Yeme İçme Adabı hadisleri
1 Şüphe yok ki Allah, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden ve bir şey içtikten sonra hamdetmesinden razı olur
عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ اللهَ لَيَرْضَى عَنِ الْعَبْدِ أَنْ يَأْكُلَ الْأَكْلَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا، أَوْ يَشْرَبَ الشَّرْبَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا».
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphe yok ki Allah, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden ve bir şey içtikten sonra hamdetmesinden razı olur.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kulun, Rabbinin lütuf ve ihsanına karşı O'na hamdetmesinin Allah'ın rızasını kazanacağı şeylerden biri olduğunu bildirmektedir. Yemeği yer ve "Allah'a hamdolsun" der, bir şey içer ve "Allah'a hamdolsun" der.
- Allah -Azze ve Celle-'nin cömertliği ifade edilmiştir. Rızık vererek lütufta bulunmuş ve hamdedilince razı olmuştur.
- Allah'ın rızası, yedikten ve içtikten sonra yapılan hamt gibi en kolay yollarla elde edilir.
- Yiyip içtikten sonra Allah Teâlâ'ya hamdetmek yeme içme adabındandır.
2 Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!”
عن عُمر بن أبي سلمة رضي الله عنه قال: كُنْتُ غُلَامًا فِي حَجْرِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَكَانَتْ يَدِي تَطِيشُ فِي الصَّحْفَةِ، فَقَالَ لِي رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا غُلَامُ، سَمِّ اللهَ، وَكُلْ بِيَمِينِكَ، وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ» فَمَا زَالَتْ تِلْكَ طِعْمَتِي بَعْدُ.
Ömer b. Ebî Seleme -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir. Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in himayesinde yetişen bir çocuktum. Yemek yerken, elim yemek tabağının her yanına giderdi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle dedi: «Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!” Bundan sonra benim yemek yeme tarzım hep bu oldu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in terbiyesi ve gözetimi altında yetişen, hanımı Ümmü Seleme -radıyallahu anha-'nın oğlu Ömer b. Ebî Seleme -radıyallahu anhuma- yemek yerken yemeği almak için elinin tabağın her tarafında gezdiğini haber vermiştir. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yeme adabından üçünü ona öğretmiştir: Birincisi: Yemeğin başında "Bismillah" demek. İkincisi: Sağ elle yemek yemek. Üçüncüsü: Tabakta yiyeceğini en yakın olduğu taraftan yemek.
- Yeme içme adabından birisi de başlarken besmele çekmektir.
- Çocuklara edep kurallarını öğretmek gerekir. Özellikle de sorumluluğumuz altında olanlara.
- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şefkati, çocukları eğitme ve terbiye etme konusundaki sabrı ifade edilmiştir.
- Yemek yeme adabından biri de, kişinin önündeki şeylerden yemesidir. Ancak birden fazla çeşit varsa, o takdirde onlardan alabilir.
- Sahabeler, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendilerine öğrettiği edep kurallarına riayet etmişlerdir. Ömer b. Ebî Seleme'nin; "Bundan sonra benim yemek yeme tarzım hep bu oldu." sözünden bu anlaşılmaktadır.
3 Biriniz yediği zaman sağ eliyle yesin, içtiği zamanda da sağ eliyle içsin. Çünkü Şeytan, sol eliyle yer ve sol eli ile içer
عن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْكُلْ بِيَمِينِهِ، وَإِذَا شَرِبَ فَلْيَشْرَبْ بِيَمِينِهِ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ، وَيَشْرَبُ بِشِمَالِهِ».
Abdullah bin Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz yediği zaman sağ eliyle yesin, içtiği zamanda da sağ eliyle içsin. Çünkü Şeytan, sol eliyle yer ve sol eli ile içer.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslüman'a sağ eli ile yiyip içmesini emretmiştir. Sol elle yiyip içmesini de yasaklamıştır. Çünkü Şeytan sol el ile yiyip içmektedir.
- Sol el ile yiyip içerek Şeytan'a benzemek yasaklanmıştır.
4 Biriniz idrarını yaparken zekerini (erkeklik organını) sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin ve (bir şey içerken) kabın içine solumasın
عَنْ أَبِي قَتَادَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يُمْسِكَنَّ أَحَدُكُمْ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ وَهُوَ يَبُولُ، وَلَا يَتَمَسَّحْ مِنَ الْخَلَاءِ بِيَمِينِهِ، وَلَا يَتَنَفَّسْ فِي الْإِنَاءِ».
Ebû Katâde -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz idrarını yaparken zekerini (erkeklik organını) sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin ve (bir şey içerken) kabın içine solumasın.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı adap kurallarını şöyle açıklamıştır: Erkeğin idrar yaparken sağ eliyle penisini tutmasını, sağ eliyle penis veya makattaki pisliği izale etmesini yasaklamıştır. Çünkü sağ el güzel işler için kullanılır. Ayrıca bir insanın bir şeyler içerken içtiği kabın içine solumasını da yasaklamıştır.
- İslam'ın ahlak ve temizlikteki üstünlüğünü anlatmaktadır.
- Pis şeylerden kaçınmak gerekmektedir. Eğer bir insan mecbur kalırsa sol eliyle yapar (taharetlenir).
- Sağ elin sol el üzerindeki üstünlüğü beyan edilmiştir.
- İslam hukukunun mükemmelliği ve öğretilerinin kapsamlılığı ifade edilmiştir.
5 Bir adam, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında sol eliyle yemek yedi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- adama: «Sağ elinle ye!» diye buyurdu. Adam: "Yiyemiyorum/Yapamıyorum!" diye cevap verdi. Bunun üzerine de Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Yiyemez/yapamaz ol!» dedi
عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْأَكْوَعِ رضي الله عنه: أَنَّ رَجُلًا أَكَلَ عِنْدَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِشِمَالِهِ، فَقَالَ: «كُلْ بِيَمِينِكَ»، قَالَ: لَا أَسْتَطِيعُ، قَالَ: «لَا اسْتَطَعْتَ»، مَا مَنَعَهُ إِلَّا الْكِبْرُ، قَالَ: فَمَا رَفَعَهَا إِلَى فِيهِ.
Seleme b. Ekva' -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında sol eliyle yemek yedi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- adama: «Sağ elinle ye!» diye buyurdu. Adam: "Yiyemiyorum/Yapamıyorum!" diye cevap verdi. Bunun üzerine de Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Yiyemez/yapamaz ol!» dedi ve «Onu böyle demeye kibri sevk etti!» diye buyurdu. Bundan sonra (o adam) elini ağzına (bir daha) kaldıramadı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- sol eliyle yemek yiyen bir adam gördü, ona sağ eliyle yemesini emretti. Bu adam kibirli davranıp yalan söyleyerek yapamadığını söyledi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de sağ eliyle bir daha yiyememesi için o kişiye beddua etti. Yüce Allah, peygamberinin duasına icabet etti ve bu adamın sağ eli felç oldu. Bundan sonra sağ elini yeme içmede bir daha kullanamadı.
