٌ لا يدري لعله يذهب يستغفر فَيَسُبُّ نَفْسَهُ».
Aişe -radıyallahu anhâ'dan merfu olarak rivayet edilen bir hadiste: “Sizden birinizin namaz kılarken uykusu gelirse, uykusu geçinceye kadar uyusun. Sizden biriniz uykulu olarak namaz kıldığında ne yaptığını bilmez, istiğfar ettiğini zannederken kendisine söver (de haberi olmaz).” diye buyrulmuştur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, kişinin ibadet ile kendisini aşırı yormanın hoş olmadığını gösterir. Namaz kılan kişi üzerine uykunun ağır bastığını hissettiğinde, namazını kesmesi, ya da tamamlayıp sonra da yatması gerekir ki, kendisini dinlendirmiş olsun. İbadeti esnasında kendi aleyhine dua etmesi hâsıl olmasın.
31 "Sizden biriniz, dinç ve istekli olduğu sürece (gece ibadetine) devam etsin. Yılgın olunca uyusun.’’
عن أنس رضي الله عنه قال: دخل النبي صلى الله عليه وسلم المسجد فإذا حبل ممدود بين الساريتين، فقال: «ما هذا الحبل؟» قالوا: هذا حبل لزينب، فإذا فَتَرَتْ تَعَلَّقَتْ به. فقال النبي صلى الله عليه وسلم : «حُلُّوهُ، لِيُصَلِّ أحدكم نشاطه فإذا فَتَرَ فليرقد».
Enes –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre: ‘’Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- mescide girdi ve iki direk arasına çekilmiş bir ip gördü.’’Bu ip nedir’’ diye sordu. "Bu Zeyneb’in ipidir, (namaz kılarken) yorulduğu zaman ona tutunur." Diye cevap verdiler. Bunun üzerine Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- ‘’Onu çözün. Sizden biriniz, dinç ve istekli olduğu sürece (gece ibadetine) devam etsin. Yılgın olunca uyusun.’’ Buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, ibadette orta yollu olmaya teşvik, aşırıya kaçmayı yasaklamak, dinç olarak ve isteyerek yapma konusunda emir (tavsiye) şeklinde söylenmiştir.
32 "Gücünüzün yettiği kadarını yapın, bu size yeter. Allah’a yemin ederim ki siz bıkmadıkça Allah bıkmaz. O'nun en sevdiği ibadet, kişinin devamlı olarak yaptığı ibadettir."
عن عائشة رضي الله عنها : أن النبي صلى الله عليه وسلم دخل عليها وعندها امرأة، قال: «من هذه؟» قالت: هذه فلانة تذكر من صلاتها. قال: «مَهْ، عليكم بما تطيقون، فوالله لا يَمَلُّ الله حتى تَمَلُّوا» وكان أحب الدين إليه ما داوم صاحبه عليه.
Âişe –radıyallahu anha-’dan nakledildiğine göre; kendisi bir kadın ile otururken Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- geldi. Ona , ‘’Bu kadın kimdir? ‘’ diye sordu. Âişe –radıyallahu anha-,’’Filan kadın’’ dedi ve onun çok namaz kıldığını anlatmaya başladı. Bunun üzerine Allah Rasûlü şöyle buyurdu: "Gücünüzün yettiği kadarını yapın, bu size yeter. Allah’a yemin ederim ki siz bıkmadıkça Allah bıkmaz. O'nun en sevdiği ibadet, kişinin devamlı olarak yaptığı ibadettir."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bir kadın Âişe –radıyallahu anha-’yı ziyaret etti. Ona çok ibadet yaptığından ve namaz kıldığından söz etti. Âişe –radıyallahu anha- da bunu Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e anlattı. (Peygamber aleyhisselam) o kadına ibadette aşırıya gitmeyi ve nefse gücünün yetmeyeceğini yüklemeyi yasak etti. Ona siz bıkıp amelleri bırakmadıkça Allah’ın size mükâfatını kesmeyecektir şeklinde buyurarak haber verdi. Allah’ın sevabının ve fazlının size sürekli olması için gücünüzün yettiği ve devamlı amelleri yapmanız gerekir, buyurdu.
33 "Biz bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp onları rahatlatmadan namaza durmazdık."
عن أنس رضي الله عنه قال: كنا إذا نَزَلْنا مَنْزِلًا، لا نُسَبِّحَ حتى نَحُلَّ الرِّحال.
Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Biz bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp onları rahatlatmadan namaza durmazdık."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin Manası: Bizler namaz için hırslı olmamıza rağmen bineklerden yükleri indirip onları rahatlatmadan namaza durmazdık.
34 "Rasûlullah -sallalalhu aleyhi ve sellem-, bakire, büluğ çağına gelmiş genç kızları ve hayızlı kadınları bayram namazına çıkarmamızı emretti. Hayızlı olanlara namazgâhtan uzak durmalarını emretti."
عن أم عَطيَّة نُسَيْبة الأنصارية رضي الله عنها قالت: «أَمَرَنا رسول الله صلى الله عليه وسلم أن نُخْرِج في العيدين الْعَوَاتِقَ وَذَوَاتِ الْخُدُورِ، وأَمَر الحُيَّض أن يَعْتَزِلْنَ مُصلّى المسلمين». وفي لفظ: «كنا نُؤمر أن نَخْرُجَ يوم العيد، حتى نُخْرِجَ الْبِكْرَ من خِدْرِهَا، حَتَّى تخرجَ الْحُيَّضُ، فَيُكَبِّرْنَ بتكبيرهم ويدعون بدعائهم، يرجون بَرَكَة ذلك اليوم وطُهْرَتَهُ».
Ümmü Atıyye -radıyallahu anha-’dan rivâyet edildiğine göre; "Rasûlullah -sallalalhu aleyhi ve sellem-, bakire, büluğ çağına gelmiş genç kızları ve hayızlı kadınları bayram namazına çıkarmamızı emretti. Hayızlı olanlara namazgâhtan uzak durmalarını emretti." Başka bir lafızda; "Bayram günü namaz için namazgâha çıkmakla emrolunduk. Bakire kızları gizlendikleri yerden çıkarırdık. Hayızlı kadınlar bile çıkarlardı. Onlarla birlikte tekbirler getirip dua ederler ve o günün bereketini ve temizliğini umarlardı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ramazan ve kurban bayramı günleri; müslümanların bir araya gelerek sımsıkı kenetlenmeleri ile kardeşliklerinin ortaya çıktığı faziletli kılınan günlerdendir. Bütün bir belde halkı, bir olduklarını ve kalplerinin bir olduğunu göstermek, İslam'a yardım için sözbirliği yaptıklarını, Allah'ın kelimesinin yüce olması için ve Allah'ın zikrini ikame etmek ve şiârlarını izhar etmek için bir yerde toplanırlar. Bunun için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bütün kadınların hatta evlerinde oturmakta olan genç kızların bile.(namazgâha) çıkmalarını emretti. Hayızlı kadınların ise namaz kılanlardan uzak bir yerde durarak hayra ve Müslümanların dualarına şahit olmaları ve bu şahit olunan günden onlara da hayır hasıl olması için çıkmalarını emretti. Bu günün bereketinden, Allah'ın rahmetinden ve rızasından onlara da gelmesi, rahmetin ve kabulün onlara daha yakın olması için hayızlı kadınların ve büluğ çağına girmiş genç kızların da çıkmalarını emretti. Bayram namazları farz-ı kifayedir.
35 "Allah'ım! Sana teslim oldum, sana iman ettim ve sana tevekkül ettim. Senin için husumette bulundum. Senin hükmünü hakem yaptım. Geçmişte, gelecekte, gizli açık ve benden daha iyi bildiğin işlemiş olduğum (tüm günahlarımı) bağışla. Senden başka hak ilah yoktur."
عن ابن عباس رضي الله عنهما كان النبيُّ صلى الله عليه وسلم إذا تَهَجَّد من الليل قال: «اللهم ربَّنا لك الحمدُ، أنت قَيِّمُ السموات والأرض، ولك الحمدُ أنت ربُّ السموات والأرض ومَن فيهنَّ، ولك الحمدُ أنت نورُ السموات والأرض ومن فيهنَّ، أنت الحقُّ، وقولُك الحقُّ، ووعدُك الحقُّ، ولقاؤك الحقُّ، والجنةُ حقٌّ، والنارُ حقٌّ، والساعةُ حقٌّ، اللهم لك أسلمتُ، وبك آمنتُ، وعليك توكَّلتُ، وإليك خاصمتُ، وبك حاكمتُ، فاغفر لي ما قدَّمتُ وما أخَّرتُ، وأسررتُ وأعلنتُ، وما أنت أعلم به مني، لا إلهَ إلا أنت».