- Sağ elle yemek yemek vacip, sol elle yemek yemek haramdır.
- Kibirlenerek dini hükümleri uygulamayan kimse cezalandırılmayı hak eder.
- Yüce Allah, Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in duasına icabet ederek ona değer vermiştir.
- Her durumda hatta yemek esnasında bile iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak dinen meşru kılınmıştır.
6 Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- hiçbir yemeği hiçbir zaman ayıplamamış, yermemiştir. O eğer iştahı varsa yemeği yerdi, hoşlanmazsa bırakır yemezdi, demiştir.
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: ما عاب رسول الله صلى الله عليه وسلم طعاما قط، إن اشتهاه أكله، وإن كرهه تركه.
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- hiçbir yemeği hiçbir zaman ayıplamamış, yermemiştir. O eğer iştahı varsa yemeği yerdi, hoşlanmazsa bırakır yemezdi, demiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- hiçbir yemeği hiçbir zaman ayıplamamıştır. O eğer iştahı varsa yemeği yerdi, hoşlanmazsa bırakır yemezdi.
7 “Ben bir yere dayanarak yemek yemem.”
عن أبي جُحَيْفَة رضي الله عنه قال: كنتُ عند النبي صلى الله عليه وسلم فقال لرجل عنده: «لا آكُلُ وأنا مُتَّكِئ».
Ebû Cuhayfe -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında bulunuyordum ve yanındaki bir adama: “Ben bir yere dayanarak yemek yemem.” dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste Ebû Cuhayfe Vehb b. Abdullah es-Suvâî -radıyallahu anh- bir kimsenin yastık yada benzeri şeye veyahutta iki elinden birisini yere koyup yaslanması gibi bir yere yaslanarak yemenin Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adeti olmadığını haber vermiştir. Bilakis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu oturuş şeklinden kaçınmıştır. Çünkü bu oturuş insana ağırlık ve tembellik veren çok yemeğin davetçisidir. Bedene zarar vermeyide içerir. Çünkü kişi dayanarak yediğinde yemeğin geçtiği yol düz değil eğimli olur. Tabiatı üzerine olmadığı için bundan kişi zarar görebilir. Aynı zamanda yemek yerken bir yere dayanmak kibirliliğe ve mütevazi olmamaya delalet etmektedir.
8 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kabın içine solumayı veya kaba üflemeyi yasakladı.
عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: «نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم أنْ يُتَنَفَّسَ في الإناء، أو يُنْفَخَ فيه».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kabın içine solumayı veya kaba üflemeyi yasakladı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadiste yeme içmenin bir adabından bahsedilmektedir. O da yemek yenilen veya su içilen kabın içine solumanın ve üflemenin yasak oluşudur. Kaba solumanın yasaklığı kabın kirletilmesi ve içine soluduktan sonra başka bir kimsenin içip ona zarar vermesinden dolayıdır. Aynı şekilde kendisi hem içip hemde aynı zamanda nefes aldığından dolayı belkide bu onun boğulmasına sebebiyet verebilir. Sünette geldiği üzere kabın dışında üç kez nefes alarak içmek daha lezzetli, kolay ve emredilmiş bir husustur. Bu hadiste aynı zamanda sıcak olması yada bir şeyi izale etmek için yemeğe yada içeceğe üflemenin yasak olduğundan bahsedilmektedir. Bunun sebebi yemek ve içeceğin korunmasıdır. Tükürük yada suya bulaşan kötü kokunun eseriyle kirlenmemesi içindir.
9 «Sizden birisi yemek yediği zaman elini yalamadıkça veya yalatmadıkça onu silmesin.»
عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: ««إذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلا يَمْسَحْ يَدَهُ حَتَّى يَلْعَقَهَا، أَوْ يُلْعِقَهَا».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden birisi yemek yediği zaman elini yalamadıkça veya yalatmadıkça onu silmesin.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yiyen kimsenin elini yalamadan ya da yalatmadan yıkamamasını ve silmemesini emretmiştir. Çünkü o kimse, bereketin yemeğin neresinde olduğunu bilemez. Bundan dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- parmakların yalanmasını emretmiştir. Belki de yemekteki bereket parmakta kalanlardadır.
10 Sarhoşluk verici her içki haramdır.
عن عائشة رضي الله عنها: «أَنَّ رسول الله صلى الله عليه وسلم سُئِل عن الْبِتْعِ؟ فقال: كل شَرَابٍ أَسْكَر فهو حَرَامٌ».
Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, bal şerbetinden yapılan içkinin hükmü soruldu. Bunun üzerine Rasûlullah : Sarhoşluk verici her içki haramdır'' buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-e, bal şerbetinden yapılan içkinin hükmü soruldu.Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- genel kapsamlı bir cevap verdi.Bundan istifade edilen şey şudur manası ve hakikati bir ise isimlerin farklı olmasına bakılmaz.Sarhoşluk veren her içki ne çeşitten elde edilirse edilsin haramdır.O hadis Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in az söz ile çok manayı ifade eden edebî vecizelerindendir.Rabbinden gelenleri güzel bir şekilde açıkladı.Bunun için peygamberliği müddetince insanlığı dünya ve ahirette mutlu edecek ilim ile geldi.
11 "İçkinin haram olduğu hükmü inmiştir. Bilesiniz ki bu içki beş şeyden; üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan ve arpadan yapılmaktadır."
عن عَبْدُ الله بن عمر رضي الله عنهما أن عمر قال -على منبر رسول الله- صلى الله عليه وسلم : "أما بعد، أيها الناس، إنه نزل تحريم الخمر وهي من خمسة: مِنَ العنب، والتمر، والعسل، والحنطة، والشعير. والخمر: مَا خَامَرَ العَقْلَ. ثَلاثٌ وَدِدْتُ أَنَّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم كَانَ عَهِدَ إلَيْنَا فِيهَا عَهْداً نَنْتَهِي إلَيْهِ: الجَدُّ، والكَلالَةُ، وأَبْوَابٌ مِنَ الرِّبَا".
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anuma- dedi ki: Ömer -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in minberinde şu açıklamayı yaptı: "Ey insanlar! İçkinin haram olduğu hükmü inmiştir. Bilesiniz ki bu içki beş şeyden; üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan ve arpadan yapılmaktadır. (Oysa) hamr (içki), aklı örten şeydir. Üç şey vardır ki, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu üç şey hakkında üzerinde karar kılacağımız bir açıklama yapmadan bizden ayrılıp (öbür âleme) gitmemesini ne kadar isterdim. Dedenin mirası, kelâle (çocuğu ve babası olmayıp ölen kişinin mirası) ve ribâ bölümünden bazısı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ömer -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mescidindeki minberinde bu hutbeyi vermiştir. Bu hutbesinde içkinin aklı örten şey olduğunu, sadece üzümden değil, aynı zamanda hurma, bal, buğday ve arpadan elde edilen sarhoş edici içkiler de olduğunu açıklamıştır. Bu hutbesinde Ömer -radıyallahu anh- üç mesele hakkında sorun yaşadıklarını, bu üç meselenin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- hayatta iken açıklanmasının gerçekleşmesini ve ona sorup çözmeyi temenni etmiştir. Bunlar dedenin mirası, (kelâle) çocuğu ve babası olmayıp ölen kişinin mirası ve faiz ile alakalı bazı meselelerdir. Allah'a hamd olsun bu üç meseledeki hüküm bilinmektedir. Burada kastedilen Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu meseleleri açıklamadan vefat ettiği değildir. Risaleti tamamlamış, emaneti yerine getirmiş ve Allah Teâlâ'dan bu meselelerden daha gizli ve daha önemi az olan meseleleri aktarmıştır. Ancak Ömer -radıyallahu anh- içtihada gerek kalmadan bu konuda apaçık delil olmasını istemiştir.