İbn Abbas -radıyallahu anhuma- anlatıyor; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin teheccüd için kalktığı zaman şöyle dua ederdi: «Allah'ım, hamd sanadır. Gökleri, yerleri ve içindekileri ayakta tutan sensin. Hamd Sanadır. Sen göklerin, yerlerin ve içindekilerin Rabbisin. Hamd sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin Nur'usun. Sen Hak'sın, sözün de vaadin de haktır, seninle karşılaşmak da haktır, cennet de haktır, cehennem de haktır, kıyamet de haktır. Allah'ım! Sana teslim oldum, sana iman ettim ve sana tevekkül ettim. Senin için husumette bulundum. Senin hükmünü hakem yaptım. Geçmişte, gelecekte, gizli açık ve benden daha iyi bildiğin işlemiş olduğum (tüm günahlarımı) bağışla. Senden başka hak ilah yoktur.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin teheccüd için kalktığında namaz için tekbir aldıktan sonra şöyle dua ederdi: «Allah'ım, hamd sanadır.» Yani bütün hamd ve övgüler yüce Allah’ın hakkıdır. O, sıfatları, isimleri, kullarına bahşettiği nimetleri, fiilleri, emirleri ve hükümlerinden dolayı kendisine hamd olunan ilahtır. Başta ve sonda gizli ve açık hamd ancak O’nadır. «Gökler, yerler ve içindekileri ayakta tutan sensin.» Onları yoktan var edip, ayağa kaldıran, yararlarına olanları onlara veren, yaratıp, rızık bahşeden, malik olan ve işleri yöneten, hayat verip, öldüren sensin. «Hamd Sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin Rabbisin. Sen gökleri, yerlerin ve içindekilerinin malikisin. Dilediğin gibi tasarruf edensin. Yoktan var edensin. Bütün mülk ve otorite senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur. Sen ne yücesin ve yüksektesin.» Devamla şöyle dua etmiştir: «Hamd sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin nurusun.» Yüce Allah’ın sıfatlarından bir tanesi de Nur’dur. Kendisini canlılardan bu nur ile perdelemiştir. Yerlerin ve göklerin nurunu veren O’dur. Gök ve yer halkına hidayet eden de O’dur. Yüce Allah’ın bu sıfatını yani nur sıfatını inkâr etmek yahut tevil edip başka manalar yüklemek asla uygun değildir. «Sen Hak'sın» Hak yüce Allah’ın bir ismi ve sıfatıdır. Zatında ve sıfatlarında Hak olan O’dur. Vacibu’l-Vucub ve sıfatları kamil olandır. Varlığı zatının bir gereğidir. Her şeyin varlığı ancak O’nun var olması ile olmuştur. «Sözün de haktır.» Söylediğin sözler hak ve sıdktır. Ne önünden ve ne de ardından hiçbir batıl ona yaklaşamaz. Ne verdiği haberlere, ne hükümlerine, ne dinine, ne vadine ve ne de tehdidine batıl yaklaşabilir. «Vaadin de haktır.» Yani Sen verdiğin sözden asla dönmezsin. Vaat ettiğin her şey vaat ettiğin gibi yerine gelir ve asla geri dönmek ve değişmesi söz konusu değildir. «Seninle karşılaşmak da haktır.» Bütün kulların sana kavuşacak, huzura çıkacaktır. Sen onların amellerine karşılık vereceksin. Yüce Allah’a kavuşmak O’nun görmeyi de içerir. «Cennet de haktır cehennem de haktır.» Yani şu an vardır ve hazırdır. Zira sen o ikisinin içine girecek canlılar için şu an hazır olduğunu haber verdin. Baki yurt ve kulların varacağı yer orasıdır. «Kıyamet de haktır.» Hiç şüphe yok ki, kıyamet günü gerçekten yaşanacaktır. Kaçınılmazdır. O, dünyanın bitişi, ahiret yurdunun başlangıcıdır. «Allah'ım! Sana teslim oldum.» Hükmüne boyun eğdim, teslim olup, rıza gösterdim. «Sana iman ettim.» Seni tasdik edip, indirdiklerine iman ettim ve gereği gibi amel işledim. «Ve Sana tevekkül ettim.» Sana itimat ettim. İşlerimde seni vekil kıldım. «Senin için husumette bulundum.» İnatçı kimselere karşı bana verdiğin burhan ve delilleri sunarak, galip geldim. «Senin hükmünü hakem yaptım.» Hakkı kabul reddedip, inkar edenlere karşı hep senin hükmüne döndüm. Hep seni hakem kabul ettim. Kendisiyle senin belirlediğin sınırların aşıldığı insanların hükmüne başvurdukları dinen batıl sayılan beşeri kanun, kâhinler/sihirbazlar/büyücüler gibi her tağutu da inkâr ettim. «Geçmişte, gelecekte, gizli açık ve benden daha iyi bildiğin işlemiş olduğum (tüm günahlarımı) bağışla.» Yani işlediğim ve işleyeceğim bütün günahlarımı affeyle. İnsanların görüp, bildiği ve onlara gizli kalan her günahımı bağışla. «Senden başka hak ilah yoktur.» Senden başkasına asla yönelmem. Senden gayrı ibadet olunan her ilah batıldır. Onlara yapılan dua ve ibadetlerin tümü batıldır, sapıklıktır ve bir vebaldir. İşte bütün elçilerin getirdiği ve yüce Allah’ın kullarına gerçekleştirmelerini farz kıldığı tevhîd budur.
36 Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Biz bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp onları rahatlatmadan namaza durmazdık."
عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: كنا إذا نَزَلْنا مَنْزِلًا، لا نُسَبِّحَ حتى نَحُلَّ الرِّحال.
Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Biz bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp onları rahatlatmadan namaza durmazdık."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Enes -radıyallahu anh- sahabe -radıyallahu anhum-'un yolculuğa çıktıkları zaman sonra da dinlenmek ve benzer sebeple bir yerde konaklarında yahutta gidecekleri yöne ulaştıklarında -namaz kılma konusunda gayretlerine rağmen- yolcuların eşyalarını taşıyan hayvanları rahatlatmadan nafile namaz kılmak konusunda acele etmediklerini haber veriyor.Bu işide onların üzerindeki zorluğu hafifletmek ve onlara olan merhametlerinden dolayı eşyaları o hayvanların üzerlerinden çabuk bir şekilde indirerek yaparlardı.
37 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i namaz kılarken gördüm. Ağlamaktan dolayı O'nun göğsünden küçük bir değirmenden çıkan ses gibi sesler geliyordu.
عن عبد الله بن الشِّخِير رضي الله عنه قال: «رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي، وفي صَدره أَزِيزٌ كَأَزِيزِ الرَّحَى من البُكَاءِ صلى الله عليه وسلم ».
Abdullah b. Şıhhîr -radıyallahu anh- şöyle demiştir: "Bir keresinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i namaz kılarken gördüm. Ağlamaktan dolayı O'nun göğsünden küçük bir değirmenden çıkan ses gibi sesler geliyordu."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Abdullah b. Şıhhîr -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ağlamaktan dolayı göğsünden küçük bir değirmenden çıkan ses gibi sesler işitilir bir halde namaz kılarken gördü. Çünkü değirmen ile öğütme yapıldığı zaman ondan öğütme esnasında inleme sesi gibi bir ses çıkar. Sahabi -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazdaki ağlama sesini küçük değirmenden çıkan sese benzetti. Allah, O'nun gelmiş ve geçmiş günahlarını bağışladığı halde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbi ile olan durumu bu idi. Bununla beraber O -sallallahu aleyhi ve sellem- Rabbini tam layıkıyla tanımasından dolayı insanların Allah Teâlâ'dan en çok haşyet duyanı, O'na karşı en takvalı olanı ve O'ndan en çok korkanıdır.
38 Abdullah b. Mugaffel el-Müzenî -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre demiştir ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Akşam namazının farzından önce iki rekât namaz kılınız.'' Sonra da buyurmuştur ki:''İsteyen Akşam namazının farzından önce iki rekât namaz kılsın.'' İnsanların bunu sünnet edinmesinden korktuğundan dolayı söylemiştir.Süneni Ebî Dâvud bu onun lafzıdır.Buhârî'de de benzeri lafızdadır.
عن عبد الله بنِ مُغَفَّلِ المُزَنِيِّ رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «صَلُّوا قبل المغرب ركعتين»، ثم قال: «صَلُّوا قبل المغرب ركعتين لمن شاء»، خشية أن يتخذها الناس سُنة.
Abdullah b. Mugaffel el-Müzenî -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre demiştir ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Akşam namazının farzından önce iki rekât namaz kılınız.'' Sonra da buyurmuştur ki:''İsteyen Akşam namazının farzından önce iki rekât namaz kılsın.'' İnsanların bunu sünnet edinmesinden korktuğundan dolayı söylemiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisi şerifte Akşam namazının farzından önce iki rekât namaz kılmaya teşvik vardır.Bu da Akşam namazının ezanından sonra isteyen için nafile olarak kılınacak namazdır.
39 Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberde iken bir adam ona, "Gece namazı hakkında ne buyurursunuz?" diye sordu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «“İkişer ikişer kılınır
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ رَضيَ اللهُ عنهما: سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ عَلَى المِنْبَرِ، مَا تَرَى فِي صَلاَةِ اللَّيْلِ، قَالَ: «مَثْنَى مَثْنَى، فَإِذَا خَشِيَ الصُّبْحَ صَلَّى وَاحِدَةً، فَأَوْتَرَتْ لَهُ مَا صَلَّى» وَإِنَّهُ كَانَ يَقُولُ: «اجْعَلُوا آخِرَ صَلاَتِكُمْ وِتْرًا» فَإِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَ بِهِ.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberde iken bir adam ona, "Gece namazı hakkında ne buyurursunuz?" diye sordu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «“İkişer ikişer kılınır. Sabahın yaklaşmasından endişe ettiğinde ise bir rekât kılar ve böylece daha önce kılmış olduğu namazları teklemiş olur.» Ayrıca Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururdu: “Kıldığınız namazın sonunu vitir yapın.” Çünkü Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu emretti.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberde hutbe verirken bir adam ona şöyle sordu: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana gece namazını nasıl kılacağımı öğret.” Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: İkişer rekât kılar ve her iki rekâtta bir selâm verirsin. Eğer fecrin doğmasından endişe edersen bir rekât kıl; bu, daha önce kılmış olduğun namazları teklemiş olur. Ayrıca Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, gece namazının sonunu vitir kılmayı tavsiye ederdi.
- Gece namazının temel prensibi, vitir namazı hariç her iki rekâttan sonra selam vermektir.
- Gece namazı, genel ifade biçimi nedeniyle belirli bir rekât sayısıyla sınırlı değildir.
- İmam Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Gece ve gündüz namazı ikişer ikişer kılınır. Bu hadis, en faziletli olan uygulamayı açıklamak üzere anlaşılmalıdır. Buna göre kişi her iki rekâtta bir selâm verir. Gece ve gündüz kılınan nâfile namazların her ikisinde de her iki rekâtta bir selâm vermek müstehaptır.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, vitir namazının gece namazının sonuna bırakılmasının sünnet olduğuna ve vitir vaktinin fecrin doğmasıyla sona erdiğine delil vardır. Bu, bizim mezhebimizdeki meşhur görüştür ve âlimlerin çoğunluğu da bu görüştedir.
40 «Vitir, her müslümana bir haktır. Dileyen yedi rekât ile vitir yapsın. Kim beş rekât ile vitir yapmak isterse yapsın, kim üç rekât ile vitir yapmak isterse yapsın ve kim de tek rekât ile vitir yapmak isterse yapsın.»
عن أبي أيوب الأنصاري رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «الوِتر حَق، فمن شاء أوْتَر بِسبْعٍ، ومن شاء أوْتَر بخمس، ومن شاء أوْتَر بثلاث، ومن شاء أوْتَر بواحدة».
Ebu Eyyub el-Ensarî -radıyallahu anh-’den Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: «Vitir, her müslümana bir haktır. Dileyen yedi rekât ile vitir yapsın. Kim beş rekât ile vitir yapmak isterse yapsın, kim üç rekât ile vitir yapmak isterse yapsın ve kim de tek rekât ile vitir yapmak isterse yapsın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası: «Vitir haktır» Hak, sabit olma, yani sünnette sabit olmak demektir ve bunda bir tür pekiştirme vardır. Vacip manasına da gelir. Burada söylenmek istenen birinci manadır. Vitrin vacip olmadığının açık delillerinin varid olması sebebi ile burada vitrin meşruluğu pekiştirilmiştir. Buhari ve Müslim'in Talha b. Ubeydillah-radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği hadiste dedi ki: Necd ahalisinden bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi (ve namaz hakkında sordu bu) hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-şöyle buyurmuştur: «Bir gün ve gecede beş vakit (farz) namaz» Adam dedi ki: ''Benim üzerime farz olan bundan başka bir namaz var mı?'' Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: dedi ki: «Hayır ancak sen nafile olarak kılarsan» Şayet vitir namazı vacip/farz olsaydı beş vakit namaz ile beraber zikrederdi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözü: «Allah, kullarına beş vakit namazı farz kılmıştır. Kim, farz namazları hafife almadan hakkını vererek tam olarak kılarsa, Allah ona kıyamet gününde Cennet'e koyacağına dair kesin söz vermiş olur.» Vitrin vacip/farz olmadığının delillerinden: Buhari ve Müslim'in İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet ettiği bir hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Muâz -radıyallahu anh-'ı Yemen'e gönderiyor. Bu hadiste: «Allah'ın kendilerine her gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı farz kıldığını onlara haber ver.» Bu hadis, vitrin vacip olmadığına dair gösterilen en güzel delillerdendir. Çünkü Muâz -radıyallahu anh-'ın gönderilmesi Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından az bir vakit önceydi. Yine bu delillerden Ali -radıyallahu anh-'tan rivayet edilen: "Vitir kesin olanlardan değildir." sözü de böyledir. unun üzerine ''Haktır'' sözüyle söylemeyi murad ettiği, pekiştirmede ve faziletinin fazlalığını haber verip, vitrin müekked sünnet olduğu ve bunun hak olduğu ortaya çıkmıştır. «Dileyen yedi rekât vitir kılsın, dileyen beş rekât kılsın.» Yani, ikişer rekât ikişer rekât kılar. Sonra da bir rekât kılarak vitri kılar. Yani tek rekât olarak kılar. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sözü gereği asıl olan budur. «Gece namazı ikişer ikişerdir.» Muttefakun Aleyh. Hepsini ardı ardına (arada hiç oturmaksızın) sadece son rekâtta oturarak kılabilir. Bu caizdir. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in fiilinden olup İmam Ahmed’in Müsnedi'nde Ümmü Seleme –radıyallahu anha- hadisinde geldiği gibi şöyle demiştir: «Yedi ve beş rekât ile vitir kılıyor, aralarını ne bir selam ne de bir söz ile ayırmıyordu.» Ebû Davud'un Âişe –radıyallahu anha-’nın rivayet ettiği hadiste: ’’Beş rekât kılıyor, en sonu haricinde aralarında oturmuyordu. «Kim de isterse üç rekât kılar.» Yani, iki rekât kılar sonra da selam verir. Sonra bir rekât kılar. Bu da Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in şu sözüne göredir: «Gece namazı ikişer ikişerdir.» Muttefakun Aleyh. Ard arda kıldı ifadesiyle anlatılmak istenilen, üç rekâtı ardı ardına kılar, son rekât (yani selam oturuşu) haricinde oturmaz. Bu da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’den sabit olmuş, Ubey b. Ka’b –radıyallahu anh-‘ın rivayet ettiği şu hadiste belirtildiği gibidir: ’’Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vitir namazında A’la Suresi'ni okur, ikinci rekâtta Kâfirun Suresi'ni ve üçüncü rekâtta, İhlâs Suresi'ni okurdu. Sadece sonunda (son rekatında) selam verirdi. (Nesâî rivayet etmiştir.) Âişe –radıyallahu anha-’dan rivayet edildiğine göre Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- vitir namazının iki rekatında selam vermezdi.’’ (Nesâî rivayet etmiştir.) Şeyh İbn Üseymîn –rahimehullah- şöyle demiştir: ’’Vitir üç, beş, yedi ve dokuz rekat olarak caizdir. Eğer üç rekat olarak kılarsa onun için iki şekilde kılmak caizdir. Birinci şekil: Ard arda üç rekât kılıp (tek son oturuş yapar ve selam verir). İkinci şekil: İki rekâttan sonra selam verir. Sonra bir rekat kılarak tek teşehhüd yaparak selam vererek kılar. En faziletli olanı her iki rekatta bir selam vermesidir. Sonra da tek rekat kılar, o da onun için daha önce kıldıklarını tek yapar. Çünkü bunda fazla amel olup, o da Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in daha çok yaptığı fiilidir. «Kim de isterse tek rekat kılabilir.» Yani tek rekât olarak ve öncesinde namaz kılmadan demektir. Mişkât şerhi Tîbî’nin (4/1224), Neylu’l-Evtâr (3/39), Mirâtu’l-Mefâtîh (4/274), Sübülu’s-Selâm (2/342),Tevdîhu’l-Ahkâm (2/398), Teshîlu’l-İlmâm (2/370), Şerhu’l-Mumti’ (4/14)
41 Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- bize ramazan ayında sekiz rekat (teravih namazı) ve bir de vitir kıldırdı. Ertesi gün olunca, mescitte toplandık ve yanımıza çıkmasını ümit ettik. Sabah oluncaya kadar mescitte kaldık.
عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: صلَّى بِنَا رسول الله صلى الله عليه وسلم في رمضان ثَمَان رَكَعَات والوِتر، فلمَّا كان من القَابِلَة اجْتَمَعْنَا في المسجد ورَجَونا أن يَخْرُجَ إِلَينَا، فلم نَزَلْ في المسجد حتى أصْبَحْنَا، فدَخَلْنَا على رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فقلنا له: يا رسول الله، رَجَوْنَا أن تَخْرُجَ إِلَينَا فَتُصَلِّي بِنَا، فقال: «كَرِهت أن يُكْتَب عليكُم الوِتر».
Câbir bin Abdillah -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ramazan ayında bize sekiz rekat (teravih namazı) ve bir de vitir kıldırdı. Ertesi gün olunca, mescitte toplandık ve yanımıza çıkmasını ümit ettik. Sabah oluncaya kadar mescitte kaldık. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına girdik ve: "Ey Allah’ın Rasulü! Dün mescitte toplanmış ve bize namaz kıldırmanı ümit etmiştik."dedik. Rasûlullah- sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Bu namazın üzerinize farz olarak yazılmasından endişe ettim!»