12 Şüphesiz Şeytan, üzerine Allah'ın adı anılmayan yemeği kendisine helâl kılmaya çalışır
عَنْ حُذَيْفَةَ رَضيَ اللهُ عنه قَالَ: كُنَّا إِذَا حَضَرْنَا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ طَعَامًا لَمْ نَضَعْ أَيْدِيَنَا حَتَّى يَبْدَأَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَيَضَعَ يَدَهُ، وَإِنَّا حَضَرْنَا مَعَهُ مَرَّةً طَعَامًا، فَجَاءَتْ جَارِيَةٌ كَأَنَّهَا تُدْفَعُ، فَذَهَبَتْ لِتَضَعَ يَدَهَا فِي الطَّعَامِ، فَأَخَذَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهَا، ثُمَّ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ كَأَنَّمَا يُدْفَعُ فَأَخَذَ بِيَدِهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ الشَّيْطَانَ يَسْتَحِلُّ الطَّعَامَ أَنْ لَا يُذْكَرَ اسْمُ اللهِ عَلَيْهِ، وَإِنَّهُ جَاءَ بِهَذِهِ الْجَارِيَةِ لِيَسْتَحِلَّ بِهَا فَأَخَذْتُ بِيَدِهَا، فَجَاءَ بِهَذَا الْأَعْرَابِيِّ لِيَسْتَحِلَّ بِهِ فَأَخَذْتُ بِيَدِهِ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، إِنَّ يَدَهُ فِي يَدِي مَعَ يَدِهَا».
Huzeyfe -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir yemeğe oturduğumuzda, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yemeğe başlamadan ve elini yemeğe uzatmadan biz ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir gün yine onunla birlikte bir yemekte bulunuyorduk. Derken, sanki birisi onu itiyormuş gibi aceleyle gelen bir genç kız, elini yemeğe uzatmak istedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hemen onun elini tuttu. Ardından yine sanki birisi onu itiyormuş gibi aceleyle gelen bir bedevî geldi ve elini yemeğe uzatmak istedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun da elini tuttu. Sonra şöyle buyurdu: «Şüphesiz Şeytan, üzerine Allah'ın adı anılmayan yemeği kendisine helâl kılmaya çalışır. Bu genç kızı da o yemeği kendisine helâl kılmak için getirdi; ben onun elini tuttum. Ardından bu bedevîyi de aynı maksatla getirdi; ben onun da elini tuttum. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Şeytanın eli, bu ikisinin eliyle birlikte benim elimin içindeydi.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Huzeyfe -radıyallahu anh- şöyle aktarmaktadır: "Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir yemekte bulunduğumuz zaman, o yemeğe başlamadan ve elini uzatmadan biz de ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defasında yine onunla birlikte bir yemekte bulunuyorduk. Derken, çok hızlı geldiğinden sanki birisi onu itiyormuş gibi görünen genç bir kız geldi ve elini yemeğe uzatmak istedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun elini tuttu. Ardından, yine sanki birisi tarafından itiliyormuş gibi aceleyle gelen bir bedevî geldi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, yemeğe dokunmasına fırsat vermeden onun da elini tuttu. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Şüphesiz Şeytan, bir kimse yemeğe Allah'ın adını anmadan başladığında o yemeğe ortak olup ondan yeme imkânı bulur. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle demiştir: Bu genç kızı da o yemeği kendisine helâl kılmak için getirdi; ben onun elini tuttum. Sonra bu bedevîyi de aynı maksatla getirdi; ben onun elini de tuttum. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Şeytanın eli, o kızın eliyle birlikte benim elimin içindeydi. Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın adını anarak (besmele çekerek) yemeğe başladı.
- Sahabelerin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e duydukları saygı ve ona karşı gösterdikleri üstün edep ve nezaketi ortaya koymaktadır.
- Yemek yeme adabının kurallarından biri de, küçüklerin büyük ve fazilet sahibi kişilerin yemeye başlayana kadar beklemeleridir.
- Şeytan, bazı gaflet içindeki kimseleri kendi hoşuna giden davranışlara yönlendirerek amaçlarına ulaşmaya çalışır. Bu hadiste anlatılan olay da bunun örneklerinden biridir.
- İmam Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Âlimler şöyle demişlerdir: Besmeleyi, başkalarının da işitip hatırlaması ve ona dikkat kesilmesi için açıktan söylemek müstehaptır.
- Yemek yemek isteyen bir kimsenin besmele çektiği duyulmamışsa, besmele çekinceye kadar elini nazikçe tutup yemeğe başlamasına engel olmak uygun bir davranıştır.
- Haram ve yanlış olan bir işi bilen kimsenin ona engel olması farzdır. Gücü yeten kimsenin ise münkeri eliyle değiştirmesi dinen emredilmiştir.
- Bu hadis, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğini gösteren delillerden (mucizelerden) biridir. Çünkü Allah Teâlâ, bu olayda meydana gelenleri kendisine bildirmiştir.
- Şeytan, Müminlerin yemeğine ancak yemeğe başlarken Allah'ın adı anılmadığı takdirde ortak olabilir.
- İnsanlara, İslâm'ın yemek ve içmekle ilgili edep kurallarını öğretmek müstehaptır.
- Dinleyicinin zihninde sözü pekiştirmek ve önemini vurgulamak için gerektiğinde yemin etmek müstehaptır.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Su, süt, bal şerbeti, çorba, ilaç ve diğer bütün içecekleri içerken besmele çekmek de, yemek yerken besmele çekmek gibidir.
- İmam Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bir kimse yemeğin başında besmeleyi; kasten, unutarak, bilmeyerek, zorlandığı için veya başka bir mazeret sebebiyle söylememiş olursa, yemek esnasında besmele çekme imkânı bulduğunda besmele çekmesi müstehaptır ve şöyle demesi tavsiye edilir: 'Bismillâhi evvelehu ve âhirehu (Başında da sonunda da Allah'ın adıyla).' Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biri yemek yiyeceği zaman Allah'ın adını ansın (besmele çeksin). Eğer yemeğin başında Allah'ın adını anmayı unutursa, "Bismillâhi evvelehu ve âhirehu (Başında da sonunda da Allah'ın adıyla)" desin.» Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivayet etmiştir.