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: İbn Huzeyme rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin Manası: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize ramazan ayında sekiz rekât namaz kıldırdı ve bir de vitir kıldırdı. Yani Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- mescitte sahabelerine sekiz rekât teravih namazını ve bir de vitir namazını kıldırdı. Bu, ramazan ayında idi. Ertesi gün olunca, yani bir sonraki gece olunca; ''Mescitte toplandık''.Sahabe -radıyallahu anhum- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir önceki gece çıkıp onlara namaz kıldırdığı gibi namaz kıldıracağını zannedip geldiler. Bunun için şöyle dediler: ''Yanımıza çıkmasını ümit ettik.'' Onlara gece namazı kıldırması için. ''Sabah oluncaya kadar mescitte kaldık.'' Onlar üzerlerine sabah olana kadar Peygamber -aleyhisselam-'ı mescitte beklediler. ''Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına girdik.'' Onlara namaz kıldırmamasının sebebini sormak için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldiler. ''Ey Allah’ın Rasûlü! Dün mescitte toplanmış ve bize namaz kıldırmanı ümit etmiştik." dediler. Önceki gece olduğu gibi çıkıp bize namaz kıldırmanı temenni edip düşündük. Rasûlullah- sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Bu namazın üzerinize farz olarak yazılmasından endişe ettim!» Bir rivayette: «Üzerinize farz kılınmasından korktum.» Başka bir lafızda: «Gece namazının üzerinize farz kılınmasından korktum.» Bu; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onların yanına çıkmaktan sakınmasının sebebidir. Bu; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetine olan rahmeti ve şefkatindendir. Allah onu şu sözüyle vasfetmiştir: "Andolsun ki, size kendinizden gayet izzetli bir peygamber geldi; zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze çokça titriyor; mü'minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir." (Tevbe Suresi:128) Bu hadisin aslı Âişe -radıyallahu anha-'nın hadisi olup Sahihayn'da (Buhari ve Müslim'de) dır. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (ramazanda) gece yarısı dışarı çıkıp mescitte terâvih namazını kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. Onunla birlikte namaz kılanlar sabahleyin aralarında bunu konuşunca ikinci gece daha kalabalık bir cemaat toplandı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ikinci gece de dışarı çıkıp mescitte Terâvih namazını kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. İnsanlar yine aralarında bunu konuşunca üçüncü gece mescit tam doldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- üçüncü gece de dışarı çıkıp mescitte terâvih namazını kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. Dördüncü gece de mescide sığmayacak kadar insan toplandığını görünce Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onların yanına çıkmadı. Sabah olunca gidip sabah namazını kıldırdı. Namazdan sonra insanlara dönüp kelime-i şehâdet getirdikten sonra şöyle buyurdu: «(Dün gece) yaptığınız şeyi (namaz için beni beklediğinizi) gördüm. Gece namazının üzerinize farz kılınıp da sonra yapamayacağınızdan endişe ettiğimden başka bir şey beni bundan (yani teravih namazını cemaatle kılmaktan) alıkoymadı.»
42 Abdullah b. Amr b. Âs -radıyallahu anhümâ-’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Abdullah! Falan kimse gibi olma! Çünkü o gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu.''Sahih-i Buhârî.
عن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما قال: قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم : «يا عبد الله، لا تكن مثل فلان كان يقوم الليل، فترك قيام الليل».
Abdullah b. Amr b. Âs -radıyallahu anhümâ-’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Abdullah! Falan kimse gibi olma! Çünkü o gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- filanca kişinin bıraktığı gibi Abdullah b. Amr -radıyallahu anh-'ın da gece namazını bırakmaması konusunda uyardı.Adamın ismi onu gizlemek için zikredilmemiştir.Müslüman için yapması gereken şey ibadette aşırılığa gitmemesi ve nefsine gücü yetmediği ibadetleri yüklememesidir.Kim böyle yaparsa amellerin ve ibadetlerin çokluğu sebebiyle din ona galib gelir.İşinin sonu aciz kalma ve bırakma olur.Çünkü Allah Teâlâ kolaylık olması ve rahmetinden dolayı kullarına bazı vakitler ibadet etmeleri vazifesini vermiş bazı vakitler vermemiştir.Çünkü insan orta halli olursa ona devam eder.Ve bütün hakları yerine getirme noktasında imkan bulur.Allah Teâlâ'nın hakkı,nefsin hakkı,ailesinin ve arkadaşlarının hakkı gibi hakları yumuşaklık ve kolaylıkla eda eder.Şüphesiz ki Nebî -sallalalhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Muhakkak ki Allah katındaki amellerin en hayırlısı az bile olsa sürekli olanıdır.''Bir insan için gece gücü yettiği kadar bir virdi olması gerekir.
43 Ali b. Ebû Tâlib -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Ey Kur'an ehli, vitir namazını kılınız. Şüphesiz ki Allah vitirdir (tektir) ve sever'' buyurdu.Sünen-i Ebû Dâvud.
عن علي بن أبي طالب رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «يا أهل القرآن، أوتروا؛ فإن الله وتر، يحب الوتر».
Ali b. Ebû Tâlib -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Ey Kur'an ehli, vitir namazını kılınız. Şüphesiz ki Allah vitirdir (tektir) ve vitri sever'' buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisi şerifte Kur'an ehline ki onlar Allah'ın ehli olup,özel kişilerdir.Onlara Vitir namazını kılmayı emretti.Çünkü Allah Subhânehû zatında,sıfatlarında ve fiillerinde tektir,birdir teki sever.Kur'an ehli ile murad edilen:Genel olarak Mümin olanlardır.Okuyan da okumayan da,Kur'an'ı koruyup okuduğu için okumuş olan hıtaba daha layıktır.Hattâbî demiştir ki:Onlardan murad edilen:Kurralar ve hafızlardır.Özel olarak zikredilmelerinin sebebi değerlerinin fazlalığı ve onlara önem verildiğinden dolayıdır.Kur'an ehlinin Vitre önem vermesi gerekir.Bu hepsinden istenilen bir şey olmasına rağmen ancak Kur'an ehli için diğerlerinden ayrı bir özellik vardır.Çünkü onlar örnek kimselerdir.Zira onların diğerlerinin yanında olmayan taatler Allah'a yaklaştıracak ameller yapmada yarışa davet edecekleri ilimleri vardır.İş onlar hakkında daha kesindir.Minhatu'l-Allâm.
44 «Bir gecede iki vitir olmaz.»
عن قيس بن طلق، قال: زارنا طلْق بن علي في يوم من رمضان، وأَمْسى عندنا، وأفطر، ثم قام بنا الليلة، وأَوْتَرَ بنا، ثم انحدر إلى مسجده، فصلى بأصحابه، حتى إذا بقي الوتر قَدَّمَ رجلا، فقال: أَوْتِرْ بأصحابك، فإني سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول: «لا وِتْرَانِ في ليلة».
Kays b. Talk -radıyallahu anh- şöyle demiştir: (Babam) Talk b. Ali -radıyallahu anh- bir ramazan günü bizi ziyaret edip yanımızda akşamladı ve iftar etti. Bize o gecenin namazını (teravihini) ve vitrini kıldırdı. Sonra (imamı olduğu) mescidine gidip cemaatine namaz kıldırdı. Nihayet, vitir kalınca bir adamı öne geçirip, arkadaşlarına vitri kıldır. Çünkü ben Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’i: «Bir gecede iki vitir olmaz.» buyururken işittim, dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Kıymetli sahabe Talk b. Ali -radıyallahu anh- hadis-i şerifte yapmış olduğu şeyi açıklamıştır. Ailesiyle birlikte gecenin ilk vaktinde vitri kılmış sonra da kavmine namaz kıldırmış ve vitri kılmamıştır. Bilakis vitri kıldırması için başkasını öne geçirmiştir. Bunu yapmasının sebebi Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gecede iki kez vitir kılmayı yasakladığını duymasından dolayıdır.
45 «Kim vitri uyuya kaldığı ya da unuttuğu için kılamadıysa hatırladığında onu kılsın.»
عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه مرفوعًا: «من نام عن وتره، أو نسيه، فَلْيُصَلِّه إذا ذكره».
Ebu Said -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim vitri uyuya kaldığı ya da unuttuğu için kılamadıysa hatırladığında onu kılsın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Kim sabah olana kadar uyuduğu için ya da unuttuğu için vitri kılamazsa, fecrin doğuşundan sonra kaza olarak değil eda olarak kılar. Bu hadis-i şerif uyuya kalan ve unutan kimse için ikinci fecrin doğuşundan sonra vitrin kılınmasının caiz olduğunu beyan etmektedir. Çünkü o kişi, şer'î olarak özrü kabul edilen kimsedir.
46 Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir işi yapmayı çok istediği halde, onu ahali de yapmaya kalkar da üzerlerine farz kılınmasından korktuğu için, yapmaktan vazgeçerdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hiç bir zaman Duhâ namazını kılmamıştır,ben kılıyorum.''Sahih-i Buhârî.
عن عائشة رضي الله عنها ، قالت: «إنْ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم لَيَدَعُ العمل، وهو يُحِبُّ أن يعملَ به خَشْيَة أن يعملَ به الناس، فَيُفْرَضَ عليهم، وما سَبَّح رسول الله صلى الله عليه وسلم سُبْحَة الضُّحى قَطُّ وإنِّي لَأُسَبِّحُهَا».
Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir işi yapmayı çok istediği halde, onu ahali de yapmaya kalkar da üzerlerine farz kılınmasından korktuğu için, yapmaktan vazgeçerdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hiç bir zaman Duhâ namazını kılmamıştır,ben kılıyorum.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Âişe -radıyallahu anhâ- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in insanların yapıp ta üzerlerine farz olupta kendilerine zor gelmesi ve yapmaktan aciz duruma düşmememleri için bir ameli yapmak istediği halde terk ettiğini zikrediyor.Sonra da Âişe -radıyallahu anhâ- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Duhâ namazını kılmadığını zikrediyor.İlim adamları bu kılmamayı sürekli kılmamaya hamlediyorlar.Yani Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- faziletinden dolayı Duhâ namazını bazı vakitlerde kılardı ve bazı vakitlerde terk ederdi.Âişe -radıyallahu anhâ-'nın hadisin başında zikrettiği gibi Duhâ namazını terk etmeyi de ümmetinin üzerine farz kılınmasından korktuğu için yapardı.
47 Zeyd b. Erkam -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre:Duhâ (kuşluk) namazını erken kılan bazı kimseleri gördü de şöyle dedi: Şüphesiz bunlar da bilirler ki, kuşluk namazını sonraki bir saatte kılmak daha sevaptır. Zira Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:"Tövbe edip Allah'a dönenlerin (evvâbînin) namazı, sıcaktan deve yavrularının ayağı yandığı zamandır."