13 «Eğer bu kimse bismillah deseydi yemek hepinize yeterdi.»
عن عائشة رضي الله عنها كان رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ طَعَامًا في سِتَّةٍ مِنْ أَصْحَابِهِ، فَجَاءَ أَعْرَابِيٌّ، فَأَكَلَهُ بِلُقْمَتَيْنِ، فقال رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم : «أَمَا إِنَّهُ لَوْ سَمَّى لَكَفَاكُمْ».
Aişe -radıyallahu anhâ anlatıyor: "Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bir defasında ashâbından altı kişi ile birlikte yemek yiyordu. Bir bedevî gelerek yemeği iki lokmada yiyip bitirdi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Eğer bu kimse bismillah deseydi yemek hepinize yeterdi.» diye buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir defasında ashâbından altı kişi ile birlikte yemek yiyordu. Bir bedevî gelerek yemeğin geri kalan kısmını iki lokmada yiyip bitirdi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Eğer bu kimse bismillah deseydi yemek hepinize yeterdi.» diye buyurdu. Ancak bu adam yemeğe başlamadan önce besmele çekmediği için yemeğin geri kalan kısmını iki lokmada bitiriverdi ve doymadı. Bu hadis yemekten önce besmele çekilmez ise bereketin kalkacağına dair bir delildir.
14 Yemeğinizi birlikte yiyin ve üzerine Allah'ın adını (besmeleyi) anın. Böyle yaparsanız yemeğinize bereket verilir
عَنْ وَحْشِيِّ بْنِ حَرْبٍ رَضيَ اللهُ عنه: أَنَّهُمْ قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا نَأْكُلُ وَلَا نَشْبَعُ، قَالَ: «فَلَعَلَّكُمْ تَأْكُلُونَ مُتَفَرِّقِينَ؟» قَالُوا: نَعَمْ. قَالَ: «فَاجْتَمِعُوا عَلَى طَعَامِكُمْ، وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ، يُبَارَكْ لَكُمْ فِيهِ».
Vahşî b. Harb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Sahâbîler: "Ey Allah'ın Rasûlü! Biz yemek yiyoruz ama doymuyoruz." dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-"Herhâlde yemeği ayrı ayrı yiyorsunuz?" diye buyurdu. Onlar: "Evet." dediler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Yemeğinizi birlikte yiyin ve üzerine Allah'ın adını (besmeleyi) anın. Böyle yaparsanız yemeğinize bereket verilir."
Derecesi: Hasen hadis · Kaynak: Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Sahâbeden bazıları Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle dediler: “Biz yemek yiyoruz; fakat bir türlü doymuyoruz.” Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara şöyle buyurdu: «Herhâlde yemeği ayrı ayrı yiyorsunuz; herkes tek başına mı yemek yiyor?» Sahâbeler: Evet, dediler. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «“Öyleyse bir araya gelerek, ayrı ayrı değil birlikte yiyin. Yemeğe başlarken ‘Bismillah’ diyerek Allah'ın adını anın. Böyle yaparsanız yemeğinize bereket verilir ve doyarsınız.»
- Yemek için bir araya gelmek ve yemeğe başlarken besmele çekmek, yemeğe bereket verilmesine ve o yemekten doyulmasına vesile olur.
- Ayrılık ve dağınıklık bütünüyle şerdir; birlik ve beraberlik ise bütünüyle hayırdır.
- Yemek yerken bir araya gelmeye ve yemeğe besmele ile başlamaya teşvik vardır.
- Sindî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bir araya gelmekle rızıklara bereket iner. Allah Teâlâ'nın adını anmakla (besmele çekmekle) ise Şeytan'ın yemeğe ortak olması ve ona ulaşması engellenmiş olur.
15 Hurmayı çifter çifter yemeyiniz. Zira Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bize hurmayı çifter çifter yemeyi yasakladı. İbn Ömer sözlerine devamla: Arkadaşından izin istemesi müstesnadır, dedi.
عن جَبَلَةَ بنِ سُحَيْمٍ، قال: أَصَابَنَا عَامُ سَنَةٍ مع ابنِ الزبيرِ؛ فَرُزِقْنَا تمرًا، وكان عبدُ اللهِ بنُ عمرَ رضي الله عنهما يَمُرُّ بنا ونحن نَأْكُلُ، فيقول: لا تُقَارِنُوا، فإنَّ النبيَّ صلى الله عليه وسلم نهى عن القِرَانِ، ثم يقولُ: إلا أَنْ يَسْتَأْذِنَ الرجلُ أَخَاهُ.
Cebele b. Suhaym şöyle dedi: İbn Zübeyr ile birlikte idik. O sene kıtlık oldu. Bize hurma dağıtılmıştı. Hurmayı yerken Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- yanımızdan geçer ve bize şöyle derdi: Hurmayı çifter çifter yemeyiniz. Zira Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bize hurmayı çifter çifter yemeyi yasakladı. İbn Ömer sözlerine devamla: Arkadaşından izin istemesi müstesnadır, dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Cebele b. Suhaym şöyle dedi: İbn Zübeyr ile birlikte idik. O sene kıtlık oldu. Bize hurma dağıttı. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- biz hurma yerken yanımızdan geçer ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in; hurmayı çifter çifter yemeyi yasakladığını haber verirdi. Yani bir toplum içinde insanlarla beraberken tek tek yenilen hurma gibi şeylerin çifter çifter yenmesini yasaklardı. Böyle tek tane olarak yenilen şeylerin, toplum içinde çifter çifter yenmesi yakışık değildir. Böyle bir davranış ortamdaki kişilerden daha fazla hurma yeme anlamına gelir ki bu da hoşa gitmez. Şayet izin alınması halinde çifter çifter yenilmesinde bir beis yoktur.
16 «Bu bizimle birlikte geldi, istersen girmesine izin verirsin, istemezsen geri dönüp gidebilir.»
عن أبي مسعود البدري رضي الله عنه قال: دَعَا رَجُلٌ النبيَّ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ له خَامِسَ خَمْسَةٍ، فَتَبِعَهُمْ رجلٌ، فلَمَّا بَلَغَ البابَ، قال النبيُّ صلى الله عليه وسلم : «إِنَّ هذا تَبِعَنَا، فَإِنْ شِئْتَ أَنْ تَأْذَنَ له، وإِنْ شِئْتَ رَجَعَ» قال: بَلْ آذَنُ له يا رسولَ اللهِ.
Ebu Mes’ud El-Bedrî -radıyallahu anh- anlatıyor-: Sahabeden biri Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-'i beş kişi ile birlikte yemeğe davet etti. Ancak onlarla birlikte altıncı bir kişi geldi. Kapıya ulaşınca Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- (davet sahibine): «Bu bizimle birlikte geldi, istersen girmesine izin verirsin, istemezsen geri dönüp gidebilir.» dedi. Ev sahibi de: "Müsaade ediyorum Ya Rasûlallah!" dedi.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Bir zat, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’i yemeğe davet eder. Davetlilerin sayıları beş kişiden oluşmaktadır. Arkalarından bir kişi daha kendilerine katılınca sayıları altıya ulaşır. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- davet sahibinin evine varınca altıncı kişi için izin isteyerek şöyle der: «Bu bizimle birlikte geldi, istersen girmesine izin verirsin, istemezsen geri dönüp gidebilir.» Ev sahibi de Allah Rasûlü'ne olan saygı ve ihtiramından dolayı müsaade eder.