عن زَيد بن أرْقَم رضي الله عنه : أنه رأى قوما يصلُّون من الضُّحى، فقال: أمَا لقد عَلِموا أن الصلاة في غير هذه السَّاعة أفضل، إن رسول الله صلى الله عليه وسلم ، قال: «صلاة الأَوَّابِين حين تَرْمَضُ الفِصَال».
Zeyd b. Erkam -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre:Duhâ (kuşluk) namazını erken kılan bazı kimseleri gördü de şöyle dedi: Şüphesiz bunlar da bilirler ki, kuşluk namazını sonraki bir saatte kılmak daha sevaptır. Zira Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:"Tövbe edip Allah'a dönenlerin (evvâbînin) namazı, sıcaktan deve yavrularının ayağı yandığı zamandır."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Zeyd b. Erkam -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre:Duhâ (kuşluk) namazını erken kılan bazı kimseleri gördü de şöyle dedi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:"Tövbe edip Allah'a dönenlerin (evvâbînin) namazı, sıcaktan deve yavrularının ayağı yandığı zamandır."Yani kuşluk namazının kılınacağı en faziletli vakit güneşin en çok yükseldiği zamandır.O vakit ki güneşin sıcaklığının yere vurmasının etkisiyle kavurucu sıcak olup deve yavrularının ayaklarının altlarının yandığı vakittir.Bu vakit Allah Teâlâ'ya itaat edenlerin,O'na çokça dönenlerin kıldığı Kuşluk namazı vaktidir.
48 «Allâhummec‘al fî kalbî nûran ve fî basarî nuran ve fî sem‘î nûran ve an yemînî nûran ve an yesârî nûran ve fevkî nûran ve tahtî nûran ve emâmî nûran ve halfî nûran vec‘allî nûrân.» (Ey Allah’ım! Kalbimde bir nur, gözümde bir nur kıl. Kulağımda bir nur, sağımda bir nur, solumda bir nur kıl. Üstümde bir nur, altımda bir nur kıl. Önümde bir nur, arkamda bir nur kıl. Benim için (büyük) bir nur kıl)
عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: بِتُّ عند ميمونة، فقام النبي صلى الله عليه وسلم فأتى حاجَتَه، فغسل وجهه ويديه، ثم نام، ثم قام، فأَتى القِرْبَة فأطلق شِنَاقَهَا، ثم توضأ وضوءا بين وضوءين لم يُكْثِرْ وقد أبلغ، فصلى، فقمت فَتَمَطَّيْتُ؛ كراهية أن يرى أني كنت أَتَّقِيهِ، فتوضأت، فقام يصلي، فقمت عن يساره، فأخذ بِأُذُنِي فَأَدَارَنِي عن يمينه، فَتَتَامَّت صلاته ثلاث عشرة ركعة، ثم اضطجع فنام حتى نَفَخ، وكان إذا نام نَفَخ، فَآذَنَهُ بلال بالصلاة، فصلَّى ولم يتوضأ، وكان يقول في دعائه: «اللهم اجعل في قلبي نورا، وفي بَصري نورا، وفي سمعي نورا، وعن يميني نورا، وعن يساري نورا، وفَوْقِي نورا، وتحتي نورا، وأمامي نورا، وخلفي نورا، واجعل لي نورا».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Meymûne'nin yanında geceledim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kalktı ve hacetini giderdi.sonra yüzünü ve ellerini yıkadı. Sonra uyudu, sonra kalkıp kırbaya uzandı, onun bağını çözdü, sonra abdest aldı, ama abdest alırken suyu ne çok, ne de az kullandı ve abdest azalarını iyice yıkadı. Sonra kalkıp namaz kıldı. Ben de ayağa kalktım ve benim onun yaptıklarının farkında olduğumu görmesinden hoşlanmadığımdan dolayı gerindim abdest aldım. O kalkıp namaza durdu. Ben de onun sol yanında durdum, beni kulağımdan tutup sağ tarafına getirdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kıldığı namaz tam olarak on üç rekat oldu. Sonra uzanıp yattı, uyudu, hafifçe horladı. O uyuduğu zaman hafifçe horlardı. Daha sonra Bilal -radıyallahu anh- gelip ona namaz vaktinin girdiğini haber verdi. O da abdest almaksızın kalkıp namaz kıldı. Duasında: «Allahummec‘al fî kalbî nûran ve fî basarî nuran ve fî sem‘î nûran ve an yemînî nûran ve an yesârî nûran ve fevkî nûran ve tahtî nûran ve emâmî nûran ve halfî nûran vec‘allî nûrân» (Ey Allah’ım! Kalbimde bir nur, gözümde bir nur kıl. Kulağımda bir nur, sağımda bir nur, solumda bir nur kıl. Üstümde bir nur, altımda bir nur kıl. Önümde bir nur, arkamda bir nur kıl. Benim için (büyük) bir nur kıl.)
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- bu hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı olan teyzesi Meymûne -radıyallahu anha-'nın yanında uyudu.''İhtiyacını giderdi'' yani, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- küçük ve büyük tuvaletini giderdi. ''Yüzünü ve ellerini yıkadı sonra da uyudu''; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ihtiyacını giderdikten sonra yüzünü dinçlik ve ellerini de temizlemek için yıkadı. ''Sonra kalktı kırbanın yanına gelerek bağını çözdü.'' Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- uyandıktan sonra kırbaya yöneldi, içindeki su ve benzeri şeyleri korumak için su kabının ağzının bağlandığı ipi çözdü. ''Sonra abdest aldı'' Namaz için abdest aldı. Ancak abdest alırken suyu ne çok, ne de az kullandı. Ama abdest azalarını da iyice yıkadı. O yüzden ''Çok yıkamadı'' Üç defadan daha az ile yetindi. Bu caizdir sünnet olan üç defa yıkamaktır. ''Tam yıkadı'' Yıkaması gereken yerleri yıkadı. Bu da farz olan yerlerdir. ''Namaz kıldı'' Gece namazı kıldı. ''Gerindim abdest aldım." İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yaptıklarını gözlemlediğini hissetmemesi için gerinerek O'na yaptığını tersine bir şeyi göstermek istiyordu. Bunun için ''Benim onun yaptıklarının farkında olduğumu görmesinden hoşlanmadığımdan dolayı'' O'nun yaptıklarını gözetliyor ve kontrol ediyordu. İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'nın gerinmesinin sebebi bu idi. Bu gözetleme işini belli etmemek için geriniyordu. Bunu yapmasının sebebi de genel olarak insan evinde yanlız kaldığı zaman onu hiç kimsenin görmesini istemediği bazı şeyler yapabilir. Ya da İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- gözetlemesi sebebiyle Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adeti gereği yaptığı bazı amellerini terk etmesinden korktu. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmeti üzerine farz olmasından korktuğu için bazı amellerini terk ederdi. İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- gizlenerek Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gece uyanıp sabah namazına davet edenin çağırmasına kadar olan ibadetleri ile ilgili ince ayrıntıları öğrenmek istedi. Bu da sahabenin -radıyallahu anhuma-'nın ilmi asıl kaynağından öğrenmek için olan hırsındandır. ‘’Abdest aldım dedi’’ başka bir rivayette: ’’O'nun abdest aldığı gibi abdest aldım dedi.’’ Buhari’nin rivayetinde; ‘’Kalktım ve onun yaptığı gibi yaptım.’’ ’’O kalkıp namaza durdu ben de onun sol yanında namaza durdum.’’ İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i namaza başladığını gördüğü zaman abdest alıp, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e katıldı. Ancak o Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in solunda durdu. ‘’Beni, kulağımdan tuttu’’ Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun kulağından tutup soldan sağa doğru döndürdü. Başka bir rivayette: ’’Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sağ elini başımın üzerine koydu ve sağ kulağımı tutarak eliyle kıvırıyordu.’’ Kulağı tutabilmek için önce elini koydu, eli kafasına kondu ya da elinin bereketi inmesi, bu ve başka meclislerde Peygamber -aleyhisselam-’ın bütün yaptıklarını kavraması için koymuş olabilir. İbn Abbas dedi ki: ’’Kulağı kıvırdı.’’ Ya ona sünnete muhalefet konusunda tembihte bulunmak ya da o fiilleri ezberlemek için dikkatinin artması için kulağını kıvırdı. Yahut da ondaki uyuklama halini gidermek, onu soldan sağa almak ya da onu rahatlatmak için yaptı. Buhari’deki rivayette İbn Abbas -radıyallahu anhuma-’nın açık bir şekilde söylediği gibi bu olayın gecenin karanlığında olması yahut da onu uyandırmak ya da ona olan sevgisini göstermek için elini İbn Abbas -radıyallahu anhuma-’nın başına koymuştur. Çünkü yaşı küçük olmasından dolayı onun durumu bunu gerektiriyordu. ''Beni sağına döndürdü.'' Onu sol yanından sağ yanına döndürdü. Bu da imamın arkasında tek olanın duracağı yerdir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kıldığı namaz tam oldu. Bunu da ''on üç rekat'' sözüyle açıkladı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- vitir namazının tek olan rekatıyla her iki rekatta bir selam vererek on üç rekat kıldı. Buhari’nin rivayetinde olduğu gibi: ’’Her iki rekâtta selam veriyordu’’ Buhari ve Müslim’in rivayetinde: ’’Sonra iki rekât kıldı, sonra iki rekât kıldı, sonra iki rekât kildı, sonra iki rekât kıldı, sonra iki rekât kıldı, sonra iki rekât kıldı, sonra da tek rekât kıldı’’ İki rekâttan ayrı olarak tek rekât kıldı. Çünkü altı defa her iki rekâtın arasını ayırarak tek olan Vitir hariç ikişer rekât kılarsa toplam on iki rekât kılmış olur. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in namazının toplamı on üç rekât olur. Vitir de tek rekât olarak kalır. Sonra uzanıp yattı, uyudu, hafifçe horladı. Uyuduğu zaman sesli bir şekilde nefes alıyordu, ondan horlama sesi işitiliyordu. O uyuduğu zaman hafifçe horlardı. Daha sonra Bilal -radıyallahu anh- gelip O'na namaz vaktinin girdiğini haber verdi. O'na sabah namazının girdiğini haber verdi. ''Öncelikle sabah namazının sünnetini kıldı.'' Sonra da mescide giderek sabah namazının farzını cemaatle kıldı. ''Abdest almadı'' Bilakis daha önceki abdest ile yetindi. Bu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in özelliklerinden biri olup uykusu abdestini bozmazdı. Çünkü gözleri uyur ama kalbi uyumazdı. Diğer insanların aksine eğer abdesti bozulsa bunu hissederdi. Bunun için Âişe -radıyallahu anha- vitri kılmadan önce uyuyor musun? dediğinde şöyle buyurdu: «Ey Âişe! Benim gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.» Duasında: ''Şöyle derdi'' O gece yaptığı dualardan bir dua da şudur: «Allâhummec‘al fî kalbî nûran ve fî basarî nuran ve fî sem‘î nûran ve an yemînî nûran ve an yesârî nûran ve fevkî nûran ve tahtî nûran ve emâmî nûran ve halfî nûran vec‘allî nûrân» (Ey Allah’ım! Kalbimde bir nur, gözümde bir nur kıl. Kulağımda bir nur, sağımda bir nur, solumda bir nur kıl. Üstümde bir nur, altımda bir nur kıl. Önümde bir nur, arkamda bir nur kıl. Benim için (büyük) bir nur kıl. Allah'tan bütün vücut azaları ve yanları için nur istedi. Bunun ile murad edilen, hakkın beyanının, ışığının, ve hidayetin talep edilmesi ve aynı zamanda nuru bütün organları, vücudu, tasarrufları, yolculukları, durumları ve hareketleri için istemesidir. Bunlardan herhangi bir sapma olmaması için kendisinin altı ve üstü yönüne de nur istemiştir.
49 Her iki ezan arasında bir namaz vardır, her iki ezan arasında bir namaz vardır.» Üçüncüsünde şöyle buyurmuştur: «İsteyen için
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ مُغَفَّلٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: «بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلَاةٌ، بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلَاةٌ» ثُمَّ قَالَ فِي الثَّالِثَةِ: «لِمَنْ شَاءَ».
Abdullah b. Mugaffel -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her iki ezan arasında bir namaz vardır, her iki ezan arasında bir namaz vardır.» Üçüncüsünde şöyle buyurmuştur: «İsteyen için.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- her ezan ile kamet arasında nafile namaz kılınabileceğini, bunu üç defa tekrarlayarak açıklamıştır. Üçüncüsünde bu nafile namazın kılmak isteyen kimse için müstehap olduğunu bildirmiştir.
- Ezan ile kamet arasında namaz kılınması müstehaptır.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sözleri tekrarlama yöntemi, söylediklerinin önemini duyurmak ve vurgulamak içindir.
- İki ezandan kasıt, ezan ve kamettir. Bunlara ‘iki ezan’ denmesi, tıpkı ‘iki ay’ (güneş ve ay) veya ‘iki Ömer’ (Ebû Bekir ve Ömer) örneğinde olduğu gibi, tağlib babındandır.
- Ezan, vaktin girdiğinin haber verilmesi, kamet ise namazın fiilen kılınacağının bildirilmesidir.
50 Ey Bilal! Bana İslam’da yaptığın en hayırlı ameli anlat
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لِبِلاَلٍ عِنْدَ صَلاَةِ الفَجْرِ: «يَا بِلاَلُ، حَدِّثْنِي بِأَرْجَى عَمَلٍ عَمِلْتَهُ فِي الإِسْلاَمِ، فَإِنِّي سَمِعْتُ دَفَّ نَعْلَيْكَ بَيْنَ يَدَيَّ فِي الجَنَّةِ» قَالَ: مَا عَمِلْتُ عَمَلًا أَرْجَى عِنْدِي أَنِّي لَمْ أَتَطَهَّرْ طَهُورًا، فِي سَاعَةِ لَيْلٍ أَوْ نَهَارٍ، إِلَّا صَلَّيْتُ بِذَلِكَ الطُّهُورِ مَا كُتِبَ لِي أَنْ أُصَلِّيَ.
Ebû Hureyre –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazında Bilal'e şöyle demiştir: «Ey Bilal! Bana İslam’da yaptığın en hayırlı ameli anlat. Çünkü Cennet'te senin nalın (terlik, ayakkabı) sesini duydum.» Bilal şöyle buyurdu: “Gece veya gündüz fark etmeksizin, ne zaman abdest alsam, o abdest ile bana yazılmış olan namazı kılmaktan daha hayırlı bir amel işlemedim."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir rüyasında onun Cennet'te olduğunu gördü ve Bilâl b. Rabâh'a şöyle dedi: İslam'da canı gönülden yaptığın en hayırlı ameli bana anlat. Çünkü Cennet'te önümde yürürken nalınlarının hafifçe çıkardığı sesi duydum. Bilâl -radıyallahu anh- şöyle dedi: Gece gündüz hangi vakit olursa olsun her abdestim bozulduğunda abdest aldım ve bana takdir edildiği kadar Rabbim için nafile namaz kılmaktan daha hayırlı bir şey yapmadım.
- Bilâl -radıyallahu anh-'ın işaret ettiği, abdest aldıktan sonra her defasında namaz kılmak olan amelin fazileti, en hayırlı amellerden biri ve Cennet'e girmenin vesilesidir.
- Her abdest aldıktan sonra namaz kılmak müstehaptır.
- Bir rol model olan kimseye veya eğiticiye öğrencisinin bir iş hakkında soru sorması, eğer o iş iyi ise onu devam etmeye teşvik etmesi, aksi takdirde bu tür bir işi yapmasını men etmesi anlamına gelir.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Bilâl -radıyallahu anh-'ın Cennetlikler'den olduğuna şahitlik etmiştir.
- Bu soru sabah namazı sırasında sorulmuştur ve bu da onun -sallallahu aleyhi ve sellem-'in rüyasında meydana geldiğini gösterir; peygamberlerin rüyaları haktır, gerçektir.
51 "Teyzem Meymûne'nin evinde geceledim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılmak için kalktı. Ben de kalkıp onun sol tarafına durdum. Beni başımdan tutup sağ tarafına koydu."
عن عَبدُ اللَّهِ بنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما قال: «بِتُّ عِندَ خَالَتِي مَيمُونَة، فَقَام النَبيَّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِن اللَّيل، فَقُمتُ عَن يَسَارِه، فَأَخَذ بِرَأسِي فَأَقَامَنِي عن يَمِينِه».
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: ''Teyzem Meymûne -radıyallahu anha-'nın evinde geceledim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılmak için kalktı. Ben de onun sol tarafına kalkıp durdum. Beni başımdan tutup sağ tarafına koydu.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Değerli sahabi, İbn Abbas -radıyallahu anhuma-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in teheccüd namazı hakkında -bizzat kendisi- bilgi sahibi olmak için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in eşi olan teyzesi Meymûne -radıyallahu anha-'nın yanında gecelediğini haber veriyor. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılmak için kalktığı zaman,İbn Abbas -radıyallahu anhuma- da onunla birlikte namaz kılmak için kalktı ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in solunda durarak cemaat oldu. Sağ taraf daha değerli olduğu için ve imamın arkasında tek başına namaz kılanın duracağı yer sağ taraf olması hasebiyle Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun başından tutarak (kendinin) arkasından onu sağ tarafına getirdi ve oraya koydu.
52 Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- müezzin sabah namazı için ilk ezanı bitirdiğinde kalkar, fecir belirgin olduktan sonra sabah namazının farzından önce iki rekat hafif bir namaz kılar, sonra müezzin kamet getirene kadar sağ yanı üzerine uzanırdı.
عن عائشة رضي الله عنها قالت: «كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا سَكَتَ المؤذن بالأولى من صلاة الفجر قام، فركع ركعتين خفيفتين قبل صلاة الفجر، بعد أن يَسْتَبينَ الفجر، ثم اضطجع على شِقِّهِ الأيمن، حتى يأتيه المؤذن للإقامة».
Aişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- müezzin sabah namazı için ilk ezanı bitirdiğinde kalkar, fecir belirgin olduktan sonra sabah namazının farzından önce iki rekat hafif bir namaz kılar, sonra müezzin kamet getirene kadar sağ yanı üzerine uzanırdı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis-i şerif Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in müezzin sabah namazı için ezan okuduğunda kalkıp iki rekat namaz kıldığını, sonra müezzin kamet getirene kadar sağ yanı üzerine uzandığını beyan etmektedir.
53 Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre demiştir ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:Biriniz sabah namazından önce iki rekat sünneti kılınca sağ tarafına yatıp uzansın."Bunun üzerine Mervân b. Hakem Ebû Hureyre'ye:Bizden birinin mescide kadar yürüyüp gitmesi yetmez mi de sağ tarafına yatıyor? Diye sormuş. Ubeydullah'ın naklettiğine göre Ebû Hureyre -radıyallahu anh-:Hayır, cevabım vermiş. Ubeydullah dedi ki: Bu haber İbn Ömer'e ulaşınca: Ebû Hüreyre aleyhine olabilecek işi çokça yapıyor dedi.Ubeydullah dedi ki: Bunun üzerine İbn Ömer’e: Onun sözlerinden bazılarını kabul etmiyor musun? diye soruldu da: Hayır, fakat cüretkâr davranıyor, biz ise korkuyoruz cevabını verdi. Bu söz Ebû Hüreyre'ye ulaşınca: Ben ezberledim de onlar unuttuysa bunda benim günahım ne? Dedi.Sünen-i Ebû Dâvud.