17 "Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i üç parmağı ile yerken gördüm. O, yemeğini bitirdiği zaman parmaklarını yalardı."
عن كعب بن مالك رضي الله عنه قال: رأيتُ رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يأكلُ بثلاثِ أَصَابِعَ، فإذا فَرَغَ لَعِقَهَا.
Kâ’b İbn Mâlik -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre o, şöyle demiştir: "Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i üç parmağı ile yerken gördüm. O, yemeğini bitirdiği zaman parmaklarını yalardı."
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- üç parmağı ile yemek yerdi. Bunlar baş, işaret ve yüzük parmaklarıdır. Böyle yemek yemesi O'nun yemeğe karşı iştahsız ve isteksiz olmasını gösterir. Yemeğini bitirdiği zaman parmaklarını yalardı. Mustehab olan kişinin yemeği üç parmağı ile yemesidir. Şayet yenilen yemek üç parmak ile yenilemiyorsa kolay olan şeklide yenilir.
18 "Bir topluluğa su ikram eden kimse herkesten sonra su içer."
عن أبي قتادة الأنصاري وابن أبي أوفى رضي الله عنهما مرفوعاً: «سَاقِي القَوْمِ آخِرُهُمْ شُرْبًا».
Ebu Katâde ve İbn Ebi Evfâ'nın merfu olarak rivayet ettikleri hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir topluluğa su ikram eden kimse herkesten sonra su içer."
Derecesi: Bu hadisin her iki rivayeti de sahihtir · Kaynak: Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bir topluluğa, su, süt, kahve ya da çay ikram eden kimse herkesten sonra içer.
19 Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e zemzem verdim. Onu ayakta içti.
عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: سَقَيْتُ النبيَّ صلى الله عليه وسلم مِنْ زَمْزَمَ، فَشَرِبَ وهو قَائِمٌ. عن النَّزَّالِ بنِ سَبْرَةَ رضي الله عنه قال: أَتَى عَلِيٌّ رضي الله عنه بَابَ الرَّحَبَةِ، فَشَرِبَ قَائِمًا، وقال: إِنِّي رأيتُ رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ كَمَا رَأَيْتُمُونِي فَعَلْتُ. عن عمرو بن شُعّيْبٍ، عن أبيه، عن جَدِّهِ رضي الله عنه قال: رأيتُ رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَشْرَبُ قَائِمًا وقَاعِدًا.
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e zemzem verdim. Onu ayakta içti. Nezzâl İbn Sebre -radıyallahu anh- şöyle dedi: Ali -radıyallahu anh- Bâbu’r–Rahabe’ye geldi ve ayakta su içti. Sonra da: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in benim içtiğimi gördüğünüz gibi su içtiğini gördüm, dedi. Amr İbn Şuayb’ın babasından onun da dedesinden rivayet ettiğine göre, dedesi şöyle dedi: Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ayaktayken de otururken de su içtiğini gördüm.
Derecesi: Hasen Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir.
Açıklaması ve çıkarımlar
İbn Abbas –radıyallahu anhumâ- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e zemzem verdiğini ve onu ayakta içtiğini haber verdi. Ali İbn Ebi Talib –radıyallahu anh- zemzemi ayakta içti ve şöyle dedi: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- benim içtiğimi gördüğünüz gibi su içti. Abdullah İbn Amr –radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ayaktayken de oturarak da içerken gördüğünü haber verdi.
20 Bizler, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında yürürken yerdik ve ayakta iken de içerdik.
عن ابنِ عُمَرَ رضي الله عنهما ، قال: كُنَّا على عَهْدِ رسولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم نَأْكُلُ ونحنُ نَمْشِي، ونَشْرَبُ ونحنُ قِيَامٌ.
Abdullah İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-’dan merfû olarak rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: “Bizler, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında yürürken yerdik ve ayakta iken de içerdik.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Sahabelerin bu davranışı, ayakta iken yeme ve içmenin caiz olduğuna delâlet etmektedir. Bu, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ikrarı/onayı sebebiyledir. Fakat efdal olan, insanın oturmuş durumdayken yiyip içmesidir. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yolu budur. O, ayakta yemez ve içmezdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ayakta içmekten yasakladığına dair gelen hadis sahih olarak sabittir. Ancak bu yasaklama tahrim/haram kılma hükmünü içermemektedir. Ayakta içmek hakkında meydana gelen ihtilafta tercihe en şayan olan hüküm, oturarak yeme ve içmenin daha güzel ve daha iyi olduğudur. Fakat ayakta yiyip içmede de bir beis yoktur.
21 «Sizden biriniz ayakta su içmesin!»
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لا يشربَنَّ أحدٌ منكم قائما».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz ayakta su içmesin!»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, insanın ayakta içmesinin yasak olduğunu içerir. Tabiki buradaki yasak, ayakta içmeye ihtiyaç olmayan durumlar için geçerlidir. Buradaki yasak mekruh oluşa delalet eder.
22 «Hiçbiriniz ayakta su içmesin. Unutarak içen kimse de kussun!»
عن أنسٍ رضي الله عنه عن النبيِّ صلى الله عليه وسلم : أَنَّهُ نَهَى أَنْ يَشْرَبَ الرجلُ قَائِمًا. قال قَتَادَةُ: فقلنا لأنسٍ: فالأَكْلُ؟ قال: ذلك أَشَرُّ - أو أَخْبَثُ. وفي رواية: أَنَّ النبيَّ صلى الله عليه وسلم زَجَرَ عن الشُّرْبِ قائمًا. عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «لَا يَشْرَبَنَّ أَحَدٌ منكم قَائِمًا، فمن نَسِيَ فَلْيَسْتَقِئْ».
Enes -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: Bir kimsenin ayakta su içmesini yasaklamıştır. Râvi Katâde şöyle dedi: Biz Enes’e, ya ayakta yemek nasıldır? diye sorduk. Enes: Ayakta yemek daha beter (veya kötüdür), dedi. Başka bir rivayette: “Ayakta su içmekten men etmiştir.” şeklinde geçmektedir. Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiçbiriniz ayakta su içmesin. Unutarak içen kimse de kussun!»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Enes -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir kimsenin ayakta su içmesini yasaklamıştır. Râvi Katâde b. Diâme es-Sedûsî -rahimehullah- şöyle demiştir: Biz Enes -radıyallahu anh-'a: "Ya ayakta yemek yemenin hükmü nedir?" diye sorduk. "İçmek gibi o da yasaklanmış mıdır?" dedik. Enes: "Ayakta yemek daha beter (veya kötüdür)", dedi. Hadiste; «Ayakta su içmekten men etmiştir.» şeklinde geçmektedir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin ayakta içmesini yasaklamıştır. Bunu yapan kimsenin midesindekini geri çıkarması müstehaptır. Ancak bundan dolayı günahkâr değildir. Çünkü ayakta içmek mekruhtur, haram değildir.
23 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- su tulumunun yahut kırbanın ağzından su içmeyi yasakladı.
عن أبي هريرة وعبد الله بن عباس رضي الله عنهم قالا: نَهَى رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُشْرَبَ مِنْ فِي السِّقاءِ أو القِرْبَةِ.
Ebu Hureyre ve Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhum-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre onlar şöyle demişlerdir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- su tulumunun yahut kırbanın ağzından su içmeyi yasakladı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Buhârî rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- su tulumunun ağzından su içmeyi eziyet vermesinden dolayı yasaklamıştır. İçinde, içenin görmediği bir şey olabilir ve içen kimse onu yutabilir.
24 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ağzı kırık su tulumlarından (kaplarından) su içmeyi yasakladı.
عن أبي سعيدٍ الخُدْرِيِّ رضي الله عنه قال: نهى رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم عن اخْتِنَاثِ الأَسْقِيَةِ.
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ağzı kırık su tulumlarından (kaplarından) su içmeyi yasakladı.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- katlanmış ve ağzı kırık su tulumlarından su içmeyi yasaklamıştır. Çünkü içinde eziyet (zarar) veren bir şey içen kimsenin midesine gidip ona zarar verebilir.
25 "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- içilecek şeylere üflemeyi yasaklamıştı."
عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم نهى عنِ النَّفْخ في الشّراب، فقال رجل: القَذَاة أَرَاهَا في الإناء؟ فقال: «أَهْرِقْهَا». قال: إِنِّي لا أَرْوى من نَفَس واحد؟ قال: «فَأَبِنِ القدح إذًا عن فِيك».
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- içilecek şeylere üflemeyi yasaklamıştı. Bunun üzerine bir adam: "Kaba çerçöp düştüğünü görürsem ne yapayım?" deyince, «Kaba düşen şeyi dök!» buyurdu. Bu defa adam: "Bir nefeste içince suya kanmıyorum", dedi. Rasûl-i Ekrem de: «O takdirde su kabını ağzından çek!» buyurdu.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Mâlik rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- içilecek şeylere üflemeyi yasaklamıştı. Bunun üzerine bir adam: Ya Rasûlallah! İnsan kaba çerçöp düştüğünü gördüğünde, onu çıkarmak için içine üflüyor deyince Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kaba düşen şeyi dök ve içine üfleme!» buyurdu. Bu defa adam: "Bir nefeste içince suya kanmıyorum", dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona: «O takdirde su kabını ağzından çek, nefes al sonra tekrardan iç!» dedi.
26 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e içecek bir şey getirdiler, o da ondan içti. Sağında da bir çocuk vardı.
عن سهل بن سعد رضي الله عنه : أن رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بشرابٍ، فَشَرِبَ منهُ وعن يميِنِه غُلامٌ، وعن يسارِه الأشياخُ، فقالَ للغُلامِ: "أَتَأذَنُ لِي أنْ أُعْطِيَ هؤلاء؟"، فقالَ الغلامُ: لا واللهِ يا رسولَ اللهِ، لا أُوثِرُ بنَصِيبي منك أحداً. فَتَلَّهُ رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم في يدِه.
Sehl b. Sa'd Es-Sâidî -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e içecek bir şey getirdiler, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e içecek bir şey getirdiler, o da ondan içti. Sağında da bir çocuk vardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- çocuğa: “Bana, bunlara vermem için izin verir misin?” diye sordu. Çocuk: “ Hayır! Vallahi senden gelen nasibime kimseyi tercih edemem! Dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onu çocuğun eline bıraktı.” Tellehu ifadesinin anlamı koydu, (eline bıraktı) anlamındadır. Hadiste zikri geçen çocuk; Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-’dır.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in içeceği, çocuktan önce yaşlılara vermek için çocuktan izin alması hususu vardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, çocuktan izin almayı sadece yaşlıların kalplerini kaynaştırmak ve onlara olan sevgisini ve saygısını göstermek için yapmıştı. Eğer sünnette bunu yasaklayan bir şey yoksa durum böyledir. Bu hadis, ikram etme hususunda ikram eden kimseye göre onun sağında olan kimsenin öncelikli hak sahibi olduğunu içermektedir. İkram eden kimsenin sağında bulunan kimseden izin alması gerekmemektedir. Ancak izin almasında da bir beis yoktur. Şayet ikram, dini bir fayda ve uhrevî bir fazilet içeriyorsa ikramın sol taraftakine verilmesine izin vermemesi gerekir.
27 Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yediği zaman üç parmağını yalardı.
عن أنس بن مالك رضي الله عنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه كان إذا أكل طعاما، لعق أصابعه الثلاث. قال: وقال: «إذا سقطت لُقمة أحدكم فليُمِطْ عنها الأذى، وليأكلها ولا يَدَعْهَا للشيطان» وأمر أن تُسْلَتَ القَصْعَةُ، قال: «فإنكم لا تدرون في أيِّ طعامكم البركة» وعن جابر بن عبد الله رضي الله عنه أن رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قالَ: "إنّ الشيطانَ يَحضُرُ أحدَكُم عندَ كلِ شيءٍ من شَأنِه، حتى يَحضُرَهُ عندَ طعامِهِ، فإذا سَقطتْ لقمةُ أحدِكُم فليَأخُذْها فَلْيُمِطْ ما كانِ بها من أذى، ثم ليَأكُلْها ولا يَدَعْها للشيطانِ، فإذا فَرَغَ فليَلْعَقْ أصابعَهُ، فإنه لا يَدري في أيِّ طَعامه البركة"
Enes İbn Mâlik ve Câbir İbn Abdullah –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yediği zaman üç parmağını yalar ve şöyle derdi: «Sizden birinizin lokması düşecek olursa onu alsın ve üzerindekileri temizleyip yesin, onu şeytana bırakmasın.» Ayrıca bize tabağı da sıyırmamızı emreder ve; «Bereketin, yemeğinizin neresinde olduğunu bilemezsiniz.» derdi. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiç şüphesiz ki şeytan, yaptığınız her işte ve hatta yemeğinizde dahi yanınızda hazır bulunur. Öyleyse birinizin yemeğinden bir lokma yere düşerse onu alsın, üzerine bulaşan şeyleri temizleyip yesin ve onu şeytana bırakmasın. Yemeği bitirince de parmaklarını yalasın. Çünkü bereketin, yemeğinin neresinde bulunduğunu bilemez.»