عن أبي هريرة رضي الله عنه ، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إذا صلى أحدكم الركعتين قبل الصبح، فليضطجع على يمينه»، فقال له مروان بن الحكم: أما يجزئ أحدنا ممشاه إلى المسجد حتى يضطجع على يمينه، قال عبيد الله في حديثه: قال: لا، قال: فبلغ ذلك ابن عمر، فقال: أكثر أبو هريرة على نفسه، قال: فقيل لابن عمر: هل تنكر شيئا مما يقول؟ قال: «لا، ولكنه اجترأ وجبنا»، قال: فبلغ ذلك أبا هريرة، قال: «فما ذنبي إن كنت حفظت ونسوا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre demiştir ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:Biriniz sabah namazından önce iki rekat sünneti kılınca sağ tarafına yatıp uzansın."Bunun üzerine Mervân b. Hakem Ebû Hureyre'ye:Bizden birinin mescide kadar yürüyüp gitmesi yetmez mi de sağ tarafına yatıyor? Diye sormuş. Ubeydullah'ın naklettiğine göre Ebû Hureyre -radıyallahu anh-:Hayır, cevabım vermiş.Ubeydullah dedi ki: Bu haber İbn Ömer'e ulaşınca: Ebû Hüreyre aleyhine olabilecek işi çokça yapıyor dedi. Ubeydullah dedi ki: Bunun üzerine İbn Ömer’e: Onun sözlerinden bazılarını kabul etmiyor musun? diye soruldu da: Hayır, fakat cüretkâr davranıyor, biz ise korkuyoruz cevabını verdi. Bu söz Ebû Hüreyre'ye ulaşınca: Ben ezberledim de onlar unuttuysa bunda benim günahım ne?
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis bir insanın sabah namazından önce iki rekat sünnet kıldıktan sonra sünnet olan kamet gelene kadar sağ tarafına uzanmasıdır.Sağ tarafının özel kılınmasının sebebi uykuya dalmaması içindir.Çünkü kalp sol taraftadır.Oraya bağlı olup tek başına değildir.Eğer sol tarafına yatarsa rahatlık ve dinlenmede olur uykuya dalar.
54 Vitir namazı, farz namazlar gibi kesin şekilde emredilmiş bir namaz değildir. Fakat Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (onu devamlı surette kıldığı) bir sünnet namaz edinmiştir.
عن علي رضي الله عنه قال: «الوِتر ليس بِحَتْمٍ كَهَيْئَةِ الصلاة المَكتوبة، ولكن سُنَّة سَنَّها رسول الله صلى الله عليه وسلم ».
Ali -radıyallahu anh- şöyle dedi: Vitir namazı, farz namazlar gibi kesin şekilde emredilmiş bir namaz değildir. Fakat Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (onu devamlı surette kıldığı) bir sünnet namaz edinmiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası:''El-Vitru leyse bilhatm'' yani,''Vitir namazı farz değildir''.''Keheyeti's-salât el-mektûbe'' yani,''Beş vakit namaz gibi değildir'',''Ve Lâkin sennehâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'' Ancak vitir; Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnet edindiği müstehap ve mendup olan bir namazdır. ''Sennehâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onu devamlı olarak kılmıştır, ama bizim üzerimize farz kılmamıştır. Teshîlu'l-İlmâm (2/371).
55 «Şüphesiz ki Allah size bir namaz ziyade etmiştir. O namaz vitirdir. Onu yatsı namazı ile sabah namazı arasında kılınız!»
عن أبي تَمِيم الجَيْشَانِيِّ قال: سمعت عمرو بن العَاص يقول: أخبرني رَجُل من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم يقول: إن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «إن الله عز وجل زَادَكُمْ صلاة فصلُّوها فيما بَيْن صلاة العِشَاء إلى صلاة الصُّبح، الوِتر الوِتر»، أَلَا وإنَّه أبو بَصْرَة الغِفَاري، قال أبو تَميم: فكنت أنا وأبو ذَرٍ قاعِدَين، قال: فأخذ بِيَدِي أبو ذَرٍّ فانطلقنا إلى أبي بَصْرة فوجدناه عند الباب الذي يَلِي دار عَمرو بن العاص، فقال أبو ذَرٍّ: يا أبا بَصْرَة آنت سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول: «إن الله عز وجل زَادَكُمْ صلاة، فصلُّوها فيما بَيْن صلاة العشاء إلى صلاة الصُّبح الوِتر الوِتر؟» قال: نعم، قال: أنْتَ سَمِعْتَه؟ قال: نعم، قال: أنت سمعته؟ قال: نعم.
Ebu Temim el-Ceyşanî şöyle demiştir: Amr b. el-As şöyle derken işittim: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından birisi bana Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu haber verdi: «Şüphesiz ki Allah size bir namaz ziyade etmiştir. O namaz vitirdir. Onu yatsı namazı ile sabah namazı arasında kılınız!» buyurdu. Bana aktaran Ebu Busra el-Gıfarî'dir dedi. Ravilerden Ebu Temim şöyle dedi: Ben ve Ebu Zer mescitte oturuyorduk. Ebu Zer -radıyallahu anh- mescitte elimi tuttu ve beni Ebu Busre’nin yanına götürdü. Onu Amr İbn el-As’ın evinin kapısından sonraki kapının orada bulduk. Ebu Zer ona Ey Ebu Busra, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den: «Şüphesiz ki Allah size bir namaz ziyade etmiştir. O namaz vitirdir. Onu yatsı namazı ile sabah namazı arasında kılınız!» İşittin mi? dedi. Ebu Busre: Evet, dedi. Sen onu işittin mi? dedi. Evet dedi. Sen onu işittin mi? dedi. Evet dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisin manası: «Şüphesiz ki Allah size bir namaz ziyade etmiştir.» Manası: Allah -Azze ve Celle- daha önceden kılmadığınız şekli ve biçimiyle size bir namazı ziyade etmiştir. O namaz vitir namazıdır. Minnettarlık için varid olmuştur. Sanki şöyle demiştir: Şüphesiz ki Allah -Azze ve Celle- size beş vakit namazı farz kılmış bu namazlardan size ecir ihsan etmiş ve sevap bağışlamış, bununla da yetinmeyip (sevap kazanmanız için) size teheccüd ve vitri de meşru kılmıştır. Size ihsan üzerine ihsanda bulunmuştur. «O namazı kılınız!» Burada emir vardır. Asılda emirler farz oluşa delalet eder. Ancak bu hadis ve zahiri vitir namazının vacip olduğunu gösteren diğer başka hadisler, sahih ve açık başka delillerle bu vaciplikten çıkmaktadır. Sonra vitir namazının vaktinin sınırı belirtilmiştir. «Onu yatsı namazı ile sabah namazı arasında.» Yani vitrin vakti yatsı namazının kılınmasıyla girer. Bir kişi yatsıyı kıldığında vitrin vakti girmiş olur. Yatsıyı, akşam namazı vaktinde cem-u takdim yapsa da fark etmez. Son vakti ise fecrin doğuşudur. O vakitte tamamlansa dahi fecrin doğmasıyla vitrin vakti çıkmış olur. Sonra Amr b. el-As -radıyallahu anh-: "Bana aktaran Ebu Busra el-Gıfarî'dir." dedi. Amr b. el-As -radıyallahu anh-’a bunu haber veren Ebu Busra el-Gıfarî -radıyallahu anh-'dır. Ravilerden Ebu Temim şöyle dedi: Ben ve Ebu Zer mescitte oturuyorduk. Ebu Zer -radıyallahu anh- mescitte elimi tuttu ve beni Ebu Busre’nin yanına götürdü. Onu Amr b. el-As’ın evinin kapısından sonraki kapının orada bulduk. Yani Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bu hadis o ikisine ulaştığında, bu hadisin sıhhatini tekit etmek için Ebu Busra -radıyallahu anh-’a gitmişlerdir. Ebu Busra -radıyallahu anh-’ın yanına ulaştıklarında Ebu Zer -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den aktardığı hadisin sıhhatini sormuş, o da evet demiştir. Sen işittin mi? dedi. Ebu Busre: Evet, dedi. Sen onu işittin mi? dedi. Evet, dedi. O ikisine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den aktarılanın «Şüphesiz ki Allah size bir namaz ziyade etmiştir. O namaz vitirdir. Onu yatsı namazı ile sabah namazı arasında kılınız!» olduğunu söyleyerek bunun sahih olduğunu vurgulamıştır.
56 Ebû Saîd el-Hudri -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Kim sabah namazının vakti girdiğinde Vitir namazını kılmamışsa onun için Vitir yoktur.''Sahih-i İbn Huzeyme.
عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «من أدركه الصبح ولم يوتر؛ فلا وتر له».
Ebû Saîd el-Hudri -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Kim sabah namazının vakti girdiğinde Vitir namazını kılmamışsa onun için Vitir yoktur.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Hibbân rivayet etmiştir - İbn Huzeyme rivayet etmiştir - Hâkim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadisi şerif sabahın olması ya da ikinci fecrin doğmasıyla Vitir namazının vaktinin geçtiğini beyan ediyor.Bu ihtiyari olan vakittir.İstemeden geç kalınan vakit geç uyanan ve kendisi için fecrin sabaha kadar devam ettiği kimse gibidir.Bu da sayıları bakımından az olmayan sahabe -radıyallahu anhum- geldiği içindir.
57 Âişe -radıyallahua anhâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Duhâ namazını dört rekat kılardı. Allah Teâla ne kadar dilerse o kadar da ziyâde ederdi.''Sahihi Müslim.
عن عائشة رضي الله عنها قالت: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُصلِّي الضُحى أربعا، ويَزِيد ما شاء الله.
Âişe -radıyallahua anhâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Duhâ namazını dört rekat kılardı. Allah Teâla ne kadar dilerse o kadar da ziyâde ederdi.''
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Âişe -radıyallahu anhâ- Nebî -sallalalhu aleyhi ve sellem-'in Duhâ namazını dört rekât kıldığını ve her iki rekâtta selam verdiği zikretti.Sonra da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gücü ve dinçliğine göre dört rekâttan fazla kıldığını zikretti.
58 Abdullah b. Şakîk'ten rivayet edilmiştir: “Âişe -radıyallahu anhâ-'ya: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Duha namazını kılar mıydı?” diye sordum. Âişe: Hayır, fakat bir yolculuktan geldiği zaman.'' dedi.Sahih-i Müslim.
عن عبد الله بن شَقيق، قال: قُلت لعائشة: هل كان النبي صلى الله عليه وسلم يُصلِّي الضُّحَى؟ قالت: «لا، إلا أن يَجِيء من مَغِيبِه».
Abdullah b. Şakîk'ten rivayet edilmiştir: “Âişe -radıyallahu anhâ-'ya: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Duha namazını kılar mıydı?” diye sordum. Âişe: Hayır, fakat bir yolculuktan geldiği zaman.'' dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Âişe -radıyallahu anhâ- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Duhâ namazından soruldu.Kılıyormuydu yoksa kılmıyormuydu?O da şöyle cevap verdi:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Yolculuğundan döndüğü zaman hariç kılmazdı diyerek cevap verdi.Bu da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sürekli olarak Duhâ namazını kılmadığına delalet etmektedir.Bilakis bazı durumlarda kılar bazılarında kılmazdı.Diğer hadislerinde buna delalet ettiği gibi sürekli kılmamasının sebebi ümmetinin üzerine farz kılınmasından korktuğu içindir.Diğer hadislerin ışığında bir müslümanın sürekli olarak kılmasıda caizdir.
59 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur'an'dan bir sureyi öğrettiği gibi her işimizde istihare yapmayı öğretir
عن جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعَلِّمُنَا الِاسْتِخَارَةَ فِي الْأُمُورِ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ، يَقُولُ: «إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالْأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ، ثُمَّ لِيَقُلِ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي، وَمَعَاشِي، وَعَاقِبَةِ أَمْرِي» أَوْ قَالَ: «عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ، فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي» أَوْ قَالَ: «فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ، فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ، وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ، ثُمَّ أَرْضِنِي» قَالَ: «وَيُسَمِّي حَاجَتَه».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur'an'dan bir sureyi öğrettiği gibi her işimizde istihare yapmayı öğretir ve şöyle buyururdu:«Sizden biriniz bir işe niyetlendiği zaman, farz namazların dışında iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin: "Allah’ım! Senin ilmine güvenerek senden hayırlısını istiyor ve senin kudretine sığınarak senden güç diliyorum. Senin o muazzam lütfundan ihsan buyurmanı niyaz ederim. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter, benim ise yetmez; sen her şeyi bilirsin, ben ise bilemem. Çünkü sen, gaybı (bilinmeyeni) hakkıyla bilensin. Allah'ym! Eğer bu işin; dinim, yaşayışım ve işimin sonu bakımından –yahut şöyle buyurdu: şimdiki ve gelecekteki durumum açısından– benim için hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana takdir et, kolaylaştır ve sonra da onu hakkımda bereketli kıl! Eğer bu işin; dinim, yaşayışım ve işimin sonu bakımından –yahut şöyle buyurdu: şimdiki ve gelecekteki durumum açısından– benim için şer (kötü) olduğunu biliyorsan onu benden, beni de ondan uzaklaştır! Hayır nerede ise onu bana takdir et ve sonra beni bu karara razı kıl!"» Cabir -radıyallahu anh- sözlerine şöyle devam etti: «Sonra da (duayı okuyan kişi) ihtiyacı olan işi (ismini vererek) dile getirsin.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bir Müslüman, doğru ve hayırlı yönünü kestiremediği bir işi yapmak istediğinde, onun için istihare namazı kılması meşru kılındı. Nitekim Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına -radıyallahu anhum-, Kur'an'dan bir sureyi öğrettiği gibi bu namazı öğretirdi. Buna göre kul, farz namazların dışında iki rekât namaz kılar, sonra da şöyle diyerek Allah'a dua eder: «Allahumme innî estehîruke» “Allah’ım! Senden hayırlı olanı nasip etmeni ve beni onda muvaffak kılmanı isterim. Allah’ım, iki işin en hayırlısında başarı dileyerek Senin hidayetini isterim ve «bi ilmike» Bunu, her şeyi kuşatan engin ilmine dayanarak diliyorum. «ve estakdiruke» Senden kudret isterim hiçbir gücüm ve kuvvetim olmadığında ancak Seninle muktedir olmamı sağlamanı isterim, «bi kudratike» Çünkü Senin kudretin her şeye nüfuz eder; hiçbir şey Seni âciz bırakamaz. «ve eseluke min fadlike» Yine, geniş ve büyük fazlından bana ihsanda bulunmanı isterim. Zira Senin verdiğin her nimet, sırf lütuf ve keremindendir; hiçbir kimsenin Senin üzerinde bir nimet talep etme hakkı yoktur. «feinneke takdiru» Şüphesiz Sen her şeye kadirsin; ben ise Senin yardımın olmaksızın hiçbir şeye güç yetiremem. Sen, zahir ve batın olan her şeyi, hayrı ve şerri kuşatan eksiksiz ilminle bilirsin; ben ise ancak Senin tevfikin ve hidayetin sayesinde bilebilirim. «ve Ente Allâmu'l guyûb» Sen bütün gaybı da en iyi bilensin. Mutlak ilim ve eksiksiz kudret yalnız Sana aittir. Senden başkasının sahip olduğu bilgi ve güç ise ancak Senin takdir edip verdiğin kadardır. Ardından Müslüman, ihtiyacını açıkça zikrederek Rabbine dua eder ve şöyle der: "Allah’ım! İşimi Sana havale ettim. Eğer Sen, ezelî ve her şeyi kuşatan ilminle, şu işin —ihtiyacını burada belirtir; mesela bu evi satın almamın, bu arabayı almamın, bu hanımla evlenmemin veya buna benzer bir işin— benim için hayırlı olduğunu biliyorsan..." Eğer bu işi Senin ezelî ilminde «hayrun lî fî dînî» ki o din, işlerimin koruyucusu ve güvencesidir, «ve meâşî» dünyadaki yaşamımda, «ve âkıbeti emrî» yani işimin varacağı ve sonuçlanacağı noktada, veya şöyle dedi: «fî âcili emrî ve âcihilî» yani dünyada ve ahirette; «fakdurhu lî» onu benim için hazırla ve gerçekleştir ve «ve yessirhu lî» onu bana kolaylaştır, «summe bârik» ve hayrı benim için «lî fîhi» çoğalt, «ve in künte ta'lemu» ey Allah'ım «enne hâze'l-emra» kendisi hakkında istiharede bulunduğum bu şeyin «şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî» benim için dinim, dünya hayatım ve geçimim, işimin sonu ve akıbeti bakımından şerlidir; –veya şöyle dedi: «fî âcili emrî ve âcihihî»– yahut rivayette geçtiği şekliyle, dünya ve âhiretimde, işimin yakın ve uzak neticeleri açısından benim için kötüdür; «fasrifhu annî vasrifnî anhu, vakdur liye'l-hayra haysu kâne, summe ardınî bihî» o hâlde onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır. Benim için hayrı, nerede ve hangi şekilde olursa olsun, takdir et. Sonra da beni o hayra razı kıl.
- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- sahâbelerine bu namazı (istihâre namazını) öğretmeye ne kadar büyük bir önem verdiğini göstermektedir. Çünkü bu namazda çok büyük faydalar ve pek çok hayır bulunmaktadır.
- İstihâre yapmak ve ardından rivayetle sabit olan bu duayı okumak müstehaptır.
- İstihâre, hükmü itibarıyla mubah olan ve kişi açısından tercih hususunda tereddüt bulunan işlerde meşrudur. Ancak vacip veya müstehap olan bir işin aslında istihâre yapılmaz; çünkü bu tür işlerde asıl olan onları yerine getirmektir. Bununla birlikte, bu ibadetlerle ilgili bazı ayrıntılar hakkında istihâre yapılabilir. Meselâ umre veya hac yolculuğunda kiminle arkadaşlık edileceği, hangi kafileye katılınacağı gibi hususlarda istihâreye başvurulabilir.
- Farz ve müstehap olan şeyleri yapmak için istihâre yapılmaz, haram ve mekruh olan şeylerin de yapılmaması için istihâre yapılmaz.
- Dua namazdan sonraya bırakılır. Çünkü Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Sonra şöyle desin…” Eğer selamdan önce dua edilirse bir sakıncası yoktur.
- Kulun bütün işlerini Allah'a havale etmesi, kendi kudret ve kuvvetinin bir şey olmadığını bilerek hareket etmesi gerekir. Çünkü kul için Allah'ın verdiğinden başka hiçbir kudreti ve kuvveti yoktur.