Derecesi: Bu hadisin her iki rivayeti de sahihtir · Kaynak: Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadiste, şeytandan uzak durulması ve şeytanın, insanın işlerinde onunla beraber olduğu, bundan dolayı davranışlarında dikkatli olması tembih edilmektedir. İnsan (yemek için) hazırlık yapar ve ondan sakınır şeytanın süslü göstermesine aldanmaz. İnsan için yemekte bereket vardır. İnsan, bu bereketin, yediğinde mi, parmaklarında kalanda mı, tabağın dibinde mi, yemekten kalanda mı yoksa düşen lokmada mı olduğunu bilmez. Bereketin hâsıl olması için bunların hepsine dikkat etmek gerekir. Bereket kelimesinin aslı artma, hayrın sürekliliği ve faydalanma demektir. Burada anlatılmak istenen; yemekle beslenmek, kendi sonunu selâmette kılmak ve Allah Teâlâ’ya itaatte kuvvetli olmak kuvvetli hale gelmektir. Bazı doktorlar, parmak uçlarının yemekte yalanmasının, bir salgının salgılanmasını sağlayarak yemeğin hazmını kolaylaştırdığını zikretmişlerdir.
28 İki kişinin yemeği üç kişiye, üç kişinin yemeği dört kişiye yeter.
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : "طعام الاثنين كافي الثلاثة، وطعام الثلاثة كافي الأربعة". وفي رواية لمسلم عن جابر رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: "طعام الواحد يكفي الاثنين، وطعام الاثنين يكفي الأربعة، وطعام الأربعة يكفي الثمانية".
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre Allah Rasûulü –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: ‘’İki kişinin yemeği üç kişiye, üç kişinin yemeği dört kişiye yeter.’’ Muttefakun aleyh. Cabir –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğunu işittim: ‘’Bir kişinin yemeği, iki kişiye; iki kişinin yemeği dört kişiye; dört kişinin yemeği sekiz kişiye yeter.’’ Müslim rivayet etmiştir.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadiste bir başkasına yemek yedirmeğe teşvik vardır. Az da olsa ikramda hedeflenen şeye bunun yeterli olacağı haber verilmiştir. Yemekte hazır bulunanları da kapsayacak bir bereket olmuştur. Nebi -aleyhissalatu vesselâm- fedakarlıkta bulunmaya teşvik etmiştir. Şayet sen, sana yetecek diye karar kıldığın bir yemek ile gelirsen, başka bir kişi de gelirse ona karşı (yemeğini paylaşmayarak) cimrilik etme. Bu yemek benim deme. Bilakis ona da ver ki yemek iki kişiye de yetsin.
29 «Kabların ağzını örtün. Su kırbalarının ağzını bağlayın. Kapıları kapatın ve kandilleri söndürün. Çünkü şeytan bağı çözemez, kapıyı açamaz ve kapağı kaldıramaz.»
عن جابر رضي الله عنه مرفوعًا: «غَطُّوا الإِناء، وأَوْكِئُوا السِّقَاءَ، وأَغْلِقُوا الأبوابَ، وأَطْفِئُوا السِّرَاجَ؛ فإن الشيطان لا يَحُلُّ سِقَاءً، ولا يَفْتَحُ بَابًا، ولا يَكْشِفُ إِناءً، فإن لم يجد أحدكم إلا أن يَعْرُضَ على إِنَائِهِ عُودًا، ويذكر اسم الله، فَلْيَفْعَلْ؛ فإن الفُوَيْسِقَةَ تُضْرِمُ على أهل البيت بَيْتَهُم».
Câbir -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kabların ağzını örtün. Su kırbalarının ağzını bağlayın. Kapıları kapatın ve kandilleri söndürün. Çünkü şeytan bağı çözemez, kapıyı açamaz ve kapağı kaldıramaz. Eğer sizden birisi (kabların üzerini) kapayacak bir şey bulamazsa, besmele çekerek bir çubuğu (o kabın) üstüne koysun. (Kandilleri de söndürsün.) Çünkü fare, içeridekilerin üzerine evi yakabilir.»
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- haşerattan, diğer eziyet verici şeylerden ve (geleceyin) inen vebadan korumak için kabların ağzını kapamayı, kırbaların ağzını bağlamayı, dinî ve dünyevî maslahatlar, fesat ve abesle iştigal edenlerden malları ve canları korumak için kapıları kapamayı emretti. Evin ve ev ahalisinin yanma riskini ortadan kaldırmak için kandillerin söndürülmesini irşad etmiştir. Hadis, gece yatma vaktine hamledilir. Aynı zamanda şeytanın bağı çözemeyeceğini, kapıyı ve kapalı kabların kapağını açamayacağını haber vermiştir. İçindekilerin bir kısmı ya da tamamı görünmediği için kabların kapağını kapamak mümkün olmazsa açık olarak bırakılmaz. Enlemesine bir çubuk koyar ve kapları, kırbaların ağzını ve kapıları kapatırken besmele çeker. Kandil gibi yanıcı maddeler, uyumadan önce söndürmeden olduğu hal üzerine bırakıldığında fare gibi hayvanların oynayıp uyku esnasında ev halkının yanmasına sebebiyet verebileceğini zikretmiştir.
30 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- parmakların yalanmasını ve yemek kabının sıyrılmasını emretti ve şöyle buyurdu: "Muhakkak ki sizler, bereketin hangisinde olduğunu bilmezsiniz."
عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما ، أنَّ رسول الله صلى الله عليه وسلم أمر بَلَعْقِ الأصابع والصَّحْفَةِ، وقال: «إنَّكم لا تدرون في أَيِّهَا البركة». وفي رواية: «إذا وقعت لُقْمَةُ أحدكم فليأخذها، فَلْيُمِطْ ما كان بها من أذى، وليأكلها ولا يدعها للشيطان، ولا يمسح يده بالمِنْدِيلِ حتى يَلْعَقَ أصابعه فإنه لا يدري في أَيِّ طعامه البركة». وفي رواية: «إن الشيطان يحضر أحدكم عند كل شيء من شأنه، حتى يحضره عند طعامه، فإذا سقطت من أحدكم اللُّقْمَةُ فَلْيُمِطْ ما كان بها من أذى، فليأكلها ولا يدعها للشيطان».
Cabir b. Abdullah -radıyallahu anhuma- dedi ki: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- parmakların yalanmasını ve yemek kabının sıyrılmasını emretti ve şöyle buyurdu: “Muhakkak ki sizler, bereketin hangisinde olduğunu bilmezsiniz.” Başka bir rivayette ise; ”Birinizin lokması düştüğü zaman hemen onu alsın ve onda bulunan toz, toprak ve benzeri şeyleri gidersin, sonra da onu yesin. Sakın o düşen lokmayı şeytana terk etmesin. Yemek yediği parmaklarını da yalamadıkça parmaklarını bir mendille silmesin. Şüphesiz yemek yiyen kimse bereketin, yemeğinin hangi kısmında olduğunu bilmez.” Başka bir rivayette ise; ”Muhakkak ki şeytan, sizin her birinizin yanında her bir işinde hazır bulunur. Hatta yemek yediği sırada dahi onun yanında bulunur. (O halde) sizden birinizin lokması düştüğü zaman o lokmadaki toz vb. şeyleri gidersin ve sonra da onu yesin. Sakın o lokmayı şeytana bırakmasın.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Müslim rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Câbir b. Abdullah -radıyallahu ahuma- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yemek yeme adabından bazı şeyleri nakletmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır: Kişi yemeğini bitirdiği zaman parmaklarını yalar ve üzerinde yemekten bir eser kalmayacak şekilde tabağını sıyırır. (Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:) “ Muhakkak ki sizler bereketin, yemeğinizin hangi kısmında olduğunu bilmezsiniz.” Aynı şekilde şunlar da yemek yeme adabındandır: İnsan lokması yere düştüğü zaman onu bırakmaz. Şeytan insanın her işinde onun yanında hazır olarak bulunur ve lokmayı hemen alıverir. Fakat bu alma işi onun lokmayı alışına bakmadığımızda gerçekleşir. Çünkü bu alma işi gaybîdir, biz göremeyiz. (Yani duyu organları ile algılayabildiğimiz bir şey değildir.) Fakat bizler şeytanın lokmayı yediğini, es-Sadıku’l Masdûk olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bize vermesi ile öğrendik. Her ne kadar hissi olarak lokmayı önümüzde görüyor olsak da, şeytan onu gaybî olarak yemektedir. Bu durum; tasdik etmemiz gereken gaybî meselelerdendir.
31 Sizden birisi düğün yemeğine davet edilirse hemen icabet etsin.
عن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «إذا دُعِيَ أحدكم إلى الوَلِيمَة فَلْيَأْتِهَا».
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Sizden birisi düğün yemeğine davet edilirse hemen icabet etsin.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Hadis, müslüman kişi zifaf için - öncesinde, hemen akabinde yada sonrasında- hazırlanan yemeğe davet edilirse müslüman kardeşinin gönlünü hoş etmek ve mutluluğuna ortak olmak için davetine icabet etmesi gerekir. Alimlerin cumhuru vacip olduğunu söylemişlerdir. Çünkü başka hadislerde davete icabet etmeyen kimse Allah'a ve Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı gelmiş olarak isimlendirilmiştir. Buda ancak vacibin terk edilmesiyle olur.
32 En şerli yemek, zenginlerin çağrılıp, fakirlerin çağrılmadığı velime (düğün) yemeğidir. Davete katılmayan kimse Allah'a ve Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e isyan etmiş olur.
عن أبي هريرة رضي الله عنه أنه كان يقول: «شر الطعامِ طعامُ الوليمة، يُدعى لها الأغنياء ويُترك الفقراء، ومن تَرك الدعوة فقد عصى الله ورسوله صلى الله عليه وسلم ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle diyordu: En şerli yemek, zenginlerin çağrılıp, fakirlerin çağrılmadığı velime (düğün) yemeğidir. Davete katılmayan kimse Allah'a ve Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e isyan etmiş olur.
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: Muttefekun Aleyh
Açıklaması ve çıkarımlar
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edilen bu eser merfu hükmünde olduğunu, -aleyhisselatu vesselam-'ın sözü olarakta rivayet edildiğini .ifade etmektedir. En şerli yemek, zenginlerin çağrılıp, fakirlerin çağrılmadığı velime (düğün) için hazırlanan yemektir. Bunun sebebi fakirlerin küçük görülmesidir. Zenginlerin davet edilme kasdı ise riya, saygınlık ve şöhret olma talebinden dolayıdır. Bu kasıttan dolayı en şerli yemek olmuştur. Eğer davette her iki grup bulunuyorsa şerli olma özelliği ortadan kalmış olur. Asılda Allah Teâlâ'ya evlilik nimetinden dolayı şükrünü izhar etmek için düğün yemeği meşru kılınmıştır. Sonra bu hadis bir özrü olmadığı halde düğün yemeğine iştirak etmeyen kimsenin Allah'a ve Rasûlü'ne isyan etmiş olacağını ifade etmektedir. Çünkü icabet etmede maslahatlar olduğu için hazır bulunmak zorunlu kılınmıştır.
33 “Bereket yemeğin ortasına iner. Bu sebeple tabağın ortasından değil, kenarlarından itibaren yiyiniz.”
عن ابن عباس رضي الله عنهما أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «البَرَكة تنْزِلُ وَسَطَ الطَّعام، فَكُلُوا مِن حافَّتَيْه، ولا تأكلوا مِنْ وَسَطِه».
İbn Abbâs’dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Bereket yemeğin ortasına iner. Bu sebeple tabağın ortasından değil, kenarlarından itibaren yiyiniz.”
Derecesi: Sahih Hadis · Kaynak: İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Bu hadis, bir tabak yada tepsi etrafında toplanıldığında uygulanması gereken sofra arabından bahsetmektedir. Öyleki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ortaya konulan tabağın ortasından değil, kenarlarından yenilmesini emretmiştir. Çünkü bu yemekte Allah'ın bahşetmiş olduğu bereket ve hayır, yemeğin ortasına iner. Yemeğin bereketi; yemek az olsa bile çok kişiye yeter, yemeğin hazmı kolay olur, yemekten bir şey kalırsa el sürülmeden temiz olarak kalmış olur, yemek yiyenlerden sonra gelenler ondan istifade ederler. Ancak yemeğin ortasından başlamak yemeği ifsat eder ve sonradan gelen kimse onu çirkin görür ve çok dahi olsa çöpe atılır.
34 Enes b. Sîrîn şöyle dedi: Ben, Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- ile birlikte Mecûsîlerden bir grubun yanında idim. Gümüşten bir kap içinde pelte tatlısı getirildi; Enes onu yemedi. Getiren kişiye, onu başka bir kaba aktarması söylenildi; o da ağaçtan yapılmış bir kaba aktarıp getirdi, Enes de ondan yedi.Beyhakî hasen bir isnad ile rivayet etmiştir.''Halanc'':Tahtadan yapılan yemek kabıdır.
عن أنس بن سيرين، قال: كنت مع أنس بن مالك رضي الله عنه عند نفر من المجوس؛ فجيء بفَالُوذَجٍ على إناء من فضة، فلم يأكله، فقيل له: حوله، فحوله على إناء من خَلَنْجٍ وجيء به فأكله.
Enes b. Sîrîn şöyle dedi: Ben, Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- ile birlikte Mecûsîlerden bir grubun yanında idim. Gümüşten bir kap içinde pelte tatlısı getirildi; Enes onu yemedi. Getiren kişiye, onu başka bir kaba aktarması söylenildi; o da ağaçtan yapılmış bir kaba aktarıp getirdi, Enes de ondan yedi.
Derecesi: İsnadı hasendir · Kaynak: Beyhakî rivayet etmiştir
Açıklaması ve çıkarımlar
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- Mecusilerden bir toplululğun yanında iken gümüşten bir kap içerisinde ismi Fâlunc (pelte) olan bir tatlı getirildi ve ondan yemedi.Onu değiştirip tahtadan yapılmış bir kabın içerisine koydular ve ondan yedi.